<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erken Teşhis Hayat Kurtarır &#187; Toksik Maddeler</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/toksik-maddeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>Hastalık Belirtilerinizi Arama Motoruna Yazın Sonuçları Görüntüleyin</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2010 18:41:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Diyabetik Ayak</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyabetik-ayak</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyabetik-ayak#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 18:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabıların ayağı sıkması]]></category>
		<category><![CDATA[el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma]]></category>
		<category><![CDATA[el ve ayaklarda kuvvet kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35772]]></category>
		<category><![CDATA[suyun sıcaklığını hissedememe]]></category>
		<category><![CDATA[uykudan uyanma]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=14145</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma, uykusuzluk, uykudan uyanma, ayakkabıların ayağı sıkması, suyun sıcaklığını hissedememe, el ve ayaklarda kuvvet kaybı Diyabetik ayak gelişiminin nedeni üç ana başlıkta değerlendirilebilir: ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma, uykusuzluk, uykudan uyanma, ayakkabıların ayağı sıkması, suyun sıcaklığını hissedememe, el ve ayaklarda kuvvet kaybı</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span id="more-14145"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35772</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Şeker hastalığı, yani diyabet, tarih boyunca toplumların en önemli sağlık sorunlarından biri olmuştur. Yeni tedavi yaklaşımları ve geliştirilen ilaçlar sayesinde kan şeker seviyesi kontrol altında tutulabildiğinden, diyabetin ölümcül olan komplikasyonlarından ketoasidoz ve hipoglisemi artık daha nadir görülmektedir. Diyabet tedavisi olmayan, ancak iyi bir bakımla kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalıktır. Kan şeker seviyesi ne kadar iyi kontrol altında tutulsa da, uzun dönemdeki komplikasyonlar genelde kaçınılmazdır. Hangi komplikasyonun daha belirgin ortaya çıkacağı kişiler arasında farklılık gösterir. Bunların çoğu kan dolaşımı ile ilgilidir. Damarlar adeta kolalanmış gibi sertleşmiş, kan elemanlarının fonksiyon kabiliyeti azalmıştır. Etkilenen organa göre farklı hastalık profilleri ortaya çıkar. Böbreklerde nefropati, gözlerde retinopati, el ve ayaklarda nöropati veya diyabetik ayak bunlardandır.</p>
<p>Ülkeler ve ırklar arasında diyabetin genel topluma oranı % 6-7 kadardır. Amerikan kızılderililerinde bu oran % 50-60&#8242;ı bulmaktadır. Diyabetli hastaların hastane başvurularının % 20&#8242;sinin nedeni ayak sorunları oluşturmaktadır. Genel toplumda uygulanan ayak kesme ameliyatlarının % 50-70 kadarının diyabetli hastalarda olduğu saptanmıştır. Parmağı kesilen bir diyabetlide, ikinci bir kesme ihtiyacı riski 2 yıl içinde % 50 olmaktadır. Diyabetlilerin sadece % 30&#8242;u tamamen ayak sorunlarında uzaktır ve en azından % 15&#8242;inde ayaklarında yara açılmaktadır. Diyabetik ayak gelişiminin nedeni üç ana başlıkta değerlendirilebilir:</p>
<p>1- Damarsal yapılarda bozulmalar (Anjiopati)</p>
<p>2- Kan kimyasında değişimler (Hemoreolojik)</p>
<p>3- Periferik sinirlerde bozulmalar (nöropati)</p>
<p>1- Eskiden diyabetli hastaların kılcal damarlarında bozulma olduğu ve bu nedenle yara geliştiği ve gelişen yaraların ve kesi hatlarının iyileşmediği düşünülürdü. Yapılan çalışmalar bunun doğru olmadığını göstermiştir. Bu hastalarda damarsal sorun vardır, ancak küçüklerde değil büyük çaplı damarlardadır. Diyabetik ayaklarda gelişen damar tıkanmaları genelde diz çukurunun hemen altındaki büyük damarlarda olmaktadır. O nedenle bu hastalarda bu seviyedeki damarların açıklığı renkli dopler ultrasonografi veya anjiografi ile değerlendirilmelidir. Eğer yeterli açıklık ve fonksiyon varsa, yaranın ana nedeni damarsal değildir demektir.</p>
<p>2- Diyabetli hastalarda tüm sistemlerde olduğu gibi kan ve bağışıklık hücrelerinde de kısmen fonksiyonlarda bozulma vardır. Kan hücreleri sertleşmiştir ve kılcal damarlardan geçmesi güçleşmiş, dolayısiyle oksijen taşıma sistemi bozulmuştur. Bağışıklık hücrelerinde fonksiyon zaafiyeti, enfeksiyonlara duyarlılığı artırmıştır.</p>
<p>3- Diyabetik nöropati. Tüm bu etkenlerin yanında bu hastaların ayaklarında yara gelişmesinin ana nedeni diyabetik nöropatidir.</p>
<p>Sinirler, omurga içindeki omurilikten başlayarak ayak ve parmak uçlarına doğru ilerlerler. İlerledikleri yol boyunca bazen dar anatomik yerlerden geçerler. Dirsek (kubital) ve bilek (karpal) tünelleri el sinirleri için örnektir. Bacaklarda ise ayak bileği (tarsal) tüneli en fazla sıkışmanın olduğu yerdir. Bazı kişiler, tünelleri doğuştan daha dar olduğundan veya tünel içinde fazladan kas dokusu gibi nedenlerle sinir sıkışmasına meyillidirler. Ancak diyabetikler, iki önemli nedenden dolayı bu tünellerde sinir sıkışmasına çok daha fazla maruz kalırlar.</p>
