<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tıbbi Veritabanı ve Arama Motoru &#187; Hayvan Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/hayvan-hastaliklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>İşimiz İnsan. Gücümüz Teknoloji</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Atlarda ve Sığırlarda Korona Yaraları</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/atlarda-ve-sigirlarda-korona-yaralari</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/atlarda-ve-sigirlarda-korona-yaralari#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 13:30:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Atlarda ve Sığırlarda Korona Yaraları]]></category>
		<category><![CDATA[corona wounds]]></category>
		<category><![CDATA[dermatit]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kabuklanma]]></category>
		<category><![CDATA[Korona Yaraları]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=18941</guid>
		<description><![CDATA[Bacakların alt kısmında meydana gelen bir cilt sorunudur Bu durum genellikle pigmentsiz ciltleri daha kolay etkiler Hayvanlarda meydana gelen bu yaralar mantar ve organizmalar tarafından enfekte edilebilir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bacakların alt kısmında meydana gelen bir cilt <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>nudur. Etkilenen bölgede çizikler, kabuklanma veya kalınlaşmış deri görünümü vardır. Şiddetli vakalarda bacak şişer ve hayvan topallamaya başlar. Bu durum genellikle pigmentsiz <span id="more-18941"></span>ciltleri daha kolay etkiler. Koyu ciltli hayvanlarda pembe ve yumuşak deri kabarması olarak görünür. Hayvanlarda meydana gelen bu yaralar mantar ve organizmalar tarafından enfekte edilebilir. Atların çamur veya bataklık alanlarda bulunması bu tür enfeksiyonları daha kolay kapmasına neden olur. Bataklıkta yaşayan bazı bakteriler bu durumun daha da kötüleşmesine neden omlmaktadır.</p>
<p>Hastalık birkaç etken organizmanın (mantar, bakteri ve dermatophilosis) kombinasyonu sonucu da görülebilmektedir. Sebebi ne olursa olsun hastalığa kontakt dermatit tedavisi uygulanmalıdır. Bir dizi farklı tedaviler çizikler için kullanılır, ancak bazı hayvan sahipleri gümüş sulfadiazine krem veya desitin kullanırlar. Bu tedavi yöntemini %100 kabul edilmese de genellikle mantar enfeksiyonlarına iyi geldiği görülmüştür. Bu tedavinin en olumlu tarafı bakteriyel enfeksiyon olup olmadığını anlamaya yaramasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/atlarda-ve-sigirlarda-korona-yaralari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Weil Hastalığı (Leptospirosiz/Leptospiroz/Leptospiroza)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/weil-hastaligi-leptospirosizleptospirozleptospiroza</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/weil-hastaligi-leptospirosizleptospirozleptospiroza#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 May 2011 11:02:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[dil kenarlarında kızarma]]></category>
		<category><![CDATA[dilde paslanma]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[genel halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kan basıncında düşme]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kas ve eklem ağnlan]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddetli baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli terleme]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli titreme]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzde kızarma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=17822</guid>
		<description><![CDATA[Bu hayvanlar leptospiraları idrar ve dışkıları ile 3-4 hafta boyunca çıkarırlar ve etrafa bulaşmasına neden olurlar Leptospiroz bazı hayvanlardan geçen bir enfeksiyondur ve etkeni leptospira adlı bakterilerdir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Ateş, şiddetli titreme, şiddetli baş ağrısı, uykusuzluk, kas ve eklem ağnlan, genel halsizlik, şiddetli terleme, iştahsızlık, bulantı, kusma, kan basıncında düşme, yüzde kızarma, dilde paslanma, dil kenarlarında kızarma<span id="more-17822"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35802</p>
<p>Tanım</p>
<p>Dünyanın her tarafında yaygın olarak bulunan bu bakteri spiral şeklinde bir yapıya sahiptir. Bu bakteri aslında bir zoonoz nedenidir. Ancak insanlarda da hastalık oluşturabilir. Bakterinin biriktiricileri fareler, yabani kemirgenler, köpekler gibi çok farklı hayvanlar olabilmektedir. Bu hayvanlar leptospiraları idrar ve dışkıları ile 3-4 hafta boyunca çıkarırlar ve etrafa bulaşmasına neden olurlar. Özellikle de durgun sularda bakteri birkaç hafta boyunca canlı kalır. İnsanlar bu suların içilmesi, içinde yürünmesi ya da yüzülmesi ile bu bakterileri alırlar. Bu nedenle bazı meslek grupları daha fazla risk altındadır. Pekçok tipi olan bakterinin ülkelere göre farklı tipleri hastalık oluşturmaktadır.</p>
<p>Korunma taşıyıcı hayvanların yok edilmesi ve gıda ve su temizliğine dikkat edilmesi iledir.</p>
<p>Leptospiroz bazı hayvanlardan geçen bir enfeksiyondur ve etkeni leptospira adlı bakterilerdir. İnsanda kan yoluyla yayılan bir enfeksiyona neden olur; bunu, değişik organlarda yerleşim gösteren ikinci evre izler. Böbrek, karaciğer, beyin zarı gibi yapılardaki yerleşimler, hastalığın değişik klinik tiplerini oluşturur.</p>
<p>Nedenleri<br />
Leptospira, çapı 0,1 mikron olan, uzunluğu ise yaşadığı ortamın koşullarına göre büyük değişiklikler gösterebilen (215 mikron ya da daha çok) bir mikroorganizmadır. Birbirine yakın çok sayıda ince kıvrımdan oluşur ve uçları tipik olarak çengel biçiminde kıvrılmıştır. Kıvrılma hareketleriyle ilerler.<br />
Leptospiranın fiziksel ve kimyasal etkenlere direnci azdır. Yaşadığı ortamın kuruması, 50°C sıcaklık, donma, hafif dezenfektanlar, ölmesi için yeterlidir. Hastalık yapıcı leptospiralar, dış ortamda su ve çamur gibi koşullarda bir ay ya da biraz daha uzun süre yaşayabilir. Ama çoğunlukla Ömürleri daha kısadır.</p>
<p>Bulaşma Yolları<br />
Yabanıl ve evcil hayvanlarda çeşitli sptospiroz biçimleri görülür. Hastalık, ısanlara her zaman hayvan enfeksi Dnlanndan bulaşır. Besin zinciriyleayvandan hayvana geçen enfeksiyon, ısanda rastlantı sonucu ortaya çıkar. Sptospiroz çok sayıda hayvan türünde jörülebilir. Ender olarak bazı hayvan ağır bir hastalık geçirdikten sonraşıyıcı olurlar. Bazıları ise hiçbir zarar görmeden tüm yaşamları boyunca lep spiralan taşıyabilir. Başlıca doğal taşyıcılar kemiriciler, özellikle fare ve yanlardır. Çoğunlukla evcil hayvanlar töpek, domuz, kedi, at, inek, öküz, koyun) ile birçok yabanıl hayvan türü de (tilki, kirpi, şempanze, kuyruksüren, bazı uçan hayvanlar) taşıyıcı olabilir. Böbrek havuzu ve idrar yolları, leptospiralann gelişimi için en uygun ortamdır. Vücuttan da idrar yoluyla atılırlar. Dış ortamda dirençleri azdır, uzun süre yaşayabilmeleri için bazı toprak, su ve iklim koşullan (sıcaknemli iklim, 25°C-30°C kadar sıcaklık, havada yüksek oksijen oranı) gereklidir. Leptospiralar genellikle bataklık sularda, bazı bitkilerin (pirinç, şekerkamışı, keten) yetiştirilmesine elverişli topraklardaki sularda ve madenlerdeki çamurda bulunur. Elleriyle ayaklan mikroplu suların içinde uzun süre kalarak pirinç tarlalarında çalışan işçiler, enfeksiyona kolayca yakalanır. Sağlıklı, ama sürekli su içinde kaldığından yumuşamış olan deriden ya da derideki küçük sıyrıklardan leptospiralar vücutla girebilir. Pirinç tarlalarında çalışanların dışında kanal ve kanalizasyonlarda çalışanlarda, tatlısu balıkçılannda ve akarsularda yıkananlarda da leptospiroz görülebilir. Hastalığın sıklıkla görüldüğü bir başka grup ise leptospira çıkaran hayvanlan, yani domuzlan yetiştirenlerdir. Köpeklerle ilişki sonucu bulaşma daha enderdir; at ve öküzlerden bulaşmaya ise yok denecek kadar az rastlanır. Leptospiralar çoğunlukla deriden vücuda girmekle birlikte, konjunktiva ve (ırmak sulan içildiğinde) ağız yoluyla da bulaşabilirler.<br />
Kazayla suya düşen insanlann solunum ve sindirim yollanna denetim dışında bol su girdiğinden mukoza yoluyla leptospira bulaşması kolaylaşır. Bu durumda hastalık kapma olasılığı yüksektir. Yüzücüler arasında da en çok serbest stilde, yani ağza su girmesine neden olacak biçimde yüzenlerde enfeksiyon görülür.</p>
<p>Belirtileri<br />
Hastalığın çok çeşitli belirtileri vardır; bazıları ağır, bazılan ise hafif ve iyi gidişli birçok klinik tablo bilinir. En iyi bilinen iki biçimi karaciğer ve böbrek hastalığıdır; bunlann bulunması tanıya götürücü değer taşır. Ama karaciğerin etkilenmesine bağlı sanlık ya da böbrek bozukluğu ile ilgili. Belirtilerin bulunmadığı pek çok olgu da vardır. Klinik belirtiler iki ana başlık altında toplanabilir: Sarılıklı leptospiroz (% 10-30) ve sarılıksız leptospiroz (% 70-90).<br />
Kuluçka süresi, enfeksiyon etkeninin üreme hızına, enfeksiyonun bulaşma yoluna ve hastayla ilgili etkenlere bağlı olarak değişir. Bu süre genellikle 5-15 gündür; en çok 320 gün arasında değişebilir.<br />
Kuluçka dönemi genellikle belirtisiz seyreder. Olgulann üçte birinde hafif bir genel kırıklık ve halsizlik görülebilir.</p>
<p>• Ateş  Hastalığın başlangıcı, etken olan bütün leptospira türlerinde aynıdır: Ani olarak ağır septisemi (kana bakteri yayılması) belirtileriyle başlar. Ateş birkaç saat içinde şiddetli titremeyle birlikte 39°C-40°C&#8217;ye yükselir. Buna şiddetli baş ağrısı, uykusuzluk, kas ve eklem ağnlan, genel halsizlik, şiddetli terleme, iştahsızlık, bulantı, kusma, kan basıncında düşme, yüzde kızarma, dilde paslanma ve kenarlarında kızarma gibi belirtiler eşlik eder.</p>
<p>Ateşin hastalığa özgü bir gidişi yoktur. Genellikle arada azalsa da belirli bir yükseklikte kan zehirlenmesi belirtileri geçici iyileşme gösterebilir. Beşinci ve yedinci günde ateşin nöbet biçiminde düşmesi, leptospiroz olasılığını düşündürmelidir. Bunu birkaç saat ile 1-2 gün arasında değişen kısa bir ateşsiz dönem izler. Sonraki dönemde ateş, başlangıçtaki kadar olmasa da yüksektir. Ama ateşin gidişi her olguda aynı değildir. Düşmesi bazen birkaç gün sürebilir. Olguların büyük bölümünde ateş 10-14 gün, hafif biçimlerde 2-3 gün sürer. Hastalık etkeni çok yavaş Ürediği ve ateş ha fif yükseldiği için gözden kaçabilen hafif olgular da vardır.<br />
