<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tıbbi Veritabanı ve Arama Motoru &#187; deride yara</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/deride-yara/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>İşimiz İnsan. Gücümüz Teknoloji</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Poliarteritis Nodosa</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/poliarteritis-nodosa</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/poliarteritis-nodosa#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 19:13:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bayılmalar]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[deride yara]]></category>
		<category><![CDATA[düşük tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gezici kas ve eklem ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kalp yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Poliarteritis Nodosa]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35774]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=14149</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: hipertansiyon, kalp yetmezliği, bayılmalar, deride yara, gezici kas ve eklem ağrıları, yüksek ateş, kilo kaybı, karın ağrısı, düşük tansiyon Poliarteritis Nodosa Poliarteritis Nodosa Tanısı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>hipertansiyon, kalp yetmezliği, bayılmalar, deride yara, gezici kas ve eklem ağrıları, yüksek ateş, kilo kaybı, karın ağrısı, düşük tansiyon</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span id="more-14149"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35774</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Bir bağ dokusu hastalığıdır. Atardamar duvarla­rında oluşagelen bir değişiklik sonucu, damar içinde kan pıhtılaşır ve böylelikle damar tıkanır, bazen de atardamarın hastalıklı bölümünden, çevre dokunun içine kanama olur. Hastalığın nedeni bi­linmemektedir. Atardamar sisteminin herhangi bir bölümü hastalanabileceğinden, herhangi bir organda yıkım oluşa­bilir. En sık etkilenen organlar, böb­reklerdir ve bu durumda, yüksek kan basıncı ve üremi ortaya çıkar. Kalp et­kilendiğinde, koroner tıkanma ve belki de kalp yetmezliği belirir. Akciğerler, karaciğer, barsaklar, kaslar, eklemler, göz, sinir siteminde de hastalık belirebilir. Tedavi için kullanılan steroidlere er­ken başlanırsa, hastanın ömrü oldukça uzatılmış olur.</p>
<p>Poliarteritis Nodosa</p>
<p>Periarteritis Nodasa, panarteritis nodosa adları ile bilinen poliarteritis nodosa; çeşitli organların küçük ve orta çapta damarlarının nekrotizan arteriti (damar iltihabı) ile karakterize bir immün kompleks hastalığıdır. Hastalık yaşlılarda ve erkeklerde daha çok görülür.</p>
<p>Belirtileri ve Bulgular</p>
<p>Hastalık arterit yaptığı organa göre belirti ve bulgu verir. Böbrek tutulumunda; hematüri, proteinüri, hipertansiyon ileri dönemde üremi,</p>
<p>Kalp tutulumunda; iskemi, enfarktüs, hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği, miyokardit</p>
<p>Merkezi sinir sistemi tutulumunda; bayılmalar, hemiparezi, periferik nöropati,</p>
<p>Deride ülserasyonlar, hemorajik nekrozlar ve gangrenöz deri değişiklikleri,</p>
<p>Gezici kas ve eklem ağrıları,</p>
<p>Genel olarak da yüksek ateş, kilo kaybı, bazen hipotansiyon, mezanter arter tutulumu nedeni ile akut batın sendromu görülebilir.</p>
<p>Poliarteritis Nodosa Tanısı</p>
<p>Laboratuvar incelemeleri (kan sedimentasyon hızında artma, lökosit ve trombosit sayısında artma, idrar bulguları, proteinüri hematüri), Biyopsi incelemeleri (kas, deri, böbrek hatta sinir biyopsilerinde nekrotizan arterite ait değişiklikler) ile koyulur. Olguların yarısından çoğunda viral hepatit B antijeni veya antikoru pozitifliği de vardır.</p>
<p>Poliarteritis Nodosa Tedavisi ve Hemşirelik Bakımı</p>