<p>Diyabetiklerde basıya duyarlılığın birinci önemli nedeni, sinirlerinin şişmesidir. Sinir dokusu içine giren bol miktarda glikoz şekeri bir başka şeker olan sorbitole dönüşür. Sorbitol kimyasal özelliğinden dolayı kendine su çeker ve sinir dokusu su ile şişer. Şişen bir sinirin zaten dar olan alanlarda kolayca basıya maruz kalabileceği hipotezi de eskiden beri bilinmektedir.</p>
<p>İkinci neden diyabetik sinirlerde taşıma sisteminin bozulmuş olmasıdır. Normalde sinir gövdesi ile ucu arasında bilgi alışverişi kimyasal maddelerin sinir içinde tubulin denilen yapılar vasıtasıyla taşınması ile olur. Diyabetiklerde bu taşıma sistemi bozulmuştur. Eğer sinir bir yerde sıkışmaya bağlı tahrifata uğramışsa, o yerin tamiri için bu taşıma sistemi ile gerekli materyallerin gelmesi gerekir. Taşıma sistemi  bozulursa artık sinir kendini onaramaz ve hafif bir bası bile ağır bulgulara sebep olabilir.</p>
<p>Diyabetik hastalarda nöropati çok farklı şekillerde ortaya çıkabilirse de, sıklıkla görülen şekli önce ayakların sonra da ellerin tutulmasıdır. Genellikle, el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma hissedilir. Başlangıçta bu şikayetler ara sıra ortaya çıkarken, zamanla sabit hale gelirler. Bu sıkıntılar artarak uykuları bozmaya, uykudan uyandırmaya başlar. Uzun zaman sonrasında ayaklardaki uyuşukluk o kadar artar ki, ayakkabıların ayağı sıktığı, suyun sıcaklık derecesi hissedilemez hale gelir. Ayrıca el ve ayaklarda kuvvet kaybı da olur.</p>
<p>Nöropati ilerledikçe ağrı ile birlikte duyu kayıplarının yanında, aldıkları uyarıların azalması nedeniyle kas erimesi de başlar. Bu durum belirgin deformitelerle sonuçlanır. Elde sinir yaralanmaları sonucunda oluşan pençe el deformitesine benzer şekilde ayaklarda pençe deformitesi oluşur. Bu deformite gelişince ayağa binen yük ayak parmaklarında, metakarp başlarında yoğunlaşır. Bu aşırı yük, bu bölgelerde yara açılmasıyla sonuçlaşır. Son dönemlerinde ise, adele desteğinden yoksun kalan ayak tabanı çöker ve sallanan koltuğa benzer bir ayak oluşur. Bu hale gelmiş ayakta artık her an yara açılabilir ve geri dönüşü de imkansızdır.</p>
<p>Diyabetik ayağın tedavisinde iki cerrahi yaklaşım vardır: Birincisi, yara açılmasını önlemek için profilaktik (koruyucu) cerrahi, ikincisi açılmış yaraların kapatılması, yani onarılmasıdır. Profilaktik cerrahi oldukça yani bir kavramdır. Diyabetik sinirlerin dar yerlerde kolayca sıkışabildiğini &#8220;double crush phenomenon&#8221; olarak adlandıran Prof. A. Lee Dellon, bunları serbestleştirmenin diyabetik ayak gelişimini önleyeceğini düşünerek iyimser bir hava yaratmıştır. Geliştirdiği duyu değerlendirme cihazı ile diyabetik nöropatiyi çok erken evrede tespit ederek sinirleri serbestleştirme cerrahisi uygulamıştır. Gerek kendisinin, gerek se diğer cerrahların takiplerinde, cerrahi tedavi uyguladıkları diyabetli hastaların hemen hiç birinde parmak veya ayak kesme ihtiyacı oluşmamıştır.</p>
<p>İkinci cerrahi yaklaşım ise yara gelişen ayakların tedavisine yöneliktir. Bu olgularda öncelikle iyi biri yara bakımı gerekir. Burada destek tedavi olarak hiperbarik oksijenin yararı olduğu iddia edilmektedir. En azından yarayı küçültür ve granülasyon dokusunun gelişimini sağlar. Yara zemininde sağlıklı doku varsa deri yaması ile (greft) onarım yeterli olabilir. Yara derinse ve zemin kötüyse saplı veya serbest doku aktarımları gerekir. Çok ileri olgularda dokular çürümüşse, yani nekroz olmuşsa, organizmayı korumak için bir an önce uzvun kesilmesi (amputasyon) işlemi yapılmalıdır. Yaraların ameliyatla kapatılması sırasında sinirlerin serbestleştirilmesi işleminin yara iyileşmesini hızlandırdığı ve yeni yaraların gelişmesini engellediği saptanmıştır.</p>
<p>Son zamanlarda diyabetik ayak yarası tedavisinde destekleyici tedavi yöntemi olarak MicroVas damarsal tedavi sistemi de uygulamaktayız. Uzuvlara elektrodlar vasıtasıyla verilen elektrik akımlarıyla kan akımı artırılmakta ve yara iyileşmesi hızlandırılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyabetik-ayak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Histamin Intoleranz (HİT)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/histamin-intoleranz-hit</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/histamin-intoleranz-hit#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 12:22:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[adet anormalikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ateş basması]]></category>
		<category><![CDATA[Başağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[deride kabarcıklar]]></category>
		<category><![CDATA[deride kızarıklık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ritim bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35769]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon düşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=14018</guid>