Kas ağrıları (miyalji) hastalığın başlangıcında ortaya çıkan kas ağrıları, şiddeti ve belirli kasları etkilemesi nedeniyle en önemli belirtilerden biridir; sağlıksız biçimlerde tanı açısmdan büyük Önem taşır. Hastalık etkeninin kana yayıldığı dönemde Özellikle önemli olan kas ağrıları, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması ve ateşin düşmesinden sonra geçer. Bütün vücuda yayılmakla birlikte en çok bel, ense ve karında şiddetlidirler. Hareket ve basınç da ağrıları artırır.</p>
<p>• Beyin zarı tahrişi belirtileri  Bütün olgularda başlangıçtan beri şiddetli baş ağrısı bulunur; tahlillerde belirlenmese de bu, beyin zarlarının etkilendiğini gösterir. Beyin zarında tahriş belirtileri her zaman tam olarak ortaya çıkmaz. Bazen hiç klinik belirti yoktur. O zaman hastalık, beyinomurilik sıvısından (BOS) leptospiraların ayrıştırılması ve sıvıdaki değişikliklerle saptanabilir. Belirtiler geçici ve hafif de olsa, seröz bir menenjit (beyin zarı iltihabı) tablosunu kanıtlamaya yeter.</p>
<p>• Karaciğerin etkilenmesi  Önceden sanılanın tersine, insandaki leptospirozda her zaman sarılık bulunmaz, olgularm yalnız küçük bir bölümünde görülür. Sarılık gelişme oranı, ülkenin koşullarına, etken olan leptospira türüne, hastanın yaşadığı ortama ve Özellikle iyi gidişli sanlıksız olgular içinde tanı koyulabilenlerin sayısına göre değişir. Karaciğerdeki değişiklikler ancak ayrıntılı incelemelerle kanıtlanabilecek kadar hafif de olsa, sanlıksız gidişil olguların büyük bir bölümünde karaciğer etkilenmiştir. Karaciğer elle muayenede genellikle hafif ağrılı ve biraz büyümüş bulunur.<br />
Olguların küçük bir bölümünde sarılık, hastalığın 5-6. gününde ortaya çıkar; başlangıcı genellikle ateşin düştüğü döneme denk gelir. Deri bu günlerde damar genişlemesi nedeniyle turuncu renk almıştır, bu durum genellikle alev ya da nar rengi olarak tanımlanır.</p>
<p>• Böbrek belirtileri  Böbreklerle ilgili belirtiler sıklık ve özellik açısından leptospira enfeksiyonunun temel bulguları olarak kabul edilir. Genellikle fazla şiddetli olmayan belirtilerle ortaya çıkan akut bir nefroz söz konusudur; bu durum çok seyrek olarak ağır ve ölümcüldür. Böbrek bozulmasının çeşitli derecelerde belirtileri gözlenebilir. Ödem ve yüksek tansiyon bulunmaması, hastalığın en önemli özelliğidir. Olguların büyük bir bölümünde böbreklerin etkilenmesi, birkaç gün içinde ortadan kaybolan bu belirtilerle kendini göstermeye başlar. Ağır biçimlerde ise idrar yoğunluğunda anlamlı bir azalma, ayrıca idrar miktarında azalma (olgun) ya da azoteminin artmasıyla birlikte tam bir idrar durması (amiri) görülür, İdrarda leptospira bulunması 6-7. günden başlayarak saptanabilir. İyi gidişli biçimlerde, değişken bir dönemden sonra idrar yeniden normale döner. Ağır olgularda ise hasta üremik komaya girerek birkaç gün içinde ölebilir.</p>
<p>• Kalpdolaşım sistemi belirtileri Leptospira enfeksiyonu az ya da çok belirgin bir kan basıncı düşmesine neden olur. Nabız yumuşaktır ve sıklığı ateşin gidişiyle uyum göstermez. Kalp kası da hafif biçimde etkilenir. Ek atımlarla (ekstrasistol) birlikte kalp atım düzeninde bozukluklar görülür. Zehirlenmenin önde olduğu enfeksiyon belirtileriyle seyreden bir miyokardi: (kalp kası İltihabı) tablosuna çok ender rastlanır. Yüksek tansiyon bütün hastalık donemi boyunca ve iyileşme döneminde de sürer. Olguların büyük bir bölümünde elektrokardiyografide önemli bir değişiklik saptanmaz.</p>
<p>• Kanama belirtileri  Hastalık özellikle Akdeniz bölgesinde sıklıkla konjunktiva ve ağtabaka kanamalan ile ortaya çıkar. Özellikle belirtilerin şiddetli olduğu ağır olgularda küçük odaksal kanamalar, derialtı ve derin dokularda hematomlar (kan oturması), makattan siyah kan gelmesi (melena), mideden kan gelmesi (hematemez), âdet dışı kanama düzensizlikleri (metroraji), beyni ve beyin zan (meninks) ya da solunum sistemi kanamalan gelişebilir.</p>
<p>• Göz değişiklikleri  Genellikle hafif, iyi huylu ve hastalığa özgü değişikliklerdir. Konjunktivanın küçük ve orta damarlarının genişlemesiyle gelişen kızarıklık, kılcal damarlar da genişlediğinde yüze tipik bir görünüm verir. Konjunktiva altı kızarıklık çok erken gelişir ve 5-7 gün içinde geriler. Hasta yanma duygusu, gözyuvarlarında hafif ağn, sulanma ve ışığa karşı aşırı duyarlılıktan yakımr. Ender olarak iridosiklit (iris ve kirpiksi cisim iltihabı), üveit (uvea iltihabı) ya da irit (iris iltihabı) gibi daha ağır enfeksiyonlar görülebilir.</p>
<p>• Derimukoza değişiklikleri  Leptospiralann salgıladığı zehirli maddelerin etkisiyle küçük damarlarda genişleme görülebilir. Hastanın yüzü kızarmıştır, mukozalarda hafif kanlanma artışı, konjunktivada şişme, deride ise kızarıklık bulunur. Genellikle olgulann yüzde 10&#8242;unda kızıl ya da kızamığa benzeyen yaygın bir döküntü ortaya çıkar; bu bazen sırt, omuzlar ve boyunda lekelerle sınırlı olabilir. Döküntü, hastalığın 2-3. gününde başlar ve birkaç saat içinde hızla geriler. En sık (olgulann yüzde 30&#8242;unda) görülen deri belirtilerinden biri de, dudaklardaki uçuk enfeksiyonudur.</p>
<p>• Solunum sistemi değişiklikleri olgulann yaklaşık yüzde 50&#8242;sinde yutakgırtlak bölgesinde kızarma, sıklıkla da belirli bir özelliği olmayan, sıradan mikroplara bağlı hafif bir bronşit görülür. Bronşakciğer enfeksiyonlan ender olarak gelişir ve bu enfeksiyonlann çok azında etken leptospiralardır. Leptospirozda gelişen akciğer değişikliklerinin önemli özelliği, solunum ağacından kan gelmesidir (hemoptizi).</p>
<p>• Sindirim sistemi değişiklikleri İştahsızlık, bulantı, kusma sık görülür. Dil genellikle düzleşmiş ve kenarları kızarmıştır. Bağırsak hareketlerindeki değişikliklerin belirli bir düzeni yoktur, bazen ishal, bazen de kabızlık görülür.</p>
<p>Klinik:<br />
Karaciğer, böbrek ve beyin zarlanndaki ilerleyici değişikliklere bağlı olarak leptospiroz karaciğerböbrek iltihabı, böbrek hastalığı, ya da lenfositer (lenfositlerin egemen olduğu) beyin zan iltihabı tablolan oluşturabilir. Çeşitli leptospira türleri, bölgeden bölgeye değişen üreme hızlan, iklim, ortam ve hastanın vücut koşullan, yalnızca hastalığın gidişini ve şiddetini değil, enfeksiyonun klinik belirtilerini saptamak açısından da önemlidir.</p>
<p>• Karaciğer  böbrek iltihabı biçimleri  Hastalık ağır bir enfeksiyon tablosu ve genel durumda şiddetli bozulmayla başlar. Şiddetli baş ve kas ağnlan görülür. Olguların yansında ateş iki aşamalı bir gidiş gösterir ve 10-14. güne doğru hafifleyerek düşer. Beşinci güne doğru değişken bir şiddette sanhk ortaya çıkar; gözaklarının hafif sararmasıyla sınırlı olabileceği gibi, 12 gün içinde hızla şiddetlenebilir. Böbrek değişiklikleri, olgulann büyük bölümünde idrar tahliliyle ortaya konabilen hafif bozukluklar ya da kan azot düzeyinde belirgin bir artış biçimindedir.</p>
<p>Kanama bozuklukları hafif burun kanamalan, konjunktiva ya da dişeti kanamaları ve hafif derialtı kanama odaklanyla sınırlıdır; daha ender olarak idrarda çıplak gözle saptanabilen kan görülebilir. Başlangıçtan beri şiddetli olan ağır sinirsel değişiklikler, tifo belirtileri, çılgınlık hali, ajitasyon, erken ve şiddetli sanlık, kan azot düzeyinin hızla artması, belirgin idrar azalması ya da tam idrar durması ile seyreden az sayıda olgu görülmüştür. Bunlar ölümcül sonuç veren kötü gidişil biçimlerdir. Ölüm, hastalığın ilk gününde kalp dolaşım sisteminin iflası sonucunda ya da 7-10. güne doğru üremi ile gerçekleşir.</p>
<p>• Beyin zarı iltihabı  Sekizon gün süren iyi gidişli bir hastalık gibi başlar. Leptospirozlara özgü genel enfeksiyon belirtileri, bazen de belirgin beyin zan iltihabı bulgularıyla ortaya çıkar. Bu belirtiler çok ender olarak hafif şiddettedir. Bazı olgular çok hafif ve kısa süreli olduğundan dikkati çekmeyebilir. Dalak genellikle büyük, karaciğer normal boyutlardadır. Genellikle böbrek işlevlerinde hafif bir bozulma vardır. Sanlık pek görülmez. Bu biçimlerin özelliği, ateşin düşmesi ve beyin zan iltihabı bulgulannm hafiflemesiyle birlikte vücut sıcaklığının iki aşamalı gidişi ve ateş yeniden yükselirken hastalığın da yeniden alevlenmesidir.</p>
<p>• Böbrek hastalığı  Yalnız böbrek bozukluklarının Ön planda olduğu leptospiroz olgulan ender görülür ve özellikle nedenlerine yönelik veri olmadığında tanı konması güçtür. Böbreklerdeki değişiklikler nefron boıtıcuklannı ve böbrek dokusunu etkiler. Buna doku içinde kanamalara yol açan bir böbrek iltihabı da eklenebilir. Hastalık tipik olarak zehirlenme ve enfeksiyon belirtileriyle başlar, birkaç gün sonra nefron borucuklan ve böbreklerdeki belirtilere İdrar ve kanama belirtileri de eklenir. Kan basıncı yükselmesi ve ödem, kural olarak yoktur. Çok ender olarak tedaviye dirençli idrar durması ile birlikte hasta ağırlaşır ve birkaç saat içinde üremi gelişir; iyileşmeye yüz tutan biçimlerde birkaç gün sonra aşamalı olarak yeniden idrar çıkarılır, kan azot düzeyi ve idrar normallesin Kural olarak kalıcı doku yıkımı olmadığından, böbrek işlevi de tümüyle normale döner.</p>
<p>• Sarılıksız ateşli biçimler  özellikle Avrupa&#8217;da en sık görülen biçimlerdir ve değişik ülkelerde değişik adlarla anılırlar. Çeşitli ülkelerde klinik tablo ve ana özellikleri aynı olmakla birlikte, enfeksiyon etkeni ve çevre koşullarına bağlı olarak bazı değişiklikler gösterebilirler.</p>
<p>Almanya&#8217;da hastalık etkeni Leptospıra grippotyphosa Feldfieber (tarla ateşi) ya da Schlommfieber (çamur ateşi) diye bilinir. Bunlar çamurlu topı aklarda çalışan köylüleri etkiler ve genellikle salgına neden olur. İtalya&#8217;da son yıllarda pirinç tarlalarında çalışan işçilerin aşılanması hastalığın sıklığını belirgin ölçüde azaltmışsa da, leptospiroz hemen hemen her zaman pirinç tarımıyla bağlantılı olmuştur. Türkiye&#8217;de leptospiroz olgulannın büyük bölümü Karadeniz Bölgesi&#8217;nde görülmektedir.</p>
