<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erken Teşhis Hayat Kurtarır &#187; Dermatoloji</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/dermatoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>Hastalık Belirtilerinizi Arama Motoruna Yazın Sonuçları Görüntüleyin</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2010 18:41:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kıl Dönmesi Hastalığı (Pilonidal Sinüs)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kil-donmesi-hastaligi-pilonidal-sinus</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kil-donmesi-hastaligi-pilonidal-sinus#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 14:06:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kalçada koyu renkli ya da kanlı akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[kuyruk sokumu bölgesinde hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kuyruk sokumu bölgesinde kızarıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35704]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13511</guid>
		<description><![CDATA[Kıl dönmesi hastalığı kuyruk sokumu bölgesinde görülür Kıl Dönmesi Hastalığını Kolaylaştıran Faktörler Kıl Dönmesi Hastalığı Ve Kanser Gelişimi Kıl Dönmesi Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir? ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> kuyruk sokumu bölgesinde kızarıklık, kuyruk sokumu bölgesinde hassasiyet, ateş, halsizlik, bulantı, kalçada koyu renkli ya da kanlı akıntı<span id="more-13511"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35704</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Pilonidal sinüs, kuyruk sokumu bölgesinde cildin altında bir kavite (boşluk, kist ) gelişimidir. Pilonidal&#8217;in literaratürdeki anlamı &#8221;kıl yuvasıdır&#8221;. Çünkü kavitede boşlukta, kist içinde sıklıkla kıl bulunur. Bu boşluğun iltihabı sonucu kuyruk sokumu bölgesinde cildin altında kronik infeksiyon meydana gelir. Sıklıkla kalçaların arasındaki derinin kıllara verdiği reaksiyondan oluşur. Araştırmalar, orta hattaki kıl follikülerinin cilt salgıları ya da kıllar ile tıkanması sonucu hastalığın başladığını göstermektedir. Bu folliküllerin açılması sonucunda infeksiyonun cilde yayılması ile oluşan bir hastalıktır. Bu doğuştan olan bir durum değildir.</p>
<p>Kıl dönmesi hastalığı kuyruk sokumu bölgesinde görülür</p>
<p>Kıl Dönmesi Hastalığını Kolaylaştıran Faktörler</p>
<p>1. Vücut kıllarının ve günlük dökülen kıl miktarının fazla olması,</p>
<p>2. Kalçalar arasındaki yarığın (natal kleftin) dar ve derin olması sonucu kıllara uygulanan emme kuvvetinin artmasıyla dökülen kılların dar ve derin olukta uzun süre beklemesi,</p>
<p>3. Derinin uzun süre nemli kalmasının kılların batmasını kolaylaştırması,</p>
<p>4. Kalçalar arasındaki yarıkta çatlak ya da nedbe dokusunun olması,</p>
<p>5. Uzun süre oturarak çalışmaya bağlı olarak burada biriken kılların devamlı olarak bu bölgede yaralanmaya (travmaya) neden olması,</p>
<p>6. Kötü hijyen; uzun sure bu bölgenin yeterince temizlenmemesidir.</p>
<p>Kimleri Etkiler ?</p>
<p>Hastalık kadınlara göre erkeklerde sık görülür ve sıklıkla ergenlik dönemi ile 40 yaş arasında görülür. Şişmanlarda ve vücut kılları kalın ve sert olanlarda sık görülür.</p>
<p>Belirtiler Nelerdir?</p>
<p>Bazı hastalarda hiçbir belirti vermeyebilir. Belirtiler küçük bir çukurdan büyük ağrılı bir kitleye kadar değişebilir. Berrak, koyu renkli ya da kanlı akıntı olabilir. Enfeksiyonla beraber kuyruk sokumu bölgesi kırmızı, hassas hale gelebilir ve pürülan akıntı olabilir. Enfeksiyon şiddetli olursa ateş, halsizlik ve bulantıya da yol açabilir.</p>
<p>Hastalık, bir çok değişik tablo ile karşımıza çıkabilir. Hastaların tamamına yakınında, akut apse süreci diye tanımlayabileceğimiz ileri derecede ağrı, ateş, hassasiyet ile seyreden bir atak olur. Sıklıkla pürülan akıntı ve cerahat (irin) ile sonlanır. Apse dağıldıktan sonra kendiliğinden ya da tıbbi müdahale sonucu bir çok hastada pilonidal sinüs gelişir. Sinüs cildin yüzeyinin altında uzanan, yüzeye bir ya da daha fazla küçük ağız yada kanalla açılan bir boşluktur. Bu sinüslerin çok azı tedavisiz iyileşmesine rağmen hastaların çoğunun ameliyat olması gerekir. Kronik hastalık, şişme, ağrı ve akıntı ile seyreden ataklara neden olur. Bu durumu tedavi etmek için cerrahi tedavi her zaman gereklidir.</p>
<p>Kıl Dönmesi Hastalığı Ve Kanser Gelişimi</p>
<p>Pilonidal sinüste kanser gelişme riski oldukça düşüktür ancak çok uzun süre tedavisiz kalan hastalarda çok nadir olarak kanser gelişebilir. Kanser gelişen olgularda tekrarlayan infeksiyon atakları ve kronik irritasyona bağlı yassı hücreli (squamöz hücreli) kanser gelişebilir. Bu kanserin özelliği yanık ve nedbe dokusu üzerinde gelişen kanserlere benzer.</p>