<p>Poliarteritis nodosa tedavisinde en etkili <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> grubu kortikosteroidlerdir. Başlangıçta yüksek dozda hastalığın genel belirtileri düzeltilir, hastanın durumu iyileştikçe ilacın dozu yavaş yavaş azaltılarak ke­silir. Poliarteritis nodosa, etkilediği organa göre çeşitli yakınma ve belirtiler verdiği için, hemşirelik bakımı da buna bağlı olarak deği­şiklik gösterir. Örneğin bazı hastalar böbrek hastası gibi bakım ge­rektirirken, bazı hastalar da kalp ve akciğer hastası olarak öne çı­karlar. Bu açıdan hemşirelik bakımında temel ilke; poliarteritis nodosalı hastanın her organının olaydan etkilenebileceğini düşüne­rek, çok dikkatli olmak, hastadaki belirti ve bulguları iyi izlemek ve değişiklikleri zaman geçirmeden hekime <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a> vermektir. Bu arada, kortikosteroidlerin özellikle yüksek dozlarda kullanımlarında ciddi yan etkileri olduğu, bunların iyi gözlenmesi ve ilacın kesinlikle hasta tok iken, süt ve antiasitle verilmesi gereği de unutulmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/poliarteritis-nodosa/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blastomyces</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/blastomyces</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/blastomyces#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 16:48:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[abse]]></category>
		<category><![CDATA[Belirtisi Deride Sivilce]]></category>
		<category><![CDATA[Deride Sivilce]]></category>
		<category><![CDATA[deride yara]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35523]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12646</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Deride Sivilce, deride yara Spitall Taxonomy Id: 35523 Tanım: Kuzey Amerika blastomikozunda etkin, Blastomyces dermatitidis'dir Bu organizma akciğerler yoluyla vücuda girmekte ve orada çok sayıda ufak abse oluşturmaktadır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>Deride Sivilce, deride yara</p>
<p><span id="more-12646"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35523</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>İnsanda hastalık yababilen bir mantar çeşididir. Kuzey Amerika blastomikozunda etkin, Blastomyces dermatitidis&#8217;dir. Bu organizma akciğerler yoluyla vücuda girmekte ve orada çok sayıda ufak abse oluşturmaktadır. Buradan, diğer organ ve dokulara ve özellikle deriye yayılıp, orada da sivilce ve yara oluşumuna neden olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/blastomyces/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herpes Simpleks Virus Tip 2</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/herpes-simpleks-virus-tip-2</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/herpes-simpleks-virus-tip-2#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 08:08:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[deride yara]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yaparken]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar yaparken yanma]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kas ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[peniste ağrılı ve kaşıntılı yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[peniste yara]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35068]]></category>
		<category><![CDATA[vajinada ağrılı ve kaşıntılı yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[vajinada yara]]></category>
		<category><![CDATA[yanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=9894</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: vajinada ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısı, idrar yaparken yanma, peniste ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısı, idrar yaparken yanma, vajinada yara, peniste yara, deride yara ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>vajinada<strong> </strong>ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısı, idrar yaparken yanma, peniste ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısı, idrar yaparken yanma, vajinada yara, peniste yara, deride yara</p>
<p><span id="more-9894"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35068</p>
<p>Tanım:<br />
Herpes simpleks virus tip 2 ile oluşan enfeksiyon kalça, penis, vajina ve rahim ağzında enfeksiyonu bulunduran kimse ile cinsel temastan 2-20 gün sonra bulaşır. Birincil ve tekrarlayan enfeksiyonlar ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısına ve idrar yaparken yanmaya neden olur. HSV tip 2 cinsel bölgenin dışında da enfeksiyona neden olabilir, fakat enfeksiyon genellikle belden aşağıdaki bölgede görülür.</p>