<p>Sanlıksız ateşli biçimlerin özelliği karaciğer, böbrek ve beyin zan bozukluklan olmadan, gribe benzer belirtilerle ortaya çıkmalarıdır. Ateş aniden başlar; olağan çalışmasını sürdüren işçi bu duruma şaşırır. Ateş birkaç saatte en yüksek düzeye ulaşır ve kısa iyileşme dönemleri dışında hastalığın sonuna değin yüksek kalır. Daha hafif gidişli olgularda (yaklaşık % 25) ateş birkaç gün boyunca 38°C&#8217; nin biraz üstünde kalır.En yaygın belirti olan baş ağrısı erken başlar ve olguların % 25&#8242;inde beyin zarının belirgin biçimde etkilendiği görülür. Olguların yüzde 70&#8242; inde şiddetli kas ağrılarının bulunması tanıyı kolaylaştırır.</p>
<p>Hasta konjunktivalannda kızarma ve yanma duyusu tanımlar; çok tipik bir yüz görünümü vardır. İştahsızlık, yutakta kızarıklık, genellikle hafif bronş yakınmaları görülür. Karaciğer ve böbrek belirtileri kural olarak bulunsa da çok şiddetli değildir. Olguların yaklaşık yansında karaciğer hafifçe büyümüştür ve elle muayenede hafif ağrılıdır. Kanda bilirubin düzeyi hafifçe artar, idrarda ürobilin, albümin, silindir ve alyuvar görülür. Hastalık 8-12 gün içinde iz bırakmadan geçer. İyileşme dönemi uzundur ve yoğun bir halsizlik vardır. Son derece hafif gıdişli, çok kısa süreli belirtilerin muayenede fark edilmediği biçimler de sık görülebilir.</p>
<p>Tanı<br />
Karaciğerböbrek belirtileriyle ortaya çıkan ağır biçimlerin tanısı kolaydır. Ancak sarılık öncesi evrede, başka genel hastalıklardan (tifo ateşi, sepsis (kanda bakteri üremesine karşı tepki) vb) ayırt edilmesi güç olabilir, Daha az tipik belirtilerle ortaya çıkan biçimlerde ayırıcı tanı çok güçtür. Basit karaciğer iltihabıyla başlayan leptospirozda en büyük güçlük, viral hepatit ile ayırıcı tanı konmasıdır.</p>
<p>Sarılıksız biçimlerin en önemlilerinden olan leptospiroz kökenli beyin zarı iltihabı, beyinomurilik sıvısının berrak olmasıyla, özellikle viral ve başlangıç evresindeki verem kökenli beyin zan iltihaplanna benzer. Yalancı grip biçimini gripten, yalancı romatizmal belirtilen de gerçek romatizmal hastalıktan ayırt etmek gerekir. Kesin tanı doğrudan mikroskop ve kültür incelemeleri ile dolaylı testlere (bağışıklık testleri) dayanır. Doğrudan mikroskopik inceleme, kanda leptospira bulunan evrede kana, enfeksiyonun ikinci haftasından sonra da idrar ve beyinomurilik sıvısına uygulanır. Ama tanı açısından çok önemli değildir. Tanıya götürücü inceleme yöntemi, alman örneğin (kan, beyinomurilik sıvısı, idrar, böbrek biyopsi örneği) uygun besiyerlerine ekilmesidir. Hastalığın erken evresinde kesin tam sağladığından kan kültürünün büyük Önemi vardır. Bağışıklık testleri çok kullanılır ve önemli yararlar sağlar. Ama bu testlerle ancak hastalığın 7-8. gününden sonra tam konabilir. En yaygın olarak kullanılan serolojik tepkime, çökelti testidir (aglütinasyon). Aşamalı olarak sulandmlan hasta serumlan leptospira antijeniyle karşılaştınlır. En sulandınlmış örneklerde bile antijenantikor tepkimesinin görülmesi, hastada güçlü antikor yanıtı bulunduğunu, dolayısıyla bu hastalığı geçirmiş olduğunu gösterir.</p>
<p>Prognoz (Hastalığın Seyri)<br />
Leptospira enfeksiyonunun gidişi kural olarak olumludur. Ölüm oranı bölgeye, bulaşma yoluna, leptospira türüne ve özellikle hafif olgularda tam koyma süresine bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir. Sanlıksız ve beyin zarı İltihabıyla seyreden biçimlerde büyük oranda iyileşme sağlanır. Avrupa’da karaciğerböbrek iltihabı biçimlerinden kaynaklanan ölüm oram % 7-25 arasında değişir. Ölüm hastalığın ilk günlerinde akut zehirlenme, daha sonra da böbrek yetmezliği sonucunda gerçekleşir. Belirgin tansiyon düşmesiyle birlikte kalp atım hızının artması (taşikardi), her zaman kalp kası iltihabına (miyokardit) işaret eder. Kalp bulgulan karaciğer ve böbreklerde belirgin bir bozulmaya eşlik ediyorsa, sonlanma kötü olur.<br />
Hastalık beyin zarı, karaciğer ve böbreklerde kural olarak kalıcı iz bırakmaz, karaciğer sklerozu ya da sirozu ile kronik böbrek hastalığına dönüşmez. Hastalık kalıcı bir bağışıklık sağla artık hasta, aynı tür leptospıraların yo. açabileceği enfeksiyonlara karşı muştur.</p>
<p>Tedavi<br />
Hastalığın tedavisi erken ve geç olmak üzere iki aşamada ele alınır. Yaygır olarak kullanılan antibiyotikler, bütur leptospira türlerine karşı belirgin biçimde etkilidir. Ama etkileri, tedaviye hastalığın ilk 2-3. gününde ya da en geç 4-5. gününde başlanmasına bağlıdır. Bl kadar erken bir aşamada hastalığın nedenlerine dayanan kesin tanı konabilirse, tedaviye başlanır.<br />
Antibiyotik tedavisi daha geç dönemde, leptospiralar derin organlara yerleştikten sonra başlarsa, genellikle etkisiz kalır. Günümüzde hala en etkili <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> penisilindir. Tedaviye olabildiğince erken başlanır ve her 4-6 saatte bir, damar yolundan sürekli olarak yüksek dozlar verilir. Antibiyotik uzun bir süre olası yinelenmeleri de önleyecek biçimde verilmelidir.</p>
<p>Daha ileri evrelerde tedaviden amaç leptospirozun en korkutucu belirtilerim, yani böbrek yetmezliğini önlemektir. Bu nedenle hasta dikkatle izlenmeli ve kan dolaşımı düzeltilerek böbrekteki dolaşımın bozulması engellenmelidir. Kan basıncındaki düşme ve dolaşım yetmezliği merkez sinir sistemini uyarıcı (analeptik) <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar, kalp güçlendiriciler, böbreküstü bezi özütleri, kortizon grubu <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar ve olanak varsa noradrenalinle tedavi edilmelidir. Yeterli miktarda sıvı vererek vücudun aşın sıvı yitirmesi önlenir; beslenmede protein alımı kısıtlanmalı ve özellikle toplardamar yoluyla günde 160-200 gram glikoz verilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/weil-hastaligi-leptospirosizleptospirozleptospiroza/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fil Hastalığı (Filaryaz) (Filariasis) (Elephantiasis)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/fil-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/fil-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 06:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bir ya da iki bacakta deri ile bağ dokusunun şişerek bacağa bir filin bacağının görünümünü vermesi]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Filariasisi Wuchereria]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35585]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12756</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Bir ya da iki bacakta deri ile bağ dokusunun şişerek bacağa bir filin bacağının görünümünü vermesi Bir ya da iki bacakta deri ile bağ dokusunun şişerek bacağa bir filin bacağının görünümünü vermesi ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belirtisi: Bir ya da iki bacakta deri ile bağ dokusunun şişerek bacağa bir filin bacağının görünümünü vermesi<span id="more-12756"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35585<br />
Tanım:</p>
<p>Filariasis veya Fil hastalığı kıla benzer, ipliksi yuvarlak solucanların neden olduğu bulaşıcı bir tropik hastalıktır. Bu hastalığa yol açtığı bilinen insanları son konak olarak kullanan 9 yuvarlak solucan türü vardır. Yerleşme bölgelerine göre 3 gruba ayrılırlar:</p>
<p>* Lenf Filariasisi: Wuchereria bancrofti, Brugia malayi, Brugia timori solucanları tarafından oluşturulur. Lenf sistemine, lenf düğümlerine yerleşir ve kronik durumlarda Fil hastalığına yol acarlar.</p>
<p>* Deri Filariasisi: Loa loa (Afrika göz solucanı), Mansonella streptocerca, Onchocerca volvulus, Dracunculus medinensis (Gine kurdu) tarafından oluşturulur. Cildin yağ katmanına yerleşir.</p>
<p>* Kasık Filariasisi: Mansonella perstans, Mansonella ozzardi tarafindan oluşturulur. Karın bölgesine ve kasık boşluğuna yerleşir.</p>
<p>Bütün bu vakalarda hastalık kan emen böcekler (sinek veya sivrisinek) veya Dracunculus medisensis&#8217;te Copepod crustaceans tarafından bulaştırılır.<br />
Bu hastalıkların ana taşıyıcıları (vektörleri); ülkemizde pek sık karşılaşmadığımız ve daha çok tropik ve subtropik iklim kuşağındaki ülkelerde görülen, Aedes cooki, Aedes fijiensis, Aedes horrensces, Aedes kochi, Aedes marshallensis, Aedes polynesiensis, Aedes pseudoscutellaris, Aedes rotumae, Aedes tabu, Aedes upolenis, Ochlerotatus oceanicus, Ochlerotatus samoanus, Ochlerotatus tutuilae, Ochlerotatus vigilax, An punctulatus complex, Anopheles farauti, Culex quinquefasciatus ve Mansonia uniformis cinsi sivrisineklerdir.</p>
<p>İnsanlarda görülen yuvarlak solucanların genelde 5 safhadan oluşan karmaşık bir yaşam süreci vardır:</p>
<p>1.Dişi ve erkek solucanların çiftleşmesinden sonra, dişi binlerce mikro-solucan doğurur.<br />
2.Mikro-solucanlar geçici konak olan bir böcek tarafından alınırlar.<br />
3.Geçici konakta ilk kan emme sırasında kabuk değiştirerek bulaşıcı hale gelirler.<br />
4.İkinci kan emme sırasında böcek bulaşıcı larvayı cilde zerk eder.<br />
5.Bulaştıktan yaklaşık 2 yıl kadar sonra larvalar deri değiştirerek yetişkin solucanlar haline gelirler.</p>
<p>Bir ya da iki bacakta deri ile bağ dokusunun şişerek bacağa bir filin bacağının görünümünü vermesi. Nemli tropikal bölgelerde yaygın olan hastalık sivrisinekler tarafından aşılanır.</p>
<p>Bağdokusundan gelen sıvıların süzülmesini sağlayan lenf kanallarının Bankroft kurdu (Wuchereria bancrofti) ve bazen de bir başka kılsıkurt olan Brugia malayi tarafından tıkanmasıyla hastalık ortaya çıkar. Kurtların dişisi 10 mm. uzunlukta ve milimetrenin üçte biri kalınlıkta olup, özellikle kasıktaki lenf damarları içinde yerleşir. Burada binlerce larva üretir. Bir milimetrenin üçte biri boyundaki larvalar kan dolaşımına girerler. Vücudu ısıran sivrisinekler emdikleri kanla birlikte bu larvaları da alıp, başka insanlara bulaştırırlar.</p>
<p>Bankroft kurdunun bulaştığı birçok kimselerde fil hastalığı görülmeyebilir. Öte yandan lenf kanallarının başka nedenlerle tıkanması da mümkündür. Bu asalağa karşı alerjik tepki gösteren kimseler olduğu gibi, bazı kimselerde de lenf kanallarının tıkanması yüzünden biriken doku sıvısı başka organizmaların üremesine elverişli ortamlar oluşturabilir.</p>
