<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tıbbi Veritabanı ve Arama Motoru &#187; deride döküntü</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/deride-dokuntu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>İşimiz İnsan. Gücümüz Teknoloji</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Gül Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/gul-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/gul-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 08:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[deride kırmızı bir halka]]></category>
		<category><![CDATA[Dermatoloji Uzman]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[madalyon şeklinde döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[sivilceye benzeyen bir doku]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35440]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12828</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi:  sivilceye benzeyen bir doku, deride döküntü, deride kırmızı bir halka, madalyon şeklinde döküntü, halsizlik, ağrı Gül hastalığı (Pityriasis rosea), stres, sıkıntı gibi nedenlerle ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong> sivilceye benzeyen bir doku, deride döküntü, deride kırmızı bir halka, madalyon şeklinde döküntü, halsizlik, ağrı<br />
<span id="more-12828"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35440</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Gül hastalığı (Pityriasis rosea), stres, sıkıntı gibi nedenlerle ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır.</p>
<p>Başlangıcında öncelikle sivilceye benzeyen bir doku çıkar, sonra bu doku döküntü haline dönüşür ve kırmızı bir halka halini alır. Yüzde çıkmaz. Bu hastalığın görülmesi durumunda tahriş edici kıyafetler giyilmez ve kese cilde uygulanmaz. Hastalığın geçiş süresi bünyeden bünyeye değişiklik gösterir. Geçtiğindede hiçbir iz kalmaz. Sıcaklayıp terlemeden kaçınılmalı, ıslak tutulmamalı temiz tutulup doktora başvurulmalıdır. Ortalama 20-25 gün süren bir cilt hastalığı.</p>
<p>Pityriasis rosea (Gül hastalığı) her yaşta görülebilen, fakat sıklıkla 10-35 yaşlara arasında rastlanılan döküntülü bir deri hastalığıdır. Döküntü birkaç hafta veya yıl sürebilir. Genellikle hastalık kalıcı bir iz bırakmaz, fakat esmer kişilerde zaman içinde gerileyen kahve renkli lekeler kalabilir.</p>
<p>Hastalığın diğer bulguları nelerdir?</p>
<p>Bu hastalık göğüs veya sırtta geniş pembe bir leke şeklinde başlar. Bu lekeye madalyon belirtisi denir. Sıklıkla bu leke halka şeklini alıp orta kısmı solar, bu nedenle de mantar sanılıp mantar <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>ları uygulanabilir. Bu döküntü mantar enfeksiyonu olmadığı için bu kremler faydalı olmaz. Birkaç hafta içinde çok sayıda pembe döküntü meydana gelir, hatta bazen yüzlerce döküntü gövde, kollar ve bacaklarda görülür. Döküntü boyunda, nadiren yüzde görülebilir. Bu döküntüler madalyon döküntüsünden daha küçüktür ve yine mantar hastalığı ile karıştırılabilirler. Döküntüler ovaldir ve sırtta cam ağacına benzer şekilde dağılırlar. Bazen hastalık çok şiddetli ve yaygın olabilir. Hastaların yarısında kaşıntı vardır, özellikle sıcakta kaşıntı artar.</p>
<p>Ara sıra halsizlik ve ağrı gibi diğer bulgular görülebilir. Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler. Fakat bazen daha uzun da sürebilir. <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/fiziksel-aktivite"title="Fiziksel aktivite" >Fiziksel aktivite</a>ler ve sıcak banyo döküntüyü arttırabilir. Bazı olgularda döküntü geriledikten birkaç ay sonra tekrarlayarak birkaç ay sürebilir.</p>
<p>Hastalığın nedeni nedir?</p>
<p>Hastalığın nedeni belli değildir. Sebebi bir bakteri veya mantar enfeksiyonu değildir. Ayrıca bir alerjik reaksiyon da değildir. Herhangi bir iç hastalıkla ilişkisi yoktur.</p>
<p>Bir virüsün bu döküntüye neden olabileceği düşünülebilir. Diğer viral enfeksiyonlardaki gibi hastada halsizlik ve yorgunluk bulunabilir. Fakat hastalığın virüs enfeksiyonu sonucunda oluştuğu ispatlanmamıştır. Diğer virüs enfeksiyonlarının aksine Pitriasis rozasea kişiden kişiye bulaşmaz.</p>
<p>Tanı nasıl konulur?</p>
<p>Tanı dermatolojik muayene ile konulur. Pitriasis rosea genellikle sırtı, boynu, göğsü, karnı ve kol ve bacakların üst bölümünü etkiler. Döküntü farklı kişilerde farklı biçimlerde görülebildiğinden bazen tanıda zorluk çekilebilir. Döküntünün sayısı ve boyutları kişiden kişiye değişir, ara sıra döküntü vücudun farklı alanlarında, örneğin vücudun alt kısmı ve yüzde görülebilir. Gövdede ki mantar enfeksiyonu ile karıştırılabilir. Bazı <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lara karşı olan döküntülerde pitriasis roseaya benzeyebilir. Dermatoloji Uzmanınız tanı koymak için bazı kan testleri isteyebilir, gerekirse biyopsi yapabilir.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?</p>
<p>Kaşıntıyı gidermek için ağızdan alınan veya sürülebilen bir takım <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar kullanılabilir. Nemlendirici losyonlar yazılabilir. Sıcak olmayan ılık banyolar yapılması tavsiye edilir. Döküntüyü arttıracak <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/fiziksel-aktivite"rel="external"title="Fiziksel aktivite" >fiziksel aktivite</a>lerden kaçınılması önerilir.</p>
<p>Bazen kortizon gibi antienflamatuar tedaviler kaşıntıyı baskılamak için verilebilirler. Hastalar bu hastalığın önemli bir hastalık olmadığı konusunda bilgilendirilmelidir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki pitriasis rosea sık rastlanılan bir hastalıktır ve genellikle hafif geçirilir. Bir çok hasta tedavi ihtiyacı duymaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/gul-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Still Hastalığı (Jüvenil Romatoid)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/still-hastaligi-juvenil-romatoid</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/still-hastaligi-juvenil-romatoid#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 13:41:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ACA]]></category>
		<category><![CDATA[ağızda kuruluk]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı hassasiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ANA]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[dalak büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[direncin düşük olması]]></category>
		<category><![CDATA[düzensiz beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[hareket kısıtlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[huzursuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kas ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemik ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[organlarda ödem]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35295]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uyku düzensizliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12008</guid>
		<description><![CDATA[Sıklıkla pek çok laboratuar ve radyolojik incelemelere başvurulur ve bu durum tanı ve tedavinin gecikmesine neden olur ANA, ACA ve romatoid faktör ayrıca kan, idrar ve boğaz kültürü negatif olarak bulundu ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>direncin düşük olması, düzensiz beslenme, stres, uyku düzensizliği, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, iştahsızlık, bulantı, kusma, kemik ağrısı, kas ağrıları, hareket kısıtlılığı, ağızda kuruluk, huzursuzluk, ağrı hassasiyeti, yüksek ateş, organlarda ödem, dalak büyümesi, karaciğer büyümesi, boğaz ağrısı, deride döküntü</p>