		<description><![CDATA[Histamin; midedeki halicobaker pylori, bağırsaklardaki bakteriler ve mantarlar tarafından üretilir ve besinlerle alınır vede vücut kendi üretir Histamin hücreleri, damarları ve bronşları genişletir Histamin çok içeren besinler: ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>başağrısı, migren, deride kızarıklık, deride kabarcıklar, öksürük, ateş basması, adet anormalikleri,  tansiyon düşmesi, kalp ritim bozukluğu</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span id="more-14018"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35769</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Histamin; midedeki halicobaker pylori, bağırsaklardaki bakteriler ve mantarlar tarafından üretilir ve besinlerle alınır vede vücut kendi üretir. Vücudun kendi üretiği histaminde problem olmaz, çünkü vücudun ihtiyacı olduğundan beyin gerekli yerlere gerekli uyarılarda bulunur ve histamin ana hücreler (mastcell) tarafından üretilir ve serbest bırakılır. Fakat bakteri ve mantarlar tarafından üretilen histamin beynin konturolu dışında olduğundan onu elimine edecek DAO da üretilmediğinden birçok problem ortaya çıkar. Bu nedenle mide ve bağırsaklarda problem varsa mutlaka tedavisi gerekir, ihmali çok ağır hastalıklara sebep olur.</p>
<p>Histamin hücreleri, damarları ve bronşları genişletir. Hücrelerin genişlemesi hücre mebranından giriş ve çıkışları artırır. Hücrelere girmemesi gereken çiçek tozları (pollen) hüçreleri zorlar. Hücre kendini korumak için mebranını sertleştirmek zorunda kalır ve böylece hücrelere vitamin, mineral ve enzimlerin girişi azalır. Hücrelere girişi yeniden sağlamak için hücre büyümek ve genişlemek zorunda kalır. Böylece bronşlar genişler ve sıkışma olur karında sertleşme şişme olur. Buda nefes darlığı astım, mide ve bağırsakalarda şişme ve hazımsızlık, deri hastalıkları, gözlerde kızarıklı ve burunda akıntı vb?, rahatsızlıklar olur.</p>
<p>İntoleranz: Belli bir madde veya ilaça karşı vücudun bazı nahoş belirtilerle reaksiyon göstermesi halidir. Kokusuz ve tatsız olan histamin birçok besinde farklı oranlarda bulunmaktadır. Ve bu histamin insaların büyük bir kısmında problemlere sebep olur. Günümüzde çok modern tıbba ragmen histamin milyonlarca insanlarda rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Bu rahatsızlıkların başında: Mide-bağırsak problemleri, kandolaşımı anormalikleri, migren, astım, baharnezlesi, allerji, besinallerjisi, deri hastalıkları ve daha bir düzine hastalığı sayabiliriz.</p>
<p>Diaminoksidaz (DAO) eziminin yetersizliği nedeniyle histaminlar elimine edilmez ve böylece Histamin-Intoleranzı (istenmeyen oranda histamin fazlalığı oluşur) ortaya çıkar. Histamin kimyasal bir madde olup hemen hemen bütün besinlerde bulunur. Bu madde biyojen aminlar grubuna dahildir. Vücudun bütün hücrelerinde bulunur ve gerektiğinde gerekli yerlere dökülür. Özeliklede peynir, et ve et mamüleri, şarap, kola, fanta ve çikolatada çok histamin bulunur.</p>
<p>Histamin çok içeren besinler:</p>
<p>Alerji hastaları iyi bilirki histamin allerjinin oluşmasına ana taşıyıcı maddedir (mediator). Histamin-İntoleranz allerjimidir? Diye yapılan bir dizi araştırmada allerji olmadığı tesbitedilmiştir. İşte problem burada başlamaktadır. Bir düzina araştırma sonunda Histamin-İntoleranz allerjiye sebep olmdığı tesbitedilmiştir. Fakat birçok kronik hastalığıa sebebi olduğu tesbitedilmiştir. Özeliklede besinallerjisi, baharalerjisi, astım, nefes darlığı, migren, başağarısı ve mide-bağırsak rahatsızlıklarına sebep olmaktadır. Histamin bir çok hastalığın tetikleyicisidir.</p>
<p>Histamin-İntoleranz ve sonuçları:</p>
<p>Histamin büyük oranda alındığında büyük problemler yaparken, HİT hastalarında (histamin-intoleranz) mikro gram dahi hayati tehikeye neden olur. Sebep olabileciği rahatsızlıkların başında: Sindirim sisteminde anormalikler, ishal, kramplar veya şişkinlik, ve aynı şekilde migren, hemen hemen astımın oluş sebepleri arasında % 15 le hit gelir, Ayrıca deride kaşıntı, kızarıklık, kalp çarpıntısı ve psikolojik rahatsızlıkları sayabiliriz. Histamin tabii allerjinin oluşmasında ana etkendir.</p>
<p>Histamin-İntoleranz tam anlamı ile ne demektir?</p>
<p>Histamin-İntoleranz hastalığı genç yaşlarda yavaş yavaş fark edilmeden ilerler. Histamin nedeniyle birçok hastalık ortaya çıkar. Bu histaminin besinlerlere alınması veya mevcut diaminoksidaz anziminin yetersizliği nedeniyle üretilen histaminin elimine edilememesi olabilir. Sebep aşırı histaminli besinlerden tüketmek veya mide ve bağırsaklardaki iltihaplı hastalıklar nedeniyle bu histamini elimine edecek diaminoksidaz (DAO) enziminin salğılanamaması veya gastrite (mide mukazasınındaki iltihapalanamya) sebep olan halicobacter pylori (bu bakteride histamin salğılar) veya bağırsak mantarlarının (bağırsak mantarları sayısız toksik maddeler üretir histaminde bunlardan biridir) salğıladığı histamin olsun.</p>