<p>Tip 1 de olduğu gibi enfeksiyon yeri ve tekrarlama sıklığı değişebilir. Birincil enfeksiyon hastanın fark edemeyeceği kadar hafif seyredebilir. Yıllar sonra HSV tekrar eder ve bu birincil enfeksiyon sanılır. Birincil ataktan sonra virüs o bölge sinirlerine yerleşir ve adet dönemlerinde, ateşlenmede, stres durumunda ve çeşitli faktörlerle aktifleşerek tekrarlayan enfeksiyona neden olur. Ağrı ve deride hassasiyet birincil ve tekrarlayan enfeksiyon başlamadan bir veya birkaç gün önce başlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/herpes-simpleks-virus-tip-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Q Humması</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/q-hummasi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/q-hummasi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 14:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[deride çıban]]></category>
		<category><![CDATA[deride yara]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 34618]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[WHO]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=8778</guid>
		<description><![CDATA[Endemik Q humması, genellikle birden başlayan ateş, titreme, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık gibi özgül olmayan semptomlarla seyreden, riketsialardan, Coxiella burnetii’nin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır Q humması vakalarının yaklaşık %33’ünde akut hepatit gelişir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> yüksek ateş, deride yara, deride çıban,  ateş, titreme, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık<span id="more-8778"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 34618</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Endemik Q humması, genellikle birden başlayan ateş, titreme, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık gibi özgül olmayan semptomlarla seyreden, riketsialardan, Coxiella burnetii’nin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. Doğal konakları, koyun, sığır, keçi, köpek, kedi ve kuşlar gibi insanlara yakın olan hayvanlardır. Mikroorganizma özellikle plasental dokularda yoğun olarak bulunur ve çoğalır. Enfekte hayvanlarda genellikle semptom ve bulgular gözlenmez, bir diğer ifade ile hastalık gelişmez ancak mikroorganizmayı yüksek oranlarda plasental dokularla ve ayrıca süt, idrar, gaita ve diğer vücut sıvıları ile birlikte atarlar. Enfekte hayvanların doğumu sırasında yakınında bulunmak endemik hastalık için bilinen en yüksek risk durumu olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca tarım ve hayvancılıkla ilgilenenler, mezbaha çalışanları da artmış risk taşıyan gruplardır. Laboratuar koşullarında da, çalışanlar için risk yaratan Coxiella burnetii biyolojik silah olarak kullanıldığında da doğal enfeksiyona benzer hastalık oluşturacaktır. İnhalasyon yolu ile kolaylıkla bulaşma kapasitesine sahip olması, çevre şartlarına karşı direnç göstermesi ve klinik bulguların az sayıda mikroorganizmanın alınmasını takiben gelişmesi, Coxiella burnetii’nin biyolojik silah olarak ilgi çekmesine neden olmuştur. Ancak, bugün için biyolojik silah olarak geliştirilip, kullanıma hazır hale getirildiği yolunda bilgiler mevcut değildir.</p>
<p>İlk defa Avusturya’da, Q hummasının etiyolojik ajanı olan Coxiella burnetii 1937 yılında tanımlanmıştır. Coxiella burnetii konağa bağlı faz varyasyonu geçiren tek mikroorganizmadır ve ısı, kurutulma ve kimyasal ajanlara karşı yüksek oranda dirençlidir. Aerosol olarak alındığında oldukça infeksiyöz olan Coxiella burnetii, tek bir mikroorganizma olarak inhale edildiğinde bile klinik hastalık gelişimine neden olabilir.</p>
<p>Sıklıkla 2-14 günlük inkübasyon süresini takiben (inkübasyon süresi 40 güne kadar uzayabilir) gelişen Q humması, 2 gün ile 2 hafta arasında klinik bulguları devam eden ve sonrasında, yavaş yavaş iyileşen, kendi kendine düzelen bir hastalıktır. Hastalık dünya çapında endemiktir ve tipik olarak sığır, keçi ve koyun yetiştirilen bölgelerde görülür. İnkübasyon periodunun süresi inhale edilen mikroorganizma sayısı  ile ilişkilidir, alınan mikroorganizma sayısı artıkça, inkübasyon süresi kısalırken, mikroorganizma sayısının az olduğu durumlarda inkübasyon süresi göreceli olarak uzun olmaktadır. Hastalığın tipik mevsimsel özelliği olmamakla birlikte, bazı yörelerde koyun ve keçilerin yavrulama döneminde artış olduğu da bildirilmektedir. Hastalık özgül olmayan ateş, başağrısı, yorgunluk ve miyaljinin ön planda olduğu semptomlarla ortaya çıkar. Genellikle göğüs muayenesinde patolojik bulgular tespit edilmezken, hastaların %50’sinde akciğer grafisinde anormal görünümün eşlik ettiği pnömoni gelişir. Pnömoni olan vakaların yaklaşık üçte birinde (%28) hastalığın ilerleyen dönemlerinde öksürük gelişir ve ral duyulabilir. Pnömoni gelişen vakaların dörtte birinde göğüs ağrısı vardır. Radyolojik bulgular sıklıkla viral veya mikoplazma enfeksiyonlarını düşündüren “patchy” infiltrasyonlar şeklindedir, ancak yuvarlak konsalide görünüm ve adenopatide tespit edilebilir.</p>
