<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tıbbi Veritabanı ve Arama Motoru &#187; çarpıntı</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/carpinti/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>İşimiz İnsan. Gücümüz Teknoloji</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çocuklarda &#8221;beta&#8221; mikrobu tehlikeli olabilir</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/cocuklarda-beta-mikrobu-tehlikeli-olabilir</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/cocuklarda-beta-mikrobu-tehlikeli-olabilir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 14:19:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Akut eklem romatizması]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bileği ve dizde şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[Basit bir ayak şişliği]]></category>
		<category><![CDATA[beta mikrobu]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Oran]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk yorulma]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Oran]]></category>
		<category><![CDATA[Sema Dan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=22252</guid>
		<description><![CDATA[Dr Bülent Oran, yaptığı açıklamada, boğazda iltihaplanma ve enfeksiyon yapan ''beta'' mikrobunun çocuklarda özellikle kış aylarında sıkça görüldüğünü belirtti. Beta mikrobunun halk arasında bilindiğini ifade eden Oran, ''Beta mikrobu daha çok kış aylarında çocukları hasta ediyor Bu da hastalığı örtbas ediyor ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dikkat! Çok basit tedavisi olan bu hastalık kalp hastalığına dönüşebiliyor.<span id="more-22252"></span></p>
<p>Özellikle kış aylarında sıkça görülen &#8221;beta&#8221; mikrobunun yol açtığı bademcik iltihabının, ayak bileği ve dizde şişliğe neden olduğu, kalp romatizmasının <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a>cisi olan bu rahatsızlığın tedavi edilmediğinde kalp yetmezliğine bağlı ölümlere yol açabildiği bildirildi.</p>
<p>Selçuk Üniversitesi (SÜ) Selçuklu Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Oran, yaptığı açıklamada, boğazda iltihaplanma ve enfeksiyon yapan &#8221;beta&#8221; mikrobunun çocuklarda özellikle kış aylarında sıkça görüldüğünü belirtti.</p>
<p>Beta mikrobunun halk arasında bilindiğini ifade eden Oran, &#8221;Beta mikrobu daha çok kış aylarında çocukları hasta ediyor. Ancak yazın da görülebiliyor. Boğazda bademcik iltihabı yapan bu mikrop, daha sonra eklemlerde şişliğe yol açıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Akut eklem romatizması denilen ve çocukluk yaşı romatizmalarından olan bu rahatsızlığın, 20&#8242;li yaşlarda görülme sıklığının gittikçe azaldığını dile getiren Oran, bu nedenle çocuk yaşta bu rahatsızlığa karşı önlem alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Basit bir ayak şişliği, çarpıntı, nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri ile kendini gösteren hastalığa karşı anne ve babaların dikkatli olması çağrısında bulunan Oran, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Ayağın top oynarken şiştiği düşünülüyor veya büyüme ağrısı zannediliyor. Çocuk akşama kadar koşup oynuyor, akşam gelince &#8216;ayağım ağrıdı&#8217; diyor, veliler buna pek aldırış etmiyor. En kötüsü de ağrı kesici veriyorlar. Bu da hastalığı örtbas ediyor. Halbuki altta yatan gerçek hastalık, kalp romatizması. Şişlik, 1-2 hafta içinde kalp hastalığına dönüşüyor. Kalp kapakçıkları bozuluyor. Özellikle iki büyük kapakçık çok ciddi hasar görüyor. Çok basit tedavisi olan bu hastalık anne ve babanın ihmali, çocuğun yanıltması veya sağlık kuruluşlarına gitmeme nedeniyle çocukta ilerleyen yıllarda ölümle sonuçlanabilecek kalp hastalığına dönüşebiliyor. Ufak tefek ağrılarda &#8216;ağrı kesici vereyim bir şeyin kalmaz&#8217; denmemeli. Sonra kalp hastalığı olan çocukların sayısı hızla artıyor.&#8221;</p>
<p>Oran, yaklaşık 5-6 bin çocuğun Türkiye&#8217;de kalp kapak problemi nedeniyle ameliyat sırası beklediğini dile getirerek, &#8221;Kapak değiştirmek çok ciddi açık kalp ameliyatı ile oluyor. Dolayısıyla hastalık bu aşamaya varmadan tedavi edilmeli. Çocuklarımızın dizi, ayak bileği şiştiği zaman hemen sağlık kuruluşlarına başvurmalıyız&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Geç kalınması durumunda kalp kapakçıklarının ciddi oranda zarar göreceğini ve erken yaşta kalp yetmezliğinin ortaya çıkabileceğini dile getiren Oran, çocukların kalp rahatsızlığı nedeniyle erken yaşta kaybedilebileceğini söyledi.</p>
<p>Sema Danışman (13) adındaki hastasının da ayağındaki şişlik şikayetiyle geldiğini ve vaktinde teşhis konulması sayesinde rahatsızlığın kalp kapakçıklarında bıraktığı ufak tefek izlerin birkaç ay içerisinde kaybolacağını anlatan Prof. Dr. Oran, &#8221;Ciddi kalp kapakçığı bozukluklarında bu süre 1-2 yıla kadar çıkabiliyor. Sema için önemli olan 3 haftalık iğnelerini aksatmadan yaptırması. Hastalıktan korunması&#8221; dedi.</p>
<p>Sema, erken teşhis ile sağlığına kavuşacak<br />
Ayak şişliği şikayetiyle hastaneye başvuran 13 yaşındaki Sema Danışman da 10 gün içerisinde ayağındaki şişliğin dizine vurduğunu ve canının çok yandığını belirtti.</p>
<p>Hiç beklemediği şekilde kalp kapakçıklarında rahatsızlık çıktığını dile getiren Danışman, erken teşhis sayesinde birkaç ay içerisinde eski sağlığına kavuşmayı umduğunu bildirdi.</p>
<p>Doktorlara teşekkür eden Sema&#8217;nın annesi Raziye Danışman (44) ise annelere ve babalara ayaktaki şişlikleri hafife almamalarını ve zaman geçirmeden sağlık kuruluşlarına başvurmalarını önerdi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/cocuklarda-beta-mikrobu-tehlikeli-olabilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Somatizasyon</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/somatizasyon</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/somatizasyon#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 16:28:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrılı adet görme (kadınlarda)]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı adet kanaması (kadınlarda)]]></category>
		<category><![CDATA[Baş ağrısı dışındaki bedenin herhangi bir yerinde ağrı duyma]]></category>
		<category><![CDATA[bayılma]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[çift görme]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel ilişki sırasında ağrı duyma]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel ilişki sırasında cinsel organlarda yanma]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel isteksizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Değişik besinler yediğinde bunları tolere edememe]]></category>
		<category><![CDATA[Düzensiz adet görme (kadınlarda)]]></category>
		<category><![CDATA[Eklem ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik boyunca kusma (kadınlarda)]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar yaparken ağrı duyma]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar yapma güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[karında şişkinlik hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kas ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[Kol ve bacak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[körlük]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[sara benzeri nöbet geçirme]]></category>
		<category><![CDATA[sersemlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ses kısıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sırt ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35409]]></category>
		<category><![CDATA[ulanık görme]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[yanma]]></category>
		<category><![CDATA[yürüme zorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Yutma güçlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12277</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Kusma, Kol ve bacak ağrısı, Nefes darlığı, Sağırlık, Yürüme zorluğu, Karın ağrısı, Sırt ağrısı, Çarpıntı, Çift görme, Kas ağrısı, Eklem ağrısı, Bulantı, Sersemlik, ulanık görme, İdrar yapma güçlüğü, Karında şişkinlik hissi, İdrar yaparken ağrı duyma, Unutkanlık, Körlük, Cinsel ilişki sırasında cinsel organlarda yanma, İshal, Baş ağrısı dışındaki bedenin herhangi bir yerinde ağrı duyma, Yutma güçlüğü, Bayılma, Cinsel isteksizlik, Değişik besinler yediğinde bunları tolere edememe, Ses kısıklığı, Sara benzeri nöbet geçirme, Göğüs ağrısı, Cinsel ilişki sırasında ağrı duyma, Ağrılı adet görme (kadınlarda), Düzensiz adet görme (kadınlarda), Aşırı adet kanaması (kadınlarda), Gebelik boyunca kusma (kadınlarda) Kol ve bacak ağrısı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Kusma, Kol ve bacak ağrısı, Nefes darlığı, Sağırlık, Yürüme zorluğu, Karın ağrısı, Sırt ağrısı, Çarpıntı, Çift görme, Kas ağrısı, Eklem ağrısı, Bulantı, Sersemlik, ulanık görme, İdrar yapma güçlüğü, Karında şişkinlik hissi, İdrar yaparken ağrı duyma, Unutkanlık, Körlük, Cinsel ilişki sırasında cinsel organlarda yanma, İshal, Baş ağrısı dışındaki bedenin herhangi bir yerinde ağrı duyma, Yutma güçlüğü, Bayılma, Cinsel isteksizlik, Değişik besinler yediğinde bunları tolere edememe, Ses kısıklığı, Sara benzeri nöbet geçirme, Göğüs ağrısı, Cinsel ilişki sırasında ağrı duyma, Ağrılı adet görme (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda), Düzensiz adet görme (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda), Aşırı adet kanaması (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda), Gebelik boyunca kusma (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda)</p>
<p><span id="more-12277"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35409</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Somatizasyonu stresin ya da duygusal <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>nların fiziksel yakınmalarla ifade edilmesi olarak tanımlayabiliriz. Ruhsal sıkıntı ve gerginlik uygun biçimde ifade yolu bulamadığında kişi bunun için bedenini kullanmakta ve sıkıntısını &#8216;bedenselleştirmekte’ yani bedeniyle ifade etmektedir. Bedenselleştirme de en çok ağrıdan yakınılır; halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı ve çarpıntı da sık görülen diğer yakınmalardır. Ağrılar baş, sırt, bacak, kol, eklem gibi vücudun bir çok bölgesinde olabilmektedir. Somatizasyon mide bulantısı, kanama, kusma ve yemeğe dayanamama gibi birçok şekilde de ortaya çıkabilir. Hatta bazen kişinin herhangi bir enfeksiyonu olmamasına rağmen idrarını ağrılı yapmasına bile neden olabilir.</p>
<p>Ruhsal bir bozukluk tanısı olan Somatizasyon Bozukluğunu ise şöyle tanımlayabiliriz: Fizik muayene ve laboratuar incelemeleri sonucunda organik bir neden ile açıklanamayan birçok bedensel yakınmanın bulunması ve bu yakınmaların kişinin mesleki, sosyal ve özel hayatındaki işlevselliğini etkilemesi (tıbbi bir durum olsa bile , psikolojik zorlanma ve işlevsellikte bozulma fizik muayene ve laboratuar bulgularına göre beklenenden daha fazladır).</p>
<p>Somatizasyon bozukluğu adı altında toplanan belirtiler şunlardır: (bu tanıyı koyabilmek için bu 34 belirtiden en az 13 tanesi aynı kişide görülmüş olmalıdır)</p>
<p>1. Kusma</p>
<p>2. Kol ve bacak ağrısı</p>
<p>3. Nefes darlığı</p>
<p>4. Sağırlık</p>
<p>5. Yürüme zorluğu</p>
<p>6. Karın ağrısı</p>
<p>7. Sırt ağrısı</p>
<p>8. Çarpıntı</p>
<p>9. Çift görme</p>
<p>10. Kas ağrısı</p>
<p>11. Eklem ağrısı</p>
<p>12. Bulantı</p>
<p>13. Sersemlik</p>