<p>Fil hastalığının önüne geçmek için taşıyıcı durumdaki sivrisineklerin yok edilmesi gerekir. Hastalığa tutulan kimselere masaj uygulanmalı esnek sargılarla şiş kısımlar sarılmalı ve bacak yükseğe kaldırılmalıdır. Dietilkarbomazinli <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>larla yapılan üç haftalık bir tedavi sonucunda larvalar karaciğerde toplanır ve burada yok edilir. Bu <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> ergin kurtlan bile öldürebilir veya çoğalmalarını önleyebilir. Böylece hastalığın ilerlemesini önler. Ölü larvalardan yayılan maddeler baş ağrısı, ateş, sancı yapabilir. Hastalığın çok ilerlediği hallerde hastalıklı dokunun ameliyatla çıkartılması gerekebilir. Yapay kanallar açılarak doku sıvısının akıtılması deneyleri başarılı sonuç vermemiştir.</p>
<p>Belirtileri:</p>
<p>En önemli belirti ciltte ve cildin altındaki dokularda kalınlaşmadır (Filleşme). Filleşme ya da doku büyümeleri buralara yerleşen solucanların yüz binlerce kez üremesi ve ölen solucanların damarlara yığılması sonucu oluşur. Değişik solucanlar vücutta değişik yerleri etkilerler. Örneğin Wuchereria bancrofti bacakları, kolları, vulva ve göğüsleri etkilediği halde Brugia timori cinsel organlara dokunmaz.</p>
<p>Onchocerca volvulus gözlere yerleşir ve körlüğe yol acar. Körlüğün dünyadaki en yaygın 2. sebebidir. 2. grup solucanlar deri döküntülerine, artoroza, deride renk değişikliklerine yol acar. 3. grup solucanlar, karın boşluğuna yerleşir ve burada ağrılara yol acar.</p>
<p>Tedavi:</p>
<p>Hastalardaki yetişkin solucanları öldürmek için albendazole ve ivermectin kullanılır. Dietilkarbamazin (DEC) ve albendazole de etkilidir. 2003 yılında, yaygın bir antibiyotik olan doxycyclinein da Fil hastalığı tedavisinde kullanılabileceği bildirilmiştir. Solucanlar taşıdıkları Wolbachia adli bir bakteri ile simbiyotik bir hayat sürerler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/fil-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Newcastle Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/newcastle-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/newcastle-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 06:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bacaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Gözkapağı mukoza zarında yangılanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıklık]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[kulak bezinde şişme]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35582]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12750</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Gözkapağı mukoza zarında yangılanma, kulak bezinde şişme, ateş, kırıklık, baş ağrısı Spitall Taxonomy Id: 35582 Tavuklardan, hindilerden, sülünlerden ve ördeklerden insanlara bulaşan bir hastalık ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Gözkapağı mukoza zarında yangılanma, kulak bezinde şişme, ateş, kırıklık, baş ağrısı</p>
<p><span id="more-12750"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35582</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Tavuklardan, hindilerden, sülünlerden ve ördeklerden insanlara bulaşan bir hastalık. Hayvanlarda belirtileri gaga açık olarak solunma, iştahsızlık, susuzluk, bacaklarda güçsüzlük ve felçtir.</p>
<p>İnsanlarda virüsün kuluçka devresi 2-3 gündür. Gözkapağı mukoza zarında yangılanma, kulak bezinde şişme, ateş, kırıklık, baş ağrısı başlıca belirtilerdir Hastalık bir iki hafta sonra sona erer. Tehlikeli sonuçlar doğurmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/newcastle-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şap Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sap-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sap-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 09:07:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağızda içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak tabanında içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dilde içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dudaklar]]></category>
		<category><![CDATA[dudaklarda içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar]]></category>
		<category><![CDATA[elde vezikül denilen içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar]]></category>
		<category><![CDATA[RNA]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34932]]></category>
		<category><![CDATA[tükürük salgısının artması]]></category>
		<category><![CDATA[yutakta içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9591</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: ateş, tükürük salgısının artması, ağızda içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, dudaklarda içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, dilde içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, yutakta içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, ayak tabanında içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, elde vezikül denilen içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>ateş, tükürük salgısının artması, ağızda içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, dudaklarda içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, dilde içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, yutakta içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, ayak tabanında içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar, elde vezikül denilen içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar</p>
<p><span id="more-9591"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34932</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Şap hastalığı koyun, keçi, domuz, sığır gibi çift tırnaklı hayvanların bulaşıcı bir hastalığıdır. Hastalığın etkeni RNA grubunun “Pikornavirüs” ailesinden “Rinovirüs” adlı virüslerdir. Virüsü taşıyan hayvanlarla birarada bulunan ya da virüsü taşıyan etleri, besinleri yiyen insanlarda da şap hastalığı gelişebilir. Hastalık insana çok ender bulaşır. 2-18 günlük bir kuluçka devrinden sonra ateş, tükürük salgısının artması, ağız, dudaklar, dil, yutak, ayak tabanı, el ayası gibi bölgelerde vezikül denilen içi sıvıyla dolu küçük baloncuklar belirir. Bunlar iz bırakmadan bir haftada kendiliklerinden iyileşirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sap-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuş Gribi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kus-gribi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kus-gribi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 11:02:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[avian influenza]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[H5N1]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34757]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın vücut ağrıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9147</guid>
		<description><![CDATA[Kuş gribi (avian influenza) influenza virusunun A tipinin neden olduğu ve kuşlarda görülen bir enfeksiyon hastalığıdır H5N1 diğer influenza türlerine göre daha ciddi ve öldürücü seyretmektedir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>Ateş, baş ağrısı, yaygın vücut ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük, ishal<span id="more-9147"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34757</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Kısaca &#8220;grip&#8221; dediğimiz çok sayıda farklı influenza tipleri vardır. Kuş gribi (avian influenza) influenza virusunun A tipinin neden olduğu ve kuşlarda görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Kuşların çoğu enfeksiyona duyarlıdır ama birkaç tür daha dirençlidir. Enfeksiyon kuşlar arasında oldukça hızlı yayılır ve öldürücü seyreder.</p>
<p>Etken olan influenza virusunun 15 alt tipi bulunmaktadır. Bunlar içinde H5N1&#8242;in özel bir önemi vardır. (Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü tarafından 13 Ekim 2005&#8242; de Balıkesir&#8217;de görülen salgında H5N1&#8242;in etken olduğu kesinleşmiştir)</p>
<p>H5N1 tipi enfeksiyon insanlarda hastalık ilk kez 1997 yılında bildirilmiştir. H5N1 diğer influenza türlerine göre daha ciddi ve öldürücü seyretmektedir. Ayrıca, H5N1 hızlıca mutasyon (kendini değiştirme) yapabildiği için daha hızlı yayılabilecek yeni virusların oluşmasına kaynak oluşturabilecektir.</p>
<p>Virus, enfekte olmuş alanlarda düşük sıcaklıkta en az 3 ay canlı olarak kalabilir. Enfekte olan kuşlar virusleri en az 10 gün boyunca ağız ve dışkı yoluyla atarlar. Virus, 60 derecede 30 dakika ısınma yoluyla ve ayrıca yaygın kullanılan dezenfektanlarla etkisizleşebilmektedir.</p>
<p>Doğrudan ya da dolaylı yollarla vahşi göçmen kuşların evcil kuşlara enfeksiyonu bulaştırması en önemli salgın nedenidir. Ayrıca, canlı kuş pazarları salgının yayılmasında önemlidir. Özellikle ölü veya canlı hastalıklı kuşlar ve kuşların atıklarına maruz kalan kişilere solunum ve temas yoluyla bulaşır.</p>
<p>Hastalık bir ülke içinde çiftlikler arasında hızlıca yayılım gösterebilir. Enfekte olmuş araçlar, elbiseler, ayakkabılar aracılığı ile bir yerden diğerine taşınırlar. Bir ülkeden diğerine ise uluslararası canlı kümes hayvanları ticareti ve göçmen kuşlar aracılığı ile taşınabilir.Hastalığın kuluçka dönemi ortalama 2-5 gün olup, 17 gün sonra hastalık geliştiği bildirilmiştir.Gripte görülen klasik bulgular bu grupta da geçerlidir. Ateş, baş ağrısı, yaygın vücut ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca, bu hastalarda diğer grip türlerine göre daha fazla ishal bildirilmiştir.</p>
<p>Literatürde az sayıda sağlık çalışanları, kümes hayvancılığında çalışan işçiler ve aile üyeleri arasında şüpheli geçiş olguları bildirilmiş olsa da Dünya Sağlık Örgütü, insandan insana geçiş olmadığının altını çizmektedir.Ancak Vietnamlı bilim adamları, kuş gribinin öldürücü &#8220;H5N1&#8243; tipi virüsünün değişime uğrayarak daha tehlikeli bir tipinin ortaya çıktığını belirledi. Yeni tip virüs memeliler üzerinde, diğer tiplere göre daha etkili.</p>