<p>Kıl Dönmesi Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?</p>
<p>Tedavi, hastalığın durumuna bağlıdır.</p>
<p>Akut Apse Gelişimine Neden Olan Kıl Dönmesi Hastalığı:</p>
<p>Akut apse varlığında, bir insizyon (kesi) yapılıp, pürülan materyalin, (irin &#8211; cerahatın) boşaltılması sağlanmalıdır. Bu durumda iltihap ve ağrının gerilemesi ile tedavi edilir. Bu işlem apsenin büyüklüğüne ve hastanın tercihine göre ameliyathanede genel anestezi ile veya poliklinikte lokal anestezi ile de yapılabilir. Küçük bir kesi ile cerahatin (püy) boşaltılması sağlanır. İşlemden sonra bu bölge her gün banyo yapılarak veya duş ile temizlenir. Amaç buradaki cerahat, kıl ve doku artıklarının temizlenmesidir.</p>
<p>Kronik Kıl Dönmesi Hastalığı ve Konservatif Tedavi:</p>
<p>Tekrarlayan infeksiyon atakları, akıntıya neden olan olgularda genelde ameliyat önerilmektedir. Bazı kliniklerde ameliyat dışı konservatif (tutucu) yöntemler uygulanmaktadır.</p>
<p>Sklerozan Madde Enjeksiyonu:</p>
<p>Bu yöntemde sinüs ağzı genişletilerek içerisindeki tüm kıllar temizlenir. Daha sonra sağlıklı cilt korunarak 2-3 cc %80 lik fenol sinüs içine verilir. İşlem gerektiğinde aralıklı olarak tekrarlanabilir. Bu işlem poliklinik koşullarında rahatlıkla yapılabilir.</p>
<p>Diğer yöntemler :</p>
<p>Fenolden başka kavitenin koterize edilmesi, kriyoterapi, gümüş nitrat ve %80-90&#8242;lık alkol de bu amaçla kullanılabilir.</p>
<p>Her iki yöntemin tedavideki başarısı sınırlıdır. Pek tercih edilen yöntemler değildir.</p>
<p>Kronik Kıl Dönmesi Hastalığı ve Cerrahi Tedavi:</p>
<p>Tekrarlayan enfeksiyon atakları veya devamlı akıntı olan vakalarda ameliyat düşünülmelidir. Aşağıda daha ayrıntılı olarak anlatılan ameliyatlarda özet olarak kıl kisti kavitesinin (kist, sinüs) bir bütün olarak çıkarılması veya üzerinin tamamen açılması gerekmektedir. (resim 2) Bu bölge açık bırakılabileceği gibi, başka yerden kaydırılan deri (fleple) ile kapatılma yapılabilir. Her hastanın durumuna uygun yöntemi doktor hastasıyla tartışır ve doğru ameliyatın seçilmesine yardımcı olur.</p>
<p>Cerrahi Yöntemler:</p>
<p>1- Kıl Kistlerinin (Pilonidal Sinüsün) Açılması (Kistotomi): Sadece kıl kistlerinin oluşturduğu boşluğun tavanı açılarak içerisi temizlenir. Kıl kistlerinin arka duvarı (sinüs iç duvarı) çıkarılmaz. Sık sık pansuman yapılarak kıl kistlerinin oluşturduğu boşluk diğer adı ile sinüs boşluğunun kendiliğinden dolması beklenir. Lokal anestezi ile yapılabilir. İyileşme süresi ortalama 3-5 haftadır. Eşlik eden infeksiyon varsa antibiyotik verilir. Nüks oranı; %7-16 arasında değişir.</p>
<p>2- Kıl Kistlerinin Açılması ve Kist Kenarının Cilde Dikilmesi (Marsupializasyon): Sadece kıl kistlerinin oluşturduğu boşluğun tavanı açılarak içerisi temizlenir. Kıl kistlerinin arka duvarı (sinüs iç duvarı) çıkarılmaz. Bu şekilde kıl kistlerinin (pilondal sinüs kistinin) tabanı kalacak şekilde çıkarılmış olur. Yara kenarları geride kalan kistin tabanına dikilir . Böylece geride kalan boşluk küçültülmüş olur. Bu yöntemde hastaların günlük pansumanların yapılması ve bu sırada ölü dokular ve yaraya dökülen kılların titizlikle temizlenmesi gerekir. İyileşme süresi yaklaşık 4-6 haftadır. Nüks oranı %1-6 arasında değişir.</p>
<p>3- Kıl Kistlerinin Cerrahi Olarak Çıkarılması ve Yaranın Açık Bırakılması: Tüm kıl kistlerinin ağızlarını (sinüs ağızlarını) içine alacak şekilde yapılan bir eliptik kesi ile kıl kistleri sakral kemik üzerindeki fasiaya kadar tamamen çıkarılır. Yara açık bırakılır. Sık sık pansuman yapılarak ameliyatla oluşturulan boşluğun vücud tarafından doldurulması beklenir. Genel veya bölgesel anestezi ile yapılabilir. İyileşme süresi ortalama 4-7 haftadır. Nüks oranı %1-7 arasında değişir.</p>
<p>Kıl kistlerinin çıkarılması: Yan ve Arkadan görünüm</p>
<p>4- Kıl Kistlerinin Cerrahi Olarak Çıkarılması ve Yaranın Primer Kapatılması: Kıl kistleri (sinüsler) tamamen çıkarıldıktan sonra yara yerine 1 adet kapalı emici dren konularak yara dudakları karşı karşıya gelecek şekilde dikişlerle kapatılır. Bu yöntemde pansumana gerek olmaz. İyileşme süresi genellikle 2 haftadır. Nüks oranı % 6-22 arasında değişir.</p>
<p>5- Kıl Kistlerinin Cerrahi Olarak Çıkarılması ve Yaranın Flep ile Kapatılması: Kıl kistleri (sinüsler) tamamen çıkarıldıktan sonra yara yerine 1 adet kapalı emici dren konularak geride kalan boşluğu çevrede dokulardan oluşturulan greftler ile kapatmak oldukça etkili bir yöntemdir. Bunlara flep çevirme ameliyatları denir. Flep yönteminin pek çok avantajı vardır. Kıl kistleri ve bu kistlerin ağızları (sinüs, sinüs ağzı), enflamasyona uğramış olan cilt geniş olarak çıkarılabilmekte ve geride kalan boşluk sağlam dokularla gerilimsiz olarak kapatılabilmektedir. Ayrıca dikiş hattının vücud orta hattında olması önlenebilmektedir (vücud orta hattındaki yaralar geç iyileşmektedir). Buna ek olarak hastalığın oluşmasını kolaylaştıran kalçalar arasındaki dar ve derin yarık kaydırılan flep ile ortadan kaldırılmış olur.</p>