<p>14. Bulanık görme</p>
<p>15. İdrar yapma güçlüğü</p>
<p>16. Karında şişkinlik hissi</p>
<p>17. İdrar yaparken ağrı duyma</p>
<p>18. Unutkanlık</p>
<p>19. Körlük</p>
<p>20. Cinsel ilişki sırasında cinsel organlarda yanma</p>
<p>21. İshal</p>
<p>22. Baş ağrısı dışındaki bedenin herhangi bir yerinde ağrı duyma</p>
<p>23. Yutma güçlüğü</p>
<p>24. Bayılma</p>
<p>25. Cinsel isteksizlik</p>
<p>26. Değişik besinler yediğinde bunları tolere edememe</p>
<p>27. Ses kısıklığı</p>
<p>28. Sara benzeri nöbet geçirme</p>
<p>29. Göğüs ağrısı</p>
<p>30. Cinsel ilişki sırasında ağrı duyma</p>
<p>31. Ağrılı adet görme (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda)</p>
<p>32. Düzensiz adet görme (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda)</p>
<p>33. Aşırı adet kanaması (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda)</p>
<p>34. Gebelik boyunca kusma (<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>larda)</p>
<p>Belirtiler genelde hastayı da rahatsız edici düzeydedir. Bu nedenle hastalar sıklıkla doktora başvururlar, değişik ağrı kesiciler kullanırlar ve genelde yaşam tarzlarını da hastalığa göre değiştirirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/somatizasyon/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prinzmetal Angina (Vazospastik Angina)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/prinzmetal-angina-vazospastik-angina</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/prinzmetal-angina-vazospastik-angina#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 14:40:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[sabahlan çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[sabahları yüksek tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35335]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12092</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: sabahlan çarpıntı, çarpıntı, sabahları yüksek tansiyon Spitall Taxonomy Id: 35335 Tanım: Koroner vazomotor tonus artışına bağlı oluşan istirahat anginasıdır Prinzmetal angina özellikle sabahlan sıktır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>sabahlan çarpıntı, çarpıntı, sabahları yüksek tansiyon<strong></strong></p>
<p><span id="more-12092"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35335</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Koroner vazomotor tonus artışına bağlı oluşan istirahat anginasıdır. Koroner spazmın mekanizması bilinmemektedir. Bozukluk non ateromatöz arterlerde (tonus artışı angina oluşturacak derecede yüksek olmalı) veya ateromatöz arterlerde( tonusta fizyolojik değişiklikler bile kan akımında kritik bir azalmaya neden olabilirler) oluşabilir.</p>
<p>Prinzmetal angina özellikle sabahlan sıktır. Ataklar genelde kendi kendini sınırlar ve hatta ağrı çok şiddetli de olsa, nadiren myokard infarktüsüne yol açar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/prinzmetal-angina-vazospastik-angina/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enfektif Endokardit</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/enfektif-endokardit</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/enfektif-endokardit#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 13:06:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[MRSA]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35274]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=11693</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: yüksek ateş, halsizlik, göğüs ağrısı, çarpıntı Spitall Taxonomy Id: 35274 Metisilin dirençli Staphylococcus aureus (MRSA)'un neden olduğu infeksiyonların tedavisinde birçok sorun vardır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>yüksek ateş, halsizlik, göğüs ağrısı, çarpıntı<span id="more-11693"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35274</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İnsidansı: </strong>1/640</p>
<p>Tanım:<strong> </strong></p>
<p>Metisilin dirençli Staphylococcus aureus (MRSA)&#8217;un neden olduğu infeksiyonların tedavisinde birçok <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>n vardır. Tedavi alternatiflerinin sınırlı olmasının yanında, infektif endokardit gibi kombinasyon tedavisi gerektiren olgularda, çoğul direnç nedeni ile kombinasyonda kullanılacak antimikrobiyal bulunmasında güçlükler yaşanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; son yıllarda Türkiye&#8217;de kullanıma giren ve değişik çalışmalarda metisiline dirençli S. aureus (MRSA) kökenlerine in vitro etkinliği gösterilmiş fusidik asitle, MRSA infeksiyonlarının tedavisinde ilk seçenek olan vankomisin ve teikoplaninin in vitro kombinasyonlarının etkinliğini araştırmak idi. Çalışmada 20 tane hastane infeksiyonu etkeni olan MRSA kökeni kullanılmıştır. Antimikrobiyallerin minimum inhibitor konsantrasyon değerlerini ve kombinasyonların etkinliğini belirlemek için mikrotitrasyon plaklarında damatahtası (checkerboard) dilüsyon tekniği kullanılmıştır. Kökenlerin tümü vankomisin, teikoplanin ve fusidik aside duyarlı bulunmuştur. Vankomisin+fusidik asit kombinasyonu ile MRSA kökenlerine karşı in vitro sinerjistik veya aditif etkinlik belirlenmemiş olup kökenlerin tümüne (%100) karşı indiferan etkinlik saptanmıştır. Teikoplanin+fusidik asit kombinasyonunda ise, MRSA kökenlerine karşı in vitro sinerjistik veya antagonistik etkinlik belirlememiş; kökenlerin dokuz tanesinde (%45) aditif, 11 tanesinde ise indiferan etkinlik saptanmıştır. Vankomisin+fusidik asit, teikoplanin+fusidik asit kombinasyonlarında in vitro olarak sinerjistik etkinlik belirlenmemiştir. Elde edilen bulgularla, glikopep-tit+fusidik asit kombinasyonlarının genellikle antagonistik etki göstermediği belirlenmiştir. Bu bulgularla, ciddi MRSA infeksiyonlarının tedavisinin yönlendirilmesi güç olmakla birlikte, sözkonusu bulguların klinik çalışmalar için bir önveri sağlayabileceği düşünülmüştür.</p>
<p>Akut enfektif endokardit nedeniyle iki olguya (24 yaşında erkek, 22 yaşında <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>) protez kapak replasmanı yapıldı. İki olguda da ameliyat öncesinde yüksek ateş, halsizlik, göğüs ağrısı ve çarpıntı yakınmaları vardı. Ekokardiyografide ilk olguda mitral kapak yetmezliği ve mitral kapak ön yaprakçık ucunda 12 mm boyutunda vejetasyon; ikinci olguda mitral yetmezliği yanı sıra aort yetmezliği ve her iki kapakta vejetasyon görüldü. İlk olguda gentamisin ve kristalize penisilin tedavisine başlangıçta yanıt alınmasına rağmen, dördüncü haftada hastanın ateşi tekrar yükseldi. Mekanik mitral kapak replasmanından sonra altı aylık takipte hastada herhangi bir komplikasyona rastlanmadı. İkinci olgu ise, tıbbi tedaviye başlandıktan üç gün sonra klinik seyrin ağırlaşması üzerine acil ameliyata alınarak mitral ve aortik kapak replasmanı yapıldı. Ancak, düşük kardiyak debi gelişen hasta, inotropikler ve intraaortik balon pompası uygulanmasına rağmen kurtarılamadı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/enfektif-endokardit/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilate Kardiyomiyopati</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dilate-kardiyomiyopati</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dilate-kardiyomiyopati#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 07:45:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ACE]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz sırasında nefessiz kalma]]></category>
		<category><![CDATA[gelişme geriliği]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[nefes almada güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35055]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9865</guid>
		<description><![CDATA[Bu hastalıkta metabolik ensefalopati, hipoglisemi ve kas zayıflığı ile dilate kardiyomiyopati ve konjestif kalp yetersizliği bulguları ortaya çıkmaktadır. Apoptozis, idiopatik dilate kardiyomiyopati ve iskemik kalp yetersizliğinde bildirilmiştir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>Nefes almada güçlük, gelişme geriliği, çarpıntı, egzersiz sırasında nefessiz kalma<span id="more-9865"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35055</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Dilate kardiyomiyopati, en sık görülen kardiyomiyopati tipi olup; günümüzde kalp nakli uygulanan hastaların önemli bir kısmını oluşturması açısından önemli bir sağlık <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nudur. Dilate kardiyomiyopati, sol veya her iki ventrikülün dilatasyonu ve azalmış kontraksiyonu ile karakterizedir. İdiopatik, genetik, viral, immün, toksik nedenli olabileceği gibi, mevcut miyokardiyal yüklenme veya iskemi bulguları ile açıklanamayacak düzeyde miyokardiyal disfonksiyon gösteren diğer kardiyovasküler hastalıklarda da görülebilir. İdiopatik dilate kardiyomiyopati vakaların %50’sini oluşturur ve 100.000’de 36,5 görülür. Çocuklarda yapılan bir çalışmada en sık dilate kardiyomiyopati yapan sebepler arasında %47 idiopatik, %12 miyokardit, %11 koroner arter hastalığı, %30 oranında diğer sebepler bulunmuştur. Başka bir çalışmada ise 2 yaşından önce tanı konan 24 hastanın %45’inde miyokardit, %25’inde endokardiyal fibroelastozis saptanmış, %20-30 arasında familyal olabileceği rapor edilmiştir. Çocuklarda görülen miyokardit epidemilerinin en sık nedeni koksaki B virüsüdür. Yapılan bir çalışmada koksaki B virüs antikorları dilate kardiyomiyopatili olgularda kontrollere göre daha yüksek bulunmuş, ancak bunların çoğunda endomiyokardiyal biyopsi ile aktif ya da geçirilmiş miyokardite ait bulgu saptanamamıştır.</p>
<p>Familyal geçişlerin yaklaşık %70’i otozomal dominant formda olup, otozomal resesif, X’e bağlı geçiş ve mitokondriyal geçiş paternleri de bildirilmiştir. Duchenne-Becker muskuler distrofisinde görülen geç başlangıçlı dilate kardiyomiyopatide distrofin geninin X’e bağlı dilate kardiyomiyopatiden <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>mlu olduğu gösterilmiştir. Son çalışmalarda dilate kardiyomiyopatinin iskelet ve sarkolemma hastalığı olması hipotezine dayanarak familyal ve sporadik olgularda s-sarkoglikan genine ait mutasyonlar tanımlanmıştır. Kardiyak b miyozin, troponin T ve aktin genindeki mutasyonlar konjestif kalp yetersizliğine ve ani ölüme sebep olabilmektedir. Mitokondriyal DNA mutasyonları ve mitokondriyal anomaliler dilate kardiyomiyopatili hastaların %22’sinde saptanmış ve bu olguların miyokardında respiratuvar enzim komplekslerinden sitokrom C oksidaz düzeylerinde belirgin azalma olduğu gözlenmiştir. Dilate kardiyomiyopatili olgularda miyositlere karşı hümoral, hücresel otoimmün reaktivite ile azalmış naturel killer ve anormal süpresör hücre aktivasyonu gözlenmiştir. Bu immün defektlerin dilate kardiyomiyopati gelişmesinde önemli bir etyolojik faktör olabileceği öne sürülmüştür.</p>
<p>Familyal karnitin eksikliği dilate kardiyomiyopatiye neden olabilen bir lipid metabolizma bozukluğudur. Uzun zincirli yağ asitlerinin b oksidasyonunun olduğu mitokondriye taşınmasında defekt mevcuttur. Bu hastalıkta metabolik ensefalopati, hipoglisemi ve kas zayıflığı ile dilate kardiyomiyopati ve konjestif kalp yetersizliği bulguları ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Patofizyoloji</p>