<p>Ölü ya da canlı hasta hayvanlarla veya hayvan atıklarıyla doğrudan teması olan kişiler en büyük risk altındadırlar. Ayrıca hasta insanlarla teması olan sağlık çalışanları da koruyucu önlemleri (eldiven, maske, önlük) almalıdırlar.</p>
<p>Hastalıklı hayvanların ürünlerini yemek yoluyla enfeksiyon alan bildirilmiş hasta yoktur. Ancak kümes hayvanlarının etlerinin iyi pişirilmeden yenmemesi önerilmektedir.</p>
<p>Hastalık şüphesi olan hayvanlarla teması olanlar mutlaka eldiven ve maske kullanmalıdırlar. Kümes hayvanları ürünleri pişirilerek yenmelidir. Eller sıkça yıkanmalıdır.</p>
<p>Ülkemizde tedavi için lisans almış 2 <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> bulunmaktadır; oseltamivir ve zanimivir. Bu <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>ların belirtiler başladıktan sonra ilk 48 saat içinde başlanması gerekmektedir.Halen varolan grip aşıları H5N1 suşuna karşı koruyucu değildir. Ancak insanların diğer grip suşları için aşılanmaları önerilmektedir.</p>
<p><strong>Salgının Önlenmesi İçin Yönetsel Düzeyde Ne yapılmalıdır</strong><strong> </strong></p>
<ul>
<li>Hızlıca hasta kuşların izolasyonu ve hasta kuşların itlafı sağlanmalıdır. Hastalık hayvanlar arasında çok hızlı yayılabilmektedir.</li>
<li>Göçmen kuşların gidebileceği yerler potansiyel salgın noktası olarak yakından izlenmelidir.</li>
<li>Tüm bu çalışmaları yürütecek ilgili tüm sektörleri barındıran bir örgütlenmeye gidilmelidir.</li>
</ul>
<p><strong>İnsanlar Etkilenmemek İçin Neler Yapmalıdırlar</strong></p>
<ul>
<li>Ölü ya da canlı kanatlı hayvanlarla teması olanlar gerekli temas önlemlerini (eldiven ve maske) almalıdırlarlar.</li>
<li>Canlı tavuk veya hindi alınmamalı, denetimden geçmiş ürünler tüketilmelidir.</li>
<li>Kanatlı hayvanlar uygun koşullarda iyice (60-70 derece) pişirilmelidir, az pişmiş olarak tüketilmemelidir. Çıplak elle dokunulduğunda eller mutlaka sabunla yıkanmalıdır.</li>
<li>Yumurtaların kabukları enfekte olabileceği için bol su ile yıkanmalıdır.</li>
<li>Hastalık şüphesi olanlar hızlıca sağlık merkezine başvurmalıdır.</li>
<li>Hasta olan veya hasta olduğundan şüphelenilen kişilerle temas eden aile yakınları ve sağlık çalışanları koruyucu maske ve önlük kullanmalıdırlar.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kus-gribi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuduz (Rabies)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kuduz-rabies</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kuduz-rabies#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 09:22:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı korku hali]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı susama]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[boğulma hissi]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[Dengesizlik]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ense sertliği]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[hayal görme]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı ve sık nefes alma]]></category>
		<category><![CDATA[huzursuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Isırık bölgesinde ağrı ve duyu kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[ısırma]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kırgınlık]]></category>
		<category><![CDATA[koşma]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[saldırganlık]]></category>
		<category><![CDATA[salya akması]]></category>
		<category><![CDATA[sara]]></category>
		<category><![CDATA[sara krizleri]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34725]]></category>
		<category><![CDATA[sudan korkma]]></category>
		<category><![CDATA[tıkanma]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[tuhaf davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[vurma]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9079</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: iştahsızlık, kırgınlık, yorgunluk, ateş, Isırık bölgesinde ağrı ve duyu kaybı, huzursuzluk, aşırı korku hali, saldırganlık, uykusuzluk, psikiyatrik bozukluklar, depresyon, öksürük, boğaz ağrısı, titreme, karın ağrısı, bulantı, kusma, Hiperaktivite, dengesizlik, hayal görme, sara krizleri, tuhaf davranışlar, ense sertliği, hızlı ve sık nefes alma, salya akması, felç, saldırganlık, vurma, koşma, ısırma, aşırı susama, tıkanma, boğulma hissi, sudan korkma Kuş, yılan, balık, kaplumbağa, kertenkele ve böceklerde asla kuduz virüsu bulunmaz ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>iştahsızlık, kırgınlık, yorgunluk, ateş, Isırık bölgesinde ağrı ve duyu kaybı, huzursuzluk, aşırı korku hali, saldırganlık, uykusuzluk, psikiyatrik bozukluklar, depresyon, öksürük, boğaz ağrısı, titreme, karın ağrısı, bulantı, kusma, Hiperaktivite, dengesizlik, hayal görme, sara krizleri, tuhaf davranışlar, ense sertliği, hızlı ve sık nefes alma, salya akması, felç, saldırganlık, vurma, koşma, ısırma, aşırı susama, tıkanma, boğulma hissi, sudan korkma</p>
<p><span id="more-9079"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34725</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Kuduz; hasta hayvanın ısırması sonucu, enfekte tükürüğün bütünlüğü bozulmuş deri yada mukozalara teması yoluyla bulaşan ve akut beyin iltihabı sonucu ölümle biten bir virus hastalığıdır.</p>
<p>Kuduz; çakal, kurt, tilki, kokarca, sırtlan, ayı, yarasa gibi doğadaki tüm vahşi memeliler ve eğer aşılanmamışlarsa köpek, kedi, inek, eşek gibi evcil memeli hayvanlar arasında varlığını sürdürür. Bu hayvanlar tarafından ısırılan insanlara bulaşarak hastalık oluşturur. Sanıldığının aksine sincap, sıçan, fare, hamster gibi kemirgen hayvanlar ve tavşanlar taşıyıcı değildir ve bu hayvanlar tarafından ısırılma bir risk oluşturmaz.</p>
<p>Kuş, yılan, balık, kaplumbağa, kertenkele ve böceklerde asla kuduz virüsu bulunmaz. Yarasa hariç bütün hayvanlar enfeksiyonun sonucu olarak ölürler. Kan emici yarasalarda virüs tükürük bezlerine yerleşir ve onları hasta etmez fakat diğer hayvanlara ve insanlara bulaştırabilir.</p>
<p>Hastalığın gidişatına göre üç farklı safhası vardır: prodromal başlangıç dönemi, saldırgan dönem ve felç dönemi. Hastalık belirtileri ortaya çıktıktan 3-7 gün sonra hayvan ölür.</p>
<p>Başlangıç dönemi 2-3 gün sürer. Davranış bozuklukları olur ve beden ısısı artar. Hayvan ısırık bölgesini yavaş yavaş ısırmaya ve tırmalamaya başlar.</p>
<p>Saldırgan dönem 2-4 gün sürer. Kuduz kedi ve köpek başlarda ürkek ve korkak olur, yabancı cisimlere karşı ilgisi artar. Alışık olmadığı gıdaları yeme isteği olur.İştah azalır buna karşın su içme isteğinde belirgin bir artış görülür.Hasta hayvan sık sık idrar yapar, yara yerini kaşır. Gözlerde irileşme ve kızarıklık olur. Hasta hayvanlar loş yerlere saklanmayı sever. Kediler dolap ve kanepe altlarına saklanır.. Bilinç giderek kaybolur ve hırçınlaşarak her şeye karşı olur. Sahibinin emirlerini dinlemez. Her önüne gelen canlıyı bu arada sahibini de ısırır. Köpekler evi terk ederek bir daha geri dönmez. Ağızda bol salya akar. Maksatsız havlama ve miyavlama dikkati çeker. Normalde köpeklerden çok korkan kediler, kuduz hastalığında çekinmeden köpeklere saldırırlar. Tilkilerde korkmadan meskun mahallere gelerek buradaki kedi, köpek ve diğer canlılara saldırarak ısırırlar.</p>
<p>Felç dönemi 2-4 gün sürer. Hastalık ilerledikçe öncelikle ısırılan organdan başlayan ve daha sonra tüm vücutta felçler meydana gelir.Havlaması değişir ve salyası belirgin olarak artar. Hayvan rahat hareket edemez,dengesini kaybeder, zig-zag çizerek yürür ve daha sonra yere düşer. Tam felç gelişmesinden sonraki 1-2 gün içerisinde hayvan ölür.Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavisi yoktur.</p>
<p>Kuduza yakalanmış hayvanlar 1 hafta içinde mutlaka ölürler.</p>
<p>Kuduz Hastalığının Bulaşma Şekli:</p>
<ul>
<li>Kuduza yakalanmış bir memeli hayvanın (özellikle      köpek) ısırması ve yaralaması ile,</li>
<li>Kuduz hayvanın salyasının sıyrık veya çatlak      deriye, göz ağız veya buruna temas etmesiyle,</li>
<li>Kuduz hayvanın salyası ile bulaşık eşyanın      (tasma, yular, dizgin vb.) yaralı deri ile temas etmesi ile,</li>
<li>Kuduz hayvan tarafından tırnaklanarak meydana      gelen yaralanmalar ile, (hayvanın tırnağı kendi salyası ile bulaşıktır.)</li>
<li>Kuduz hayvanın eti ve sütünün çiğ olarak yenmesi      ile,</li>
<li>Kuduza yakalanmış bir insan ile yakın temasta      bulunulması ile bulaşabilir.</li>
</ul>
<p>Virus, vücuda girdiği yerde bulunan sinirler yoluyla beyine gider, yerleşir ve orada çoğalır. Virusun vücuda girmesi ile hastalığın ortaya çıkması arasındaki süreye Kuluçka Dönemi denir. Genel olarak kuluçka süresi insanlarda 2-8 haftadır Hayvanların virusu bulaştırıcılık süresi de değişkenlik göstermektedir. Kedi ve köpekler klinik semptomların başlamasından 3 ile 10 gün öncesine kadar virusu bulaştırabilirler.</p>
<p>İnsanlarda Klinik Bulgular<br />
Kuluçka süresi, ısırık yerinin beyine yakınlığı, ısırığın şiddeti, ısırık yerinin sinir uçlarından zenginliği ve vücuda giren virus miktarı ile ilgilidir. Beyine yakın, özellikle kafadan ve ağır ısırılmalarda kuluçka süresi kısalırken kol ve bacaklardan ve hafif ısırıklarda uzamaktadır. Bu süre 5 günle 1 yıl arasında değişir genellikle 20 &#8211; 60 gündür. Virüs alındıktan sonra eğer gerekli tedavi zamanında yapılmasa hastalık belirtileri 2 safha olarak görülür:</p>
<p>İnsanlarda başlangıç olarak iştahsızlık, kırgınlık, yorgunluk, ateş görülür. Isırık bölgesinde ağrı ve duyu kaybı görülür ki kuduza özgü ilk belirti budur. Daha sonra huzursuzluk, aşırı korku hali, saldırganlık, uykusuzluk, psikiyatrik bozukluklar ve depresyon ve bunlara eşlik eden öksürük, boğaz ağrısı, titreme, karın ağrısı, bulantı-kusma, görülebilir.</p>
<p>Nörolojik bulgular olarak Hiperaktivite, oryantasyon bozukluğu, hayal görmeler, sara krizleri, tuhaf davranışlar, ense sertliği, hızlı ve sık nefes alıp verme, salya artımı ve felçler daha sonra ortaya çıkar.</p>