<p>Kıl kistlerinin çıkarılması ve yandan sağlam doku kaydırılması</p>
<p>Değişik flep yöntemleri vardır. Hangi tipte flep uygulanacağına kıl kistlerinn yerleşimi (sinüsün şekli), komplike olup olmaması ve geride kalacak olan boşluğun şekline göre karar verilir. Fleplerin nüks oranları %0-5 arasında değişmektedir.</p>
<p>Kıl Dönmesi Hastalığı Neden Nüksetmektedir</p>
<p>İyileşme dokusunun (skar dokusunun) orta hatta olması, enfeksiyon, kılların yeterince temizlenmemesi, kılların yeniden yara yerine girmesi veya batması yarada iyileşme sürecinde ölü boşlukları kalmasıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, kıl dönmesi hastalığının tedavisinde ameliyatı yapan doktorun titiz çalışmasının yanında hastanın da hijyenik şartlara uyması gerekir. Hangi ameliyat yapılırsa yapılsın bu bölge düzenli olarak kıllardan temizlenmeli, her gün banyo yapılarak vücut kıllardan arındırılmalıdır.</p>
<p>Cerrahi Sonrası Tedavi Nasıldır?</p>
<p>Yara kapatıldı ise (primer veya flep ameliyatları) deri tamamıyla iyileşinceye kadar kuru ve temiz tutulmalıdır.</p>
<p>Yara açık bırakıldı ise yarada oluşan sekresyonları salgıları ve akıntıları uzaklaştırmak ve yaranın alttan yukarı doğru iyileşmesini sağlamak için pansuman yapılması gereklidir. Bu dönemde ve iyileşme sonrasında kalça derisi temiz ve kılsız tutulmalıdır. Bu durum 30-35 yaşında kadar 2 ya da 3 haftada bir traş yapılarak ya da kıl dökücü kremler kullanarak sağlanmalıdır. 30-35 yaş sonrası kıllar zayıf ve ince hale gelmekte ve kalçalar arası derinlik azalmaktadır.</p>
<p>Hastalık Tekrarlar Mı ?</p>
<p>Ameliyat sonrası tercih edilen ameliyata ve hastaya ait faktörlere bağlı olarak değişen oranlarda hastalığın tekrarlaması söz konusu olabilir. Bunu önlemek için kılların temizlenmesine dikkat edilmelidir. Kılları temizlemek için kıl dökücü kremler veya traş önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kil-donmesi-hastaligi-pilonidal-sinus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Sivilceleri</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/ergenlik-sivilceleri</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/ergenlik-sivilceleri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 06:44:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[boyun ve vücutta birtakım noktacıkların belirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35617]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12977</guid>
		<description><![CDATA[Bu hastalığın çeşitli tipleri bulunmakla beraber, ergenlik yaşlarında görülmesi ergenlik sivilcesi adının verilmesine yol açmıştır; tıp dilinde acne vulgaris denir. Ergenlik yaşında olan dört kişiden, yaklaşık olarak üçünde ergenlik sivilcesi bulunur ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Yüz, boyun ve vücutta birtakım noktacıkların belirmesi<strong><br />
<span id="more-12977"></span><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35617</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Yüz, boyun ve vücutta birtakım noktacıkların belirmesine yol açan bir hastalık (akne). Bu hastalığın çeşitli tipleri bulunmakla beraber, ergenlik yaşlarında görülmesi ergenlik sivilcesi adının verilmesine yol açmıştır; tıp dilinde acne vulgaris denir.</p>
<p>Ergenlik yaşında olan dört kişiden, yaklaşık olarak üçünde ergenlik sivilcesi bulunur. Bu durum, erkeklerde, kızlardan daha çok görülür. Sivilcelerin oluşmasında kalıtınım da etkisi vardır. Kızlarda buluğ, erkeklerden daha erken gerçekleştiği için bu tür sivilceler de daha çabuk belirir. Sivilcelerin biri kaybolurken bir başkası ortaya çıkar ve bu durum genellikle yirmi yaşına dek sürer. Sivilceler erginlerde hemen hemen hiç görülmez.</p>
<p>Ergenlik sivilcesi olan kimselerin derisi yakından incelenirse, ufak siyah noktacıkların varlığı dikkati çeker. Tıp dilinde bunlara komedo denir. Komedo, bir kıl dibinden ayrılmış deri kepeği ile buraya komşu yağ bezinden salgılanmış balmumu niteliğinde bir madde olan sebumun karışımından oluşmuştur. Komedolar, kılların çıkacağı delikçikleri tıkarlar. Sebum delik içinde birikerek deliğin şişmesine yol açar. Böylece oluşmuş şişliğe papül denir. Papül kısa bir süre sonra patlar ve içindekiler dışarı akar. Bazen papüller mikroplanır ve içlerinde ufak irin odaklan oluşur. Bu odaklar ağrıya yol açarlar ve tıp dilinde püstül adını alırlar.</p>