<p><span id="more-12008"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35295</p>
<p><strong>İnsidansı: </strong>34/1000<strong></strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Erişkin tip Still hastalığı (ETSH), iç organları, eklemleri ve bazen de vücudun diğer kısımlarını da tutabilen inflamatuar bir durumdur. Hastalığın nedeni ve oluşum şekli tam olarak anlaşılamamıştır. Klinik özellikleri aralıklı yükselen ateş, artralji, makuler veya makulo-papüler döküntü, boğaz ağrısı, kas ağrıları, lenfadenomegali ve splenomegalidir. ETSH, nadir olarak ilk defa gebelik esnasında tanı alabilir. Bu hastalık özellikle viral ekzantemlerle seyreden enfeksiyöz hastalıklarla, malignitelerle (lenfomalar) ve bazı romatolojik rahatsızlıklarla karışabilir. Sıklıkla pek çok laboratuar ve radyolojik incelemelere başvurulur ve bu durum tanı ve tedavinin gecikmesine neden olur. Serum ferritin yüksekliğinin akut gelişen Erişkin tip Still hastalığında önemli bir tanı değeri vardır.1 Bu yazıda gebelikte plasenta dekolmanı ile kendini gösteren erişkin tip Still hastalığı klinik ve laboratuvar özellikleriyle incelenerek sunulmaya çalışılmıştır.</p>
<p>ANA, ACA ve romatoid faktör ayrıca kan, idrar ve boğaz kültürü negatif olarak bulundu. Bu tabloya neden olabilecek enfeksiyöz, malign ve inflamatuar nedenlerin ekarte edilmesinden sonra, Yamaguchi kriterlerine dayanılarak erişkin tip Still hastalığı tanısı konuldu. Hastada belirgin olarak artmış olan serum ferritin düzeyi (&gt;13.000 mg/ml) erişkin tip Still hastalığında spesifik belirti olarak değerlendirilmektedir (normal değerler 15-300). Servikal bölgeden yapılan lenf nodu incelemesinde, Still hastalığı ile uyumlu olabilecek reaktif lenfositoz saptandı. Günlük olarak 30 mg kortizon başlanmasını takiben hastanın semptomları tedavinin başlamasından 12 saat sonra dramatik olarak düzeldi; ateşi düştü ve tekrar çıkmadı, kas ve eklem ağrıları kayboldu, hasta yatağından yardımsız olarak kalkabildi. Bu iyi yöndeki gelişmelerden 10 gün sonra vajinal kanaması başlayan hastada ultrasonografide dekolman plasenta tanısı konuldu, intrauterin fetal ölüm gerçekleşen hastaya indüksiyon ile doğum yaptırıldı.</p>
<p>Erişkin tip Still hastalığına nadir rastlanmaktadır ve tahmin edilen sıklığı 100.000 <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>da 0.34 olarak bildirilmektedir. İlk olarak 1896 yılında George Still tarafından tanımlanan hastalık, son yıllarda &#8216;juvenil idiopatik artrit&#8217; olarak adlandırılmaktadır. Genellikle çocuklarda görülen Still hastalığının erişkin formu ilk defa Bywaters tarafından tanımlanmıştır.5 1980&#8242;de, Stein gebelikte ortaya çıkan ilk olguyu yayınlamıştır. 2004 yılında yapılan bir çalışmada, 17 erişkin tip Still hastasında saptanan 22 gebelik incelenmiştir.7 On hastada Still hastalığı ilk defa gebelikte ortaya çıkmış, daha önceden tanı konmuş hastalarda görülen 12 gebeliğin yedi tanesinde nüks görülmüştür. İlk olarak gebelikte tanı konan hastalarda, belirtiler genellikle ilk trimesterde ortaya çıkmış. Yalnızca üç gebeliğin sonucunun <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nsuz olduğu bildirilmesine rağmen muhtemelen gebelikte <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>n gelişmeyen diğer hastalar bildirilmemiştir. Gebelikle ilgili olarak düşük, erken doğum, intrauterin gelişme geriliği ve neonatal ölüm bildirilmiştir. Erken doğum ve intrauterin gelişme geriliği, önceden tanı konmuş hastalarda nüksler sırasında saptanmıştır. Tekrarlamalar, en sık postpartum dönemde ortaya çıkmıştır. Maternal morbidite olarak bozulmuş glukoz toleransı ve preeklampsi bildirilmiştir. Çalışmadan anlaşıldığı kadarıyla gebelik durumu; tekrarlama ve iyileşme dönemleriyle sürüp giden hastalığı pek etkilememektedir. 2003 yılında yapılan başka bir çalışmada 24 hastada ortaya çıkan 33 gebelik incelenmiştir. Bu çalışmaya göre gebeliğin erişkin tip Still hastalığına veya erişkin tip Still hastalığının gebelik üzerine etkisine ilişkin olarak net kanıt ortaya konamamıştır. Makalede hastalığın başlangıcının antepartum veya postpartum dönemde olabildiği, ayrıca gebelik sırasında veya postpartum dönemde hastalık belirtilerinin düzeldiği, değişmediği veya tekrarlamaların görüldüğü bildirilmiştir. Erişkin tip Still hastalığı olan annelerden doğan çocukların uzun süreli izlemelerinde eğitim, meslek ve sosyal fonksiyonlar açısından herhangi <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>n görülmemiştir. Klinik gidiş, tekrarlamalar ve iyileşme dönemleriyle genel olarak hafif seyretmektedir. Yaşamı tehdid eden iç organ tutulumu sık görülmez ama karaciğer yetmezliği, perikardit, akut respiratuar yetmezlik sendromu, kalp yetmezliğine yol açan myokardit, aritmiler, pansitopeni, trombotik trombositopenik purpura-hemolitik üremik sendrom ve yaygın damar içi pıhtılaşması görülebilir. Bizim olgumuzda, retroplasenter hematom ve plasenta dekolmanı görülmüştür. Ortaya çıkan dekolman bu hastalığın ağır seyreden bir şeklini göstermesi açısından ilginçtir. Muhtemelen hastalığın plasental damarları tuttuğunun göstergesi olabilir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, erişkin Still hastalığının aktivasyonu ile artmış serum ferritin düzeyi arasında bağlantı bulunmuştur. Serum ferritin konsantrasyonunun 10000 ng/ml üstüne çıkmasının hastalığın aktif dönemini gösterdiği düşünülmekte ve bu nedenle hastalığın sadece tanısında değil ayni zamanda aktivitesinin izlenmesinde kullanılmasını ileri sürmektedirler. Pek çok tanı kriterleri önerilmesine rağmen, Yamaguchi&#8217;nin kriterlerinin en yüksek sensitivite (%96.2) ve spesifisite (%92.1) sağladığı kabul edilmektedir.2 Erişkin tip Still hastalığı tanısı; 5 majör kriter (her biri ikişer puan) veya major ve minor kriterlerin (her biri birer puan) kombinasyonu ile 10 veya daha fazla puanla konulmaktadır (Tablo 1). Ayrıca beş veya daha fazla kriter ve bunlardan en az ikisi majör kriter olmalıdır. Olgumuzda saptadığımız erişkin Still hastalığı kriterleri; boğaz ağrısıyla birlikte iki haftadır süregelen ve aralıklı olarak yükselen ve zirve noktaları oluşturan, tekrar azalan ateş, ateşin azalmasıyla kaybolup, ateşin artmasıyla tekrarlayan makulo-papüller döküntü, lökositoz ve artraljidir. Ek olarak hastada artmış ferritin düzeyi diğer romatolojik hastalıklardan ayırt edilmesini sağlamış ve bu hastalıkta ortaya çıkan laboratuar bulgularıyla uyumlu çıkmıştır.</p>
<p>1. Fautrel B, Le Moel G, Saint-Marcoux B, Taupin P. Diagnostic value of ferritin and glycosylated ferritin in adult onset Still&#8217;s disease. J Rheumatol 2001; 28: 322-8.</p>
<p>2. Yamaguchi M, Ohta A, Tsunematsu T. Preliminary criteria for classification of adult Still&#8217;s disease. J Rheumatol 1992; 19: 424-30.</p>
<p>3. Wakai K, Ohta A, Tamakoshi A. Estimated prevalence and incidence of adult Still&#8217;s disease: findings by a nationwide epidemiological survey in Japan. J Epidemiol 1997; 7: 221-5.</p>
<p>4. Still GF. On a form of chronic joint disease in children. Med Chir Trans 1897; 80:47. (Reprinted in: Arch Dis Child 1941; 6:56).</p>
<p>5. Bywaters EGL. Still&#8217;s disease in the adult. Ann Rheum Dis 1971; 30:121-133.</p>
<p>6. Stein GH, Cantor B, Panush RS. Adult Still&#8217;s disease associated with pregnancy. Arthritis Rheum 1980; 23:248-50.</p>
<p>7. Mok MY, Lo Y, Leung PY, Lau CS. Pregnancy outcome in patients with adult onset Still&#8217;s disease. J Rheumatol 2004; 31: 2307-9.</p>
<p>8. Pan VL, Haruyama AZ, Guberman C, Kitridou RC, Wing DA. Newly Diagnosed Adult-Onset Still Disease in Pregnancy. Obstet Gynecol 2003; 101:1112- 6.</p>