<p>Hiperaktivite atakları karakteristik olarak 1 &#8211; 5 dakika süreyle ve aralıklı olarak görsel ve işitsel bir uyarı sonucu meydana gelmekte ve kendisini saldırganlık, kendi kendine ve etrafındakilere vurma, koşma, ısırma şeklinde göstermektedir. Hastaların yaklaşık olarak yarısı ataklar döneminde su içmek istemekte ve su içme teşebbüsü sırasında boğaz kaslarının kasılması nedeniyle kişide tıkanma, boğulma hissi ortaya çıkmaktadır ve hastalarda hidrofobi (sudan korkma) gelişmektedir. Ataklar arasındaki dönemde hasta genellikle kendindedir ve bilinci yerindedir.</p>
<p>Nörolojik belirtilerin gelişmesinden 7 gün sonra koma hali gelişir ve sonunda hasta yaşamını kaybeder.</p>
<p>Kuduz Veya Kuduz Şüpheli Bir Hayvan Tarafından Isırılan Bir İnsanda Yapılması Gerekenler</p>
<p>Şüpheli bir hayvan tarafından ısırılan kişinin yarası sabunlu ya da deterjanlı su ile bolca yıkanmalıdır. Çok basit gibi görülen bu uygulamanın özellikle yüzeysel yaralarda riski % 90 oranında azalttığı saptanmıştır. Yaraya bir antiseptik ( %40 &#8211; 70 lik alkol, iyodin v.b ) uygulanmalıdır</p>
<p>Isırık yarasının beyine yakınlığı virusun beyine ulaşması açısından önemlidir. Yara bölgesi beyine yakın ise en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Diğer bölge ısırıklarında bu süre 0-36 saat en fazla 72 saat olmalıdır.</p>
<p>Sağlıklı bir görünümü olan köpek, kedi veya diğer bir evcil hayvan insanı ısırdığında, o hayvan hemen yakalanmalı ve 10 gün boyunca gözlem altında tutulmalıdır.Bu süre içinde hayvanda kuduz görülmezse, Korkulacak bir şey yok demektir.</p>
<p>Kuduz şüphesi olan hayvan yakalanıp gözlem tında tutulamıyorsa veya yapılan testler pozitif çıkarsa kısa süre içinde tedaviye başlanmalıdır.</p>
<p>Kuduz serumu gerektiren vakalarda sabunla yıkadıktan sonra yara içine ve etrafına hesaplanan dozda immunglobulin yada serumun enjekte edilebilen en fazla miktarı (hatta mümkünse tümü) enjekte edilmelidir. Eğer ısırık çok büyükse ve yaraya dikiş atmak zorunlu ise yara dudakları etrafına mutlaka kuduz serumu ve immunglobulini uygulanarak dikiş atılmalıdır.</p>
<p>Temas sonrası uygulamada yara bakımı ve kuduz serumu uygulamasından sonra aşılamaya geçilmelidir. Aşılamada mutlaka bağışıklama gücü yüksek, uygulaması kolay ve en önemlisi nörolojik yan etkileri olmayan hücre kültürü aşıları kullanılmalıdır. Ülkemizde hücre kültürü aşısı olarak HDCV(Human Diploid Cell Vaccine) ve VERO (Verorab) bulunmaktadır. Her iki aşının da bağışıklama gücü ve yan etki açısından hiçbir farkı yoktur. Üretimlerinde aynı aşı suşu kullanıldığı için birbirlerinin yerine kullanılabilirler ya da zorunlu hallerde aşılamaya birisi ile başlayıp diğeri ile devam edilebilir.</p>
<p>Kuduz aşısı 0., 3., 7., 14., ve 28 günlerde 5 doz olmak üzere intramuskuler yoldan ve mutlaka deltoid adaleden bebeklerde ise uyluğun anterolateral kısmından yapılmalıdır. Aşılama şemasına uygun olarak yapılan aşılama ile % 100 oranında başarı sağlanmaktadır. Bu aşılar ile şimdiye kadar aşılama ve acil müdahale şemasına uygun olarak sürdürülen tedavilerde hayatını kaybeden kuduz olgusuna rastlanmamıştır. Her iki tip aşının uygulanmasında çok nadir olarak aşı yerinde ağrı, kızarıklık, şişlik, ateş gibi bilinen aşı yan etkileri görülebilir.</p>
<p>Bulaşma öncesi aşılamanın önerildiği risk altındaki kişiler şunlardır; veteriner hekimler, enfeksiyon hastalıkları ile ilgili laboratuar personeli, kuduz vakalarına bakmakla görevli özel bölümlerde ve kornea nakli yapılan bölümlerde çalışan hastane personeli, kuduza hassas evcil hayvanlar ile devamlı teması olanlar.</p>
<p>Bulaşma öncesi aşılama uygulaması için 0., 7., 28. günlerde toplam üç doz aşı uygulanması yeterlidir.Kullanılacak aşıların mutlaka hücre kültürü aşıları olması (HDCV ve Verorab) gerekmektedir.</p>
<p>Bu uygulama, virusla temas halinde kuduz serumu uygulanması gereksinimini ortadan kaldırmakta ve uygulanacak aşı sayısını azaltmaktadır. Temas öncesi şemaya göre aşılanmış bir kişiye virüsle temas olasılığı halinde 0. ve 3. günlerde uygulanacak 2 doz rapel aşı yeterli olacaktır.</p>
<p>Korunmak için Bunlara Dikkat Edin</p>
<ul>
<li>Evcil hayvanlar kontrol altında tutulmalı. Özellikle      geceleri serbest bırakmamaya çalışın.</li>
<li>Evde beslediğiniz hayvanların kuduz aşılarını      zamanında yaptırın.</li>
<li>Tanımadığınız hayvanlara yaklaşmayın ve      oynamayın.</li>
<li>Hasta gibi görünen hayvanlara yardım etmek için      dokunmayın.</li>
<li>Ölü hayvanlara yaklaşmayın ve dokunmayın.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/kuduz-rabies/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Listeriosis (Listeriozis)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/listeriosis</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/listeriosis#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 09:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Başağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[durgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[ense sertliği]]></category>
		<category><![CDATA[ill]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabarık bıngıldak]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34723]]></category>
		<category><![CDATA[şuur bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9074</guid>
		<description><![CDATA[Listerialar insan ve hayvanlarda endokardit, menenjit, meningo-ensefalit, abortus, septisemi, konjuktivit, artirit ve hepatit gibi ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır L Süt ve süt ürünlerinde listerialar: Teşhis: ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>ateş, durgunluk, iştahsızlık, başağrısı, kusma, kabızlık, ense sertliği, kabarık bıngıldak, şuur bozuklukları, yüksek ateş<span id="more-9074"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34723</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Gıda maddelerinden kaynaklanan hastalıklar açısında listerialar üzerinde son yıllarda gittikçe artan bir önemle durulmaktadır.</p>
<p>Listerialar insan ve hayvanlarda endokardit, menenjit, meningo-ensefalit, abortus, septisemi, konjuktivit, artirit ve hepatit gibi ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır. Transplasental yolla gebe anneden yavruya geçen listerialar yavrunun ölümüne, atılmasına veya listeriozisli doğmasına neden olmaktadır. Listeriozisli doğan bebeklerde sinir sisteminde meydana gelen harabiyete ilişkin olarak meningitis, ensefalit ve spastik paralizler gibi bulgular görülmektedir.</p>
<p>Listerialar, 3-45 <sup>o</sup>C arasında üreme yeteneğine sahip olduğundan dolayı gıda kaynaklı bakteriler içersinde buzdolabı ısısında (+4 <sup>o</sup>C) faaliyet gösterebilen nadir bakterilerdendir. Bu özelliği infeksiyon riskini arttırmaktadır. Zira gıda maddesi düşük sayıda bakteri ile bulaşık olsa dahi buzdolabında bekletme aşamasında hastalık yapma konsantrasyonuna erişmesi kaçınılmazdır.</p>
<p>Listeria monocytogenes denilen bakteri türü de prematürelerde zatürre, sepsis ve menenjit gibi hastalıklara neden olur. Bu bakteri toprakta ve suda bulunur, dolayısıyla sebze, meyve ve et, süt gibi hayvansal gıdalara da geçebilir. Yeterince temizlenmemiş, pastörize edilmemiş veya pişirilmemiş gıdaları tüketen insanlara da rahatlıkla geçebilir. Anne adayı hamileliği döneminde listeriosisle karşılaşmışsa bunu bebeğe de geçirebilir. Listeriosis erken doğuma hatta ölü doğuma bile neden olabilir.  Listeriosis ile doğan bebekler BGS’de görülen belirtileri taşırlar.</p>
<p><strong>Bulaşma:</strong></p>
<p>Listerialar insanlardan ve birçok hayvan türünden (sığır, koyun, keçi, kedi, köpek, manda, domuz, at, tavuk, hindi, kaz, ördek, balık ve insektler) izole edilmiştir.</p>
<p>L. monocytogenes çevrede çok yaygın şekilde bulunan bir mikroorganizmadır. Bu yüzden insanlar ve hayvanlar birçok yoldan etkene maruz kalabilirler. Hastalığın bulaşma ve yayılmasında hasta hayvanlar ve portörlerin gaita, idrar, süt, burun ve göz akıntıları aborte fötus, uterus akıntıları, kontamine silaj ve insektler rol oynamaktadırlar. Etkenin insanlara bulaşmasında et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, meyve, sebze, balık ve kabuklu deniz hayvanları olmak üzere tüm gıdalar <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>mlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Süt ve süt ürünlerinde listerialar:</strong></p>
<p>Süt ürünlerinde listeriaların bulunuşu çiğ sütten ziyade ürünlerin kontaminasyonuna bağlıdır. Yapılan deneysel bir çalışma ile listeriaların çiğ sütte 748 gün canlı kalabileceği ortaya konulmuştur. 1983’de Massachusettes’de pastörize sütten 49 kişi hastalanmış, bunlardan 14’ü ölmüştür. <em>Listeria monocytogenes</em>’in bazı peynir türlerinde 3 <sup>o</sup>C’de 28 gün canlı kalabileceği gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Diğer gıda maddelerinde listerialar:</strong></p>
<p>Bu hususta et ve et ürünleri önem taşımaktadır. Batı Almanya&#8217; da yapılan bir çalışmada kanatlı etlerinde %85’e, kıyma ve çiğ sucuk örneklerinde % 80’e yakın oranlarda <em>L. monocytogenes</em> taşıdığı görülmüştür. 1981 yılında Kanada da koyun dışkısı ile gübrelenmiş lahanadan yapılan salatanın yenmesinden dolayı 41 kişi hastalanmış 6’sı ölmüştür.</p>
<p><strong>Hayvanlarda listeriozis:</strong></p>
<p>Hayvanlarda hastalığın ortaya çıkışında predispoze faktörler çok önemlidir. Vitamin bakımından fakir gıda maddeleriyle beslenme, silaj yemine ani geçiş, uygun olmayan şartlarda elde edilmiş silajın yenmesi, yeşil ot v.s noksanlığı en önemli faktörlerdir.</p>
<p>Hastalık monogastrik hayvanlarda genellikle visseral listeriozis, genç ruminantlarda: meningoensefalitis, erginlerde ise septisemi olarak görülür.</p>
<p>Listerial meningoensefalitiste; sinirsel semptomlar görünür. Durgunluk, yavaş hareket, yemleri çiğnememek, boyun kaslarında gerginlik, dudaklarda titreme ve yutma zorluğu en önemli semptomlardır. İleriki durumlarda konvülzyonlar, inkoordinasyon bozuklukları görülür ve hayvan 7-10 gün içinde ölür.</p>
<p>Listerial septisemi; septisemi semptomları (ateş, durgunluk, iştahsızlık v.s) görülür.</p>
<p>Listeriadan dolayı atılan yavrular genellikle ölüdür. Canlı doğanlar ise kısa sürede ölürler.</p>
<p><strong>Teşhis:</strong></p>