<p>Papüller gibi bunlar da bir süre sonra derinin yüzeyine içindekileri boşaltarak, iyileşirler. Bazen bu yangılanma, derinin derinliklerine yer alan yağ bezlerine dek yayılır ve bu bezleri yıkar. Bezlerdeki yangı derinin altındaki alana yayılır ve içi irin dolu kesecikler oluşur. Bu kesecikler, zamanla birbirlerine açılarak küçük kanalcıklar meydana getirirler; kanalların tavanını meydana getiren deri yıpranır ve bu şekilde oluşan yaralar hem güç iyileşir hem de iyileştikten sonra iz bırakırlar.</p>
<p>Ergenlik sivilceleri, insanın görüntüsünü olumsuz yönde etkilediğinden bu yaştaki gençler için ruhsal sıkıntılara da yol açabilir. Ergenlik sivilcelerinin buluğ çağında belirmeleri, bunların cinsiyetle ilgili olduğu düşüncesine yol açmıştır. Bazı kadınlarda, adet zamanında sivilcelerin ortaya çıkması bu kanıyı desteklemiştir.</p>
<p>XVII. yüzyılda, John Johnston adlı İskoçyalı bir hekim ergenlik sivilcelerinin kendi kendini tatminin sonucu olduğunu ileri sürmüştür. Bugün bile bu asılsız inancı paylaşanlar vardır. Aslında ergenlik sivilceleri ile cinsiyet arasındaki ilişki bir hormonsal bağdan ibarettir. Buluğ sırasında salgılanmaya başlanan cinsiyet hormonları, sadece üretim sisteminin ve ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimine değil, deride bazı değişikliklere de yol açar. Bu hormonların başlıcaları erkeklik hormonu testosteron ile kadınlık hormonları olan progesteron ile östrojendir. Bütün bu hormonlar hem erkekte hem de kadında bulunur ve yumurtalık, erbezi ve böbrek üstü bezleri tarafından salgılanırlar. Erkekte testosteron, kadında östrojen miktarı daha yüksektir.</p>
<p>Hem testosteron ve hem de östrojen, deride bulunan yağ bezlerini etkilerler. Ancak, sivilcelerin oluşumuna yol açan ana neden testosteronun östrojene oranla biraz fazla olmasıdır. Gerçekten de, kadın ya da erkeklere çeşitli nedenlerle uygulanan testosteron tedavisi sırasında bu sivilceler çoğalır, östrojen de bunların iyileşmesine yol açar. Yaklaşık olarak 100 yıl önce İstanbul’da harem ağalarında ergenlik sivilcelerinin görülmediğini saptamış olan Profesör Lorenz Rigler’in gözlemleri de bu düşünceyi doğrulamıştır.</p>
<p>Hormonsal dengenin bozulması hem içinde kıl büyüyen delikçiklerin çeperinde kepeklenmeye, hem de sebum salgısının çoğalmasına yol açmaktadır. Vücudun birçok yerinde kıl bulunduğu halde bu durumun sadece yüz, boyun ve gövdede belirmesinin nedeni halen bilinmemektedir. Aradaki farkın, bu alanlardaki kıl taslaklarının bulunduğu delikçiklerin ve yağ bezlerinin daha belirlenmemiş özelliklerinden ileri geldiğine inanılmaktadır.</p>
<p>Tropikal ülkelerde yolculuk yapanlarda da özel bir ergenlik sivilcesi tipi görülür. Buna tropikal akne adı verilir. Tropikal akne, çoğu kez hızlı bir şekilde gelişir ve hastanın memleketine dönmesinden sonra yavaş yavaş geçer.</p>
<p>Bir de endüstride kullanılan klorlanmış hidrokarbonların yol açtıkları klorakne denen bir başka ergenlik sivilcesi vardır. Bu kimyasal maddeler de, komedoların oluşumuna yol açmaktadır.</p>
<p>Hafif vakalarda ergenlik sivilcelerine belirli bir tedavi uygulanmaz. Bunlar kendiliğinden geçerler. Sivilcelerin bulunduğu alanın sık sık yıkanması, hem komedoları hem de bu alandaki bakterileri gidererek çok yararlı olur. Sivilceler yangılanmışsa heksaklorogenli antiseptik sabunlar kullanılır. Yıkanmayla yerinden alınamayan komedolar, ortasında ufak bir delik bulunan kaşıklan andıran komedo çıkarıcısı adlı bir aletle alınırlar. Derinin en üst tabakalarını yerinden ayıran kremlerin uygulanması da aynı sonucu sağlar.</p>
<p>Genellikle kükürtlü olan bu kremlerin derinin sivilceli alanına birkaç gün belirli sürelerle uygulanması sonucu oluşan tepki, derinin en üst katının yerinden ayrılması sonucunu doğurur. Çok ileri vakalarda, cerrahi yöntemlerden de yararlanılır. İrinli alan ufak bir neşter ile yarılır. Bazı hekimler ağız yolu ile sulfamit ve antibiyotikler vererek yangılanmış sivilceleri iyileştirmektedirler. Bu amaçla daha çok penisilin ve tetrasiklin kullanılmaktadır. Bu tür tedavi başlangıçta yararlı olmakla beraber, bir süre sonra sivilceler yeniden belirebilirler.</p>
<p>Bazı kimselerde antibiyotik ve sülfamitlere karşı alerji bulunması tedavinin kısıtlanmasına yol açar. Bazı hekimler de testosteronun sivilcelerin oluşumundaki rolünü göz önünde tutarak, hastalara kadın hormonu verirler. Ancak hormon bazı yan etkilere yol açabilir. Son yıllarda gebe kalmamak için doğum kontrolü hapları kullanan kadınlarda bu sivilcelerin kaybolması dikkati çekmiştir. Bu hapların sivilceler üstündeki olumlu etkisi içlerinde bulunan östrojen hormonundan ileri gelmektedir. Birçok deri hastalıkları uzmanı çikolata, kakao, kahve ve baharatlı besinlerin sivilcelerin belirmesini kolaylaştırdığına inanmaktadırlar. Sivilcelerin bıraktıkları izler ancak hastalık geçtikten sonra giderilebilir. Bu izleri çok defa estetik cerrahi uzmanları giderirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/ergenlik-sivilceleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akantozis</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/akantozis</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/akantozis#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 06:43:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35616]]></category>