<p>Kardiyak performans, ön yük, ard yük, kasılma gücü ve kalp hızı ile değerlendirilir. Kalp kasında dilatasyon çeşitli fizyolojik ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla ortaya çıkabilir. Frank-Starling yasasına göre ön yük artarsa kardiyak debi de doku perfüzyonunu sağlamak amacıyla artar. Kümülatif miyosit ölümü majör patolojik olaydır. Miyosit ölümünde, apoptozis, otoimmünite, mikrovasküler disfonksiyon, bozulmuş güç aktarımı önemli mekanizmalardır. Apoptozis, idiopatik dilate kardiyomiyopati ve iskemik kalp yetersizliğinde bildirilmiştir. Kalp kasının rejenerasyon kapasitesinin kısıtlı olması patogenezde önemlidir. İntraselüler miyofilament kaybı kötü prognoz ile ilişkilidir.</p>
<p>Hastalığın patofizyolojisinde, kalp kasının iyi kasılamadığı, ejeksiyon fraksiyonun ve kardiyak debinin azaldığı görülür. İleri akım parametrelerindeki bu azalma, intrakaviter kanın göllenmesine ve sonuçta diyastol sonu volüm, basınç ile ventriküler dolum basıncında artışa neden olur. Yeterli kardiyak debi sağlamak için ventriküller dilate olur ve hipertrofiye uğrar. Dilatasyon sonucu artan oksijen tüketimi ve azalan miyokard gücüne bağlı olarak duvar gerilimi artar ve kardiyak debi azalır. Bu tablo yavaş bir şekilde ilerler, atriyal ve venöz dolgunluk artar, sistemik venöz konjesyon ve pulmoner ödemle sonuçlanır.</p>
<p>Kardiyak debinin düşmesi sonucu renal kan akımı azalır ve kompansatuar mekanizma devreye girerek renin-angiotensin sistemi ve sempatik sinir sistemi aktive olur. Bu sistemlerin aktivasyonu sonucu, periferal vasküler değişiklikler ile ağır konjestif kalp yetersizliği klinik tablosu oluşur. Ventriküllerin fazla gerilmesi miyokardın kalınlaşmasına neden olur. Kavite dilate olur, sekonder gelişen mitral, triküspit kapak regürjitasyonu, azalmış miyokard perfüzyonuna yol açar.</p>
<p>Subendokardial iskemi ise miyokard hasarını daha da arttırır. Miyokardın yeniden yapılanması fibrozis ile birlikte olduğu için ventriküllerin kompliansı azalır. Dilate kardiyomiyopatide fibrozise sekonder olarak miyokard kütlesi artar, ventriküller hem dilate olur, hem de kalınlaşır. ACE inhibitörleri ve b blokör <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar bu yeniden yapılanmayı tersine çevirerek etki ederler. Ventrikül miyokardındaki fibrozis sonucunda aritmiler, sistolik ve diyastolik fonksiyon bozuklukları görülür.</p>
<p>Klinik Bulgular</p>
<p>Yeterli kardiyak debi sağlanamadığı zaman konjestif kalp yetersizliğinin bulgu ve semptomları gelişir. Egzersiz intoleransı ve egzersizle birlikte olan dispne büyük çocukların kendileri ve küçük olanların da ebeveynleri tarafından farkedilebilir. Süt çocukluğu döneminde ise beslenmeyle artan takipne ve oral alımın azalmasıyla ortaya çıkan gelişme geriliği görülür. Hastalar çarpıntı ve senkop ya da senkopa benzer yakınmalarla gelebilirler. Bulgu ve semptomlar enfeksiyöz bir hastalığın kardiyak dekompansasyonu arttırması sonucu da ortaya çıkabilir.</p>
<p>Fizik Muayene</p>
<p>Hastaların %70-80’inde takipne ve taşikardi ile birlikte konjestif kalp yetersizliği bulguları mevcuttur. Siyanoz dolaşım kollapsı olmadığı sürece nadir olarak görülür. Periferik nabızlar sıklıkla zayıf olup, düşük ya da normal kan basıncı ve daralmış nabız basıncı ile birliktelik olabilir. Kapiller dolum zamanı uzamıştır. Akciğerlerde dinlemekle büyümüş kalbin basısı ile oluşan atelektaziye bağlı olarak solunum sesleri azalmış olabilir ve bazen raller duyulabilir. İnterkostal çekilmeler görülebilir.</p>
<p>Kardiyak muayenede genellikle apeks yer değiştirmiş ve dinlemekle kalp sesleri azalmış olarak duyulabilir. Kalp seslerindeki azalma perikardiyal efüzyonu düşündürür. Gallop ritmi mevcuttur. Dilate mitral kapak anulusu ve/veya papiller düz kas fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak yüksek frekanslı, plato şeklinde ve üfleyici tarzda mitral yetersizlik üfürümü duyulabilir. Hepatomegali ve asit görülebilir. Periferik ödem de eşlik edebilir.</p>
<p>Telekardiyografi</p>
<p>Sol atriyum ve sol ventrikül büyümesine bağlı kardiyomegali görülür. Sıklıkla pulmoner venöz konjesyon ve bunun yanısıra pulmoner ödem bulguları da görülebilir. Dilate sol atriyumun sol ana bronşa basısı sonucunda sol akciğerde atelektazi alanları bulunabilir. Plevral efüzyon da görülebilir.</p>
<p>Elektrokardiyogram</p>
<p>Hastaların çoğunda sinüs taşikardisi, %50’sinde spesifik olmayan ST-T değişiklikleri ve %45-70’inde sol ventrikül hipertrofisini gösteren bulgular mevcuttur. Sol ve sağ atriyal büyüme ve sağ ventrikül hipertrofisi ise olguların %20-25’inde bulunur. Holter incelemesi yapılan dilate kardiyomiyopatili hastaların % 46’sında atriyal fibrilasyon, atriyal flutter ya da ventriküler aritmiler tespit edilmiştir.</p>
<p>Ekokardiyografi</p>
<p>Bu yöntemde; sol atrium ve ventrikül dilatasyonuyla birlikte, ejeksiyon ve kısalma fraksiyonlarında azalma, sol ventrikül preejeksiyon periyodunun ejeksiyon zamanına oranında artış (PEP/LVET) önemli bulgulardır. İki boyutlu ekokardiyogramda global olarak kalp kasılmasının azaldığı gözlenir. Diyastol sonu ve sistolik volümler vücut alanına göre artmıştır. Ağır vakalarda spontan ekojenik sinyaller görülmesi spontan tromboz riskini gösterir. Dilate kardiyomiyopatili hastaların %23’ünde ekokardiyogram ile intrakardiyak trombüslerin görüldüğü bildirilmiştir. Mitral kaçağı, azalmış aortik akım hızı ve diyastolik fonksiyon bozukluğu gösteren anormal mitral akım örnekleri ve mitral E dalgasında artış görülebilir. Koroner arterler, vena kava ve hepatik venler de incelenmelidir. Perikardiyal ve plevral efüzyon da tespit edilebilir. Dilate kardiyomiyopatili hastalara ekokardiyogram ile tanı konabilmesi nedeniyle, hasta stabil olana kadar genellikle kardiyak kateterizasyon ve biyopsi gibi tetkikler ertelenir.</p>
<p>Kardiyak Kateterizasyon</p>
<p>Sol koroner arter anomalisini ekarte etmek, biyopsi yapmak, biyopside lizozomal depo hastalığını ekarte etmek, kalp nakli kararı için hemodinamik değerlendirme yapmak amacıyla uygulanır. Sol ventrikülde trombüs varlığı kateterizasyon için kontrendikasyon oluşturur.</p>
<p>Endomiyokardiyal Biyopsi</p>
<p>Biyopside önemli bir lenfosit infiltrasyonu olmaksızın, değişen derecelerde miyosit hipertrofisi ve fibrozis gözlenir. Biyopsi mitokondriyal ve infiltratif hastalıklara tanı koymak, miyokarditi histolojik olarak ve PCR tekniğiyle tespit etmek amacıyla yapılır.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>Tedavide, çoğu kez dilate kardiyomiyopatinin bir nedeni bulunamadığı için konjestif kalp yetersizliğine yönelik bir tedavi uygulanır. Düşük kardiyak debi, sıvı retansiyonu, artmış vazokonstrüksiyon klinik durumu oluşturduğundan tedavi de bu mekanizmalara yöneliktir. Bu tedavinin amacı aynı zamanda ciddi aritmileri kontrol etmek ve tromboembolik komplikasyonları azaltmaktır. Başlangıç tedavisi olarak; kardiyak fonksiyonları ve debiyi düzeltmek amacıyla dopamin ve dobutamin gibi intravenöz inotrop ajanlarla tedavi gereklidir. Bu <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar adrenerjik reseptörleri stimüle ederler. Düşük dozlarda dopamin renal kan akımını arttırır. Yüksek dozlarda ise kardiyak fonksiyonları arttırır. Periferik vazokonstrüksiyon yapar, proaritmik olabilir. Dobutamin daha az proaritmiktir, ancak pulmoner wedge basıncını arttırabilir ve pulmoner ödem gelişimine sebep olabilir. Bu iki ilacın kombinasyonu önerilir.</p>
<p>Digoksin, kardiyak glikoziddir, ventriküler kontraksiyonu arttırmak amacıyla kullanılır. Digoksin Na/K-ATP’az pompasını inhibe eder, intraselüler Ca ve Na’u arttırır. Santral sinir sisteminde sempatik tonusu azaltır. Bu etki sayesinde taşikardi azalır ve etkili ventriküler dolum sağlanır. Digoksin akut hastalıkta dikkatli kullanılmalıdır. Renal fonksiyonlar bozuk olabileceğinden toksisite ortaya çıkabilir. Miyokardda inflamasyon mevcut ise ventriküler aritmileri arttırabilir. Ayrıca serum elektrolit seviyeleri özellikle K monitörize edilmelidir.</p>
<p>Diğer <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> grubu ise diüretiklerdir. Yaygın olarak kullanılan furosemid Henle kulbunda elektrolit reabsorbsiyonunu azaltarak etki eder. Etkili bir şekilde ard yükü azaltan <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar ACE (anjiyotensin konverting enzim) inhibitörleridir. Kaptopril ve enalapril en çok kullanılan <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lardır. Yeni kullanıma giren <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar ise monopril, lisinopril ve quiniprildir. Bu <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar potent bir vazokonstriktör olan angiotensin 2 yapımını ve güçlü bir vazodilatatör olan biradikinin yıkımını azaltırlar. ACE inhibitörlerinin dispne, egzersiz intoleransı, hastanede kalış süresi ve mortaliteyi azalttığı bildirilmiştir.</p>
<p>Hasta oral tedavi alabilecek duruma geldiğinde digoksin, diüretik ve ACE inhibitörleri başlanır. Diüretik tedavi önce intravenöz verilir, sistemik venöz konjesyon bulguları düzeldiği zaman oral tedavi tercih edilir.</p>
<p>Pediatrik yaş grubunda konvansiyonel tedaviye yanıt alınamayan ve kalp yetersizliği bulguları olan hastalarda; carvedilol, metoprolol, bucindilol gibi beta bloker ajanların kullanımına başlanılmıştır.</p>
<p>Kalp yetersizliğinin ilerlemesi nedeniyle sempatik sinir sistemi aktive olarak, kalp hızı ve kontraktiliteyi artırır. Bu kompansatuar mekanizma kalp yetersizliğinin ilerlemesini önleyemediği gibi, katekolaminlerin miyokard üzerine direkt ve indirekt toksik etkilerine bağlı olarak dekompansasyonu arttırmaktadır.</p>
<p>Artan katekolamin seviyesi, konjestif kardiyomiyopati gelişmesinde önemli bir faktördür. Bu hastalarda beta bloker kullanımı kardiyak fonksiyonları düzeltmektedir. Carvedilol, nonselektif beta blokör bir ajandır, ayrıca b1 blokör ve antioksidan etkisi de mevcuttur. Carvedilol miyokard üzerindeki kronik adrenerjik stimülasyon artışını bloke eder ve miyokard fonksiyonlarını arttırır. Carvedilol güçlü b1 reseptör blokaj etkisiyle sistemik arteriyel vazodilatasyon sağlamaktadır. Ayrıca antioksidan, antiproliferatif etkilerinin yanısıra proinflamatuar sitokin yapımını da azalttığı bildirilmiştir.</p>
<p>Carvedilolün miyokard disfonksiyonuna sebep olan serbest oksijen radikallerini inhibe ettiği gösterilmiştir. Bu <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>, standart tedaviye ek olarak kullanılmaya başlanmış, yapılan çalışmalarda ejeksiyon fraksiyonunu arttırdığı, yaşam süresini uzattığı bulunmuştur. Klinik iyileşme 3-6 ay arasında izlenmiştir.</p>
<p>Carvedilolün erişkinlerde NYHA (New York Heart Association) skalası 2 ve 3 olan hastalarda surviyi arttırdığı, sol ventrikül hipertrofisini ve mitral kapak regürgitasyonunu azalttığı gösterilmiştir. Bu etkilerin tedavinin başlangıcından 4 ay sonra ortaya çıktığı ve hastalarda ölüm oranlarının azaldığı saptanmıştır.</p>
<p>Carvedilol noradrenalinin kalpteki nöronal hücreler tarafından alınımını arttırmakta ve salınımını ise azaltmaktadır. Konjestif kalp yetersizliği olan 15 hastada (10’u dilate kardiyomiyopati, 5’i konjenital kalp hastalığına sekonder gelişen kalp yetersizliği) yapılan bir çalışmada 6 ay carvedilol tedavisi uygulanmış. Carvedilol sonrası ejeksiyon fraksiyonunun %36’dan %54’e yükseldiği, klasik tedaviye yanıt vermeyen hastalarda carvedilol tedavisinin çok etkili olduğu bulunmuştur.</p>
