<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tıbbi Veritabanı ve Arama Motoru &#187; titreme</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/titreme/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>İşimiz İnsan. Gücümüz Teknoloji</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Lassa Ateşi (Lassa Virüsü Kanamalı Ateşi, Lassa Fever)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/lassa-atesi-lassa-virusu-kanamali-atesi-lassa-fever</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/lassa-atesi-lassa-virusu-kanamali-atesi-lassa-fever#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2011 13:46:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer boşluğunda sıvı birikmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Bat Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[düşük tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[Genel kırgınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[kas ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[Lassa Ate]]></category>
		<category><![CDATA[mide bulantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[Sierra Leone]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim sisteminde kanamalar]]></category>
		<category><![CDATA[şok]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[vajina kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde şişlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=18435</guid>
		<description><![CDATA[Lassa Virüsü Kanamalı Ateşi 1 ila 4 hafta süren Batı Afrika’da görülen akut bir hastalıktır Lassa Ateşi Gine (Conakry), Liberya, Sierra Leone ve Nijerya’nın bazı bölgelerinde endemik olarak bilinir, ama muhtemelen diğer Batı Afrika ülkelerinde de görülmektedir. Ateşle başlar ve genel bir zayıflık ve kırgınlık hali olur Hastalık ve Ölüm Oranı: ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Ateş, genel kırgınlık, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kas ağrıları, göğüs ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal, öksürük, yüzde şişlik, akciğer boşluğunda sıvı birikmesi, ağız kanamaları, burun kanamaları, vajina kanamaları, sindirim sisteminde kanamalar, düşük tansiyon, şok, felç, titreme<span id="more-18435"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35813</p>
<p><strong>Tanım:</strong></p>
<p>Lassa Virüsü Kanamalı Ateşi 1 ila 4 hafta süren Batı Afrika’da görülen akut bir hastalıktır. İlk olarak 1950’lerde bilinmesine rağmen hastalığa sebep olan virüs 1969 senesine kadar tanımlanamamıştır. Bu virüs Arenaviridae virüs familyasına ait tek iplikli bir RNA virüsüdür. Lassa Ateşi Gine (Conakry), Liberya, Sierra Leone ve Nijerya’nın bazı bölgelerinde endemik olarak bilinir, ama muhtemelen diğer Batı Afrika ülkelerinde de görülmektedir.</p>
<p><strong>Hastalığın Belirtileri:</strong></p>