		<category><![CDATA[Üst deri katlarından en alttakinin yozlaşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12975</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Üst deri katlarından en alttakinin yozlaşması Spitall Taxonomy Id: 35616 Akantozis Yunanca diken anlamına gelen bir sözcükten türetilmiştir. Akantozis nigrikans: Derinin kahverengi ya da siyah bir renk alması ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Üst deri katlarından en alttakinin yozlaşması<strong><br />
<span id="more-12975"></span><br />
</strong></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35616</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Üst deri katlarından en alttakinin yozlaşması. Akantozis Yunanca diken anlamına gelen bir sözcükten türetilmiştir.</p>
<p>Akantozis nigrikans: Derinin kahverengi ya da siyah bir renk alması. Çok az görülen bu durum boyunda, boyun kökünde, apış arasında bakışımlı olarak belirir; renk değiştiren alanlarda nasıra benzer çıkıntılar oluşur. Bunlara akantomata adı da verilir. Bu durum ergin kimselerde, vücudun bir alanında kanser bulunduğunu haber verir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/akantozis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gül Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/gul-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/gul-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 08:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[deride kırmızı bir halka]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[madalyon şeklinde döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[sivilceye benzeyen bir doku]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35440]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12828</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi:  sivilceye benzeyen bir doku, deride döküntü, deride kırmızı bir halka, madalyon şeklinde döküntü, halsizlik, ağrı Gül hastalığı (Pityriasis rosea), stres, sıkıntı gibi nedenlerle ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong> sivilceye benzeyen bir doku, deride döküntü, deride kırmızı bir halka, madalyon şeklinde döküntü, halsizlik, ağrı<br />
<span id="more-12828"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35440</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Gül hastalığı (Pityriasis rosea), stres, sıkıntı gibi nedenlerle ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır.</p>
<p>Başlangıcında öncelikle sivilceye benzeyen bir doku çıkar, sonra bu doku döküntü haline dönüşür ve kırmızı bir halka halini alır. Yüzde çıkmaz. Bu hastalığın görülmesi durumunda tahriş edici kıyafetler giyilmez ve kese cilde uygulanmaz. Hastalığın geçiş süresi bünyeden bünyeye değişiklik gösterir. Geçtiğindede hiçbir iz kalmaz. Sıcaklayıp terlemeden kaçınılmalı, ıslak tutulmamalı temiz tutulup doktora başvurulmalıdır. Ortalama 20-25 gün süren bir cilt hastalığı.</p>
<p>Pityriasis rosea (Gül hastalığı) her yaşta görülebilen, fakat sıklıkla 10-35 yaşlara arasında rastlanılan döküntülü bir deri hastalığıdır. Döküntü birkaç hafta veya yıl sürebilir. Genellikle hastalık kalıcı bir iz bırakmaz, fakat esmer kişilerde zaman içinde gerileyen kahve renkli lekeler kalabilir.</p>
<p>Hastalığın diğer bulguları nelerdir?</p>
<p>Bu hastalık göğüs veya sırtta geniş pembe bir leke şeklinde başlar. Bu lekeye madalyon belirtisi denir. Sıklıkla bu leke halka şeklini alıp orta kısmı solar, bu nedenle de mantar sanılıp mantar ilaçları uygulanabilir. Bu döküntü mantar enfeksiyonu olmadığı için bu kremler faydalı olmaz. Birkaç hafta içinde çok sayıda pembe döküntü meydana gelir, hatta bazen yüzlerce döküntü gövde, kollar ve bacaklarda görülür. Döküntü boyunda, nadiren yüzde görülebilir. Bu döküntüler madalyon döküntüsünden daha küçüktür ve yine mantar hastalığı ile karıştırılabilirler. Döküntüler ovaldir ve sırtta cam ağacına benzer şekilde dağılırlar. Bazen hastalık çok şiddetli ve yaygın olabilir. Hastaların yarısında kaşıntı vardır, özellikle sıcakta kaşıntı artar.</p>
<p>Ara sıra halsizlik ve ağrı gibi diğer bulgular görülebilir. Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler. Fakat bazen daha uzun da sürebilir. Fiziksel aktiviteler ve sıcak banyo döküntüyü arttırabilir. Bazı olgularda döküntü geriledikten birkaç ay sonra tekrarlayarak birkaç ay sürebilir.</p>