<p>HİT hastaları çok veya aşırı histamin içeren besinmaddleri (peynir sucuk, salam ve sosis vb.,) aldıklarında vücutlarında çok çok farkılı samptomlar görülür. Neden birinde böyle rahatszılıklar görülürken diğerinde diğer türlü rahatszılıklar görülmektedir. Bir çok kişide mide-bağırsak rahatsızlıkları yanında akçiğer, sinus, deri ve beyinde de semtomlara sebep olabilir. Rahatsızlıklar kişiden kişiye farklılık gösterir.</p>
<p>Histamin-Intoleranz hangi rahatsızlıklara sebep olur:</p>
<p>Besin alerjisi, bahar nezlesi, bronşial astım</p>
<p>Mide-Bağırsak raahtszılıkları</p>
<p>Başağrısı ve Migren</p>
<p>Deride kızarıklık ve kabarcıklar</p>
<p>Öksürük ve Astım</p>
<p>Ateş basması</p>
<p>Nezle ve burun akıntısı</p>
<p>Adet anormalikleri</p>
<p>Düşük tansiyon</p>
<p>Kalp ritim bozukluğu</p>
<p>Rahatsızlık nasıl oluşur?</p>
<p>1. Sağlıklı insanda histamin diaminoksidaz (DAO) tarafından yokedilir. B6-Vitamini ve C-Vitamini HİT hastalarında yetersiz olduğundan DAO enzimi oluşmaz.</p>
<p>2. Diaminoksidaz enzimi ince bağırsak tarafından salğılanır. İnce bağırsaklardaki iltihap ve yaralar nedeniyle yeterince DAO salğılanamaz ve böylece histamin fazlalığı ortaya çıkar.</p>
<p>3. Aşırı histamin içeren besinlerin yenmesi ile histamin oranı vücutta artar, bu besinlerin başında peynir, et ve et mamüleri vs gelir.</p>
<p>4. Midede gastrit ve ülsere sebep olan halicobakter pylori varsa bu bakteri toksik maddeler üretir ve bunlardan biride histamindir.</p>
<p>5. Kalın Bağırsaklarda mantar varsa bu mantarlarda toksik maddeler üretir ve bunların başında histamin gelir.</p>
<p>DAO enziminin yeniden salğılanabilmesi mide ve bağırsakalarda problem varsa bunun mutlak suretle tedavi edilmesi gerek. Bağırsaklardaki mantarlar veya midedeki bakteri aşırı histamin salğılar. İnce bağırsaklarda yeterince DAO üretemiyorsa histamin artar ve problem başlar. DAO yetersizliğine C-Vitamini ve B6-Vitamin yetersizliği veya bağırsakalar iltihaplı veya ülserli olursa enterit, kolit, morbus kron gibi sebep olur. Çünkü DAO?nun oluşması bu iki vitamine bağlıdır. Mide ve bağırsaklarda tahribat varsa yeterince B6-Vitamini oluşmaz vede C-Vitamini absorbe edilemz. Yani kördüğüşün döner durur. Bu nednele öncelikle mide ve bağırsakların tedavi edilmesi gerek bu hiç ihmal edilemez. Bununda tek çaresi Gökçek Toniktir. Gökçek Tonik mide ve bağırsaklardaki problemler için en ideal ve doğal çözümdür. Artı Gökçek İksir de alınırsa buda bağışıklık sistemini güçlendirir vede vücuttaki artık maddeleri (curuf) atarak sağlığımıza kavuşturur. Gökçek İksir ve Gökçek Tonik bir birini tamamlar.</p>
<p>Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/histamin-intoleranz-hit/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alt GİS Kanama</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/alt-gis-kanama</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/alt-gis-kanama#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 12:54:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda dışkıda kan görülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35761]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13898</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: çocuklarda dışkıda kan görülmesi Spitall Taxonomy Id: 35761 Tanım: Tümöre, cerrahiye veya apseye bağlı intussusepsiyon intermitan kanama veya jöle gibi gaita görülür lt Gİ kanama kanserli çocuklarda birden fazla nedene bağlıdır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>çocuklarda dışkıda kan görülmesi<strong></strong></p>
<p><span id="more-13898"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35761</p>
<p>Tanım:</p>
<p>C. difficile, cryptosporidium ve mantarlarla meydana gelen tiflitis de kanlı gaita görülür.</p>
<p>Tümöre, cerrahiye veya apseye bağlı intussusepsiyon intermitan kanama veya jöle gibi gaita görülür.Alt Gİ kanama kanserli çocuklarda birden fazla nedene bağlıdır. Hemoroidler ve anal fissürler de bazen kanama nedeni olabilir.</p>
<p>Tedavi nedene göre düzenlenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/alt-gis-kanama/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sekonder Hiperlipidemi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sekonder-hiperlipidemi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sekonder-hiperlipidemi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 19:01:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35732]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13812</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: şişmanlık Spitall Taxonomy Id: 35732 a) Hipertrigliseridemi: Primer neden en başta şişmanlık, alkol kullanımı ve diabetin kötü regülasyonudur. Klinik Tanı Tanı altta yatan asıl nedendir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>şişmanlık<span id="more-13812"></span><strong></strong></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35732</p>
<p>Tanım:</p>
<p>a) Hipertrigliseridemi: Primer neden en başta şişmanlık, alkol kullanımı ve diabetin kötü regülasyonudur.</p>
<p>b) Hiperkolesterolemi: Yanlış beslenme, kolestazis, nefrotik sendrom, hipotiroidi, ilaçlar (Örneğin; Thiazide grubu gibi)</p>
<p>Klinik</p>