<p>İnsanlarda görülen enfeksiyonların % 80’i asemptomatiktir; diğer vakalarda ise virüs vücudun karaciğer, dalak ve böbrekler gibi değişik organlarını etkileyen ciddi bir çoklu sistem hastalığı şeklindedir. Lassa Ateşi’nin kuluçka süresi 6 ile 21 gün arasında değişmektedir. Hastalığın başlaması aşamalı olarak görülür. Ateşle başlar ve genel bir zayıflık ve kırgınlık hali olur. Birkaç gün sonra baş ağrısı, boğaz ağrısı, kas ağrıları, göğüs ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal, öksürük ve karın ile ilgili rahatsızlıklar takip edebilir. Şiddetli vakalarda yüzde şişlik, akciğer boşluğunda sıvı, ağız, burun, vajina ve sindirim sisteminde kanamalar ve düşük tansiyon görülmektedir. İdrarda protein görülebilir. Şok, felç, titreme, dezoryantasyon ve hastalığın ilerleyen aşamalarında koma görülebilir. Sağırlık hastaların % 25‘inde meydana gelmektedir ve 1 ile 3 ay içerisinde bazı işlevler % 50 düzelir. Geçici saç kaybı ve yürüyüş bozuklukları iyileşme esnasında olabilir.</p>
<p><strong>Hastalık ve Ölüm Oranı:</strong></p>
<p>Bazı araştırmalar Batı Afrika’da yılda 300000 ile 500000 Lassa Ateşi vakasının meydana geldiğini ve bu vakaların 5 bininin ölümle sonuçlandığını belirlemiştir. Genelde ölüm oranı % 1 olup, hastaneye kaldırılanlarda bu oran %15’e kadar yükselmektedir. Ölümle sonuçlanan vakalarda ölüm hastalığın başlangıcından sonra 14 gün içerisinde meydana gelmektedir. Bu hastalık özellikle hamileliğin ilerleyen dönemlerinde tehlikeli olmaktadır, anne ve ya çocuk kaybıyla ya da her ikisinin kaybıyla sonuçlanma olasılığı son üç aylık dönemde % 80’den büyüktür.</p>
<p><strong>Hastalığı Taşıyıcı Hayvanlar:</strong></p>
<p>Lassa Ateşi zoonotik bir hastalıktır, yani hastalıklı hayvanlarla temas edilmesi halinde bu hayvanlardan bulaşır. Lassa Virüsünü taşıyıcı hayvan ya da barındığı yer Mastomys türünden bir kemirgendir ve genelde “multimammate rat” (çok memeli sıçan) olarak bilinir.<br />
Lassa virüsünün bulaştığı Mastomysler (sıçan) hasta olmaz, ama virüsü dışkılarıyla (idrar ve dışkı) etrafa saçarlar.</p>
<p><strong>Hastalık Tehlikesindeki İnsanlar:</strong></p>
<p>Lassa Ateşi her yaş grubundan insanda <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a> ve erkeklerde görülür. Kırsal bölgelerde genellikle Mastomysin (sıçanların) çokça görüldüğü yerlerde yaşayan ve özellikle de kalabalık ve hijyenin yeterliği olmadığı fakir bölgelerde yaşayan insanlar çok büyük tehlike altındadır. Sağlık bakım hizmeti veren çalışanlar eğer doğru tedbirleri almazlarsa ya da bulaşmayı kontrole yönelik uygulamaları sürdürmezlerse tehlikededirler.</p>
<p><strong>Hastalığın Bulaşması:</strong></p>
<p>İnsanlar genellikle Lassa Ateşine hastalık taşıyıcı Mastomyslerin (sıçanların) dışkılarıyla temas etmeleri durumunda yakalanırlar. Lassa Ateşi sadece dışkıyla temasla değil insanların arasında hastalıklı insanların kan, idrar, dışkı ya da diğer vücut salgılarıyla doğrudan temasla da geçer. İnsanlar arasında hastalığın havayla bulaştığına dair epidemiyolojik bir kanıt bulunmamaktadır. İnsandan insana hastalık ortak kamusal ve sağlık hizmeti verilen alanda bulaşık tıbbi ekipmanların, örneğin; iğne (şırınga) vb. tekrar kullanılmasıyla yayılabilir. Lassa Ateşinin cinsel yolla bulaştığı da rapor edilmiştir.</p>
<p><strong>Hastalığın Teşhisi:</strong></p>
<p>Lassa Ateşinin belirtileri çok farklı ve spesifik olmaması nedeniyle hastalığın klinik teşhisi özellikle de hastalığın ilk aşamasında genelde zor olmaktadır. Lassa Ateşini diğer ateşe sebebiyet veren sıtma, şigelloz, tifo, sarıhumma ve diğer viral kanamalı humma hastalıklarından ayırt etmek zordur. Kesin teşhis sadece uzmanlaşmış laboratuar ortamında mümkün olmaktadır. Laboratuvardaki numuneler tehlikeli olabilir ve bu nedenle aşırı dikkat gösterilmelidir.</p>