<p>9. Sampalis JS, Esdaile JM, Medsger TA, Partridge AJ, Yeadon C, Senecal JL. A controlled study of the long term prognosis of adult Still&#8217;s disease. Am J Med 1995; 98: 384-8.</p>
<p>10. Van Reeth C, Le Moel G, Lasne Y. Serum ferritin and isoferritius are tools for diagnosis of active adult Still&#8217;s disease. J Rheumatol 1994; 21: 890-5</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/still-hastaligi-juvenil-romatoid/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Septik Abortus</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/septik-abortus</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/septik-abortus#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 13:28:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Adet geçikmesi]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[artan karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı terleme]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük abdest çıkaramamak]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel organda hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[düşük tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gaz çıkaramamak]]></category>
		<category><![CDATA[hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[şişmiş karın]]></category>
		<category><![CDATA[solunum sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35283]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[vaginal akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[vaginal kanama]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal kanama]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=11984</guid>
		<description><![CDATA[Spontan abortus, abortus imminens, abortus insipiens, inkomplet abortus, missed abortus, komplet abortus ve tekrarlayan gebelik kaybı alt gruplarına ayrılır Septik abortus nedenleri (ör Septik abortus önlenmesi Septik abortus komplikasyonları ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>artan karın ağrısı, şişmiş karın, bulantı, kusma, gaz çıkaramamak, büyük abdest çıkaramamak, ateş, düşük tansiyon, susuzluk, deride döküntü, ateş, vaginal akıntı, vajinal kanama, düşük, adet gecikmesi, vaginal kanama, karın ağrısı, yüksek ateş, cinsel organda hassasiyet, aşırı terleme, solunum sıkıntısı</p>
<p><span id="more-11984"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35283</p>
<p>Clostridium perfringens</p>
<p><strong>İnsidansı: </strong>% 20<strong></strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Septik abortus, spontan veya isteğe bağlı oluşan düşüğün pelvik enfeksiyon ile komplike olma durumudur. İnkomplet abortus olgularında fetal veya plasental dokuların bir kısmının uterusta kalması sonucu da gelişir. Enfeksiyon genellikle endometrit şeklindedir ve endometrium ile uterus içinde kalan gebelik ürününü içerir. Tedavi edilmediği durumda enfeksiyon myometrium ve parametriuma ilerleme gösterir. Parametrit ise peritonite sebep olabilir. Septik abortusun herhangi bir evresinde hastada bakteriemi ve sepsis gelişebilir. Pelvik inflamatuar hastalığı (PIH) septik abortusun en sık karşılaşılan komplikasyonudur.</p>
<p>Septik abortus kısa ve uzun dönem sağlık <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlarına sebep olmaktadır. Septik abortus gelişmekte olan ülkelerde ve düşüğün yasak olduğu ülkelerde hala mevcuttur. Gebeliğin sonlandırılması yasalaştıktan sonra septik abortus oranı hızla azalmıştır. WHO’ya göre her 270 kanuna aykırı düşük nedeniyle bir <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a> ölmektedir. Çocuk doğurma yaşındaki bir <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a> adet gecikmesi, vaginal kanama, karın ağrısı ve yüksek ateş (38°C) ile başvurduğunda mutlaka septik abortus düşünülmelidir. Hastalığın erken dönemlerinde uygulanan antibiyotik tedavisi septik odakları ortadan kaldırarak ölümü önleyebilir.</p>
<p>Abortus (düşük), fetusa ait parçaların <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>ın rahminden atılması durumudur. Spontan abortus ise 20. gebelik haftasından önce dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan gerçekleşen gebelik kaybını ifade eder, tespit edilen gebeliklerin % 20 sini etkilemektedir. Spontan abortus, abortus imminens, abortus insipiens, inkomplet abortus, missed abortus, komplet abortus ve tekrarlayan gebelik kaybı alt gruplarına ayrılır. Ultrasound abortus teşhisinde faydalı bir görüntüleme yöntemidir. Düşük ayrıca isteğe bağlı olarak medikal veya cerrahi de olabilir ki bunda <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a> gebeliğini sonlandırma kararı almıştır. (1)</p>
<p>Septik abortus, spontan veya isteğe bağlı oluşan düşüğün pelvik enfeksiyon ile komplike olma durumudur. İnkomplet abortus sonrası fetal veya plasental dokuların bir kısmının uterusta kalması sonucu da gelişir. Enfeksiyon genellikle endometrit şeklindedir ve endometrium ile uterus içinde kalan gebelik ürününü içerir. Tedavi edilmediği durumda enfeksiyon myometrium ve parametriuma ilerleme gösterir. Parametrit ise peritonite neden olabilir.(2) Septik abortusun herhangi bir evresinde hastada bakteriemi ve sepsis gelişebilir. Pelvik inflamatuar hastalık (PIH) septik abortusun en sık karşılaşılan komplikasyonudur. Gebelik haftası arttıkça septik abortusa bağlı ölüm riski artmaktadır.</p>
<p>İsteğe bağlı abortus tecrübeli kişilerce, doğru teknikle ve tıbbi kurallara uyularak yapıldığında güvenli bir cerrahi müdahaledir. Düşük ile sonuçlanan gebeliklere bağlı oluşan ölüm ve sekellerin çoğunun sebebi güvensiz yaptırılan düşüklere bağlıdır. Güvenli olmayan düşük bir sağlık kurumu dışında veya yasa ile belirlenmiş yer dışında ve tecrübesiz kişilerin yardımıyla düşük işleminin gerçekleşmesidir. Güvenli olmayan düşük önlenebilir olmakla beraber gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda maternal morbidite ve mortaliteye sebep olmaktadır. Güvenli olmayan düşük olgularında ciddi uterin hasar veya fulminan septik abortus oluştuğunda hastanın hayatını kurtarmak için histerektomi yapılması gerekebilir.</p>
<p>Güvenli olmayan düşük, tıbbi bakımın veya hastane yardımının alınamayacağı yerlerde yapılmışsa hemoraji, enfeksiyon ve ölümle sonuçlanabilir. Global Burden of Disease 2000 yılında güvenli olmayan düşük yöntemlerinin % 20–30 kadarının üreme organlarında enfeksiyona sebep olduğu bildirilmiştir.(3) Enfeksiyon genital organlarda yukarı doğru ilerlediğinde tuba uterinalarda ve overlerde hasar yaparak PİH oluşturabilir. Bu durum klinik olarak ağrı ve rahatsızlığa neden olur ve eğer tedavi edilmezse kronik pelvik ağrı, uterus etrafındaki yapışıklık ve skara bağlı bilateral tubal tıkanıklık ve sekonder infertilite ile sonuçlanır. Güvenli olmayan düşük sonrası hastaların %20 &#8211; 40 arasında bir oranda sekonder infertilite geliştiği bildirilmiştir.</p>
<p>Görülme Sıklığı</p>
<p>Septik abortus ve septik şok, renal yetmezlik ve dissemine intravasküler koagulasyon gibi komplikasyonları 1950 ve 1960’lı yıllarda önemli bir maternal morbidite ve mortalite nedeni idi. Kontraseptif yöntemlerin gelişmesi, yaygınlaşması ve gebeliğin sonlandırılmasının yasal hale gelmesi ile bu komplikasyonlar günümüzde çok nadir görülmektedir.(2) Son yıllarda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) güvenli olmayan düşüğün bölgesel ve küresel sıklığını belirlemek için sistematik yaklaşım geliştirmiştir. 2000 yılında elde edilen hesaplamalara göre, her yıl 19 milyon güvenli olmayan düşük gerçekleştirilmekte, her 10 gebelikten bir tanesi güvenli olmayan düşük ile sonuçlanmakta ve yedi canlı doğuma karşılık bir güvenli olmaya düşük gerçekleştirilmektedir.(4) Septik abortus hastalarda kısa ve uzun dönem sağlık <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlarına sebep olmaktadır. Hem indüklenmiş, hem de spontan abortus septik abortusla sonuçlanabilir, fakat indüklenen olgularda daha sıktır. Görülme sıklığı kısıtlayıcı kanunları olan ülkelerde, doktor olmayan kişilerin sıhhi olmayan koşullarda el altından yöntemler uyguladığı bölgelerde artmaktadır (5). Septik abortus bir zamanlar anne ölüm sebeplerinin birinci sebebiydi.(6) Bu <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>n gelişmekte olan ve kanunlarına göre düşüğün yasak olduğu ülkelerde hala mevcuttur. Gebelik sonlandırma kanunu kabul edildikten sonra septik abortus oranı hızla azalmıştır. WHO’ya göre her 270 kanuna aykırı düşük nedeniyle bir <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a> ölmektedir.( 7)</p>