<p>Hastalığın nedeni nedir?</p>
<p>Hastalığın nedeni belli değildir. Sebebi bir bakteri veya mantar enfeksiyonu değildir. Ayrıca bir alerjik reaksiyon da değildir. Herhangi bir iç hastalıkla ilişkisi yoktur.</p>
<p>Bir virüsün bu döküntüye neden olabileceği düşünülebilir. Diğer viral enfeksiyonlardaki gibi hastada halsizlik ve yorgunluk bulunabilir. Fakat hastalığın virüs enfeksiyonu sonucunda oluştuğu ispatlanmamıştır. Diğer virüs enfeksiyonlarının aksine Pitriasis rozasea kişiden kişiye bulaşmaz.</p>
<p>Tanı nasıl konulur?</p>
<p>Tanı dermatolojik muayene ile konulur. Pitriasis rosea genellikle sırtı, boynu, göğsü, karnı ve kol ve bacakların üst bölümünü etkiler. Döküntü farklı kişilerde farklı biçimlerde görülebildiğinden bazen tanıda zorluk çekilebilir. Döküntünün sayısı ve boyutları kişiden kişiye değişir, ara sıra döküntü vücudun farklı alanlarında, örneğin vücudun alt kısmı ve yüzde görülebilir. Gövdede ki mantar enfeksiyonu ile karıştırılabilir. Bazı ilaçlara karşı olan döküntülerde pitriasis roseaya benzeyebilir. Dermatoloji Uzmanınız tanı koymak için bazı kan testleri isteyebilir, gerekirse biyopsi yapabilir.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?</p>
<p>Kaşıntıyı gidermek için ağızdan alınan veya sürülebilen bir takım ilaçlar kullanılabilir. Nemlendirici losyonlar yazılabilir. Sıcak olmayan ılık banyolar yapılması tavsiye edilir. Döküntüyü arttıracak fiziksel aktivitelerden kaçınılması önerilir.</p>
<p>Bazen kortizon gibi antienflamatuar tedaviler kaşıntıyı baskılamak için verilebilirler. Hastalar bu hastalığın önemli bir hastalık olmadığı konusunda bilgilendirilmelidir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki pitriasis rosea sık rastlanılan bir hastalıktır ve genellikle hafif geçirilir. Bir çok hasta tedavi ihtiyacı duymaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/gul-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bowen Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/bowen-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/bowen-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:26:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[deride kabuk bağlamış kırmızı kabartılar]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35614]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12819</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: deride kabuk bağlamış kırmızı kabartılar Spitall Taxonomy Id: 35614 Tanım: Bowen tarafından tanımlanmış bir deri hastalığı Genellikle deride kabuk bağlamış kırmızı kabartılarla belirlenir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> deride kabuk bağlamış kırmızı kabartılar</p>
<p><span id="more-12819"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35614</p>
<p><strong></p>
<p></strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>İlk defa Amerikalı deri hastalıkları uzmanı John T. Bowen tarafından tanımlanmış bir deri hastalığı. Genellikle deride kabuk bağlamış kırmızı kabartılarla belirlenir. Epitelyom denilen urlar, derinin örtücü hücrelerinin vaktinden evvel boynuzsu madde haline geçmesi ve stoplazmanın erimesi ile gelişir. Bu hastalık, kanserin erken devri sayılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/bowen-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halep Çıbanı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/halep-cibani</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/halep-cibani#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[deride hafif bir kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[deride pembemsi]]></category>
		<category><![CDATA[mor ve kırmızıya çalan bir kabarcık]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35613]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12816</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: deride hafif bir kaşıntı, deride pembemsi, mor ve kırmızıya çalan bir kabarcık Görüldüğü yerlere özgü türlü adlarla anılır: Delhi çıbanı, Aşkabat çıbanı, Bağdat çıbanı, Ceriho çıbanı, Antep çıbanı Halep çıbanı, Yılçıbanı, Şark çıbanı gibi. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> deride hafif bir kaşıntı, deride pembemsi, mor ve kırmızıya çalan bir kabarcık</p>
<p><span id="more-12816"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35613</p>
<p><strong></p>
<p></strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Vücudun açık yerlerinde, özellikle yüzde ve kollarda, deri üstünde meydana gelen ve iyileştikten sonra bir daha silinmez bir iz bırakan bulaşıcı ve salgın hastalık.</p>