<p><strong>Tedavi ve Hastalıktan Korunma Yöntemleri:</strong></p>
<p>Ribavirin eğer hastalığın erken dönemlerinde verilirse Lassa Ateşine karşı etkili bir antiviral <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>tır. Ribavirin’in Lassa Ateşini önleyici tedavideki rolü hakkında destekleyici bir kanıt yoktur.</p>
<p><strong>Hastalıktan Korunma:</strong></p>
<p>Lassa Ateşinden korunmak toplumun yaşadığı merkezlerde hijyen koşulların iyileştirilmesi ve böylece kemirgenlerin evlere girmesinin engellenmesiyle olur. Etkili önlemler; tahılların ve diğer gıda maddelerinin kemirgenlere karşı dayanıklı konteynırlarda saklanması, çöplerin evlerden uzak yerlere dökülmesi, evin temiz tutulması ve kedi beslenmesidir. Sıçanların (Mastomyslerin) endemik bölgelerde bolca görülmesinden dolayı bunların çevreden tamamen kaldırılması mümkün olmamaktadır.</p>
<p><strong>Hastalığın Bulaşmasının Kontrolü:</strong></p>
<p>Aile bireyleri ve sağlık hizmeti sağlayan çalışanları hastalara bakarken kanla ya da kanlı sıvılarla temastan kaçınmalıdır. Rutin engelleyici hastabakıcı tedbirler büyük olasılıkla çoğu durumlarda Lassa virüsünün bulaşmasını önleyicidir. Bununla birlikte artırılmış güvenlik için Lassa Ateşi olduğu düşünülen şüpheli hastalara maske, eldiven, tıbbi elbise, yüz maskesi gibi koruyucu kıyafetleri içeren spesifik izolasyon tedbirleri altında bakım sağlanmalı ve kullanılan ekipmanların sürekli sterilizasyonu sağlanmalıdır. (bkz. Afrika’da Sağlık Bakım Hizmeti Verilen Yerlerde Viral Hemorajik Ateşi Bulaşmasının Kontrolü Kılavuzu)</p>
<p><strong>Devam Eden Girişimler:</strong></p>
<p>Lassa Ateşinin görüldüğü birçok ülkede sivil huzursuzluktan dolayı etkili kontrollerin yapılmasına sekte vurulmuştur. Bununla birlikte devam eden barış girişimleri problemle mücadelede yeni olasılıklara yol açmaktadır. Gine, Sierra Leone ve Liberya Sağlık Bakanlıkları, DSÖ, BM Dış Afetler Yardım Bürosu ve diğer ortaklar Mano Irmak Birliği Lassa Ateşi Ağı tesisi için beraber çalışmışlardır. Program bu 3 ülkeyi (Gine, Sierra Leone ve Liberya) ulusal önlem stratejileri geliştirmeleri, Lassa Ateşi ve diğer tehlikeli hastalıklar için laboratuar teşhisini artırmaları için desteklemektedir. Laboratuar teşhisi eğitimi, klinik yönetim ve çevresel kontrol de bu programa dahildir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin sponsorluğunu yaptığı Lassa Ateşi hastalarının tedavisinin yapılacağı yeni bir koğuşun hizmete sunulması için yapım çalışmaları devam etmektedir.</p>
<p><strong>Uluslararası Halk Sağlığı Uyarıları:</strong></p>
<p>Nadiren, Lassa Ateşinin endemik olarak görüldüğü ülkelerden seyahat eden kişiler hastalığı diğer ülkelere ihraç edebilmektedir. Sıtma, tifo ve diğer tropikal salgınların daha fazla yaygın olmasına rağmen, Lassa Ateşi teşhisi Batı Afrika’dan dönen hastaların ateşli hastalıklarında göz önünde bulundurulmalıdır, özellikle de hastalığın endemik olarak görüldüğü kırsal bölgelerde ve hastanelerde bulunmuş kişilerde. Sağlık bakım hizmeti veren çalışanlar Lassa Ateşi şüphesi bulunan kişilerle ilgili olarak yerel ve ulusal uzmanlarla irtibata geçip danışmalı ve laboratuar tahlillerinin yapılmasını sağlamalıdırlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/lassa-atesi-lassa-virusu-kanamali-atesi-lassa-fever/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Banotu, Bilsenhraut, Hyoscyamus Niger L. Bat Bat Otu, Bingildek Bang Otu</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/banotu-bilsenhraut-hyoscyamus-niger-l-bat-bat-otu-bingildek-bang-otu</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/banotu-bilsenhraut-hyoscyamus-niger-l-bat-bat-otu-bingildek-bang-otu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 20:09:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Besin Desteği]]></category>