<p>Septik abortus nedenleri</p>
<p>Septik abortus gelişimini tetikleyen iki esas faktör vardır:</p>
<p>1-Terapötik veya spontan abortus sonucunda uterusta gebelik ürünü kalması</p>
<p>2-İnfeksiyonun uterusa iletilmesi.</p>
<p>Septik abortus sıklıkla uzamış ve ihmal edilmiş membran rüptürü varsa, rahim içi araç ve gebelik birlikte ise ve gebelik sonlandırılması yasal olmayan şekilde uygulanmaya çalışıldıysa görülür. Yasal olmayan müdahaleleri saptamak her zaman mümkün olmasa da mutlaka akla gelmelidir.</p>
<p>Septik abortus nedeni mikroorganizmalar genellikle birden fazladır ve normal vaginal floradan köken alır veya cinsel yolla bulaşan bakterilerdir. Mikroorganizmaları şu şekilde sıralayabiliriz: Escherichia coli, diğer aerobik bakteriler, gastrointestinal flora bakterileri, gram-negatif çomaklar, beta-hemolitik streptococlar, anaerobic streptococclar, staphylococcal organizmalar, bacteroides türleri, neisseria gonorrhoeae, chlamydia trachomatis, clostridium perfuringens, mycoplasma hominis, haemophilus influenzae.</p>
<p>Tanı</p>
<p>Septik abortusun semptom ve belirtileri PİH olgularında görülen döküntü, ateş, vaginal akıntı, peritonit ve genellikle abortus imminens veya inkomplet abortus olgularında görülen vajinal kanama, servikal açıklık olması, konsepsiyon ürünlerinin atılımının görülmesi gibi bulgulardır. Septik abortus genellikle klinik olarak belirgindir, fakat gebelik testi ve ultrasound ile doğrulanmalıdır. Doğurganlık yaşındaki bir <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a> adet gecikmesi, vaginal kanama, karın ağrısı ve yüksek ateş(38°C) ile başvurduğunda tanıda mutlaka septik abortus düşünülmelidir.(1) Fizik muayenede enfeksiyonun yayılımına bağlı olan veya perfore olmuş bir uterusun neden olduğu abdominal hassasiyet, servikal ostan pürülan akıntı, uterus ve adneks hassasiyeti saptanabilir. Ciddi olgularda başlangıçta uterus ile sınırlı olan enfeksiyon septisemi ve septik şoka ilerler. Enfeksiyonun yayılım derecesine göre sınıflama şöyle yapılabilir: Evre 1: enfeksiyon endometrium ve myometrium ile sınırlı, evre 2: adneksal yayılım mevcut, evre 3: peritonit mevcut.(2) Septik şok hipotermi, hipotansiyon, oligüri ve solunum sıkıntısına neden olur. C.Perfringes’e bağlı gelişen septik şokta trombositopeni, ekimoz ve dissemine intravasküler koagulopati bulguları görülür. Bu bulgular anüri, anemi, sarılık, hemoglobinüri ve hemosiderinüri’dir.</p>
<p>Görüntüleme yöntemleri</p>
<p>Uterusta konsepsiyon ürünlerinin varlığını göstermek, adneksiyel kitle ve douglas boşluğunda serbest sıvı tespiti için ultrasound yapılmalıdır.</p>
<p>Ayakta direkt ve yatarak batın grafisi karın içinde serbest hava veya yabancı cisim tespiti için çekilmelidir.</p>
<p>Ayırıcı Tanı</p>
<p>Akut apandisit, PİH, ektopik gebelik, idrar yolu enfeksiyonu, septik şok, vaginit ve vulvovaginit ayırıcı tanıda düşünülmelidir.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>Septik abortusun ilk değerlendirilmesi ve yönetiminde bazı basamaklar izlenmelidir.(8)</p>
<p>• Fizik ve pelvik muayene yapılmalıdır.</p>
<p>1-Muskuler defans, rebound, hassasiyet için abdominal muayene ve barsak seslerinin dinlenmesi</p>
<p>2-Vaginal kanama, akıntı, servikal hareketle hassasiyet, uterin ve adneksiyel hassasiyet ve kitle için pelvik muayene yapılmalıdır</p>
<p>• Tam kan sayımı, elektrolit, BUN ve kretainin seviyeleri belirlenmelidir.</p>
<p>• Kan grubu belirlenmelidir ve hematokrit % 30 – 35 seviyelerinde olması için gerekirse tam kan transfüzyonu yapılmalıdır.</p>
<p>• Endoserviks, kan ve konsepsiyon ürünlerinden aerobik ve anaerobik kültür alınmalıdır.</p>
<p>• İdrar kateteri takılmalıdır.</p>
<p>• İntravenöz sıvı replasmanı yapılmalıdır. (ör. salin, ringer laktat)</p>
<p>• Hastalara subkutan 0,5 ml tetanoz toksoidi yapılmalı, immünize hastalara 250 U tetanoz toksoidi İM yapılmalıdır.</p>
<p>• Yatarak ve ayakta direkt batın grafileri çekilmelidir.</p>
<p>• Gram boyama sonucuna göre erken antibiyotik tedavisi verilmelidir, fakat geniş spektrumlu antibiyotikte verilebilir.</p>
<p>• Dilatasyon ve küretajla uterin kavitedeki kalan ürünler boşaltılmalıdır. Eğer D&amp;C yapılamıyorsa yüksek doz oksitosin kullanılabilir.</p>
<p>• Yukarıdaki işlemlerle sonuç alınamıyorsa laparotomi yapılabilir.</p>
<p>• Uterus perforasyonu, barsak hasarı, clostridial myometritis ve pelvik abse varlığında histerektomi yapılması gerekebilir.</p>
<p>• Septik şok varsa buna yönelik tedavi başlanmalıdır.</p>
<p>Septik abortus tedavisinde değişik yaklaşımlar vardır. Müdahaleci tutumda birçok olguda acil küretaj yapılmaktadır. Stallworthy antibiyotik tedavisinden 12-24 saat sonra uterusu boşaltmayı önermiştir. Uterusa sulphathiazole ile muamele edilmiş ruloyu 6 saat koymuştur.(9) Brown ve Hanisch penisilin ve streptomisini intravenöz olarak uygulamışlar ve uterusu 6 saat sonra boşaltmışlardır.(10) Bu yöntemle septik abortus olgularında hastanede kalış süresini 8,1 günden 3,9 güne indirmişlerdir. Diğer taraftan müdahaleci olmayan grup ise operasyonu hastalığın seyrine göre olabildiğince ertelemişlerdir. Bu nedenle Famsay sadece hemoraji olan veya konservatif tedaviye dirençli olan olgulara küretaj yapmıştır. Gebeliğin enfekte ürünlerinin hastanın sadece konservatif tedavi ile vereceği cevapla atabileceğine inanmıştır.(11) Burnett vücut ısısı normale döndükten 24 saat sonra veya antibiyotiğe 24-36 saatte yanıt alınamazsa uterusu boşaltmıştır.(12) Bizim şu anki bilgi ve deneyimlerimize göre septik abortusun tedavisini Burnett veya Knapp gibi her iki şekilde yapabiliriz. (12, 13) Bu nedenle uterusa dışına yayılım olan olguları kişiye özel olmak üzere konservatif yöntemle ilk önce tedavi edip, daha sonra boşaltım yapılabilir. Enfeksiyonun uterusa sınırlı olduğu olgularda ise antibiyotik tedavisi altında erken boşaltım yapılabilir.</p>
<p>Hastalığın erken dönemlerinde uygulanan agresif antibiyotik tedavisi septik odakları ortadan kaldırarak ölümü önleyebilir. Antibiyo<a href="http://www.spitall.com/ses-terapi"title="terapi" >terapi</a> klinik olarak düşünülen tüm patojenleri etkilemelidir. Hangi mikroorganizmanın etkin olduğu bilindikten sonra mono<a href="http://www.spitall.com/ses-terapi"rel="external"title="terapi" >terapi</a>ye geçilmesi önerilmektedir. Septik abortus tedavisinde kullanılacak antibiyotik seçenekleri, kullanım şekli ve <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar hakkında ayrıntılı bilgiler aşağıdaki tabloda yer almaktadır.</p>
<p>Sentetik posterior pitüiter hormonlar D&amp;C acil olarak yapılamayacağı durumlarda bu hormon uterus içinde kalmış olan konsepsiyon ürünlerinin dışarı atılması için uterusun kontraksiyonlarını arttırır.</p>