<p>Dislipidemiler komplikasyonları olmadan klinik olarak bulgu vermez. Ancak araştırılırsa bulunabilen, komplikasyonları olmadan tedavi edilirlerse hayat süresini ve kalitesini artıran, çok önemli bir laboratuar semptomudurlar.</p>
<p>Başlıca bulguları; ksantomlar, ksantelesmalar, yağlı karaciğer (özellikle trigliseridemilerde), pankreatit (hipertrigliserdemilerde TG &gt; 500 mg/dl ise risk artmaya başlar) ve hiperkolesterolemiye bağlı olan ateroskleroz, koroner kalp hastalığı ile beyin damar hastalığına bağlı klinik bulgulardır.</p>
<p>Tanı</p>
<p>Dislipidemi bir tanı olmayıp sadece bir laboratuar semptomudur. Tanı altta yatan asıl nedendir. Örneğin; ailesel Tip IIa hiperkolesterolemi veya diabetik sekonder hipertrigliseridemi gibi terimler tanıdır.</p>
<p>Dislipidemi araştırılırken sonuçlar diğer aterosklerotik risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle anamnez ve muyenelerde risk faktörleri, D. mellitus, safra kesesi hastalıkları, tiroit hastalıkları, nefrotik sendrom, aile öyküsü ve pankreatit araştırılmalıdır.</p>
<p>(MEDPED: Make early dianosis, prevent early death!)</p>
<p>Dislipidemi tanısı için öncelikle T.kolesterol, trigliserid, HDL ve LDL değerleri incelenmelidir. Ailesel olduğu düşünülen olgularda lipoprotein elektroforezi, apolipoproteinler gibi incelemelerin yapılması tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>A- Tedavinin hedefleri:</p>
<p>- Toplam kolesterolü 200 mg/dl’in altına düşürmek</p>
<p>- HDL kolesterolü 35 mg/dl’in üzerine çıkarmak</p>
<p>- T.kolesterol/HDL oranını 3.5’n altına indirmek</p>
<p>- LDL kolesterolü:</p>
<p>a) Primer korumada: 130 mg/dl ve altına indirmek</p>
<p>b) Sekonder korunmada (felç veya infarktüs sonrası): 100 mg/dl’in altına indirmek</p>
<p>- Trigliserid düzeyini 200 mg/dl’in altına indirmek</p>
<p>- HDL düzeyi düşük olanlarda LDL’i mümkün olduğu kadar düşürmektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sekonder-hiperlipidemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reaktif Fizyolojik Hiperlipidemi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/reaktif-fizyolojik-hiperlipidemi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/reaktif-fizyolojik-hiperlipidemi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 18:56:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hafif ve diyete bağlı lipid değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35731]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13808</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Hafif ve diyete bağlı lipid değişiklikler Spitall Taxonomy Id: 35731 Tanım: Hafif ve diyete bağlı lipid değişiklikleridir. a) Hipertrigliseridemi: Alkol ve ziyafet tipi şaşaalı ve abartılı yemeklerden sonra olabilir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>Hafif ve diyete bağlı lipid değişiklikler, şişmanlık<span id="more-13808"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35731</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Hafif ve diyete bağlı lipid değişiklikleridir.</p>
<p>a) Hipertrigliseridemi: Alkol ve ziyafet tipi şaşaalı ve abartılı yemeklerden sonra olabilir.</p>
<p>Trigliserid tayini için en az 12 saatlik bir açlık devresinin olması şarttır. Yoksa sonucun yorumu sağlıklı olmaz.</p>
<p>b) Hiperkolesterolemi: Hayvansal yağlardan zengin, kolesterolden zengin gıdalarla beslenenlerde (yumurta, yağlı peynirler gibi gıdaların aşırı tüketimini takiben) görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/reaktif-fizyolojik-hiperlipidemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Primer (Ailevi) Dislipidemi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/primer-ailevi-dislipidemi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/primer-ailevi-dislipidemi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 18:54:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35730]]></category>
		<category><![CDATA[Yağ metabolizması bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13806</guid>
		<description><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35730 Dislipidemi çok önemli bir laboratuar semptomudur. I- Ailesel hiperkolesterolemi: (Yüksek kolesterollü hastaların yaklaşık %80’nden fazlasında ailesel hiperkolesterolemi vardır). ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>Yağ metabolizması bozuklukları, şişmanlık<span id="more-13806"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35730</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Kan yağlarının oranlarında ve düzeylerinde sağlığımızı bozacak yöndeki değişikliklere dislipidemi denir. Dislipidemi çok önemli bir laboratuar semptomudur.</p>
<p>I- Ailesel hiperkolesterolemi: (Yüksek kolesterollü hastaların yaklaşık %80’nden fazlasında ailesel hiperkolesterolemi vardır).</p>
<p>a) Poligenik hiperkolesterolemi: En sık görülen hiperko-lesterolemidir. Endojen ve eksojen etkenler (kötü beslenme gibi) biraradadır. Genellikle kolesterol düzeyleri 200-300 mg/dl arasındadır. Aterosklerotik kalp hastalığı riski 2-3 misli daha fazladır.</p>