		<category><![CDATA[Druglar Ban]]></category>
		<category><![CDATA[Homeopatide Ban]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=14038</guid>
		<description><![CDATA[Bat bat otu Bingildek Bang otu Bardak otu Siyah ban otu Drugları: Ban otu; Hyoscyami herba Ban otu yaprağı; Hyoscyami folium Bu bitkilerden en yaygın olarak tıbbi maksatla kullanılan türü Siyah ban otu; Hyoscyamus niger olarak bu bitki olup ayrıca az da olsa Mısır ban otu; Hyoscyamus maticusda kullanılır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-14038"></span></p>
<p>Bat bat otu</p>
<p>Bingildek</p>
<p>Bang otu</p>
<p>Bardak otu</p>
<p>Siyah ban otu</p>
<p>Familyası: Patlıcangillerden, Nachtschattengewâchse, Solanaceae</p>
<p>Drugları: Ban otu; Hyoscyami herba</p>
<p>Ban otu yaprağı; Hyoscyami folium</p>
<p>tohumu; semen</p>
<p>Ban otunu genellikle tamamı (kökleri hariç) tentür ve natürel <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> yapımında kullanılır ve nadiren tohumlarının da kullanıldığı olmaktadır.</p>
<p>Giriş: Ban otu patlıcangillerin alt grubu olan Hyoscyamusgillerden (banotugiller) olup bu gruba takriben 20 bitki dahildir. Bu bitkilerden en yaygın olarak tıbbi maksatla kullanılan türü Siyah ban otu; Hyoscyamus niger olarak bu bitki olup ayrıca az da olsa Mısır ban otu; Hyoscyamus maticusda kullanılır. Eski yunanca da Hyoscyamus kelimesi domuz baklası olarak anılmıştır. Niger kelimesi ise Latince olup siyah anlamına gelir. Ban otu eski Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar tarafından ağrı kesici <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> olarak kullanılmıştır. 1850li yıllarda Hahnemann yaptığı Homeopati tedavi denemelerinde ise sinirsel zafiyet, uyuyamama, ağrı, baş ağrısı ve delirme gibi rahatsızlıklara karşı etkili olacağını beyan etmiştir. Vatanının Kafkaslar, Türkiye ve Paşaeli olduğu ve buradan Asya ve Avrupa’nın sonrada Amerikanın ılıman iklimli ülkelerine yayıldığı tahmin edilmektedir.</p>
<p>Botanik: Ban otu 1-2 yıllık bir bitki olup dikine yükselir ve çoğunlukla kendi ağırlığını taşıyamadığından yay gibi eğilir. Yaprakları mızrak şeklinde kenarları dişli ve dalgalı, üzeri tüylü, koyu yeşil renkli, sapsız gövdeye oturmuş şekilde ve değişken sıra ile dizilmişlerdir. Çiçekleri çan şeklinde, uç kısımları beş loplu krem renginde, içi vişne çürüğü veya morumsu renkli ve üzeri ağ şeklindeki damarlarla bezenmiştir. Çan şeklindeki taç yaprağın ortasından dışarı doğru döllenme tozlukları çıkar ve morumsu renklidir. Meyveleri 1-2 cm çapında bardak şeklinde ve üzeri kapalıdır. Olgunlaşan meyvenin kapakları açılır ve içinden 80-100 adet tohumu etrafına saçılır.</p>
<p>Yetiştirilmesi: Türk iyede yabani olarak yetişen bitkiyi ayrıca yetiştir-meye gerek yoktur çünkü yabani olarak yeterince bulmak mümkündür.</p>