<p>Küretaj ve total abdominal histerektomi+bilateral salpingoooferektomiye kadar geniş bir yelpazede uygulanabilecek olan cerrahi müdahale ve zamanlaması halen tartışmalıdır. Ateşi 38°C altında, uterusu küçük, enfeksiyonu lokalize olan ve şok bulguları bulunmayan hastalar düşük risk grubundadır. Bu olgulara yoğun antibiyotik tedavisi uygulanması ve uterus içinde fazla materyal yoksa ve aşırı bir kanaması yoksa antibiyotik baskısından sonra geç dönemde yapılan küretaj uygulaması en iyi tedavi seçeneğidir. Ancak ateşi 38°C üzerinde, uterusu büyük, gebelik sonlandırılma müdahalesi ve rahim içi araç kullanımı öyküsü olan hastalar yüksek risk grubundadır. Bu olgulara hemen yoğun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Gerekirse cerrahi girişim uygulanmalıdır.(2)</p>
<p>Septik abortus önlenmesi</p>
<p>Hasta bilgilendirilmesi septik abortusun önlenmesinde çok önemlidir. İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi hakkında bilgi verilmesi, güvenli ve kanuna uygun küretaj yapılması, prenatal bakım merkezlerine başvuru kolaylığının olması, septik abortusun erken teşhisi, İV antibiyotik ile zamanında tedavi ve uterusta kalan dokuların hemen uzaklaştırılması görülme sıklığını ve cid<a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/diyet"rel="external"title="diyet" >diyet</a>ini azaltır (14).</p>
<p>Septik abortus komplikasyonları</p>
<p>Septik abortusun daha öncede bahsedildiği gibi en sık komplikasyonu PIH dır. Ayrıca septik abortus peritonit, hemoraji, sepsis, septik şok, vena cava inferior trombozuna ve sekonder infertiliteye neden olabilir. Oligüri, hipotansiyon, taşipne, taşikardi, mental konfüzyon ve ekstremitelerin ılık ve kuru olması(düşük periferik rezistans) veya soğuk ve siyanotik olması(artmış rezistans) varlığında septik şok düşünülmelidir. Septik şoka bağlı olarak renal yetmezlik ve dissemine intravasküler koagulopati görülebilir.</p>
<p>Kaynaklar</p>
<p>1- Scott JR: Early pregnancy loss (septic abortion). In: Danforth&#8217;s Obstetric and Gynecology. Lippincott-Raven Publishers, 1994:179.</p>
<p>2- CoddingtonIII CC Spontaneous abortion In: Niswander KR, Evans AT Manual of obstetrics Little, Brown and Company 1996:261-271</p>
<p>3- Mathers CD, Stein C, Tomijima N, Ma Fat D, Rao C, Inoue M, Lopez AD, Murray CJL</p>
<p>Global Burden of Disease 2000: Version 2 methods and results. Geneva, World</p>
<p>Health Organization 2002</p>
<p>4- World Health Organization. The prevention and management of unsafe abortion. Report of a Technical Working Group, Geneva, April 1992</p>
<p>5 &#8211; Xhman E and Shah I Unsafe abortion Global and regional estimates of the incidence of</p>
<p>unsafe abortion Department of Reproductive Health and Research (RHR) World Health Organization (WHO) Geneva, Switzerland 2002</p>
<p>6- Rana A, Pradhan N, Gurung G, Singh M Induced septic abortion: a major factor in maternal mortality and morbidity J Obstet Gynaecol Res 2004 Feb; 30(1): 3–8</p>
<p>7-Shah I, Ahman E Age patterns of unsafe abortion in developing country regions Reprod Health Matters 2004 Nov12 (22 Suppl):9–17</p>
<p>8- Finkielman JD, De Feo FD, Heller PG The clinical course of patients with septic abortion admitted to an intensive care unit Intensive Care Med 2004; Jun;30(6):1097–102</p>
<p>9- Stallworthy J Complications of abortion Nurs Mirror Midwives J 1971 Jan 8;132(2):21-5</p>
<p>10- Brown WE, Hanisch EC A review of the aggressive management of abortion Am J Obstet Gynecol 1958 Oct;76(4):716-25</p>
<p>11- Famsay AM Proceedings of Royal Society of Medicine 1948; 41: 317</p>
<p>12- Burnett CW Treatment of septic abortion Br Med J 1952 Apr 26;1(4764):886-90</p>
<p>13- Knap<a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >Kadın</a>Platt MA, Douglas RG Septic abortion: fiveyear analysis at the New York Hospital Obstet and Gynecol 1960 Mar;15:344-50</p>
<p>14- Stevenson MM, Radcliffe KW Preventing pelvic infection after abortion Int J STD AIDS 1995 Sep-Oct;6(5):305-12</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. İbrahim Ferhat Ürünsak, Arş. Gr. Dr. Ebru Aybaba Ünal,</p>
<p>Uzm. Dr. A. Barış Güzel, Prof. Dr. Oktay Kadayıfçı</p>
<p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/septik-abortus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Palmoplantar Psoriazis</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/palmoplantar-psoriazis</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/palmoplantar-psoriazis#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 13:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[deride kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[deride yanma]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35236]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=11539</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: deride döküntü, deride yanma, deride kaşıntı Spitall Taxonomy Id: 35236 Palmoplantar psoriasis, palmoplantar bölgenin rekürren, kronik püstüler dermatozudur Yanma ve kaşıntı olabilir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>deride döküntü,<strong> </strong>deride yanma, deride kaşıntı<span id="more-11539"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35236</p>
<p>Tanım:<strong></strong></p>
<p>Palmoplantar psoriasis, palmoplantar bölgenin rekürren, kronik püstüler dermatozudur. Aile hikayesi mevcut olabilir ve <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>larda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görülür. Genellikle 20-60 yaşları arasında görülür. Birkaç saatlik period da normal görünümlü deride, 2-4 mm çapında püstüller gelişir. Nadiren püstüller parmak sırtına yayılır. Zamanla püstüller sarı renkten kahverengiye dönüşür. Yanma ve kaşıntı olabilir. Histopatolojik olarak çevresinde spongioform değişikliklerin olduğu polimorf nüveli lökositler ile dolu, steril, intraepidermal püstüller gözlenir. Tanı klinik olarak konur. Lezyonların karakteristik dağılımı ve psoriasis ile ilişkisi ile tanı nisbeten kolayca konur.</p>
<p>Palmoplantar psoriasisin sebebi bilinmemektedir, fakat deri deriveli antilökoproteaz (elafin) aktivitesinde azalma püstül oluşumunun mekanizmasında düşünülmektedir. Palmoplantar psoriasis sigara, tonsillit ve mevsimsel faktörler ile pozitif ilişkilidir. Tedavisi güçtür ve hem hasta hem de hekimi güç durumda bırakır. Tedavinin başlangıcında topikal kortikosteroid ve kalsipotrioller kullanılabilir, fakat genellikle yeterli değildir. Asitretin (25-50 mg/gün) veya kolşisin (0.6 mg, 2-3X1)’e topikal kortikosteroid veya topikal kalsipotriol eklenebilir. İnatçı vakalarda metotrexat (haftada 25 mg) veya siklosporin (1.5-3 mg/gün) kullanılabilir. Son zamanlarda oral ıtrakonazol tedavisi önerilmiştir. Bazı hastalarda tonsillektomi sonrası tam remisyon rapor edilmiştir. Banyo PUVA ve rePUVA’da yardımcı olabilir. Hastalık kronik seyirli olup remisyon ve alevlenmeler ile seyreder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/palmoplantar-psoriazis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyaper Kandidiyazis (Diyaper Candidiasis )</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyaper-kandidiyazis-diyaper-candidiasis</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyaper-kandidiyazis-diyaper-candidiasis#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 12:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel organda yara]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[deride ödem]]></category>
		<category><![CDATA[dermatit]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35044]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9841</guid>