<p>Kullanılan diğer <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar ise antitrombotik ajanlardır. Trombüs formasyonunu önlemek için antikoagülan olarak warfarin kullanılabilir. Trombüs oluştuğunda ise heparinle tedavi edilmelidir. Karnitin eksikliği saptanmışsa karnitin tedavisi başlanmalıdır. Taşikardi mevcut olan hastalarda antiaritmik ajanlar kullanılabilir. Akut dönemde yatak istirahati önerilir. Su ve tuz kısıtlaması yapılabilir.</p>
<p>Transplantasyon</p>
<p>Maksimum medikal tedaviye yanıt alınamıyorsa, transplantasyon düşünülmelidir. Griffin ve arkadaşları 2 yaşından önce tanı almış, bulguları 1 yıl içinde düzelmeyen, persistan kardiyomegali ve kompleks ventriküler aritmisi olan hastalara transplantasyonu önermektedir. Lewis ve arkadaşları  ise sol ventrikül enddiastolik basıncı 25 mmHg üzerinde ise, kötü prognoz kriteri olduğu için erken transplantasyon yapılmasını önermektedirler. Transplantasyon için kriterler tam belli değildir.</p>
<p>Prognoz</p>
<p>Yaşam oranları ilk 1 yıl için % 63-90, 5 yıl için % 20-80 arasında değişmektedir. Mortalite tanıdan sonra ilk 1–2 yılda daha yüksektir. Ölüm sebebi genellikle ventriküler aritmiler, progresif kalp yetersizliğidir. Çok nadir olarak da transplantasyon sonrası gelişen komplikasyonlardan dolayı hastalar kaybedilmektedir. İzlemde hastaların %50’sinde kardiyak fonksiyonlar iyileşmektedir. Aritmi varlığı prognoz için tam belirleyici değildir. Tedavi edilebilen aritmisi olanlarda yüksek yaşam oranları mevcuttur.</p>
<p>Ekokardiyografi ile ölçülen sistolik fonksiyonlar prognozu belirlemede önemlidir. Chen ve arkadaşları ortalama kısalma fonksiyonunu, yaşayanlarda %21, ölenlerde %12 oranında bulmuşlardır. Altı aylık izlemde kısalma fraksiyonu yaşayanlarda %54, ölenlerde %12 bulunmuştur. Yaşam oranları sistolik fonksiyonlar ile bağlantılıdır. Prognoz için diğer belirteçler, kardiyotorasik oran, EKG anomalilikleri, ST-T değişiklikleri, sol ventrikül hipertrofisi, sağ ve sol atriyal dilatasyondur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dilate-kardiyomiyopati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anti Gbm Antikoru Pozitif Lupus Nefriti</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/anti-gbm-antikoru-pozitif-lupus-nefriti</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/anti-gbm-antikoru-pozitif-lupus-nefriti#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 13:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ANA]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklarda şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[görme bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Lupus Nefriti]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34969]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9670</guid>
		<description><![CDATA[Anti glomeruler bazal membran antikor pozitifliği, glomerul bazal membranında lineer IgG ve C3 birikimi ile karekterizedir Lupus Nefriti, hastalığın prognozunu belirleyen majör bulgudur Burada lupus nefriti ile birlikte antiglomerüler bazal membran antikoru pozifliği bir arada bulunan bir hasta sunulmuştur ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>yüksek tansiyon, ayaklarda şişlik, nefes darlığı, çarpıntı, görme bozukluğu</p>
<p><span id="more-9670"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34969</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Anti-Glomerül Bazal Membran (anti-GBM) hastalığı glomerüllerin birçoğunda kresent oluşumuyla karakterize, hızlı ilerleyici böbrek fonksiyon kaybıyla seyreden bir hastalıktır. Anti glomeruler bazal membran antikor pozitifliği, glomerul bazal membranında lineer IgG ve C3 birikimi ile karekterizedir. Sistemik Lupus Eritamatozus, antinükleer antikor (ANA) pozitifliği olan ve otoantikorların hedef organlara zarar vermesiyle seyreden multisistemik, inflamatuar, otoimmun bir hastalıktır. Lupus Nefriti, hastalığın prognozunu belirleyen majör bulgudur. Burada lupus nefriti ile birlikte antiglomerüler bazal membran antikoru pozifliği bir arada bulunan bir hasta sunulmuştur</p>
<p>14 Yaşında kız hasta ödem ve tansiyon yüksekliği nedeniyle başvurdu. Öyküsünde 1 ay önce geçirilen ÜSYE’den 1 hafta kadar sonra ayaklarda şişlik, nefes darlığı, çarpıntı ve görme bozukluğu şikayetleri mevcuttu. Hipertansiyon ve böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyalize alınan hasta merkezimize geldiğinde VA: 55  Kg, Boy:153 cm, TA:220/120mmHg bulundu. Akciğer sesleri bazallerde azalmış, pretibial +2 ödemi mevcuttu, fundus muayenesinde yumuşak eksuda. EKO’sunda perikardiyal effüzyon saptandı. Renal USG’nunda böbrek parankim ekojenitesinde Grade I-II artış saptandı. Fundus anjografisi lupus ile uyumlu bulundu. GFR&#8217;si 3.71 ml/dk/1.73m2, Protein atılımı 79 mg/m2/saat bulundu. C3 ve C4 normal, ANA, Anti ds DNA, pANCA, cANCA, Anti Sm, Lupus antikoagulanı negatif, Anti GBM antikoru pozitif bulundu. Böbrek biopsisi yapılan hastaya hemen ardından 500 mg Metilprednisolon IV ve bolus siklofosfamid tedavisi başlanıldı. 3 gün süre ile pulse  steroid tedavisine devam edildi, aralıklı olarak hemodiyalize alındı. Böbrek biopsisi Lupus Nefriti Class VI ile uyumlu bulundu, antiglomeruler bazal membran nefriti ekarte edildi.</p>
<p>Lupus Nefriti ile Anti GBM antikor pozitifliği birlikteliği şimdiye kadar sadece 4 olguda gösterilebilen nadir bir durumdur. Bu olgu nedeniyle Lupus Nefriti ve Anti GBM antikor pozitifliğinin birlikteliğine dikkat çekilmek istenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/anti-gbm-antikoru-pozitif-lupus-nefriti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer Şarbonu</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/akciger-sarbonu</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/akciger-sarbonu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 06:55:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[boğazda şişkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[burunda şişkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[büyük küçük dil]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kanlı balgam]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı kusma]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli kusma]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34878]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9413</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi:  şiddetli halsizlik, titreme, yüksek ateş,  şiddetli kusma, kanlı kusma,  nefes darlığı, çarpıntı, burunda şişkinlik, boğazda şişkinlik, büyük küçük dil, öksürük,  kanlı balgam Akciğer şarbonu: Sporlu toz ve kılların solunması ile meydana gelir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong> şiddetli halsizlik, titreme, yüksek ateş,  şiddetli kusma, kanlı kusma,  nefes darlığı, çarpıntı, burunda şişkinlik, boğazda şişkinlik, büyük küçük dil, öksürük,  kanlı balgam</p>
<p><span id="more-9413"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34878</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Akciğer şarbonu: Sporlu toz ve kılların solunması ile meydana gelir. Birdenbire şiddetli halsizlik ve titreme ile 40-41 dereceye yükselen ateşle başlar. Şiddetli kusma vardır. Kusmuk içinde safra boyaları ve kan bulunur. Nefes darlığı ve çarpıntı olur. Burun, yutak içi ödemli ve kanlanmıştır. Küçük dil büyümüş kırmızı ve ödemli bir hal almıştır. Akciğerde bronşit, zatürre belirtileri vardır. Öksürükle çıkan kanlı balgam içinde yaygın şarbon mikropları görülür. Bazen de akciğer zarının tutulması sonucunda nefes alınamaz. Kanda da mikrobu bulmak mümkündür. Nabız gittikçe zayıflar ve hızlanır. Kan basıncı düşer, hastalar dolaşım yetmezliği ile 2-3 gün içinde ölürler. Nadir olmakla birlikte akciğer şarbonundan kurtulmak mucizedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/akciger-sarbonu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiroit Bezinin Aşırı Çalışması (Hipertiroidizm)(Graves Hastalığı)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tiroit-bezinin-asiri-calismasi-hipertiroidizmgraves-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tiroit-bezinin-asiri-calismasi-hipertiroidizmgraves-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 14:57:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[adetlerde bozulma]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı terleme]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak hareketlerinde artma]]></category>
		<category><![CDATA[boğazda şişkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte incelme ve nemlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ellerde titreme]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde memelerde büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerde ileri doğru fırlama]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[kaslarda zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[saçlarda incelme ve dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[sıcağa tahammül edememe]]></category>
		<category><![CDATA[sinirlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34646]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[uyumada zorluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=8834</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: kilo kaybı, kaslarda zayıflık , ellerde titreme, uyumada zorluk, çarpıntı, saçlarda incelme ve dökülme, ciltte incelme ve nemlilik, aşırı terleme, bağırsak hareketlerinde artma, ishal, sinirlilik, gözlerde ileri doğru fırlama, adetlerde bozulma, boğazda şişkinlik, sıcağa tahammül edememe, erkeklerde memelerde büyüme, kemik erimesi Spitall Taxonomy Id: 34646 Ciltte incelme ve nemlilik ve aşırı terleme ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> kilo kaybı, kaslarda zayıflık , ellerde titreme, uyumada zorluk, çarpıntı, saçlarda incelme ve dökülme, ciltte incelme ve nemlilik, aşırı terleme, bağırsak hareketlerinde artma, ishal, sinirlilik, gözlerde ileri doğru fırlama, adetlerde bozulma, boğazda şişkinlik, sıcağa tahammül edememe, erkeklerde memelerde büyüme, kemik erimesi</p>
<p><span id="more-8834"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34646</p>
<p>Tanım:</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hastalığın Belirtileri Şunlardır:</strong></p>
<p>1. Kilo kaybı</p>
<p>2. Kaslarda zayıflık</p>
<p>3. Ellerde titreme</p>
<p>4. Uyumada zorluk</p>
<p>5. Çarpıntı</p>
<p>6. Saçlarda incelme ve dökülme</p>
<p>7. Ciltte incelme ve nemlilik ve aşırı terleme</p>
<p>8. Bağırsak hareketlerinde artma ve bazen ishal</p>
<p>9. Sinirlilik</p>
<p>10. Gözlerde ileri doğru fırlama</p>
<p>11. Adetlerde bozulma</p>
<p>12. Tiroit bezinde büyüme (guatr) oluşması</p>
<p>13. Sıcağa tahammül edememe</p>
<p>14. Erkeklerde memelerde büyüme</p>
<p>15. Kemik erimesi (Osteoporoz)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TANI/ </strong>Hipertiroidizm, tiroit bezinden aşırı tiroit hormonu (T4 ve T3) salgılanmasıyla oluşan bir hastalıktır. Bu hastalığa tirotoksikoz ismi de verilir. Hipertiroidi tanısı için kanda tiroid hormonlarına (T4 ve T3) ve TSH düzeyine bakılır. Kanda T4 ve T3 düzeyleri yüksek, TSH düşük bulunursa hipertiroidi teşhisi konur.<strong> </strong></p>
<p><strong>TEDAVİ/ </strong>Hipertiroidi tedavisinde 3 yöntem vardır :</p>
<p>1. İlaç tedavisi</p>
<p>2. Radyoaktif iyod tedavisi</p>
<p>3. Cerrahi (ameliyat)</p>
<p>İLAÇ TEDAVİSİ:</p>