<p>b) Monogenik hiperkolesterolemi: (Olguların %5’nden azı) En çok görülenler, 19. Kromozom defektlerine bağlı olup LDL’nin transportu, bağlanması, hücreye internalizas-yonu, yeniden kullanımı (recycling) ile ilgili genlerde mutasyon olmasıyla ilgilidir. Bu olguların heterozigot olanlarında LDL düzeyi 300-550 mg/dl arasındayken, homozigot olanlarında 500’en başlayıp binli değerlere kadar yükselebilmektedir. Özellikle homozigot olan olgular çocuklukta ve gençlikte gelişen erken ateroskleroz ve komplikasyonlarıyla (Örneğin; akut miyokart infarktüsü gibi bir olayla) ortaya çıkabilirler. Heterozigot olguların toplumda görülme sıklığı binde 1-2 iken, homozigot olguların görülme sıklığı milyonda 1 civarındadır.</p>
<p>Bu olguların dışında, insanlarda 1/700-800 arasında bir oranda Apolipoprotein B 100 (Apo B 100) eksikliğine bağlı hiperkolesterolemi olduğu bilinmektedir. Şu ana kadar Apo B 100 eksikliği olduğu bilinen olguların hepsinin heterozigot olduğu bildirilmiştir. Homozigot olgularla ilgili bilgilerimiz eksiktir. Bu olgularda da T.kolesterol düzeyleri 250-550 mg/dl arasında bulunmaktadır.</p>
<p>Toplumun %1’nde de Apolipoprotein E polimorfizmine bağlı olarak (Apo E 3/4 ve 4/4 fenotiplerinde) diyeteki kolesterol emiliminin ve kan düzeyine diyetin etkisinin fazlalığı bildirilmiştir. Kolesterolden fakir diyetin en yararlı olduğu hastaların bunlar olduğu bildirilmiştir. Apolipoprotein epsilon 4-alleli olan hastaların da yüksek koroner arter hastalığı riski (Framingham çalışması) olduğu bildirilmiştir.</p>
<p>II- Ailesel kombine hiperlipidemi (Bütün hiperkolesterolemililerin %10’ kadarı): Sıklığı 1/300 ile 1/400 arasında olup, otozomal dominant kalıtımlı, aşırı Apo B 100 yapımının görüldüğü, sıklıkla T.kolesterol düzeyinin 250-350 mg/dl arasında ve trigliserid düzeyinin 250-500 mg/dl arasında olduğu dislipidemidir.</p>
<p>III- Ailesel hipertrigliseridemi: Sıklığı 1/400-500’dir. Sıklıkla metabolik sendrom (refah hastalığı) tablosunda görülür. Otozomal dominant geçişlidir. VLDL ve Trigliserid yüksek, HDL düşüktür.</p>
<p>IV- Ailesel disbetalipoproteinemi (Tip III hiperlipidemi): Yaklaşık olarak 1/5000 sıklıkta ortaya çıkar. Trigliserid + T.kolesterol değerleri 300-1000 mg/dl arasındadır. Lipo-protein elektroforezinde prebeta bandı genişlemiştir. Ksantomalar ve erken ateroskleroz başlıca komplikasyonlarıdır.</p>
<p>V- Şilomikronemi: Çok nadir bir metabolik bozukluktur. Genellikle hipertrigliseridemi veya kombine hiperlipidemi tablosu içinde görülür. Lipoprotein lipaz eksikliği veya Apolipo-protein C-II eksikliği gibi metabolik bozukluklarda da görülür.</p>
<p>VI- Lipoprotein (a) Hiperlipoproteinemisi: Lipoprotein (a); antiplasminojen etkili, damar içi trombolizi inhibe edici etkisi olan bir apoprotein içerir. Bu nedenle aterojenik etkisi olan bir lipoproteindir. Lipoprotein (a) düzeyinin 30 mg/dl’en yüksek olmasının ateroskleroz riskinde artışa neden olduğu bildirilmiştir. Ancak, GRIPS veya Physicians-Health gibi bazı prospektif çalışma sonuçlarına görede Lipoprotein (a) düzeyiyle infarktüs riski arasında çelişkili bulgular vardır. Bu nedenle kolesterol yüksekliği olanlarda, Lipoprotein (a) yüksekliğinin tromboembolik olay riskini artırabileceği ve tek başına kolesterol yüksekliğinden daha büyük bir risk olabileceği vurgulanmıştır.</p>
<p>VII- Ailesel hipoalfalipoproteinemi: HDL kolesterol düşüklüğü vardır. Türkiye’de endemik olduğu bildirilmektedir. Otozomal dominant geçişlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/primer-ailevi-dislipidemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eritrosit Hipoplazisi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/eritrosit-hipoplazisi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/eritrosit-hipoplazisi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 17:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Burundan kan gelmesi]]></category>
		<category><![CDATA[deride morarma]]></category>
		<category><![CDATA[genel ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35725]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13787</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: deride morarma, burundan kan gelmesi, halsizlik, genel ağrı Spitall Taxonomy Id: 35725 Tanım: Kemik iliğinin eritrosit üretimindeki yetersizliğinden kaynaklanır. Aplastik anemi Bu ciddi, yaşamı tehdit eden hastalık kemik iliği kök hücrelerinin yetersizliğinden kaynaklanır ve pansitopeniyle karakterizedir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>deride morarma, burundan kan gelmesi, halsizlik, genel ağrı<span id="more-13787"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35725</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Kemik iliğinin eritrosit üretimindeki yetersizliğinden kaynaklanır.</p>
<p>Aplastik anemi</p>
<p>Bu ciddi, yaşamı tehdit eden hastalık kemik iliği kök hücrelerinin yetersizliğinden kaynaklanır ve pansitopeniyle karakterizedir. Kemik iliği hiposellülerdir ve yerini yağ dokusu almıştır, idiopatiktir veya aşağıdakilere sekonder olabilir:</p>
<p>• radyasyon</p>