		<description><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35044 Diyaper kandidiyazis benign olmakla birlikte, rekürrensler göstermesi sebebiyle önemli bir sağlık sorunu oluşturur Prematürelerde sistemik enfeksiyon sırasında kandidal diyaper dermatit oranı %32’ye kadar çıktığı için mutlaka sistemik enfeksiyon araştırılmalıdır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>cinsel organda yara,<strong> </strong>deride döküntü, deride ödem</p>
<p><span id="more-9841"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35044</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Çocuklardaki kutanöz kandidiyazislerin çoğu bez bölgesinde yerleşir. Diyaper kandidiyazis benign olmakla birlikte, rekürrensler göstermesi sebebiyle önemli bir sağlık <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>nu oluşturur. Prematürelerde sistemik enfeksiyon sırasında kandidal diyaper dermatit oranı %32’ye kadar çıktığı için mutlaka sistemik enfeksiyon araştırılmalıdır. Sağlıklı infantlarda bu oran %2.1-10 arasında bildirilmektedir. Prematürelerde 10-11. haftalarda, miyadında doğanlarda 7-9. aylarda pik yapar. Bez bölgesinde kandidiyazis oluşumu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır: Primer bir kandida yerleşimi olduğunu ileri sürenler yanında mevcut bez dermatiti üzerinde kandidiyazis geliştiği fikrini savunanlar da vardır. İki görüşün de doğruluk payı yadsınamaz. Bir yandan bezin okluziv etkisiyle gluteal ve genital bölgede oluşan sıcak, nemli bir ortam mayaların çoğalması için oldukça uygundur; diğer taraftan seboreik dermatit, atopik dermatit ve primer irritan dermatit gibi deri bütünlüğünü bozan hastalıklar, mayaların yerleşmesinde kolaylaştırıcı zemin oluştururlar. Bez dermatiti olgularının %70’inde primer ve sekonder patojen olarak C. albicans saptanmaktadır. Bez bölgesine uygulanan topikal steroidler klinik özellikleri değiştirmesi yanında, kandidaların üremesini de kolaylaştırır. Ayrıca bakteriyel flora, topikal veya sistemik antibiyotiklerle baskılanmış ise yine mayaların üremesi kolaylaşır. Diyaper kandidiyazisli çocukların çoğunda geniş spektrumlu antibiyotik kullanım öyküsü vardır. Bu lokal predispozan faktörlerden başka, diyaper kandidiyazise yatkınlık gösteren bebeklerin çoğunun intestinal sistemde kandida taşıyıcısı olduğu gösterilmiştir. Oral kandidiyazis intestinal kolonizasyonun <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a>cisi olabilir. Diyare de kandidiyazisi kolaylaştıran sebeplerdendir. Akrodermatitis enteropatikada özellikle bu alanda sekonder kandida enfeksiyonu gelişebilir. Her hangi bir kundak bezi bölgesi döküntüsünde bütün bunlar göz önünde bulundurularak kandida araştırılmalıdır. Kronik vakalarda ise annedeki vajinal kandidiyazis ve mastit araştırılması önem taşır.</p>
<p>Klinik olarak; şiddetli eritemli, düzensiz bordürü olan, keskin sınırlı, skuamlı plaklar şeklindedir. Çok sayıda papüller, subkorneal püstüller ve lokalize kandidiazisin tipik bulgusu olan satellit lezyonlar bulunur. Bu satellit papül ve püstüllerin çevresinde de skuam oluşabilir. Bazı şiddetli olgularda geniş erozyonlar gelişir. Çoğu kez perianal deri, inguinal kıvrım, perine ve karnın alt kısmı da tutulmuştur. Erkek çocuklarda skrotum ve peniste lezyonlara eroziv balanit eşlik edebilir. Kız çocuklarında vajinal mukoza ve labiumlarda yerleşebilir. Diyaper kandidiyazis özellikle infantlarda günlük perine bakımı sırasında çok rahatsızlık verir. Miyadında doğanlarda uygun tedavi ile kısa sürede düzelirken, prematürelerde bez bölgesinin her tarafına yayılır. Bazı infantlarda tedaviye başladıktan birkaç gün sonra gövde ve ekstremitelerde skuamlı psoriasiform papül ve plaklar gelişir. Kandidal antijenik uyarıya bağlı bir yanıt olabileceği düşünülen bu tablo fungal bir “id reaksiyonu” olarak kabul edilebilir. Buradaki reaksiyonun altta yatan psoriasis veya atopik dermatit olabileceği de düşünülmüş, ancak bu çocuklarda ileride psoriasis veya atopik dermatit gelişmediği görülmüştür. İngiliz literatüründe “napkin psoriasis” olarak adlandırılan tablonun da aslında psoriasiform allerjik döküntülerle aynı olduğu kabul edilmektedir.</p>
<p>Tanı için tipik klinik görünümle birlikte direkt bakı veya kültür yeterlidir. Potasyum hidroksitle incelerken lezyonun kenarından, yeni papül ve püstüllerden kazıma yapılmalıdır. Bazen aşırı inflamatuvar cevap kandidaların ölümüne yol açabilir. Ayrıca kandidal bez dermatitli olguların çoğunda gastrointestinal kolonizasyon ihtimali göz önünde bulundurularak dışkı kültürü de alınmalıdır. Başta C. Albicans, çok az vakada da C. Glabrata ve C. Parapsilosis ürer. Ayırıcı tanıda diaper bölgeyi tutan ve kandidal enfeksiyonla bir arada olan diğer hastalıklar düşünülmelidir. Psoriasiste lezyonlar daha keskin sınırlı ve lokalizedir. İntertrigoda deri kıvrımlarını tutan keskin sınırlı eritem, bazen maserasyon ve erozyon vardır, skuam ve satellit lezyonlar bulunmaz. Seboreik dermatit vakalarında da kandidiyazisi dışlamak güç olabilir.</p>
<p>Miks bez dermatiti; irritan dermatitin kandidalarla sekonder olarak enfekte olmasıyla klinik görünümün değiştiği bir tablodur. Eğer bez dermatiti şiddetli ve 2-3 günden fazla sürüyorsa düşük potensli steroidlere antikandidal ajanlar eklenmelidir.</p>
<p>Tedavi: Topikal antikandidal ajanlar (nistatin, mikonazol, klotrimazol, ketokonazol gibi) her bez değiştirmede veya günde 4 kere uygulanır. Losyon ve krem formları irrite deriye uygulandıklarında yanma duygusuna sebep olabileceğinden, daha iyi tolere edilen merhemler tercih edilmelidir. Antifungal etkili pudralar nemli alana uygulandıklarında katılaşarak, hareket sırasında sürtünme etkisiyle erozyona yol açar, bu nedenle uygulanmamalıdır. İnflamasyon şiddetli ise kortikosteroid ve antifungal kombinasyonu kullanmak doğru olabilir ama tanı kesin değilse tabloyu karıştırabilir. Kortikosteroidler birkaç günden fazla kullanılmamalıdır. Antifungalin üzerine kalınca çinko oksit patı uygulayarak kundak bezi bölgesinin korunması yararlı olacaktır. Patları çıkarmak için kullanılacak mineral yağlar, sabun ve suya göre daha etkilidirler. Fungal id reaksiyonu çoğunlukla antifungal tedavidan sonra geriler veya zayıf steroidler kullanılabilir. Diyaper kandidiyaziste rekürrensler sıktır. Eğer gastrointestinal kolonizasyon düşünülüyorsa oral antikandidal preparatlar verilmelidir.</p>
<p>Genel prensip olarak, sık bez değiştirmek ve bariyer kremler kullanmak önemlidir. Kumaş bezlerin yerine, iyi kaliteli ve tek kullanımlık kundak bezi önerilmelidir. Hazırlayıcı faktörler varsa öncelikle bunların giderilmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyaper-kandidiyazis-diyaper-candidiasis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B Lenfosit Düşüklüğü İle Seyreden Still Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/b-lenfosit-dusuklugu-ile-seyreden-still-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/b-lenfosit-dusuklugu-ile-seyreden-still-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 14:57:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bileğinde ısı artışı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bileğinde ödem]]></category>
		<category><![CDATA[CRP]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[el bileğinde ısı artışı]]></category>
		<category><![CDATA[el bileğinde ödem]]></category>
		<category><![CDATA[her iki dizde ısı artışı]]></category>
		<category><![CDATA[her iki dizde ödem]]></category>
		<category><![CDATA[JRA]]></category>
		<category><![CDATA[ödem]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34998]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9734</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: ateş, yüksek ateş, deride döküntü, Her iki dizde ısı artışı, el bileğinde ısı artışı, ayak bileğinde ısı artışı, ödem, Her iki dizde ödem, el bileğinde ödem, ayak bileğinde ödem ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>ateş, yüksek ateş, deride döküntü, Her iki dizde ısı artışı, el bileğinde ısı artışı, ayak bileğinde ısı artışı, ödem, Her iki dizde ödem, el bileğinde ödem, ayak bileğinde ödem</p>