<p>Hindistan, İran, Irak, Türkiye’nin güneydoğu bölgesi (özellikle Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Urfa illeri), Filistin ve kuzey Afrika ülkelerinde sık sık görülür. Görüldüğü yerlere özgü türlü adlarla anılır: Delhi çıbanı, Aşkabat çıbanı, Bağdat çıbanı, Ceriho çıbanı, Antep çıbanı. Halep çıbanı, Yılçıbanı, Şark çıbanı gibi.</p>
<p>Hastalık XVII. yüzyıldan beri bilinmekle, birlikte mikrobu 1903′te Wright tarafından tanımlanmıştır. Hastalığın yapıcısı, Leishmania tropica ya da Leishmania Wright adıyla adlandırılan bir asalaktır. Asalağı, sinekler ve özellikle Phlebotomus papatasii denilen bir tatarcık taşır. Asalağın deriye girdiği yerde hafif bir kaşıntı, bir süre sonra ufak, pembemsi, giderek mor ve kırmızıya çalan bir kabarcık ortaya çıkar. Kısa zamanda su toplayarak üzeri kabuk bağlar. Kabuk bir süre sonra düşer; yara ikinci kez su toplar ve kabuk bağlar. Kabuğu pürtüklü, çapı 22,5 cm. olan yara, üç ay ile bir yıl arasında değişen bir süre sonunda yeniden düzgün, derin, çürük renkli bir iz bırakır. Bütün bunlar ağrısız ve ateşsiz olarak gelişir.</p>
<p>Halep çıbanından korunmanın tek yolu, asalağı taşıyan tatarcık ve sineklerin üreyecekleri yerleri ortadan kaldırmak ya da ince delikli cibinlik, koruyucu elbise, böcek kaçıran ilaçlar kullanmaktır.</p>
<p>En geçerli tedavi çıbanı daha küçükken ameliyatla çıkarmak, gelişmiş çıbanlara elektrik tedavisi ve antibiyotik uygulamaktır. Çıban kişide bağışıklık meydana getirir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/halep-cibani/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miksödem</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/miksodem</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/miksodem#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:04:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Deri altı dokusunun sıvıyla dolması sonucu deride ve deri altı dokusunda beyazımsı ve yumuşak bir şişkinliğin belirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35597]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12783</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Deri altı dokusunun sıvıyla dolması sonucu deride ve deri altı dokusunda beyazımsı ve yumuşak bir şişkinliğin belirmesi Deri altı dokusunun sıvıyla dolması sonucu deride ve deri altı dokusunda beyazımsı ve yumuşak bir şişkinliğin belirmesi ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Deri altı dokusunun sıvıyla dolması sonucu deride ve deri altı dokusunda beyazımsı ve yumuşak bir şişkinliğin belirmesi</p>
<p><span id="more-12783"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35597</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Deri altı dokusunun sıvıyla dolması sonucu deride ve deri altı dokusunda beyazımsı ve yumuşak bir şişkinliğin belirmesi. Sinirlerin zedelenmesi ya da bir organın son derece güçsüzleşmesi (kaşeksi) sonucunda da ortaya çıkabilmekle birlikte, genellikle kalkanbezinin salgılama yetersizliğinin sonucudur.</p>
<p>Miksödem doğuştan olabileceği gibi sonradan da edinilebilir. Doğuştan miksödem kalkanbezinin bulunmamasının ya da yetersiz çalışmasının sonucudur. Kalkanbezinin yokluğu ya da yetersiz gelişmesi zihinsel, fiziksel ve cinsel gelişmeyi etkilediği için, doğuştan miksödemin başlıca belirtileri olan cücelik, aptallık, cinsel güçsüzlük ortaya çıkar. Çocuk üç ve dört aylık olunca uyuşukluk görülür; dili büyür ve ağzından sarkar, derisi yumuşar, ruhsal ve fiziksel gelişmesi aksar.</p>
<p>Tedavi kalkanbezinin yokluğu ya da yetersizliği nedeniyle, hasta çocukta eksik olan kalkanbezi hormonlarının verilmesine dayanır Hasta çocuğa ameliyatla kalkanbezi nakli de yapılabilir. Annenin, çocuğun doğumundan önce frengili olması halinde, frengi tedavisi de uygulanır.</p>
<p>Yetişkin insan miksödemi, 30-50 yaşları arasında ve kadınlarda erkeklere oranla altıya bir oranında görülür. İvegen ya da süreğen kalkanbezi yangısı, süreğen zehirlenmeler (alkolizm), kalkanbezi kanserleri gibi hastalıkların sonucunda kalkanbezinin salgılama yeteneğini yitirmesiyle ortaya çıkar. Bu miksödemin belirtileri de çok belirlidir; ancak hastanın fiziksel gelişmesi tamamlanmış olduğu için vücudu normaldir. Ama yüzünde hastalığın belirtileri açıkça görülür. Yüz genişlemiş ve şişmiştir; dudaklar yukarı dönüktür; dili büyümüş ve dışarı sarkıktır; gözkapakları şişmiştir; terleme yetersizliğinden ötürü deri kurudur; hasta donuk, anlamsız bakar. Bunlardan başka şişmanlık, erkeklerde cinsel güçsüzlük, kadınlarda adetten kesilme, sinir bozuklukları (ağır hareket etme, boğuk ve peltek konuşma), ruhsal bozukluklar (anlama, çalışma yeteneğini kaybetme, kararsızlık) görülür.</p>