<p>Hipertiroidisi olan bütün hastalara kanda yüksek olan tiroit hormonlarını normal düzeye getirmek için önce <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> tedavisine başlanır. İlaç olarak kimyasal ismi propiltiourasil olan <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> (Propycil tablet ) veya kimyasal ismi metimazol olan <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> (Thyromazol tablet) ve beraberinde nabız sayısını azaltacak <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar başlanır. İlacın dozunu doktorunuz hastalığın şiddetine göre ayarlar. İlaç tedavisine başladıktan 6-8 hafta sonra tekrar kontrole çağrılırsınız ve hormonlarınızın durumuna göre <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> dozunun ayarlanması yapılır. Bu şekilde 1,5-2 ayda bir kontroller yapılarak en az 9 ay � 1 yıl <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> tedavisine devam edilir ve doktorunuzun kararına göre <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> kesilebilir. Doktorun <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a>i olmadan <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> kesilirse hastalık tekrar alevlenir veya nüks eder. Böylece o zamana kadar yapılan tedavi de boşa gitmiş olur. Bu nedenle <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> tedavisi doktorunuza danışılmadan kesilmemelidir.</p>
<p>İlaç tedavisi sırasında ateşiniz çıkar ve boğazda ağrı olursa hemen doktorunuza başvurmanız gerekir. Bu durum kanda beyaz hücrelerin (Lökosit) çok azalmasından dolayı olmuş olabilir. Çok nadir olan bu durum oluşursa <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar kesilerek radyoaktif iyod tedavisi yapılır.</p>
<p>Tedavi sırasında karaciğer enzimlerinde hafif yükselmeler olabilir. Ancak bu durum hipertiroidinin etkisiyle de olabilir. Bu nedenle SGOT (AST) ve SGPT (ALT) enzim düzeyleri sık aralarla takip edilmeli ve tedaviyle birlikte enzim düzeyleri gittikçe artıyorsa <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar kesilerek radyoaktif iyod tedavisi verilmelidir.</p>
<p>İlaçlar doktorunuz tarafından kesildikten sonra hastalık ilk 6 ayda % 30-50 nüks ettiğinden <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> kesildikten sonra da tekrar kontrole gelmek gerekir.</p>
<p>Sıcak nodül varsa <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>larla hormonlar normal düzeye getirildikten sonra radyoaktif iyod tedavisi veya ameliyat yapılır.</p>
<p>İlaç tedavisiyle hastalığı düzelen hastalarda <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> kesildikten sonra hastalık tekrar alevlenirse veya nüks ederse kesin tedavi dediğimiz radyoaktif iyod tedavisi veya cerrahi tedavi yapılabilir.</p>
<p>Hipertiroidili hastaların dikkat etmeleri gereken bir husus İYOTLU TUZ YEMEMELERİDİR. Piyasada bazı firmalarının ürettikleri, kendiliğinden tuzluklu, İYOTSUZ TUZLAR satılmaktadır. Hipertiroidisi olan hastaların iyotsuz tuz yemeleri gerekir. Ailedeki diğer kişilerin iyot almalarını sağlamak için yemekler tuzsuz yapılmalı hasta iyotsuz tuz kullanmalı, ailedeki diğer kişiler ise iyotlu tuz kullanmalıdırlar.</p>
<p>Sigara içenlerde hastalık zor iyileştiğinden ve göz hastalığı ortaya çıktığından SİGARA İÇİLMEMELİDİR.</p>
<p>NÜKS, YANİ HASTALIĞIN ALEVLENMESİ ŞU HASTALARDA DAHA SIK GÖRÜLÜR:</p>
<p>1- Guatrın büyük olması</p>
<p>2- Genç yaştaki hastalarda</p>
<p>3- Hastalığı başlangıçta şiddetli olanlarda</p>
<p>4- Başlangıçta oftalmopati (gözde dışarı fırlama) olanlarda</p>
<p>5- Sigara içenlerde</p>
<p>6- İyotlu tuz kullananlarda veya iyotlu öksürük şurubu içenlerde</p>
<p>7- TPO antikorları yüksek olanlarda</p>
<p>8- Hormonları normale getirebilmek için yüksek doz antitiroid <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lara ihtiyaç olan hastalarda</p>
<p>9- TSH düzeylerindeki düşüklüğün düzelmediği hastalarda</p>
<p>Radyoaktif İyod Tedavisi</p>
<p>İlaç tedavisiyle hormonların normal düzeye geldiği hastalarda <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar azaltılarak kesilir. İlaçlar kesildikten sonra hastalık tekrar nüks ederse (alevlenirse) bu defa kesin tedavi denilen radyoaktif iyod tedavisi veya ameliyat yapılır.</p>
<p>Radyoaktif iyod tedavisi ayrıca sıcak nodülü olan ve hormonları yüksek olan hastalarda da tercih edilen bir tedavi seçeneğidir. Bu hastalarda önce <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>larla hormonlar normale getirilir ve sonra radyoaktif iyod tedavisi yapılır.</p>
<p>Radyoaktif iyod Nükleer Tıp uzmanları tarafından endokrinoloji uzmanının kontrolünde verilir. Radyoaktif iyod verilmeden 3 gün önce <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar kesilir ve radyoaktif iyod aldıktan 3-4 gün sonra tekrar başlanır. Radyoaktif iyodun kanser yapıcı veya üreme sistemine zararlı bir etkisi yoktur. Ancak <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>ların 6 ay sonra gebe kalmalarına izin verilir. Radyoaktif iyod alan hastaların % 80-90�nında ilk yıl içinde kalıcı hipotiroidi (tiroid bezi yetmezliği) gelişir ve ömür boyu Levotiron veya Tefor gibi tiroid hormon ilacı almaları zorunluluğu vardır. Bunu hastaların baştan bilmeleri ve kabul etmeleri gerekir.</p>
<p>Radyoaktif İyod Tedavisi Alan Hastalara Öğütler:</p>
<p>1- Hastanın kullandığı çatal, kaşık ve bıçak başkası tarafından kullanılmaz. Bulaşıklar bulaşık makinesinde yıkanmalıdır.</p>
<p>2- Yeni doğan çocuklar (8 yaş altı çocuklar) ve gebe <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>larla yakın temas yasaklanır. Ancak aynı odada oturabilirler.</p>
<p>3- Hastanın bebeği varsa emzirmesi yasaklanır.</p>
<p>4- Tuvalet sonrası tuvalet 2 kez yıkanmalı ve eller iyice yıkanmalıdır.</p>
<p>5- Boğazda veya boyunda ağrı olursa aspirin veya diğer benzer <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar faydalı olabilirse de doktorunuza danışmadan almayınız.</p>
<p>6- Sinirlilik, ellerde titreme veya çarpıntı olursa (radyasyon tiroiditi) doktora başvurmalıdır.</p>
<p>Cerrahi (Ameliyat) Tedavisi:</p>
<p>Hipertiroidisi olan hastalardan guatrı büyük olanlarda tavsiye edilir. Tiroit bezinin bir kısmı veya tamamına yakını ameliyatla alınır. Ameliyat öncesi <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> tedavisiyle hormonların normal düzeye gelmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Ameliyat ayrıca sıcak nodülü olan, ancak nodül çapı büyük olan hastalarda tercih edilen bir tedavi seçeneğidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tiroit-bezinin-asiri-calismasi-hipertiroidizmgraves-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ventriküler Septal Defekt (VSD) (Çocukta Kalp Deliği)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/ventrikuler-septal-defekt-vsd-cocukta-kalp-deligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/ventrikuler-septal-defekt-vsd-cocukta-kalp-deligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 07:07:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda sık sık solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı soluma]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34519]]></category>
		<category><![CDATA[VSD]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu solunum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=8574</guid>
		<description><![CDATA[Bu açıklık vasıtasıyla sol taraftaki temiz kanın bir kısmı sağ tarafa geçer Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur. GENİŞ VENTRİKÜLER SEPTAL DEFEKT (VSD) ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>nefes darlığı, hızlı soluma, zorlu solunum, çarpıntı, çocuklarda sık sık solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma<span id="more-8574"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34519</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Kalbin iki karıncığı arasındaki duvarda açıklık olmasıdır (Şekil 2). Bu açıklık vasıtasıyla sol taraftaki temiz kanın bir kısmı sağ tarafa geçer. Bu olay akciğer atardamarında hafif bir basınç yükselmesine sebep olabilir. Hastanın şikayetlerinin cid<a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/diyet"rel="external"title="diyet" >diyet</a>i ve tedavi şekli (<a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> veya ameliyat) büyük ölçüde açıklığın büyüklüğüne, yani buradan geçen kanın miktarına bağlıdır. Küçük VSD’li hastalarda genellikkle hiçbir şikayet görülmez.</p>
<p>Tanı nasıl konulabilir ?</p>
<p>Tanı genellikle herhangi bir nedenle doktora gidildiğinde muayene sırasında üfürümün duyulması ile tesadüfen konur. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur.</p>
<p>Tedavide ne yapılabilir ?</p>
<p>Küçük defektlerde genellikle tedavi gerekmez. Ancak sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu tedaviye ihtiyaç gösterirler.</p>
<p>İleriye dönük yapılması gerekenler :</p>
<p>Defektin kendiliğinden kapanma ihtimali olduğu unutulmamalıdır. Hasta doktorun önereceği belli kontrol aralıkları ile takibe gelmelidir.</p>
<p>GENİŞ VENTRİKÜLER SEPTAL DEFEKT<br />
(VSD)</p>
<p>Kalbin iki karıncığı arasındaki duvarda büyük bir açıklık olmasıdır (Şekil 3). Bu açıklık vasıtasıyla sol kalpteki temiz kan sağ kalbe, buradan da akciğerlere gider. Bu olay bir taraftan akciğer atardamarlarında basınç yükselmesine sebep olur, diğer taraftan artan kan akımı kalbin daha fazla çalışmasına ve daha fazla yorulmasına sebep olur.</p>
<p>Tanı nasıl konulur ?</p>
<p>Bu bebeklerde hızlı nefes alıp verme, özellikle emerken aşırı terleme, yeterli kilo alamama ve emme sırasında yorulma dikkati çeker. Tanı, muayene sırasında üfürüm duyulması ile ve kalp yetersizliği bulgularını belirleme ile konur. Bu hastalarda sık sık zatürre, bronşit gibi akciğer hastalıkları da sık görülür. Genellikle çocuk doktora hasta olduğunda götürüldüğünden, böyle ağır hasta ve huzursuz bir bebekte diğer bulgular zor farkedilir. Bu hastaların bir kısmı akciğer enfeksiyonu tadavileri ile kısmen düzelmekle birlikte, kesin tanı konulması bu nedenle çok gecikebilmektedir. Erken tanı için ülkemizde sağlıklı çocukların da doktor kontrolüne götürülmesi alışkanlığının kazanılması şarttır. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur.</p>
<p>Tedavide ne yapılabilir ?</p>
<p>Kalbin çalışma gücü <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> tedavisi ile arttırılmaya çalışılır. Çocuk büyüdükçe açıklığın küçülüp küçülmediğine bakılır. Düzelme saptanmayan hastalarda bu açıklığın cerrahi olarak kapatılması gerekebilir. Bazı hastalarda cerrahi öncesinde kalp kateterizasyonu yapılması gerekebilir. Cerrahi için uygun zaman genellikle 6 ay civarıdır. Açıklık bir yama ile kapatılıp, kan geçmesi engellenir. Ameliyatın az da olsa risk taşıdığı bilinmelidir.</p>
<p>İleriye dönük yapılması gerekenler :</p>
<p>Sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite ( kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu tedaviye ihtiyaç gösterirler. Bu ameliyat olmuş hastalar için de 4-5 yıl süre geçerlidir. Hastaların belli aralıklarla doktor kontrolünde olmalı gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/ventrikuler-septal-defekt-vsd-cocukta-kalp-deligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/panik-atak</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/panik-atak#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 13:25:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı duyumsama]]></category>
		<category><![CDATA[bacaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[başta ve birçok yerde uyuşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Boğazda düğümlenme veya bir yumru]]></category>
		<category><![CDATA[Boğulma ve nefes alamama hali]]></category>