<p><span id="more-9734"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34998</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Juvenil romatoid artrit (JRA), çocukluk döneminde sık rastlanan romatizmal hastalıklardan biridir. Still hastalığı tüm JRA vakalarının yaklaşık %20&#8242;sini oluşturur ve artritin yanı sıra; intermitant ateş, döküntü, hepatosplenomegali (HSM), lenfadenopati, anemi, perikardit, miyokardit gibi eklem dışı sistemik bulgular da görülür. İmmünolojik mekanizmalar JRA patogenezinde merkezi rol oynar. Literatürdeki çalışmalarda, periferik kan ve sinoviyal sıvının analizi sonucu JRA&#8217;ya spesifik bir immünolojik değişiklik gösterilememiştir. Beş yaşında kız hasta kliniğimize üç yıldır devam eden ve son 15 gündür artan 39.8 ºC&#8217;ye yükselen ateş ve eklemlerde şişlik şikayetleriyle başvurdu. Özgeçmişinde 2 yıl önce bir merkezde HSM, artrit ve ateş nedeniyle değerlendirildiği CD19-20 düzeyinin düşük bulunduğu (%2.3-%1.1) ve takibe alındığı öğrenildi. Fizik muayenesinde; genel durumu kötü ve ateşi 39.5ºC idi. Her iki diz, el ve ayak bileğinde ödem, ısı artışı ve hiperemi vardı. Karaciğer 3 cm ve dalak 5 cm olarak palpe edildi. Ayrıca inguinal, aksiller ve posterior servikal bölgede, en büyüğü 2&#215;2 cm. ebadında olan lenfadenopatileri mevcuttu. Laboratuvar incelemesinde, lökosit sayısı 2500/mm3, Hgb 7,7 g/dl, PLT:50.000/ mm3, sedimentasyonu 107 mm/h, CRP 80 mg/L ve kemik iliğinde çomak matürasyonunda duraklama saptandı. Direkt coombs, ANA, anti-ds-DNA, bakteriyel ve viral markerları negatifti. IgM değeri yaşına göre normal sınırların altında gelen hastanın periferik lenfosit alt gruplarının analizinde CD19 ve CD20 düzeyi %1&#8242;in altında bulundu. Double (-) T lenfositlerin oranı ise %3&#8242;dü. Ayırıcı tanıda ALPS de düşünülen hastada; hipergamaglobülinemi olmadığı, direkt coombsu negatif ve lenf nodu biyopsisi normal olduğu için bu tanıdan uzaklaşıldı. Hastada Still hastalığı düşünülerek 2 mg/kg/gün dozunda steroid tedavisi başlandı. Hastanın izleminde ateşleri düştü, eklem bulguları düzeldi, lenfadenopatileri kayboldu ve hepatosplenomegalisi geriledi. Steroid tedavisinin 10. gününde CD19 ve CD20 oranının normale döndüğü (%13 ve 14) saptandı. Bu olgu steroid tedavisiyle normale dönen CD19 ve CD20 düşüklüğünün görüldüğü bir Still hastalığı olgusu olması ve yaptığımız literatür taramasında benzer bir olgunun olmaması nedeniyle sunulmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/b-lenfosit-dusuklugu-ile-seyreden-still-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altıncı Hastalık ve Fontanel Bombeliği</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/altinci-hastalik-ve-fontanel-bombeligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/altinci-hastalik-ve-fontanel-bombeligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 13:22:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerin bıngıldağında şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[HHV]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvar]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34968]]></category>
		<category><![CDATA[SS]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9667</guid>
		<description><![CDATA[Altıncı hastalık, HHV-6 veya HHV-7 etkenleri ile oluşan, daha çok süt çocukluğu ve erken çocukluk döneminde görülen, yüksek ateş ve ateşin ani düşüşünü takiben ortaya çıkan döküntü ile karakterize bir hastalıktır Gastrointestinal ve üst solunum yolu bulguları, öksürük, servikal ve oksipital lenfadenopatiler, fontanel bombeliği ve nöbetler ise diğer klinik bulgular arasında sayılabilir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>yüksek ateş, deride döküntü, öksürük, bebeklerin bıngıldağında şişlik</p>
<p><span id="more-9667"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34968</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Altıncı hastalık, HHV-6 veya HHV-7 etkenleri ile oluşan, daha çok süt çocukluğu ve erken çocukluk döneminde görülen, yüksek ateş ve ateşin ani düşüşünü takiben ortaya çıkan döküntü ile karakterize bir hastalıktır. Gastrointestinal ve üst solunum yolu bulguları, öksürük, servikal ve oksipital lenfadenopatiler, fontanel bombeliği ve nöbetler ise diğer klinik bulgular arasında sayılabilir. İrritabilite, nöbet ve fontanel bombeliği olan vakalar, menenjit ile karışabilmekte, bu vakalarda beyin omurilik sıvısı incelemesi gerekmektedir. 6.5 aylık kız hasta hastanemiz çocuk acil polikliniğine iki gündür olan yüksek ateş nedeni ile başvurdu. Fizik muayenesinde VI: 39 ºC, Nb: 140/dk, SS: 30/dk, ön fontanel 2&#215;2 cm normalden bombe idi. Ek patolojik bulgu tesbit edilmedi. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin: 8.4 gr/dl, beyaz küre: 4500 /mm_, trombosit: 203000 /mm_, periferik yaymasında %65 polimorfonükleer lökosit , %35 lenfosit mevcut idi. İdrar incelemesinde özellik yoktu. Beyin omurilik sıvısı mikroskopik incelemesinde hücre görülmedi, glukoz: 59 mg/dl, eşlik eden kan şekeri: 100 mg/dl, protein: 14 mg/dl idi. Ateş düşürme önerileri ile gönderilen hasta bir gün sonra döküntü nedeni ile tekrar başvurdu. Öyküsünden döküntünün ateşin düşmesini takiben ortaya çıktığı öğrenildi. Fizik muayenesinde VI: 37.2 ºC, tüm vücutta yaygın makülopapüler döküntü tesbit edildi. Hastada öykü ve klinik bulgular ile altıncı hastalık düşünüldü. İzleminde, kızamık ve kızamıkçık için gönderilmiş olan serolojik testlerin negatif olduğu ve beyin omurilik sıvısı kültüründe üreme olmadığı öğrenildi. Bu vaka ile, fontanel bombeliğinin altıncı hastalık klinik bulgularından biri olduğu, altıncı hastalığın menenjit benzeri bulgular ile prezente olabileceği, ateş ve fontanel bombeliği ile başvuran, beyin omurilik sıvısı incelemelerinde patoloji saptanmayan vakaların döküntü yönünden izlenmesi gerektiği vurgulanmak istenmiştir.</p>
<p><strong>fontanel</strong>: Bebeğin başının üzerindeki hünüz kemikleşmemiş yumuşak bölge; bıngıldak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/altinci-hastalik-ve-fontanel-bombeligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) (Yaygın Lupus Kızarıklığı)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sistemik-lupus-eritematozus-sle-yaygin-lupus-kizarikligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sistemik-lupus-eritematozus-sle-yaygin-lupus-kizarikligi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 15:05:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[Eklem ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar yaparken yanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[nabızda düzensizlik]]></category>
		<category><![CDATA[SLE]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34656]]></category>