<p>Bir de kalkanbezinin tümünün ya da bir kısmının cerrahi yolla alınmasının sonucunda miksödem görülebilir. Aynı zamanda, kalkanbezine aşırı dozda ışın tedavisi yapmak, bu bezi köreltmek de miksödeme yol açar. Miksödemin bu türünün tedavisi de hormon tedavisine dayanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/miksodem/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pakidermi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/pakidermi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/pakidermi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:02:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Derinin kalınlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35596]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12781</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Derinin kalınlaşması Spitall Taxonomy Id: 35596 Tanım: Derinin kalınlaşması Ancak gırtlak ve gödenbağırsak pakidermileri de vardır. Gırtlak pakidermisinde, süreğen hipertrofik gırtlak yangısı nedeniyle gırtlak mukozası kalınlaşır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Derinin kalınlaşması</p>
<p><span id="more-12781"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35596</p>
<p><strong></p>
<p></strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Derinin kalınlaşması. Genel olarak fil hastalığı ile eşanlamlıdır. Ancak gırtlak ve gödenbağırsak pakidermileri de vardır.</p>
<p>Gırtlak pakidermisinde, süreğen hipertrofik gırtlak yangısı nedeniyle gırtlak mukozası kalınlaşır. Genellikle frengi kökenli olan gödenbağırsak pakidermisinde gödenbağırsak mukozası kalınlaşır, sertleşir ve silindir epitelyum, tabakalaşmış yassı epitelyuma dönüşür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/pakidermi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hipokromi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/hipokromi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/hipokromi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Deride renk azalması]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35595]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12779</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Deride renk azalması Spitall Taxonomy Id: 35595 Tanım: Renk azalması Genellikle deri de görülen hipokromi, deriye normal rengini veren pigmentlerin az ya da çok oranda renklerini yitirmelerinin sonucudur ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Deride renk azalması</p>
<p><span id="more-12779"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35595</p>
<p><strong></p>
<p></strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Renk azalması. Genellikle deri de görülen hipokromi, deriye normal rengini veren pigmentlerin az ya da çok oranda renklerini yitirmelerinin sonucudur. Hipokromi derinin bir kesiminde oluşabileceği gibi yaygın bir nitelik de gösterebilir. Bazı anemi durumlarında görülen kan hipokromisinde ise alyuvarların hemoglobini azalır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/hipokromi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsilik</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/isilik</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/isilik#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcaklık ve aşırı terleme sonucu beliren kızarıklıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35594]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12777</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Sıcaklık ve aşırı terleme sonucu beliren kızarıklıklar Spitall Taxonomy Id: 35594 Tanım: Sıcaklık ve aşırı terleme sonucu beliren kızarıklıklar Ayrıca alkolden ve ağır yiyeceklerden kaçınmalı ve sık sık çamaşır değiştirmelidir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Sıcaklık ve aşırı terleme sonucu beliren kızarıklıklar</p>
<p><span id="more-12777"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35594</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Sıcaklık ve aşırı terleme sonucu beliren kızarıklıklar. İsiliğe ter bezlerinin tıkanması yol açar. Sık sık banyo yapmak, isilikli kesimi kolonya ve alkolle yıkamak ya da asit borikli pudrayla pudralamak iyi sonuçlar verir. Ayrıca alkolden ve ağır yiyeceklerden kaçınmalı ve sık sık çamaşır değiştirmelidir.</p>
<p>İsilik sıcak havalarda bebeklerin ense ve omuzlarında küçük pembe lekeler halinde görülür. Göğüse ve sırta doğru da yayılabilen lekelerin bazılarında beyaz noktalar belirir. Tedavi için isilikleri günde birkaç kez karbonatlı suyla silmek gerekir. Karbonatlı su, bir fincan temiz suya, bir çay kaşığı dolusu karbonat katılarak hazırlanır. Bir tedavi yöntemi de, bebeği talk pudrasıyla pudralamaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/isilik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