<p>Q humması vakalarının yaklaşık %33’ünde akut hepatit gelişir. Pulmoner semptom ve bulgular gelişmeden, hepatitli vakalarda ateş ve yüksek serum transamilazları tespit edilir. Nadir olmakla birlikte kronik hepatit, kültür negatif endokardit, aseptik menenjit, ensefalit ve osteomyelit görülebilecek komplikasyonlardır. Akut Q humması nadiren mortaliteye neden olurken komplikasyonları  yüksek mortalite ile seyredebilir. Endokardit geliştiğinde mortalite %30-60’tır. Endokardit tespit edilen vakalarda sıklıkla daha öncesinde kalp kapaklarının zedelenmesi söz konusudur.</p>
<p>Özgül olmayan ateşli hastalık bulguları ve pnömoni gelişimi ile hastalık seyrettiği için ayırıcı tanısında özellikle atipik pnömoni etkenlerinin ekarte edilmesi gerekir, ancak belirli bir bölgede veya belirli bir alandan gelen askerler arasında birden çok ve benzer zamanlarda başlayan ateşli pnömonilerde akla getirilmesi gereken biyolojik saldırı ajanlarından birisidir.</p>
<p>Hastaların yaklaşık üçte birinde lökositoz tespit edilirken, çoğunda transaminaz seviyelerinde hafif yükselme görülür. Organizma kültür ortamında çok zor ürediği için, izolasyonuna yönelik çalışmalar gereksizdir. Bu nedenle balgam veya diğer klinik örneklerde mikrobiyolojik incelemeler genellikle sonuçsuz kalır. Ayrıca laboratuar ortamında kolaylıkla bulaşabiliyor olması, konu hakkında deneyimi olmayan laboratuar çalışanları için de ciddi risk teşkil eder. Q hummasının tanısına yönelik olarak kullanılan serolojik testler, Coxiella burnetii’ye karşı gelişen antikorların tespiti için kullanılan, indirekt floresan antikor (IFA), “enzim bağlı immünosorbant assay” (ELISA) ve kompleman fiksasyon testleridir. Özgül IgM tipi antikor cevabı klinik bulguların gelişimini takip eden iki hafta içerisinde gelişebilir. Ticari olarak en sık kullanılan test yöntemi, kompleman fiksasyon testidir.</p>
<p>Akut Q humması vakalarının büyük çoğunluğu antibiyotik tedavi olmaksızın düzelebilir, ancak ciddi mortalite riski yüksek olan komplikasyonların önlenebilmesi için tedavi gereklidir. Tetrasiklin (altı saatte bir 500 mg) veya doksisiklin (her oniki saatte bir 100 mg) kullanılan 5-7 günlük tedavi protokolü tercih edilen yaklaşımdır, bugün için kloramfenikol alternatif ajan olarak kabul edilmektedir. Ateş antimikrobiyal tedavinin ilk veya ikinci gününde düşer. Tetrasiklin grubu ajanların sekiz yaşından küçük çocuklarda kullanılmasının kemik ve diş gelişimi üzerindeki olumsuz etkisinin tedavinin sağlayacağı <a href="http://www.spitall.com/avantaj-firsati"rel="external"title="avantaj" >avantaj</a>la tartılarak karar verilmesi gerekir. Tetrasiklin veya doksisiklin tedavisini tolere edemeyen kişilerde kinolon, siprofloksasin invitro olarak etkili olan ajanlardır ve tercih edilebilir. Mikroorganizma dokularda yıllarca latent kalabildiği için kronik enfeksiyonlarda ve endokardit gelişen vakalarda tedavi oldukça güçtür, tetrasiklin veya doksisiklinin, TMP-SMX veya rifampin ile kombine edildiği ikili ve 12 ay gibi uzun süreli tedavilerle ancak başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Uzun süreli kombine tedaviye rağmen endokardit vakalarında sıklıkla kapak replasman tedavilerine ihtiyaç duyulur.</p>
<p>Eğer hastalar, hastaneye yatırılacak olursa standart önlemlerin alınması yeterlidir, özel izolasyon koşullarının sağlanması gerekmez.</p>
<p>Formalin ile inaktif hale getirilmiş tüm hücre aşısı yüksek risk altındakiler için kullanılmaktadır ve Avusturya’da lisans almıştır. Coxiella burnetii’nin ölü hücre süspansiyonu halindeki bu aşı ile tek doz sonrasında doğal enfeksiyona karşı tam koruma ve aerosol şeklindeki (olası biyolojik saldırıda kullanılacak yöntem) bulaşmada ise %95 korunma sağlamaktadır. Aşı ile kazanılan korunma süresi yaklaşık 5 yıldır. Aşının en önemli yan etkisi özellikle immün kişilerde görülen ve nekroza kadar uzanabilen lokal yan etkilerdir. Bu nedenle aşı öncesinde 0,02 mg’lık aşının sensitize veya immün olmuş kişileri tespit etmek için cilt testi olarak kullanılması kabul görmüş bir uygulamadır.</p>