<p>• antineoplastik kemoterapi</p>
<p>• ilaçlar: kloramfenikol, altın, NSAI ilaçlar</p>
<p>• toksinler: benzen</p>
<p>• virüsler: papovavirus, HIV-1</p>
<p>• Fanconi anemisi</p>
<p>Kırmızı küre aplazisi</p>
<p>Bu anemi, eritrosit kök hücrelerinin baskılanmasıyla ortaya çıkar. Aplastik aneminin tersine, diğer kan hücreleri etkilenmemiştir. Başlıca üç tipi vardır:</p>
<p>• Kendini sınırlayan eritrosit aplazisi: parvovirus infeksiyonundan sonra veya bazı toksinlere maruz kalma sonucunda gelişir.</p>
<p>• Kronik edinsel eritrosit aplazisi: otoimmündür ve timomalarla ilişkili olabilir.</p>
<p>• Kronik yapısal eritrosit aplazisi: progenitor hücre­lerdeki kalıtsal bir defekte bağlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/eritrosit-hipoplazisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğalgaz Zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dogalgaz-zehirlenmesi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dogalgaz-zehirlenmesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 09:04:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[adale kasılması]]></category>
		<category><![CDATA[çene titremesi]]></category>
		<category><![CDATA[diş gıcırdaması]]></category>
		<category><![CDATA[durgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerde donuklaşma]]></category>
		<category><![CDATA[hafif huzursuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin yavaşlaması]]></category>
		<category><![CDATA[rehavet çökme]]></category>
		<category><![CDATA[Solunumun yavaşlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35716]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[uyuklama]]></category>
		<category><![CDATA[uyuma isteği]]></category>
		<category><![CDATA[vücut ısısında yükselme veya düşme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13702</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: hafif huzursuzluk, durgunluk, uyuklama, rehavet çökme, uyuma isteği, titreme, adale kasılması, diş gıcırdaması, çene titremesi, vücut ısısında yükselme veya düşme, gözlerde donuklaşma, halsizlik, solunumun yavaşlaması, kalbin yavaşlaması ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> hafif huzursuzluk, durgunluk, uyuklama, rehavet çökme, uyuma isteği, titreme, adale kasılması, diş gıcırdaması, çene titremesi, vücut ısısında yükselme veya düşme, gözlerde donuklaşma, halsizlik, solunumun yavaşlaması, kalbin yavaşlaması<span id="more-13702"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35716</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Bugüne kadar doğalgaz nedeniyle son dönemlerde yaşadığımız üzücü olaylar aslında şartnamelerle oluşturulmuş temel kontrollerin yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Son zamanlarda kontrollerin gevşemesi, kullanıcıların gerekli özeni göstermemesi, piyasaya giren basit ve niteliği düşük ürünler insan sağlığını tehdit etmektedir.</p>
<p>Doğalgazdan zehirlenme konusuna girmeden önce zehirlenmeye neden olan kombiler hakkında kısaca bilgi verelim.</p>
<p>Doğalgaz yanarken alev tam bir mavi renkte olmalıdır. Alev uçlara doğru sararıyor ise yanma istenilen şekilde gerçekleşmiyordur. Bu durum bazen oksijen fazlalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle ocak ve fırın kullanımı da dahil olmak üzere yanma ayarının uzman ekiplerce yapılması ve zaman zaman da kontrol ettirilmesi gerekir.</p>
<p>Tam yanmanın oluşabilmesi için yanma odasına uygun miktarda doğalgaz ve oksijenin girmesi orada tepkimeye girdikten sonra yanma odasını yine uygun zamanda terk etmesi gerekir. Yanma odasında yanma sonucu oluşan gazında uygun zamanda dışarı atılması baca yoluyla olur. Bu nedenle kombilerin bağlandığı bacalarda kontrol ettirilmelidir.</p>
<p>Evlerde kullanılan kombilerin bacalı ve hermetik olmak üzere iki tipi mevcuttur.</p>
<p>Bacalı kombilerde dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır; birincisi baca, ikincisi de kombinin bulunduğu mekandır.</p>
<p>Tam donanımlı kombiler, baca çekişi olmadan asla çalışmazlar. Bacaların çekişi basınç ve sıcaklık farkıyla termodinamik olarak sağlanır. Mekan ise sadece baca gazının geri tepmesiyle ilgili değildir. Bacalı kombiler yanma için sağlanan oksijeni de bulunduğu ortamdan sağladıkları için karbonmonoksit ile zehirlenme olmasa da düzgün olmayan baca çekişi olan bir sistemde oksijen azalması yüzünden de insan sağlığı tehdit altında olabilir. Bu nedenle bacalı kombilerin bulunduğu mekanlar alt ve üst havalandırma menfezleriyle havalandırılır.</p>
<p>Son zamanlarda genellikle hermetik kombi kullanımı artmakla birlikte bacalı cihazların yeterince dikkatli kullanılmadığı yaşadığımız örneklerde görülmektedir.</p>
<p>Baca sisteminin kendi üzerinde bulunduğu kombiye &#8220;hermetik&#8221; kombi denilir. Hermetik kombiler uygun havayı kendisi alır, yanma odasında karışımı sağlayıp yakarak yine kendisi geri gönderir. Ortamla hiçbir organik bağlantısı bulunmaz, bu nedenle hermetik kombi daha güvenilirdir.</p>
<p>Kombilerin bulunduğu ortamda gaz sızmalarına ve karbonmonoksite karşı mutlaka karbonmonoksit ve doğalgaz dedektörü bulunmalıdır.</p>