		<category><![CDATA[Bunaltı]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Derin nefes alma ihtiyacı havanın yetmemesi gibi hisler]]></category>
		<category><![CDATA[diken]]></category>
		<category><![CDATA[diken olma halleri]]></category>
		<category><![CDATA[düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali]]></category>
		<category><![CDATA[Ellerde]]></category>
		<category><![CDATA[göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüste daralma]]></category>
		<category><![CDATA[HAYIR]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin yerinden fırlayacakmış gibi olması]]></category>
		<category><![CDATA[kalp atışlarını duyumsama]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[karıncalanmalar]]></category>
		<category><![CDATA[karında ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[kollarda]]></category>
		<category><![CDATA[mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[Sersemlik hissi]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak - Soğuk terlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[sıkışma]]></category>
		<category><![CDATA[şişkinlik ve gaz oluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Soluğun kesilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34482]]></category>
		<category><![CDATA[Terleme]]></category>
		<category><![CDATA[tıkanma hissi]]></category>
		<category><![CDATA[Titreme-sarsılma-itilme hissi]]></category>
		<category><![CDATA[ürperme ya da ateş basmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Üşüme]]></category>
		<category><![CDATA[üşüme bazen alevlerin basması hissi]]></category>
		<category><![CDATA[yanmalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=8495</guid>
		<description><![CDATA[PANİK ATAK TÜRLERİ 3-Durumsal yatkınlık gösterilen panik ataklar: Genellikle destekleyici bir etken vardır, ama her zaman panik oluşmaz, örneğin araba kullanırken panik atak oluşmaktadır, bazen araba kullandıktan sonra atak geçirmektedir... (DSM_IV'e göre panik atağı tanı ölçütleri) Not: Panik atağı kodlanabilir bir bozukluk değildir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, kalbin yerinden fırlayacakmış gibi olması, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar, Terleme, Sıcak &#8211; Soğuk terlemeler,  üşüme bazen alevlerin basması hissi, Titreme-sarsılma-itilme hissi, Boğulma ve nefes alamama hali, Boğazda düğümlenme veya bir yumru, tıkanma hissi, Soluğun kesilmesi, Derin nefes alma ihtiyacı havanın yetmemesi gibi hisler, Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama, Bunaltı, karında ağrı, şişkinlik ve gaz oluşması, mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali, Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali, Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar, karıncalanmalar, diken ,diken olma halleri, Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları</p>
<p><span id="more-8495"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34482</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Başta &#8220;Panik Bozukluk&#8221; olmak üzere, bir çok psikiyatrik bozuklukta görülebilen; aniden beklenmedik bir anda herhangi bir yerde ortaya çıkan yoğun kaygı-bunaltı, korku karışımı bir nöbettir.<br />
Bu nöbet kişiye öylesine yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşatırki; kötü bir şey olacağı veya sonunun geldiğini, öleceğini hisseder. Bu korku fırtınasını yaşayan insan doğal olarak o ortamdan ve durumdan kaçma, uzaklaşma davranışı gösterir, bir an önce yardım alınabilecek bir sağlık kuruluşuna müracat edilir&#8230;..çoğu kerede hastane, doktor gördüğünde kişide rahatlama olur ve nöbet geçebilir&#8230;<br />
Panik atağı yaşayanların bazıları, o esnada; kalp krizi geçirdiklerini aklını kaçıracağını, felç geçireceğini, kontrolünü yitireceğini, düşüp bayılacağını hissederler.</p>
<p>PANİK ATAK TÜRLERİ<br />
1-Beklenmedik Ataklar: Nedensiz, birden ortaya çıkan nöbetler, Panik Bozuklukta bu tür ataklar vardır.<br />
2-Duruma bağlı olanlar: Korkulan bir kedi, köpek veya başka bir nesneyle yada bir durum karşılığında ortaya çıkar.<br />
3-Durumsal yatkınlık gösterilen panik ataklar: Genellikle destekleyici bir etken vardır, ama her zaman panik oluşmaz, örneğin araba kullanırken panik atak oluşmaktadır, bazen araba kullandıktan sonra atak geçirmektedir&#8230;</p>
<p>Panik Atağın 13 bedensel bilişsel belirtisi vardır. Bunlardan 4 tanesinin olması nöbet için yeterlidir çoğunlukla 7-10 arası belirti yaşanmaktadır. Nöbet hızlı başlangıçlıdır, 10 dakikada zirveye çıkar. Bazen yarım-veya bir saat sürebilir.</p>
<p>PANİK ATAKTA GÖRÜLEN BELİRTİLER:<br />
1-Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, kalbin yerinden fırlayacakmış gibi olması, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar&#8230;<br />
2-Terleme (Sıcak -Soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi)<br />
3-Titreme-sarsılma-itilme hissi<br />
4-Boğulma ve nefes alamama hali (Boğazda düğümlenme veya bir yumru, tıkanma hissi)<br />
5-Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı havanın yetmemesi gibi hisler)<br />
6-Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama<br />
7-Bunaltı, karında ağrı, şişkinlik ve gaz oluşması<br />
(Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali)<br />
8-Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali<br />
9-Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler, küçülür her şey bulanıklaşır&#8230;yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişinin kendisini hissedememe, algılayamama kendisine yabancılaşma durumu oluşur&#8230;.)<br />
10-Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine çocuklara, çevreye zarar verme korkusu)<br />
11-O esnada &#8220;yaşamım buraya kadarmış&#8221; duygususu-ölüm korkusu<br />
12-Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar, karıncalanmalar, diken ,diken olma halleri<br />
13-Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları</p>
<p>PANİK BOZUKLUK TOPLUMDA NE ORANDA YAYGINDIR?</p>
<p>Panik bozukluk-<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda erkeklere göre 2-3 kat daha sık görülür.<br />
Panik bozuklu tanılı hastaların %75-80&#8242;i <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>dır. Aile çalışmalarında; eğitim, etnik yapı, sosyal durumla bağlantı bulunmamıştır.<br />
Yaşam boyu yaygınlığı değişik çatışmalarda %1,5-3,5 arasında saptanmıştır. Bu oran gittikçe artmaktadır.<br />
Değişik hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan panik ataklar ve &#8220;sınırlı belirtili atakların&#8221; ise %15-20 arasında olduğu bildirilmektedir. Dolayısıyla gerek panik bozukluğuna bağlı gerekse diğer pisikolojik, biyolojik nedenlere bağlı panik atakların her yüz kişiden 20-25 inde görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu oran her 4 kişiden 1&#8242;inin panik ataklı olduğu anlamına gelmektedir. Paniğin bu kadar popüler olması bu yaygınlığı ve korkutucu belirtileri olsa gerek&#8230;<br />
Panik hastalarının çoğunluğu psikiyatri dışı hekimlere başvurmaktadır. Görülen belirtiler otonomik ve fiziksel belirtiler olduğunda kalp hastalığı görünümü verebilmektedir. İlk başvurular bu yüzden dahili branşlar olmaktadır.<br />
Stein, 1994, Chignon 1993&#8242;de yaptıkları bir araştırmada panik bozukluklu hastaların % 35&#8242;nin sık sık nefes alma, % 20-30&#8242;unda kalp damarlarının normal çıktığı, anjiosu normal bulunan hastaların % 35-45&#8242;inin ayrıntılı muayenesinde panik bozukluğu olduğu saptanmıştır. (Mukerji, katun) bu yanlış anlayış ve yöntemin ABD&#8217;ye yıllık maliyetinin 33 milyon dolar olduğu iddia edilmektedir.</p>
<p>PANİK BOZUKLUKTA SOSYAL-DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER:</p>
<p>-Panik Bozukluğu her yaşta başlayabilir.<br />
-En sık 20-30 yaş arasında başlar, yaş ilerledikçe başlama oranı düşer.<br />
-Etnik, kültürel farklılıklar çok önemli bulunmamıştır.<br />
-Şehir yaşamında, kırsal bölgelere göre daha sık görülmektedir.<br />
-Ekonomik durumla bağlantısı bulunamamıştır.<br />
-Eğitim düzeyiyle panik bozukluğu arasında direkt bir ilişki saptanmamıştır.<br />
-Evli insanlarda, dul yada boşanmış insanlara göre daha az görülmektedir, (bir çalışmada boşanmış yada dullarda 5 kat daha fazladır.)</p>
<p>PANİK ATAK VE PANİK BOZUKLUĞUNUN TESHİŞ KRİTERLERİ NELERDİR?</p>
<p>PANİK ATAK TEŞHİS ÖLÇÜTLERİ<br />
(DSM_IV&#8217;e göre panik atağı tanı ölçütleri)<br />
Not: Panik atağı kodlanabilir bir bozukluk değildir. Aşağıdaki semptomlardan dördünün (ya da daha fazlasının) birden başladığı ve on dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı, ayrı bir yoğun korku ya da rahatsızlık duyma döneminin olması:<br />
1-Çarpıntı, kalp atımlarının duyumsama ya da kalp hızında artma olması<br />
2-Terleme<br />
3-Titreme ya da sarsılma<br />
4-Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları<br />
5-Soluğun kesilmesi<br />
6-Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi<br />
7-Bulantı ya da karın ağrısı<br />
8-Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma<br />
9-Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)<br />
10-Kontrolunu kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu<br />
11-Ölüm korkusu<br />
12-Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)<br />
13-Üşüme; ürperme; ya da ateş basmaları.</p>
<p>DSM-IV (Psikiyatrik hastalıkları sınıflandırma kitabı)&#8217;e göre<br />
&#8220;AGORAFOBİ OLMADAN PANİK BOZUKLUĞU&#8221; TANI ÖLÇÜTLERİ<br />
A-Aşağıdakilerden hem(1), hem de (2) vardır:<br />
1-Yineleyen beklenmedik Panik Atakları<br />
2-Atakların en az birinin, 1 ay süreyle (ya da daha uzun bir süre) aşağıdakilerden biri (ya da daha fazlası) izler:<br />
(a)başka atakların da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı<br />
(b)atağın yolaçabilecekleri ya da sonuçlarıyla (örn. kontrollunu kaybetme, kalp krizi geçirme, &#8220;çıldırma&#8221;) ilgili olarak üzüntü duyma<br />
(c)ataklarla ilişkili olarak belirgin bir davranış değişikliği gösterme<br />
B-Agorafobinin olması<br />
C-Panik atakları bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>, tedavi için kullanılan bir <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. hipertiroidizm) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.<br />
D-Panik Atakları, Sosyal Fobi (örn.korkulan toplumsal durumlarla karşılaşma üzerine ortaya çıkan). Özgül Fobi (örn. özgül bir fobik durumla karşılaşma), Obsesif-Kompulsif Bozukluk (örn.buluşma üzerine obsesyonu olan birinin kir ve pslikle karşılaşması), Posttravmatik Stres bozukluğu (örn. ağır bir stres etkenine eşlik eden uyaranlara tepki tepki olarak) ya da ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu (örn. evden ya da yakın akrabalardan uzak kalmaya tepki olarak) gibi başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz.</p>
<p>AGORAFOBİ NEDİR?</p>
<p>Agorafobinin belirgin özeliği; yalnız kalmaktan yada kaçmanın zor olabileceği ve ani bir <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>n yaşanacağından yardım alınamayacağı korkusu ile kalabalık, topluma açık yerlerde bulunmaktan duyulan korkudur. İşlek bir cadde, sinema, tiyatro, cami, tünel, asansör, toplu taşıma vasıtaları, büyük kapalı alış veriş merkezleri en sık kaçınılan yerler ve durumlardır. Agorafobikler çoğu kez evden çıktıklarında mutlaka güvendikleri birinin kendilerine eşlik etmelerini ısrarla isterler.<br />