<p>Hastalık; enteretoksemi, beyin abseleri, atık etkenler, ketozis, zehirlenme, louping ill, kuduz, coenurus cerebralis ile karıştığından dolayı klinik teşhisi zordur.</p>
<p>Şüpheli durumlarda laboratuvara ölen hayvanlardan, karaciğer, dalak, pons, medulla oblangata ve spinal cord’un anterior kısımları, ayrıca atık fötüs, fötal membranlar de teşhis amacıyla gönderilebilir. Hasta hayvanlardan ise serum alıp gönderilir.</p>
<p><strong>Sağıtım:</strong></p>
<p>Eğer etken sinir sisteminde araz oluşturmamışsa hastalık antibiyotiklere cevap verebilir.</p>
<p><strong>Korunma:</strong></p>
<p>Listeriozis bağışıklık sistemi zaafa uğramış (yaşlılır, yeni doğanlar, hamileler immünosupresif <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> alanlar) kimselerde daha tehlikeli seyretmektedir. Bundan dolayı bu gibi insanları hastalıktan uzak tutmaya daha fazla özen gösterilmelidir.</p>
<p>Hayvanlarda; hastalar ve hastalıktan şüpheli olanlar ayrılır. Hayvanlara iyi kalitede silaj yemi alıştırarak verilir. İnfeksiyon çıkan yerlerde özenli bir dezenfeksiyon işlemi yapılır. Atıklar, plasenta ve altlıklar yakılır veya gömülür. Portörler ayıklanır ve hayvan giriş ve çıkışı kontrollü yapılır. Hastalık zoonoz olduğundan dolayı hayvan bakıcılarının, veteriner hekimlerin ve ilgili şahısların çok dikkatli olmaları gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/listeriosis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Q Humması</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/q-hummasi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/q-hummasi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 14:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[deride çıban]]></category>
		<category><![CDATA[deride yara]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34618]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[WHO]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=8778</guid>
		<description><![CDATA[Endemik Q humması, genellikle birden başlayan ateş, titreme, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık gibi özgül olmayan semptomlarla seyreden, riketsialardan, Coxiella burnetii’nin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır Q humması vakalarının yaklaşık %33’ünde akut hepatit gelişir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> yüksek ateş, deride yara, deride çıban,  ateş, titreme, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık<span id="more-8778"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34618</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Endemik Q humması, genellikle birden başlayan ateş, titreme, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık gibi özgül olmayan semptomlarla seyreden, riketsialardan, Coxiella burnetii’nin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. Doğal konakları, koyun, sığır, keçi, köpek, kedi ve kuşlar gibi insanlara yakın olan hayvanlardır. Mikroorganizma özellikle plasental dokularda yoğun olarak bulunur ve çoğalır. Enfekte hayvanlarda genellikle semptom ve bulgular gözlenmez, bir diğer ifade ile hastalık gelişmez ancak mikroorganizmayı yüksek oranlarda plasental dokularla ve ayrıca süt, idrar, gaita ve diğer vücut sıvıları ile birlikte atarlar. Enfekte hayvanların doğumu sırasında yakınında bulunmak endemik hastalık için bilinen en yüksek risk durumu olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca tarım ve hayvancılıkla ilgilenenler, mezbaha çalışanları da artmış risk taşıyan gruplardır. Laboratuar koşullarında da, çalışanlar için risk yaratan Coxiella burnetii biyolojik silah olarak kullanıldığında da doğal enfeksiyona benzer hastalık oluşturacaktır. İnhalasyon yolu ile kolaylıkla bulaşma kapasitesine sahip olması, çevre şartlarına karşı direnç göstermesi ve klinik bulguların az sayıda mikroorganizmanın alınmasını takiben gelişmesi, Coxiella burnetii’nin biyolojik silah olarak ilgi çekmesine neden olmuştur. Ancak, bugün için biyolojik silah olarak geliştirilip, kullanıma hazır hale getirildiği yolunda bilgiler mevcut değildir.</p>
<p>İlk defa Avusturya’da, Q hummasının etiyolojik ajanı olan Coxiella burnetii 1937 yılında tanımlanmıştır. Coxiella burnetii konağa bağlı faz varyasyonu geçiren tek mikroorganizmadır ve ısı, kurutulma ve kimyasal ajanlara karşı yüksek oranda dirençlidir. Aerosol olarak alındığında oldukça infeksiyöz olan Coxiella burnetii, tek bir mikroorganizma olarak inhale edildiğinde bile klinik hastalık gelişimine neden olabilir.</p>
<p>Sıklıkla 2-14 günlük inkübasyon süresini takiben (inkübasyon süresi 40 güne kadar uzayabilir) gelişen Q humması, 2 gün ile 2 hafta arasında klinik bulguları devam eden ve sonrasında, yavaş yavaş iyileşen, kendi kendine düzelen bir hastalıktır. Hastalık dünya çapında endemiktir ve tipik olarak sığır, keçi ve koyun yetiştirilen bölgelerde görülür. İnkübasyon periodunun süresi inhale edilen mikroorganizma sayısı  ile ilişkilidir, alınan mikroorganizma sayısı artıkça, inkübasyon süresi kısalırken, mikroorganizma sayısının az olduğu durumlarda inkübasyon süresi göreceli olarak uzun olmaktadır. Hastalığın tipik mevsimsel özelliği olmamakla birlikte, bazı yörelerde koyun ve keçilerin yavrulama döneminde artış olduğu da bildirilmektedir. Hastalık özgül olmayan ateş, başağrısı, yorgunluk ve miyaljinin ön planda olduğu semptomlarla ortaya çıkar. Genellikle göğüs muayenesinde patolojik bulgular tespit edilmezken, hastaların %50’sinde akciğer grafisinde anormal görünümün eşlik ettiği pnömoni gelişir. Pnömoni olan vakaların yaklaşık üçte birinde (%28) hastalığın ilerleyen dönemlerinde öksürük gelişir ve ral duyulabilir. Pnömoni gelişen vakaların dörtte birinde göğüs ağrısı vardır. Radyolojik bulgular sıklıkla viral veya mikoplazma enfeksiyonlarını düşündüren “patchy” infiltrasyonlar şeklindedir, ancak yuvarlak konsalide görünüm ve adenopatide tespit edilebilir.</p>
<p>Q humması vakalarının yaklaşık %33’ünde akut hepatit gelişir. Pulmoner semptom ve bulgular gelişmeden, hepatitli vakalarda ateş ve yüksek serum transamilazları tespit edilir. Nadir olmakla birlikte kronik hepatit, kültür negatif endokardit, aseptik menenjit, ensefalit ve osteomyelit görülebilecek komplikasyonlardır. Akut Q humması nadiren mortaliteye neden olurken komplikasyonları  yüksek mortalite ile seyredebilir. Endokardit geliştiğinde mortalite %30-60’tır. Endokardit tespit edilen vakalarda sıklıkla daha öncesinde kalp kapaklarının zedelenmesi söz konusudur.</p>
<p>Özgül olmayan ateşli hastalık bulguları ve pnömoni gelişimi ile hastalık seyrettiği için ayırıcı tanısında özellikle atipik pnömoni etkenlerinin ekarte edilmesi gerekir, ancak belirli bir bölgede veya belirli bir alandan gelen askerler arasında birden çok ve benzer zamanlarda başlayan ateşli pnömonilerde akla getirilmesi gereken biyolojik saldırı ajanlarından birisidir.</p>
<p>Hastaların yaklaşık üçte birinde lökositoz tespit edilirken, çoğunda transaminaz seviyelerinde hafif yükselme görülür. Organizma kültür ortamında çok zor ürediği için, izolasyonuna yönelik çalışmalar gereksizdir. Bu nedenle balgam veya diğer klinik örneklerde mikrobiyolojik incelemeler genellikle sonuçsuz kalır. Ayrıca laboratuar ortamında kolaylıkla bulaşabiliyor olması, konu hakkında deneyimi olmayan laboratuar çalışanları için de ciddi risk teşkil eder. Q hummasının tanısına yönelik olarak kullanılan serolojik testler, Coxiella burnetii’ye karşı gelişen antikorların tespiti için kullanılan, indirekt floresan antikor (IFA), “enzim bağlı immünosorbant assay” (ELISA) ve kompleman fiksasyon testleridir. Özgül IgM tipi antikor cevabı klinik bulguların gelişimini takip eden iki hafta içerisinde gelişebilir. Ticari olarak en sık kullanılan test yöntemi, kompleman fiksasyon testidir.</p>
<p>Akut Q humması vakalarının büyük çoğunluğu antibiyotik tedavi olmaksızın düzelebilir, ancak ciddi mortalite riski yüksek olan komplikasyonların önlenebilmesi için tedavi gereklidir. Tetrasiklin (altı saatte bir 500 mg) veya doksisiklin (her oniki saatte bir 100 mg) kullanılan 5-7 günlük tedavi protokolü tercih edilen yaklaşımdır, bugün için kloramfenikol alternatif ajan olarak kabul edilmektedir. Ateş antimikrobiyal tedavinin ilk veya ikinci gününde düşer. Tetrasiklin grubu ajanların sekiz yaşından küçük çocuklarda kullanılmasının kemik ve diş gelişimi üzerindeki olumsuz etkisinin tedavinin sağlayacağı <a href="http://www.spitall.com/avantaj-firsati"rel="external"title="avantaj" >avantaj</a>la tartılarak karar verilmesi gerekir. Tetrasiklin veya doksisiklin tedavisini tolere edemeyen kişilerde kinolon, siprofloksasin invitro olarak etkili olan ajanlardır ve tercih edilebilir. Mikroorganizma dokularda yıllarca latent kalabildiği için kronik enfeksiyonlarda ve endokardit gelişen vakalarda tedavi oldukça güçtür, tetrasiklin veya doksisiklinin, TMP-SMX veya rifampin ile kombine edildiği ikili ve 12 ay gibi uzun süreli tedavilerle ancak başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Uzun süreli kombine tedaviye rağmen endokardit vakalarında sıklıkla kapak replasman tedavilerine ihtiyaç duyulur.</p>
<p>Eğer hastalar, hastaneye yatırılacak olursa standart önlemlerin alınması yeterlidir, özel izolasyon koşullarının sağlanması gerekmez.</p>
<p>Formalin ile inaktif hale getirilmiş tüm hücre aşısı yüksek risk altındakiler için kullanılmaktadır ve Avusturya’da lisans almıştır. Coxiella burnetii’nin ölü hücre süspansiyonu halindeki bu aşı ile tek doz sonrasında doğal enfeksiyona karşı tam koruma ve aerosol şeklindeki (olası biyolojik saldırıda kullanılacak yöntem) bulaşmada ise %95 korunma sağlamaktadır. Aşı ile kazanılan korunma süresi yaklaşık 5 yıldır. Aşının en önemli yan etkisi özellikle immün kişilerde görülen ve nekroza kadar uzanabilen lokal yan etkilerdir. Bu nedenle aşı öncesinde 0,02 mg’lık aşının sensitize veya immün olmuş kişileri tespit etmek için cilt testi olarak kullanılması kabul görmüş bir uygulamadır.</p>
<p>Olası temas veya saldırı sonrasında kemoprofilaksi tetrasiklin veya doksisiklin ile tedavi dozunda 5-7 gün süre ile sağlanabilir. Kemoprofilaksiye olası temastan 8-12 gün sonra başlanmalıdır, eğer profilaktik tedaviye hemen (1-7 gün içinde) başlanacak olursa sadece inkübasyon süresinde uzamaya neden olacak ancak klinik bulgular üzerinde etkili olmayacaktır.</p>