<p>Doğru monte edilmiş ve gerekli uyarıcı aletleri takıldıktan sonra dedektörün alarm vermesi halinde hiçbir elektrikli cihazı çalıştırmayın, lamba ve çakmak yakmayın, elektrik düğmelerine kesinlikle dokunmayın. Gaz akışını sağlayan vanaları kapatın. Kapı ve pencereleri hemen açarak ortamı havalandırın. Ortamdaki gaz miktarı güvenli seviyeye düştüğünde alarm kendiliğinden kesilecektir. Çalmaya devam ediyorsa, ortamı terk edin ve gaz dağıtım şirketi, itfaiye gibi yerlere haber verin.</p>
<p><strong>Peki, doğalgazdan zehirlenme nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>1. aşamada kişide hafif huzursuzluk, durgunluk ve uyuklama hissedilir. Biraz daha fazla karbonmonoksit gazı solunursa rehavet çöker ve uyuma isteği iyice artar.</p>
<p>2. aşamada, titreme, adale kasılması, diş gıcırdaması, çene titremesi olur ve vücut ısısı yükselir. Gözler donuklaşır. Halsizlik artar.</p>
<p>3. aşamada, solunum ve kalp yavaşlar. Vücut ısısı düşer ve ölüm gerçekleşebilir. Karbonmonoksit sonucu ölümlerde dudak rujla boyanmış gibi kızarır. Yüz tebessüm eder bir hal alır. Deri kiraz kırmızısı renge dönüşür.</p>
<p>1.aşamada kişi derhal açık havaya çıkarılmalı, diğer aşamalarda kişi vakit geçirilmeden mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dogalgaz-zehirlenmesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Albüminuri</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/albuminuri</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/albuminuri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 08:09:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[idrarda albümin bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35697]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13250</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: idrarda albümin bulunması Spitall Taxonomy Id: 35697 idrarda albümin bulunup bulun­madığını anlamak için nitrik aside baş vuru­lur Nitrik asit, soğukta idrara katılınca, ka­rakteristik bir beyaz tortu meydana gelir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> idrarda albümin bulunması<span id="more-13250"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35697</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>İdrarda albümin bulunmasıdır. idrarda albümin bulunup bulun­madığını anlamak için nitrik aside baş vuru­lur. Nitrik asit, soğukta idrara katılınca, ka­rakteristik bir beyaz tortu meydana gelir. Sı­cakta da asetik asit ve değişik reaktiflerle al­büminin varlığı ortaya çıkarılabilir, idrar­daki albümin, serin’in fazla miktarda bu­lunduğu bir proteinler karmaşığıdır. Bu albümini soğukta asetik asit etkisiyle tortulaşan psödo albüminden ve albümozdan ayır­mak gerekir. Albüminüri, fark edilsin edilme­sin, daima böbrek süzgecinde bir bozukluğun sonucudur. Kızıl, kabakulak, kızamık, grip, yılancık gibi hastalıklarda ve gebelikte ge­çicidir ve akut olarak belirir.</p>
<p>Bright hastalığında kroniktir. Sonuçları her zaman cid­didir. Fakat idrarlarında az miktarda albümin bulunmasına rağmen uzun müddet ya­şayanlar vardır. Doğum hekimliği alanında, albüminüri ge­belik nefrapatilerinin esas belirtisini mey­dana getirir. Daha düşük oranlarda olmak üzere, piyüride de görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/albuminuri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amiloz Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/amiloz-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/amiloz-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 08:08:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35696]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13248</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: böbrek büyümesi, karaciğer büyümesi Spitall Taxonomy Id: 35696 Dokuların özel bir maddeyle dolmasından doğan hasta­lık. Amiloz hastalığında, anormal bir protein olarak amiloit madde iç organlarda ve en çok da karın içi organlarında (karaci­ğer ve böbreklerde) toplanır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> böbrek büyümesi, karaciğer büyümesi<span id="more-13248"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35696</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Dokuların özel bir maddeyle dolmasından doğan hasta­lık.</p>
<p>Amiloz hastalığında, anormal bir protein olarak amiloit madde iç organlarda ve en çok da karın içi organlarında (karaci­ğer ve böbreklerde) toplanır. Özellikle bun­ların damarları çevresinde yerleşir ve tıkan­malarına yol açar. Dolaşım büyük bir akım gerektiriyorsa (böbrek) organların çalışması bozulur. Böbrek büyür ve belirtiler hasta­lığın ciddiyetini gösterir. Bu hastalık, çok de­fa göğüsteki bir cerahat akmasından doğar. Tedavi edilmezse öldürücüdür. Fakat sebebi erkenden ortadan kaldırılırsa geçebilir. Ba­zen de iltihapsız kronik hastalıklardan (ilerleyen kronik poliartrit gibi) sonra ortaya çıkar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/amiloz-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