Agorafobi panikle birlikte veya tek başına da olabilir. Gözlemlerimize göre çoğunlukla birlikte olmalarıdır. Çünkü panik atağı yaşayacağı korkusu kişinin düşünce ve davranışlarında ciddi kaçınma davranışlarına yol açar.</p>
<p>AGORAFOBİ TEŞHİS ÖLÇÜTLERİ</p>
<p>A. Beklenmedik bir biçimde ortaya çıkabilecek ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen bir Panik atağın ya da panik benzeri semptomların çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği (ya da sıkıntı doğurabileceği) yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan anksiyete duyma. Agorafobik korkular arasında özel birtakım belirli durumlar vardır ki bunlar arasında tek başına evin dışında olma, kalabalık bir ortamda bulunma ya da sırada bekleme, köprü üzerinde olma ve otobüs, tren ya da otomobile geziye çıkma sayılabilir.<br />
Not: Kaçınma, bir ya da sadece birkaç özgül durumla sınırlı ise Özgül Fobi tanısını, toplumsal durumlarla sınırlı ise Sosyal Fobinin tanısını düşününüz.</p>
<p>B. Bu durumlardan kaçınılır (örn. geziler kısıtlanır) ya da Panik Atağı ya da panik benzeri semptomlar olacak anksiyetesiyle ya da yoğun bir sıkıntıyla bu durumlara katlanır ya da eşlik eden birinin varlığına gereksinilir.</p>
<p>C. Bu anksiyete ya da fobik kaçınma, Sosyal Fobi (örn. utanacak olma korkusuyla giden toplumsal durumlarla sınırlı kaçınma), Özgül Fobi (örn. asansör gibi tek bir durumla sınırlı kaçınma), Obsesif Kompulsif Bozukluk (örn. buluşma ile ilgili obsesyonu olan birinin kir ve fislikten kaçınması), Posttravmatik Stres Bozukluğu (örn. ağır bir stres etkenine eşlik eden uyaranlardan kaçınma) ya da Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu (örn. evden ya da akrabalardan ayrılmaktan kaçınma) gibi başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz.</p>
<p>PANİĞİN ALT TİPLERİ</p>
<p>Panik atak yaşayanların hepsi aynı biçimde belirti ve korku yaşamayabilirler. Araştırmalara göre paniğin alttipleri şunlardır;</p>
<p>-KLASİK PANİK (solunum ve kalp sistemi belirtileriyle giden&#8230;)<br />
-KOGNİTİF PANİK (bilişsel belirtilerin önde olduğu) panik<br />
-NONKOGNİTİF PANİK (bilişsel belirtilerin olmadığı panik)<br />
-NOKTURNAL PANİK (uykuda gelen ve kişiyi uyandıran panikler)<br />
-ALEKSİTİMİK PANİK<br />
-GASTRO İNTESTİNAL PANİKLER (mide, barsak sistemi belirtileriyle seyreden panik)<br />
-KORKUSUZ (nonfearful) PANİK</p>
<p>Klasik panik: kişide önce çarpıntı, heyecan başlar göğüste sıkışma, sol kola vuran ağrı ve uyuşma görülür. Bununla birlikte hızlı soluk alıp verme ve boğazda düğümlenme başlar. O anda kalbin solunumunun duracağı; kalp krizi geçirileceği hissi oluşur. Yakınlarından kalp krizi geçirenlerde daha sık görüldüğü gözlenmektedir.</p>
<p>Kognitif panik: Bilinç sistemini etkiler. Kendisini tam algılayamama,ruhun bedenden ayrılması hissi.Etrafı sisli,cisimleri uzak farklı algılama baş dönmesi,boşlukta olma hissi görülür.<br />
Ayrıca kontrolün yitirileceği elde olmadan kötü şeylerin olabileceği , aklın kaçırılabileceği bazen ölüneceğinden korkulur.</p>
<p>Nonkognitif panik: Kognitif panikteki belirtiler görülmez .Daha çok bir fenalık , göğüste baskı , çarpıntı hissi olur.</p>
<p>Nokturnal panik: Uykudan ani bir çarpıntı ve korku ile uyanıldığı paniklerdir. Hemen pencere açılır ve hava alınmaya çalışılır uykuda &#8220;panikle ölürüm&#8221; diye kişinin uykusu kaçar bilinçli olarak uyumamaya çalışır. Zamanla uykusuzluğun getirdiği diğer <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlarda ortaya çıkar.</p>
<p>Aleksitimik panik: Nöbet nöbet bedensel belirtilerin olduğu bir türdür.</p>
<p>Gastro intestinal panikler: Midede , karında başlayıp göğüse doğru dalga dalga yayılan fenalık hissidir. Boğazda düğümlenme yumru hissi oluşturur. Beraberinde bulantı , şişkinlik , gaz, ishal olabilir. Bu türünün &#8220;abdominal epilepsiyle&#8221; ayırd edilmesi önemlidir.</p>
<p>Korkusuz (nonfearful) panik: Panik bozukluğun teşhis kriterlerini karşılayan bir durumdur. Buradaki panik ataklarda korku, anksiyete görülmez. Bu gruptakiler nöroloji, kardioloji uzmanlarına daha çok müracat ederler.Tahlillerde ve muayanede hiç bir şey saptanmaz.</p>
<p>PANİK ATAĞIN GELMEMESİ İÇİN GELİŞTİRİLEN DAVRANIŞLAR</p>
<p>PANİK BOZUKLUKLU HASTALARIN DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ ÖZELLİKLERİ:<br />
Panik Bozukluğu olan hastalar, yaşadıkları panik ataklar nedeniyle zamanla yaşamlarında bazı değişiklikler yaparlar. Çok şiddetli ölüm korkusu veya kontrolünü yitirme duygusu yaşadıklarından düşünce davranışların da aşırılıklar abartılar, korkular, dikkati çeker, fakat bütün bunlar hastanın elinde ve iradesinde değildir. Yapılan panik tedavisiyle bütün belirtiler ortadan kalkar&#8230;<br />
Örnekler: &#8220;Her an bana bir şey olabilir, düşüp bayılırım&#8221; korkusuyla aşağıdaki davranışlar geliştirilir:<br />
Yanında su taşıma,<br />
Sürekli kalbini ve nabzını dinleme ve tutma,<br />
Tansiyon aletiyle dolaşma, sürekli tansiyonunu ölçme ve ölçtürme,<br />
Yakınlarının adreslerini, <a href="http://www.spitall.com/mobile"title="telefon" >telefon</a>larını özel bir şekilde yanında taşıma,<br />
Panik krizi yaşanır endişesiyle cinsel ilişkiden kaçma, sportif aktiviteleri bırakma,<br />
Sürekli yanında birilerinin bulunmasını isteme, yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kalabalık, kapalı yerlere girememe, toplu taşıma vasıtalarına binememe&#8230;<br />
Bulunduğu muhitten uzağı gidememe,<br />
Tatile seyahate çıkamama,<br />
Birçok sağlık sigortasına üye olup, kartları yanında taşıma,<br />
Bir yere gideceği zaman sağlık kuruluşlarının olduğu güzargahlar dan gitme,<br />
Sık sık, acil ünitelerine başvurup kalp grafikleri (EKG) çektirme, Check-Up,lar Yaptırma,<br />
Berbere diş hekimine gidememe,<br />
Boğazını sıkan bir şey giyememe,<br />
Sütyen takmaktan sıkıntı duyma,<br />
Camiye gidememe, veya en arka safta namaz kılma,<br />
Cenaze arabası, ambulans, itfaiye aracı görünce hastanelere gidince fenalaşma hissi,<br />
Uykuda panikle ölürüm diye uyumama ve uykusunu kaçırma,<br />
Tansiyon yükselecek, kalp krizi geçirilecek veya felç kalınacak korkusu ile aşırı rejim-<a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/diyet"rel="external"title="diyet" >diyet</a> uygulaması (bazı panik krizlerinde tansiyon ciddi bir şekilde yükselmekte ve yapılan kan tahlillerinde kolesterolda yüksek çıkmaktadır.),<br />
Tv&#8217;lerdeki, basındaki intihar, cinayet, felaket <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"title="haber" >haber</a>lerinden aşırı etkilenme, onlar gibi olma korkusu,<br />
Otomobilde panik yaşarım korkusu ile, otomobiline binememe, otomobilini satma,<br />
Uçağa, vapura binememe,<br />
Tek başına banyo yapamama, tuvalete gidememe, kapıda birisini bekletme,<br />
Bayılırım, ölürüm diye aylarca banyo yapamama,<br />
Panik krizi geçtikten sonra, aşırı yorgunluk, keyifsizlik halinin ortaya çıkması.<br />
Tünellerden, köprülerden geçememe, yüksek yerlere çıkamama. Kendisini aşağı atma korkusu,<br />
Panik anında bayılırım korkusuyla organlarını ve cildini belli etmeyecek giysi giymek.<br />
Değerli takı takmamak,<br />
Panik sürecinde tuvalete gitme isteği,<br />
Daha fazla güvenebileceği birilerinin yanına taşınma (aileden biri, doktoru ya da hastanelere yakın&#8230;)<br />
Kriz süresince bildiği bütün duaları okumak,<br />
Uyumadan önce dua etmek. Birgün panikle ölebilirim diye yakınlarına ve sevdiklerine servetini dağıtma ve vasiyet yazma.<br />
Her gömleğinin, ceketinin cebine kriz anında kullanılmak üzere <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> koyma,<br />
Issız ve şehirden uzak yerlere gidememe</p>
<p>PANİK BOZUKLUK NEDENLERİ</p>
<p>1- Genetik ve ailesel nedenler.<br />
2- Biyolojik teoriler<br />
3- Psikodinamik teoriler<br />
4- Gelişimsel teoriler<br />
5- Öğrenme kuramları<br />
6- Bilişsel modeller</p>
<p>1- GENETİK VE AİLESEL ÇALIŞMALAR:<br />
Panik bozukluğu olan hastaların birinci derecede yakınlarında panik bozukluğu ve panik atak görülme oranı %15-30 arası bulunmuştur.<br />
Aynı yumurta ikizlerinde aynı anda panik bozukluk görülmesi %30-40 arası saptanmıştır.<br />
Panikte klinik belirtilerin hastaların çoğunda benzerlik göstermesi genetik nedenleri düşündürmektedir.<br />
Yapılan genetik çalışmalarda; 16g 22 kromozomunda bir genin bu konumdaki rolünden bahsedilmektedir. Fakat kesinlik için yeni araştırmalara ihtiyaç vardır.</p>
<p>2-BİYOLOJİK TEORİLER:<br />
Panik atağı esnasında oluşan biyokimyasal ve fizyolojik değişikliklerden yola çıkarak; beynin hangi bölgelerinde ne türlü reaksiyonlar ortaya çıktığı araştırılmıştır.<br />
Panik atağı olan ve olmayanlara &#8220;sodyum-laktat&#8221; enjeksiyonu yapılmıştır. Panikli insanlarda &#8220;panik atağı&#8221; ortaya çıkarken, kontrol gruplarında çıkmamıştır.<br />
Diğer yandan aşırı egzersizle artan laktat panikte artmış, oksijen tüketimi, metabolik hızı artıran kafein, yohimbin ve karbondioksitinde panik atağı ortaya çıkardığı bilinmektedir.<br />
Karbondioksit beyinde katekolamin ve noradrenerjik siklusu artırarak paniğe neden olur. Panik esnasında aşırı noradrenalin salgısı olmakta ve otonomik belirtileri ortaya çıkarmaktadır. (Çarpıntı, ağız kuruluğu vs..)<br />
-SEROTONİN VE PANİK İLİŞKİSİ:<br />
Sinir hücreleri arasında iletişim görevi olan önemli bir &#8220;norotransmitter&#8221; dir. Serotonin seviyesindeki değişiklikler, serotonin işlev bozukluklarında paniğe yol açtığı söylenmektedir.<br />
Beyin görüntüleme çalışmaları ve panik:<br />
Panik oluşturan kafein, yohimbin, laktat gibi ajanlarla PET ve SPECT çalışmaları yapılmıştır. Beyin kan akımında düzensizlikler saptanmıştır<br />
MRI da hipotalamus ve temporal bölgelerde bozukluklar saptanabilmiştir.</p>
<p>PANİK BOZUKLUKTA, RİSK FAKTÖRLERİ (Kimler paniğe daha yatkın?)</p>
<p>-Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu olanlar.<br />
-Sıkıntılı, telaşlı, aceleci, mükemmeliyetçi, insanlar.<br />
-Düşünce ve duyguların yeterince dışarıya yansıtamayan, &#8220;içsel insanlar.&#8221;<br />
-Alkol yada başka bağımlılık yapabilen maddelere yatkınlık ve bağımlılık<br />
-Geçmişinde panik atak diğer anksiyete bozukluklarından bir rahatsızlık ya da depresyon geçirmiş olmak.<br />
-Sürekli baskı altında olmak, engellenmek yada kendi kendini baskılamak.<br />
-Sosyal fobik, kaçıngan kişilik yapıları<br />
-Sürekli &#8220;verici&#8221; davranma &#8220;iyilik meleği&#8221;gibi davranma &#8220;hayır&#8221; diyememe.<br />
-Öfkesini, kızgınlığı dışarıya yansıtamayan insanlar<br />
-Dürtülerini sürekli bastıran insanlar -Cinselliği baskılamak, cinsel tatminsizlik ve yoğun bilinç dışı aldatma dürtüleri ve gizli homoseksüel eğilimleri olanlar.<br />
-Aşırı hırslı, sürekli başarı ile beslenen, başarısızlıklarda kendisini suçlayan yapı..</p>
<p>NEREYE KADAR PANİK? (Paniğin seyri, gidişatı)</p>
<p>Panik bozukluk en çok 30&#8242;lu yaşlarda ortaya çıkar. Az sayıda çocuklukta başlar. 45 yaşında başlaması olağan değildir&#8230; Gidişatı kişiden kişiye değiştiği gibi aynı kişide bile belirtiler değişebilir. Uzun süreli izleme çalışmalarında % 40&#8242;nın belirtilerden arındığı, yaklaşık % 50&#8242;sinin belirtilerinin çok hafiflediği ve yaşamlarını engellemediği saptanmıştır. % 10-20 arası belirtilerin iniş-çıkışlarla devam ettiği görülmüştür.</p>
<p>PANİK BOZUKLUKTA TEDAVİ</p>
<p>Panik atak kesinlikle kontrol altına alınabilir.<br />
Tedavide Temel ilkeler şunlardır:<br />