<p>Bugün için biyolojik silah olarak kullanılabileceği düşünülen ancak geliştirildiği kesin olarak bilinmeyen Coxiella burnetii, toplumda iş gücü kaybına ve bakım ihtiyacı olacak çok sayıda kişiye neden olabileceği için üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gereken ajanlardan birisidir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<ol>
<li>American Academy of Pediatrics. Q fever, In:      Pickering LK, ed. 2000 Red Book: Report of the Committee on Infectious      Diseases. 25th ed. Elk grove Village, IL: American       Academy of      Pediatrics; 2000: .</li>
<li>Kortepeter      M, Christopher G, Cieslak T, Culpepper R, Darling R, Pavlin J, Rowe J,      McKee K, Eitzen E. USAMRIID’s Medical Management of Biological Casualties      Handbook 4th Ed. Fort Detrick Maryland 2001; pp 33-36.</li>
<li>MMWR;      Recognition of illness associated with the intentional release of      biological agent. MMWR; 2001: 50: 893-897. 28-32.</li>
<li>Cole LA.      Bioterrorism threats: learning from inappropriate responses. J Public      Health Management Practice, 2000: 6: 8-18.</li>
<li>Cieslak      TJ, Eitzen EM. Bioterrorism: agents of concern. J Public Health Management      Practice, 2000: 6: 19-29.</li>
<li>Atlas RM.      The medical threat of biological weapons. Critical Reviews in Microbiology      1998; 24: 157-168.</li>
<li>Brad R.      Export controls and biological weapons: new roles, new challenges.      Critical Reviews in Microbiology 1998; 24: 235-254.</li>
</ol>
<p>Dünya üzerinde kaynağı belli ya da belli olmayan çok sayıda hastalık var. Küresel düzeyde, salgın hastalıklarla mücadeleye aktarılan paranın miktarı da yüksek boyutlarda. Ölümcül hastalıkların çoğu aslında önlenebiliyor. Ancak, gelişmekte olan ve üçüncü dünya ülkelerinde kurbanlar çoğunlukla çocuklar.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (WHO) hazırladığı raporlarda yıllık ölüm oranı en yüksek hastalıkların başında, 4.4 milyon ölümle akut solunum yolu enfeksiyonları geliyor. Bunu 3.1 milyon ölümle kolera, tifo, dizanteri gibi diyare hastalıkları izliyor. Üçüncü sırada ise 3.1 milyon ölümle verem geliyor.</p>
<p>WHO&#8217;nun patlak veren salgınlarla ilgili <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"title="haber" >haber</a> teşkilatı, dünya genelinde tehdit unsuru olağandışı salgınlar konusunda uyarılarda bulunuyor. Bunlardan önemlilerini inceleyelim. 2002 Ocak ayında Gabon ve Kongo Cumhuriyeti&#8217;nde Ebola virüsü salgını yaşandı. Öncekinde 26 vaka ve 23 ölüm yaşanmışken, sonraki salgında 16 vaka ve 11 ölüm görüldü. Şubatta, Hindistan köylerinde veba baş gösterdi. Gabon&#8217;daki ebola vakalarının sayısı 57&#8242;ye ulaştı.</p>
<p>Mart ayıyla ilgili <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a>lerde, Malawii&#8217;de koleranın patlak verdiği ve 609 kişinin öldüğü belirtildi. Nisan ayında Yunan otoriteleri, akut solunum yolu hastalıkları şikayetlerinin 39&#8242;a çıktığını bildirdi. Ölüme yol açabilen bu hastalık panik yarattı. Mayısta Brezilya&#8217;da döküntülü ateş şikayetinde bulunanların sayısı 318.000&#8242;e ulaştı. Bunların 57&#8242;si hayatını kaybetti. En çok etkilenen yer Rio de Janerio oldu. Haziranda, Afganistan&#8217;da büyük bir leishmaniasis salgını yaşandı.</p>
<p>Şark çıbanına benzeyen bu hastalık leishmania adındaki parazitten kaynaklanıyor ve yüz bölgesinde ülserleşmeye neden oluyor. El Salvador&#8217;da döküntülü ateş vakalarının sayısı temmuz ayında üst noktaya ulaştı. Ağustosta Madagaskar&#8217;da yaşanan grip salgınında 156 kişi öldü.</p>
<p>Patlak veren salgınlar ve ölüm oranlarıyla ilgili bilgiler WHO&#8217;nun resmi internet sitesinde (www.who.int) güncelleniyor. Bu bilinen salgınlar ya da hastalıkların yanı sıra, Focus dergisi olarak sizler için, adını bile söylemekte zorlandığımız 26 rahatsızlığı tanıtmayı düşündük. Tabii ki amacımız hastalık hastası bir toplum yaratmak değil. Ancak, bilgili ve bilinçli olmakta yarar var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/q-hummasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şarbon Antrax</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sarbon-antrax</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sarbon-antrax#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 13:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bitkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[Kanlı balgam]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kas ve eklemlerde ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[sert]]></category>
		<category><![CDATA[siyah-morumtırak kabuklu sert yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34305]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=7887</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: yüksek ateş, bitkinlik, kaşıntı,  siyah-morumtırak kabuklu sert yaralar, kas ve eklemlerde ağrı, öksürük,  nefes darlığı, kanlı balgam Ot yiyen hayvanlardan insanlara geçen ; deride yaralar oluşturabilen ve bütün vücuda yayılabilen, özellikle solunumla alındığında ölümcül olan bakteriyel bir hastalıktır. 1- Deri şarbonu Deri şarbonu : ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> yüksek ateş, bitkinlik, kaşıntı,  siyah-morumtırak kabuklu sert yaralar, kas ve eklemlerde ağrı, öksürük,  nefes darlığı, kanlı balgam</p>
<p><span id="more-7887"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34305</p>
<p>Tanımı :<br />
Ot yiyen hayvanlardan insanlara geçen ; deride yaralar oluşturabilen ve bütün vücuda yayılabilen, özellikle solunumla alındığında ölümcül olan bakteriyel bir hastalıktır.</p>
<p>Etkeni :<br />
Hastalığın etkeni Bacillus Anthracis (Antraks basili) adı verilen bir bakteridir. Bu bakteri kapsüllüdür, hareketsizdir. Kuluçka süresi 3 ila 5 gündür.</p>
<p>Anaerobik (havasız) şartlarda, sporlarla ürer. Sporları dış şartlara o kadar dirençlidir ki kuru ve karanlık bir yerdeki tozda (özellikle havasız ortamlarda) senelerce canlı kalabilir, canlılığını ancak 43 derece ısıda kaybeder. Uygun şartlar bulduğunda çok kolay ve hızlı ürer.</p>
<p>Bulaşma Şekli :<br />
1- Derideki sıyrıklardan; ot yiyen hastalıklı hayvanların leşleri, bu hayvanların kılları, kürkleri, yünleri ve bunlardan yapılan eşyaların kullanılması ile,<br />
2- İyi pişirilmemiş hastalıklı hayvan etlerinin yenilmesi ile sindirim yoluyla,<br />
3- Şarbon mikrobunun bulunduğu ortamlardan bakteri sporlarının solunum yolu ile alınmasıyla hastalık vücuda girer.</p>
<p>Hastalığın Klinik Seyri :</p>
<p>Hastalığın üç çeşit klinik formu vardır:</p>
<p>1- Deri şarbonu<br />
2- Barsak (sindirim sistemi) şarbonu<br />
3- Akciğer (solunum sistemi) şarbonu</p>
<p>Deri şarbonu :<br />
Deri şarbonu en sık (%98) görülen şeklidir. En sık olarak hayvanlarla teması olan meslek sahibi kişilerde (kasap, veteriner, derici, çoban) görülür. Daha çok yüz, boyun, el gibi vücudun açık yerlerinde görülür. Hastalık deri yoluyla vücuda ancak yara, çizik vb bulunan hasarlı deriden girebilir; sağlam deriden giremez. Mikrobun deriye girmesinden 12 ila 36 saat sonra ağrısız, kaşıntılı, irinsiz, üzerinde siyah-morumtırak kabuklu (nekrotik) sert yaralar; bu yaraların çevresinde içinde sıvı bulunan kabarcıklar oluşur. Şişlikler (ödem) ve lenf bezlerinde büyüme görülür. Lenf bezi tutulumu durumunda ağrı olur. 38 derece ateş ve halsizlik olur. Tedavi edilmeyen deri şarbonunun % 10&#8242;u tüm vücuda yayılır. Bu durumda yüksek ateş, bitkinlik, şoka eğilim vardır ve menenjit gelişebilir.</p>
<p>Barsak (sindirim sistemi) şarbonu : Barsak şarbonu koleraya benzeyen şiddetli ishal ile seyreder. Hastalığın tablosu dizanteri, akut apandisit, hatta barsak perforasyonunu (barsak delinmesi) taklit edebilir.</p>
<p>Akciğer (solunum sistemi) şarbonu :<br />
Akciğer şarbonunda (yün eğiricilerinin hastalığı ) öksürük, solunum sıkıntısı, kan tükürme ve ağız ile dudaklarda morarma ile seyreden ağır bir zatürre görülür. Hastalık iki fazlıdır. Grip gibi başlar yüksek ateş, kas ve eklemlerde ağrı, öksürüğü takip eden 2 gün içinde ağır bir zatürre başlar; nefes darlığı, kanlı balgam olur. Zatürre her iki akciğeri sarar, akciğerlerde kanama yapar, her iki akciğer arasında yer alan mediasten denen bölgenin iltihaplanmasına neden olur; sonuçta da hastanın ölümüne neden olabilir. Şarbon hastalığı en sık görülen formu olan deri şarbonu itibariyla aslında bir meslek hastalığı olarak bilinir; fakat sporlarının çevre şartlarına çok dirençli olması ve çok kolay üreyebilmesi nedeniyle (bakteri sporlarını içeren tozların solunması yoluyla) biyolojik silah olarak da kullanılmıştır. Tarihte bu tür saldırıya ilk olarak Osmanlı Devleti askerleri maruz kalmıştır.</p>
<p>Tedavi :<br />
Deri şarbonda penisilin , tetrasiklin , eritromisin , kloramfenikol ,sefalosporin gibi antibiyotikler kullanılır. Bu antibiyotikler yaradan alınan örnekten yapılacak kültür sonucuna göre seçilir. Kültür sonucu gelinceye kadar penisilin kullanılabilir. Yaraya antiseptik sıvılar uygulanmamalı, yara kesilip çıkartılmamalıdır. Sadece steril bir gazlı bez yara üstüne konarak yara kapatılır. Akciğer ve barsak şarbonunda antibiyotik tedavisi uygulansa bile ölüm oranı yüksektir.</p>
<p>Korunma :<br />
Şarbonlu hayvanlar öldürüldükten sonra derin çukurlara üzerine kireç kaymağı dökülerek gömülür. Diğer hayvanları korumak için aşı yapılmalıdır.İnsanlar için de aşı vardır.Ama çok yaygın olarak kullanılmamaktadır. Piyasada bulunmamaktadır. Basında izlediğimiz <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a>lerdeki mektup yoluyla gönderilen tozlar bakteri sporlarını içerirler ve labarotuvar şartlarında biyolojik silah olarak kullanmak amacıyla üretilmiştir. Şüpheli mektup, koli ve kavanozların; toz maskesi takarak ve eldiven giyerek ev dışında açılması tavsiye olunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sarbon-antrax/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