		<category><![CDATA[şuur kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[yanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=8857</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: halsizlik, ateş, kilo kaybı, deride döküntü, şuur kaybı, eklem ağrısı, idrar yaparken yanma, nabızda düzensizlik Spitall Taxonomy Id: 34656 Cilt, müköz membranlar, eklemler, böbrekler, santral sinir sistemi, seröz membranlar, akciğer, kalp ve bazen de gastrointestinal sistem tutulabilir ve diğer organ tutulumları farklı kombinasyonlar olarak karşımıza çıkabilir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> halsizlik, ateş, kilo kaybı, deride döküntü, şuur kaybı, eklem ağrısı, idrar yaparken yanma, nabızda düzensizlik<span id="more-8857"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34656</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Halsizlik, ateş, kilo kaybı gibi konstitüsyonel semptomlar veya çeşitli organ sistemlerinin enflamasyonu sonucunda farklı klinik tablolar şeklinde ortaya çıkabilir. Cilt, müköz membranlar, eklemler, böbrekler, santral sinir sistemi, seröz membranlar, akciğer, kalp ve bazen de gastrointestinal sistem tutulabilir ve diğer organ tutulumları farklı kombinasyonlar olarak karşımıza çıkabilir. Döküntü, artrit, plörezi ve proteinüri, Raynaud fenomeni ve nöbet geçirme veya sebebi bilinmeyen ateş gibi çeşitli klinik örnekler verilebilir.<strong> </strong></p>
<p>bağışıklık sisteminin bedenin kendisine karşı geliştirdiği bağışanlara (oto-antikorlar) bağlı olarak gelişen yangı ve doku zedelenmeleri ile giden bir <em>özbağışıklık hastalığı</em> olarak tanımlanır. SLE&#8217;da çoklu organ sistemlerinin tutulması söz konusudur; yani, SLE tümsel (<em>sistemik</em>) bir hastalıktır.</p>
<p>Etyolojisi kesin olarak bilinmeyen bu hastalığın farklı klinik ve laboratuvar bulguları vardır ve klinik gidişi ile prognozu da değişkendir. Toplumdaki prevalansı 15-50/100.000 arasında değişmektedir. Hastalık özellikle doğurgan dönemdeki <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"title="kadın" >kadın</a>larda belirgin olarak daha fazla görülmektedir. Pek çok çalışmada hastaların %90’dan fazlasını <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>lar teşkil etmektedir. Yaş ve cinsiyetin, insidans ve prevalans üzerindeki bu etkileri hormonal faktörlerin patogenezdeki rolünü akla getirmektedir. HLA çalışmaları ile genetik epidemiyoloji hakkında detaylı analizler yapıldığında, HLA-DR2 ve DR3’ün SLE’li hastalarda daha sık bulunduğu saptanmıştır. Bu da sınıf II antijenlerin hastalıktaki rolünü ortaya koymaktadır. İmmünolojik bozukluklar sonucunda aşırı otoantikor üretimi oluşmaktadır. Böylece sitotoksik etki ile doku hasarları ve immün komplekslerin birikimi ile enflamasyon meydana gelmektedir. Antimalaryaller cilt ve diğer organ sistemlerinin tutulumunda etkilidirler. Akut, ağır ve aktif hastalıkta kortikosteroidler önemli ajanlardır. Böbrek gibi major organ tutulumu olan hastalarda ise siklofosfamid kortikosteroidlerle birlikte normal fonksiyonların korunmasında etkindirler.</p>
<p>Tedavi, hayatı tehdit edebilen alevlenmelere ve progresif kronik hastalık seyrine göre düzenlenir. SLE’ye yaklaşımdaki ilerlemeler ve özellikle kortikosterodlerin ve immünsupresiflerin etkileri, yaşam süreleri üzerinde olumlu sonuçlar vermiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/sistemik-lupus-eritematozus-sle-yaygin-lupus-kizarikligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serum Hastalığı</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/serum-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/serum-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 15:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Antihistaminikler]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[deride döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[deride şişme]]></category>
		<category><![CDATA[deri­de kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[ek­lem ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[lenf bezlerinin büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34655]]></category>
		<category><![CDATA[yanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=8855</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: deride döküntü, deri­de kaşıntı, deride şişme, ek­lem ağrıları, lenf bezlerinin büyümesi, ateş, karın ağrısı, bulantı, kusma Serum hastalığı bazı ilaçların verilme­sinden 7-12 gün sonra ortaya çıkan alerji tepkisidir Serum hastalığı en çok deride belirti verir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> deride döküntü, deri­de kaşıntı, deride şişme, ek­lem ağrıları, lenf bezlerinin büyümesi, ateş, karın ağrısı, bulantı, kusma</p>
<p><span id="more-8855"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34655</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Başlıca belirtileri deri­de döküntü, kaşıntı, şişme (ödem), ek­lem ağrıları, lenf bezlerinin büyümesi, ateş, karın ağrısı, bulantı ve kusmadır.<strong> </strong></p>
<p>Serum hastalığı bazı <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>ların verilme­sinden 7-12 gün sonra ortaya çıkan alerji tepkisidir. Hasta alerjiye yol açan ilacı daha önce almışsa, vücut bu maddeye karşı duyar­lılık kazanmış olacağından belirtiler da­ha kısa sürede ortaya çıkabilir. Bu has­talık adım, ilk kez at serumu verilen bir kişide tanımlanmış olmasından alır. Günümüzde ise bu hastalığın en sık karşılaşılan nedeni <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar, özellikle de penisilindir. Penisilinden kaynaklanan serum hastalığı daha çok penisilin aler­jisi adıyla tanınır.<br />
Serum hastalığı en çok deride belirti verir. İğne yapılan yerde ödem ya da ürtiker oluşabilir. Ayrıca kızıl ya da kızamıktakine benzer döküntüler ortaya çıkabilir.<br />
Vücut sıcaklığı yükselmekle birlikte ender olarak çok yüksek değerlere ula-Şir. Özellikle diz, dirsek ve omuz gibi büyük eklemler ağrılıdır. Hasta kendim kötü hisseder. Yeme isteği azalır, baş ağrısı ve yaygm kas ağrıları görülür. Ender durumlarda sinir sistemi etkile­nerek beyin-beyin zarı iltihabı (menin-go-ensefalit) gelişir. Gene ender olarak kalbin etkilenmesiyle miyokart enfark­tüsü oluşur. Her iki durum da genellikle Ölümle sonuçlanır. <strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ürtiker, 1/1000&#8242;lik adrenalin çözeltisi­nin 0,2-0,3 ml&#8217;si deri altına verilince hız­la geriler. Adrenalin, gırtlak ödemini gi­dermede de etkilidir. Bu Ödem solunum yolunu bütünüyle tıkamışsa soluk bolu-su delinir. Antihistaminikler önce kas içine verilir, daha sonra ağızdan alınır.<br />
•  Ateş, kırıklık ve eklem ağrılarına kar­şı aspirin çok etkilidir.<br />
•  Olası sıvı kayıplarım gidermek için damar yoluyla hastaya sıvı verilir.<br />
•  Ağır durumlarda, örneğin kalp ve si­nir sistemi etkilenmişse ya da yukarıda belirtilen girişimlerle hastalık denetle-nemiyorsa kortizon kullanılır. Korku, ruhsal çöküntü, solunum zorluğu, şiddetli öksürük nöbetleri, bu­lantı, kusma, ishal, kalp atımlarının hız­lanması, kan basıncmm düşmesi gibi ağır belirtilerin ortaya çıkması duru­munda hastanın uzman denetimi altına alınması gerekir. Hastanın tedavisinde solunum ve dolaşım sistemlerinin dü­zenli çalışmasını sağlamaya öncelik ve­rilir. Hastanın ağzında takma dişler var­sa çıkarılır, ağız boşluğundaki salgılar temizlenir, saf oksijen soluması sağla­nır. Gırtlak ödemi, solunumu tam ola­rak engellediğinde hemen cerrahi giri­şimle soluk borusu delinir. Derialtına zaman yitirmeden uygulanacak 1/1000&#8242; lik adrenalin çözeltisi hastayı ölümden döndürebilir. Bu doz gerekirse 5-10 da­kika sonra yinelenir.<br />
Yapılan bir İğne ya da böcek sok­ması sonrasında şok durumu ortaya çı­karsa, derinin delindiği bölgenin üst yanma turnike uygulanarak <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>mlu maddenin daha çok kana karışması ön­lenir. Bu bölgeye iğneyle yüzeysel ola­rak adrenalin uygulanarak ya da buz konarak dolaşımın yavaşlatılması da aym etkiyi gösterir. Turnikeyle sıkıştı­rılan bölgede dolaşımı bütünüyle dur­durmamak için, uygulanan turnikeyi her 20 dakikada 2-3 dakika için gev­şetmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/serum-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