<p>Olası temas veya saldırı sonrasında kemoprofilaksi tetrasiklin veya doksisiklin ile tedavi dozunda 5-7 gün süre ile sağlanabilir. Kemoprofilaksiye olası temastan 8-12 gün sonra başlanmalıdır, eğer profilaktik tedaviye hemen (1-7 gün içinde) başlanacak olursa sadece inkübasyon süresinde uzamaya neden olacak ancak klinik bulgular üzerinde etkili olmayacaktır.</p>
<p>Bugün için biyolojik silah olarak kullanılabileceği düşünülen ancak geliştirildiği kesin olarak bilinmeyen Coxiella burnetii, toplumda iş gücü kaybına ve bakım ihtiyacı olacak çok sayıda kişiye neden olabileceği için üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gereken ajanlardan birisidir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<ol>
<li>American Academy of Pediatrics. Q fever, In:      Pickering LK, ed. 2000 Red Book: Report of the Committee on Infectious      Diseases. 25th ed. Elk grove Village, IL: American       Academy of      Pediatrics; 2000: .</li>
<li>Kortepeter      M, Christopher G, Cieslak T, Culpepper R, Darling R, Pavlin J, Rowe J,      McKee K, Eitzen E. USAMRIID’s Medical Management of Biological Casualties      Handbook 4th Ed. Fort Detrick Maryland 2001; pp 33-36.</li>
<li>MMWR;      Recognition of illness associated with the intentional release of      biological agent. MMWR; 2001: 50: 893-897. 28-32.</li>
<li>Cole LA.      Bioterrorism threats: learning from inappropriate responses. J Public      Health Management Practice, 2000: 6: 8-18.</li>
<li>Cieslak      TJ, Eitzen EM. Bioterrorism: agents of concern. J Public Health Management      Practice, 2000: 6: 19-29.</li>
<li>Atlas RM.      The medical threat of biological weapons. Critical Reviews in Microbiology      1998; 24: 157-168.</li>
<li>Brad R.      Export controls and biological weapons: new roles, new challenges.      Critical Reviews in Microbiology 1998; 24: 235-254.</li>
</ol>
<p>Dünya üzerinde kaynağı belli ya da belli olmayan çok sayıda hastalık var. Küresel düzeyde, salgın hastalıklarla mücadeleye aktarılan paranın miktarı da yüksek boyutlarda. Ölümcül hastalıkların çoğu aslında önlenebiliyor. Ancak, gelişmekte olan ve üçüncü dünya ülkelerinde kurbanlar çoğunlukla çocuklar.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (WHO) hazırladığı raporlarda yıllık ölüm oranı en yüksek hastalıkların başında, 4.4 milyon ölümle akut solunum yolu enfeksiyonları geliyor. Bunu 3.1 milyon ölümle kolera, tifo, dizanteri gibi diyare hastalıkları izliyor. Üçüncü sırada ise 3.1 milyon ölümle verem geliyor.</p>
<p>WHO&#8217;nun patlak veren salgınlarla ilgili <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"title="haber" >haber</a> teşkilatı, dünya genelinde tehdit unsuru olağandışı salgınlar konusunda uyarılarda bulunuyor. Bunlardan önemlilerini inceleyelim. 2002 Ocak ayında Gabon ve Kongo Cumhuriyeti&#8217;nde Ebola virüsü salgını yaşandı. Öncekinde 26 vaka ve 23 ölüm yaşanmışken, sonraki salgında 16 vaka ve 11 ölüm görüldü. Şubatta, Hindistan köylerinde veba baş gösterdi. Gabon&#8217;daki ebola vakalarının sayısı 57&#8242;ye ulaştı.</p>
<p>Mart ayıyla ilgili <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a>lerde, Malawii&#8217;de koleranın patlak verdiği ve 609 kişinin öldüğü belirtildi. Nisan ayında Yunan otoriteleri, akut solunum yolu hastalıkları şikayetlerinin 39&#8242;a çıktığını bildirdi. Ölüme yol açabilen bu hastalık panik yarattı. Mayısta Brezilya&#8217;da döküntülü ateş şikayetinde bulunanların sayısı 318.000&#8242;e ulaştı. Bunların 57&#8242;si hayatını kaybetti. En çok etkilenen yer Rio de Janerio oldu. Haziranda, Afganistan&#8217;da büyük bir leishmaniasis salgını yaşandı.</p>
<p>Şark çıbanına benzeyen bu hastalık leishmania adındaki parazitten kaynaklanıyor ve yüz bölgesinde ülserleşmeye neden oluyor. El Salvador&#8217;da döküntülü ateş vakalarının sayısı temmuz ayında üst noktaya ulaştı. Ağustosta Madagaskar&#8217;da yaşanan grip salgınında 156 kişi öldü.</p>
<p>Patlak veren salgınlar ve ölüm oranlarıyla ilgili bilgiler WHO&#8217;nun resmi internet sitesinde (www.who.int) güncelleniyor. Bu bilinen salgınlar ya da hastalıkların yanı sıra, Focus dergisi olarak sizler için, adını bile söylemekte zorlandığımız 26 rahatsızlığı tanıtmayı düşündük. Tabii ki amacımız hastalık hastası bir toplum yaratmak değil. Ancak, bilgili ve bilinçli olmakta yarar var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/q-hummasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