1-Panik atakları ortadan kaldırmak<br />
2-Sürekli atak yaşayacağım diye bunaltı, kaygı yaşamayı önlemek.<br />
3-Panik atak korkusuyla yapılmayan davranışların yapılır hale gelmesi (tek başına yola çıkabilmek, kapalı mekanlara girebilmek, yalnız kalabilmek gibi&#8230; )<br />
4-Panikle birlikte görülebilen diğer bedensel ve psikolojik <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nları gidermek<br />
5-Zamanla paniği önemsemeyecek ve unutacak seviyeye gelmek<br />
6-Panikten dolayı bozulan aile, iş-sosyal yaşamın eskisi gibi normalleşmesi.<br />
7-Hiçbir panik belirtisi ve davranışı olmadığı halde tedaviye bir süre daha devam ettirmek.</p>
<p>Hasta-hekim arasında çok iyi bir iletişim olmalıdır. Hasta hekimine her an ulaşmalıdır.<br />
Tedavide kullanılan ana <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar antidepresanlardır. Yardımcı olarak; sakinleştiriciler, yatıştırıcılar, bedensel belirtileri önleyen <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar kullanılır.<br />
Antidepresanların bir kısmı eski kuşak <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lardır. (Anafranil, tofranil, ludiomil, insidon, laroxyl, tolvon&#8230; gibi )<br />
Yeni kuşak, <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar (efexör, seroxat, cipram, remeron, prozac, lustral, serzone, faverin, gibi.. )<br />
Bu <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>ların bir kısmı paniği tedavi eder. Hekimin yaptığı muayene ve tecrübesi sonuca en uygun <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> seçilir. Bir <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> her hasta da aynı sonucu vermeyebilir.<br />
İlaçların bir kısmı (eski kuşak) başlangıçta belirtileri arttırabilir, ağız kuruluğu, sıcaklık hissi, terleme, kiloartışı , kabızlık, cinsel problemler yapabilir. Yeni kuşakta bulantı, titreme, cinsel problemler, kilo artışı gibi yan etkileri olabilir. Bunlar kalıcı değildir. Bir süre sonra azalabilirler.<br />
Panik bozuklukta <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> tedavisinin en aşağı bir buçuk yıl olması gerekir.<br />
-Hekim önerisi dışında kesinlikle <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> almamak gerekir.<br />
-Panik belirtileri düzelir düzelmez <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>ları ne azaltmak nede kesmek gerekir. Yoksa kısa sürede tekrarlar.<br />
-Yardımcı <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar yeşil reçeteye tabi olanlar (Xanax, diazem, nervium benzeri <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar.)<br />
Ve bazı kalp-tansiyon ve mide <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>larıdır. Bunların kısa süreli kullanılması gerekir.<br />
-Başka hastalıklarınız nedeniyle <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> alacaksanız doktorunuza danışın.<br />
-<a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar zamanla iştahınızı arttırır. Özellikle -tatlıya- karşı dayanılmaz istek olur. Bunun için tedbir alın bol su için, meyve ağırlıklı beslenin.<br />
İlaç tedavisi dışında -bilişsel, davranışsal, <a href="http://www.spitall.com/ses-terapi"title="terapi" >terapi</a>&#8216;nin panikte iyi sonuç verdiği bilinmektedir.<br />
Burada kişinin bedensel belirtileri algılama ve onlara &#8220;kötü anlamlar yükleme&#8221; olayı anlatılır.<br />
Düşünce, beden ve belirtilerin ilişkisi; belirtilerini-düşünceyi nasıl etkilediği konuşulur. Yani önce hastalığın nasıl oluştuğu, belirtilerinin anlamını ne olduğu ve nelere yol açamayacağı anlatılır. Daha sonra kaçınma davranışlarının nasıl yok edileceğini geçilir.<a href="http://www.spitall.com/ses-terapi"title="terapi" >Terapi</a>rı mutlaka bir <a href="http://www.spitall.com/ses-terapi"rel="external"title="terapi" >terapi</a>stle birlikte yürütmek gerekir.<br />
Terapiye istekli ve azimli olduktan sonra bir ayla üç ay arasında epey yol alınır.<br />
-Panikli o<a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >SORU</a> bir<a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >SORU</a>der&#8221; olmamalı.<br />
-Paniğin süresi ne kadar olursa olsun, tedavi edilebilir. Yirmi otuz yıllık panikleri Depam&#8217;da çok tedavi ettiğimizi belirtmek isterim.</p>
<p>PANİK ATAKTA EN ÇOK SORULAN SORULAR ve CEVAPLARI:</p>
<p>-Panik atak kalp krizine yol açar mı?<br />
HAYIR<br />
-Panik felce yol açar mı?<br />
HAYIR<br />
-Panik anında ölebilir miyim?<br />
HAYIR<br />
-Panik anında kendimi, kontrolümü yitirir kendime ve çevreme zarar verebilir miyim?<br />
HAYIR<br />
-Panik atak bayılmaya sebep olur mu?<br />
HAYIR<br />
-Deliliğe yol açar mı?<br />
HAYIR<br />
-Uçakta panik atak gelirse ölür müyüm?<br />
HAYIR<br />
-Tedavisi var mıdır?<br />
EVET<br />
- İlaç beyni nasıl etkiler, düşünceyi ve davranışı nasıl değiştirir&#8230;?<br />
Beyindeki &#8220;alarm&#8221; sistemindeki hassasiyeti giderir. Bozulan dengeleri düzenleyerek aşırı bedensel duyum ve belirtileri yok eder. Aklımız beynimizden uzaklaşmaya başlar ve yaşamın diğer yanlarını tekrar görmeye algılamaya başlarız. Zamanla paniği unutur hale geliriz.<br />
-Panik Tekrarlar mı?<br />
Biyolojik, Sosyo-kültürel-ekonomik ve psikolojik şartlar müsaitse her hastalık gibi panikte tekrarlayabilir. Fakat ciddi uzun süreli bir tedavi ile tekrar riski azalır. Ayrıca tekrarlayacaksa çok hafif tekrarlar. Kontrol edilebilir seviyede olur. Bazen doktora bile ihtiyaç duyulmaz. Tedavide paniği kontrol altına almak ve onu tanımak ne yapıp-yapamayacağını bilmek önemlidir.<br />
-Panik şizofreniye çevirir mi?<br />
HAYIR<br />
-Alkol alarak paniği yenebilir miyim?<br />
HAYIR (zamanla artar ve bağımlılık gelişir)<br />
-Kendimi dine inanca versem geçer mi ?<br />
Paniğin inançsızlık ve ibadetsizlikle ilgisi yoktur. &#8220;İnançlı&#8221; insanlarda da panik yaşanır.<br />
-Yanımda <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>, adres ve <a href="http://www.spitall.com/mobile"rel="external"title="telefon" >telefon</a>lar, su, bisküvi, tansiyon aleti vs.. taşıyorum. Olmayınca yola çıkamıyorum bir şey olur mu?<br />
Bağlanma, garantiye alma ihtiyacından yola çıkıyorsunuz. Tedavi ile yavaş yavaş bu bağlanma nesnelerinden kurtulmak, özgür ve özgüvene dayalı &#8220;sahaya&#8221; çıkmanız mümkündür.<br />
-Spor paniği arttırır mı?<br />
HAYIR (faydası vardır)<br />
-Sex yapabilir miyim ?<br />
EVET<br />
-Panik geldiğinde acile gideyim mi?<br />
HAYIR (Daha önceki nöbetler nasıl geçtiyse bu nöbette geçecek)<br />
-Panik depresyonla beraber olur mu?<br />
EVET<br />
-Panik anında boğazım düğümleniyor, tıkanıyorum. Nefessiz kalıp ölebilirmiyim.<br />
HAYIR<br />
-İlaçla beraber alkol alınır mı?<br />
Çoğunlukla HAYIR, fakat doktorunuza danışmakta yarar var&#8230;<br />
-İlaçlar bağımlılık yapar mı? Hayat boyu kullanmam gerekir mi?<br />
HAYIR<br />
-Panikten dolayı işimi değiştirip, veya bırakayım mı?<br />
HAYIR Kesinlikle işinizi bırakmayın ve değiştirmeyin.<br />
-İlaçlar, yiyecekler içecekler boğazımı tıkar mı? Boğulur muyum?<br />
HAYIR<br />
-Bana büyü yapılmış veya &#8216;cin&#8217; çarpmış olabilir mi?<br />
Paniğin bunlarla hiçbir ilişkisi yoktur kesinlikle hocalara, büyücülere, medyumlara, biyoenerjiyle uğraşanlara gitmeyin.</p>
<p>ÖNERİLER</p>
<p>1-Hastalık hakkında doktorunuzdan ve yayınlardan çok iyi bilgi alın.<br />
Temel Kural: &#8220;Düşmanını Tanı&#8221;<br />
Sana ne yapıp ne yapamayacağını bil!<br />
2-Dahili, fiziksel muayeneler ve tahlillerde hiçbir şey yoksa; bir daha tahlil yaptırmayın ve dahili muayeneye gitmeyin.<br />
3-Her hastanın tedavi süresi, onun kişiliğine durumuna bağlı olduğundan tedavi süresini bilin ve bu süreyi en verimli bir şekilde kullanın.<br />
4-Yakınlarınızıda doktorla görüştürün. Hastalığın sizin elinizde ve iradenizde olmadığını öğrensinler ve size &#8220;yüklenmesinler&#8221;<br />
5-Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin. &#8220;Başaracağım, bu hastalığı yeneceğim ve yaşama sımsıkı sarılacağım. Kendime inanıyorum ve güveniyorum!&#8221;<br />
Telkinini sık sık yenileyin.<br />
6-Mümkünse her gün yarım saat yürüyüş yapın.<br />
7-Her gün duş alın.<br />
8-Yüzme imkanınız varsa yüzün.<br />
9-Yılda iki kez tatil yapın.<br />
10-Çözemediğiniz ve sizinle direkt ilişkisi olmayan <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlarda üzülmeyin. &#8220;Kulak arkası edin.&#8221;<br />
11-Kahve, koyu çay, kolalı içeceklerden uzak durun.<br />
12-Midenizi tıka basa doldurmayın, uzun süre aç kalmayın.<br />
13-Sizin gibi panik yaşayan insanlarla bir araya gelin. Sosyal-kültürel faaliyetlerde bulunun.<br />
14-Panik krizini hissettiğiniz an dikkatinizi başka yere vermeye çalışın.<br />
15-Nefes egzersizleri yapın (Derin nefes alıp içinizde tutun ona kadar sayın ve ağzınızdan üfler gibi yavaş yavaş verin)<br />
16-Her gün gevşeme (relaksasyon) egzersizleri yapın. Bütün vücut kaslarınızı kasıp sonra gevşetin.<br />
17-Sex yaşamınızı canlandırın, fanteziler üretin.</p>
<p>HASTA YAKINLARI NE YAPMALI? HASTAYA NASIL DAVRANMALI?</p>
<p>-“Bir şeyin yok, evham yapıyorsun, her şey senin elinde” lafını etmemek.<br />
-Paniğin kişinin kontrolünün dışında olduğunu bilmek ve onu anlamak.<br />
-Fiziksel muayene ve tetiklerde bir şey saptanmayınca hemen psikiyatrist’ e başvuruyu sağlamak.<br />
-Onu eleştirmeyin, küçük düşürücü yada zorlayıcı davranışlarda bulunmayın.<br />
-Hastalık kontrol altında olana kadar ona destek olan ve psikiyatrist direktiflerini uygulamada ona yardımcı olun.<br />
-Hastayı zorlayarak korktuğu durumlarla yüz yüze getirmeyin.Örneğin,seyahate yollamak, asansöre bindirmek,kalabalık alışveriş merkezine sokmak gibi&#8230;<br />
-Kendi kaygı ve korkularınızı iyileşene kadar ona yansıtmayın.Çünkü, panikli insan hastalık,acı,keder,felaket <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"title="haber" >haber</a>lerinden olumsuz etkilenir.<br />
-Hastanız evhamlı yapıdaysa bir sefer iyi bir fiziksel muayeneden geçirtin. Ayrıntılı Çek-Ap yaptırın .Paniği açıklayan fiziksel bir neden yoksa, bir daha fiziksel işlemlere baş vurmayın.Hastanızın psikolojisini bilmeyen bazı hekimler, muğlak konuşarak hastanın paniğini artırabilir.<br />
-Hastanın yanında sağlık <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a>lerini okumayın,falan kalpten gitmiş,filan aklını oynatmış şeklinde kesinlikle konuşmayın.<br />
-&#8221;Yeter artık bir an önce iyileş bizde bıktık usandık&#8221; demeyin!<br />
-Hastanızın rol yaptığını, naza çektiğini sakın düşünmeyin ve telaffuz etmeyin.<br />
-“ Ne var canım bir gün ölmeyecekmiyiz, ölümden bu kadar korkulur mu “ demeyin bu korku klasik ölüm korkusundan farklı ve şiddetlidir. Büyük konuşmayın ve hastanızın “İnşallah başına gelirde beni anlarsın” beduuasın almayın.<br />
-Hastanıza “Senin için ne yapayım, nasıl yardımcı olayım “ diye <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>n. Onu mutlaka can kulağıyla dinleyin ve anlamaya çalışın.<br />
-Şunu unutmayınki, panikli insanlar yaşama çok bağlıdırlar. Kendi kendilerine acı çektirmek isterlermi?<br />
-Paniğin dini inanç eksikliği, iman zaafı olmadığını bilin.Dindar insanda ülser olduğu gibi panik atak da yaşayabilir.<br />
-Hastanızın doktorundan aldığınız bilgi ve direktiflerle hareket edin.<br />
-Sabırlı olun panik atak mutlaka kontrol altına alınanbir durumdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/panik-atak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