<p>Hasat zamanı: Bitki çok zehirli olduğundan işin ehli olmayanların topla-maması daha uygundur. Ban otu yaprağı Hazirandan Ekime kadar toplanır, havalı ve güneşli bir yerde kurutulduktan sonra özel kaplarda muhafaza edilmelidir. Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca bitki örneğin 5 günde kurudu ise 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneşte kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin aktarlarda açıkta satılması kalitesini kısa sürede sıfırlar.</p>
<p>Birleşimi:</p>
<p>Araştırmalar: Hahnemann Balon otu yaprağından elde edilen tentürle yaptığı araştırmalarda, bu bitkinin sinirsel zafiyet, baş ağrısı, delirme, ağrı ve uyuyamamaya karşı etkili olduğunu tespit etmişlerdir. Bu araştırmalar yetersiz olup daha geniş çaplı ve modern araştırmaların yapılması gerekir. (LBH)</p>
<p>Tesir şekli: Teskin edici, krampları çözücü, ağrıları dindirici, salgı üretimini azaltıcı, yaşlılıktan dolayı ortaya çıkan sinirsel hastalıkları önleyici ve titremeyi önleyicidir.</p>
<p>Kullanılması: Modern klinik araştırmaları yapılmamıştır.</p>
<p>1) Homeopatide Ban otu tentürü başta; Sara, Histeri (genellikle genç kız ve <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>ların duygularını kontrol edememesi), kramplar, çarpıntı, titreme, inme, felç ve Parkinson gibi sinirsel ve ruhsal hastalılara karşı kullanılır. Ayrıca mide bağırsak hastalıkları, astım, bronşit, kramplı, gıcıklayıcı, tahrişli ve kuru öksürüğe karşı kullanılır. Ban otu tozu veya tentürünün tarife uyularak kullanılması gerekir. Aksi halde kişi hayaletler ve vahşi hayvanlar görür.</p>
<p>Çayı: Ban otu çayı çok zehirli olması nedeni ile içilmez fakat mecburi hallerde 0,5 gr Ban otu yaprak tozu alabilir veya çayını yapabilir. Bu miktar günde en fazla 3×0,5 gr alınabilir veya çayı yapılabilir.</p>
<p>Kompresler: Ağrıyan kas ve dokulara Ban otu haşlamasının lapası sarılır ise ağrıları iyileştirir.</p>
<p>Ban otu yağı: Ban otundan 50 gr İnce kıyılarak bir şişeye doldurulur ve üzerine 100-150 ml bitkisel yağ (zeytin yağı, ayçiçeği yağı veya badem yağı) ilave edilerek güneş gören bir yerde 4-6 hafta bekletildikten sonra süzülerek Ban otu yağı elde edilir. Bu yağ ağrıyan kas ve dokulara sürülerek masajı yapılır.</p>
<p>Homeopatide: Ban otundan (yaprak, sürgün, çiçek ve tohumları) 20 gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 80 ml %70lik alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta 4-6 hafta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalanır. Bu süre sonunda süzülerek Homeopatide “Hyoscyamus niger” ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden 10 ml 90 ml %70lik alkolle karıştırılarak Homeopatide D3 ismi ile anılan dozaj elde edilir ve bundan günde 3-5 defa 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır.</p>
<p>Hastalığın belirtileri (semptom):</p>
<p>1.) Kişi huzursuz, geveze ve oradan oraya zıplıyorsa,</p>
<p>2.) Çok çeşitli hayaletler görme ve taşkınlık belirtileri varsa,</p>
<p>3.) Kramplar saralı veya Koreli (kas veya kas gruplarının istek dışı kramplı hareketleri)</p>
<p>4.) Kıskançlık ve ev tutkusu (eve gitme, evde kalma)</p>
<p>5.) Yüz soluk, sarkık ve titrekli dermansız</p>
<p>6.) Uyku rahatsızlığı, uyumak istediğinde vücudunda titreme ve üzerinde karabasan hissetme</p>
<p>7.) Atılgan, sert ve yabani kas hareketleri baştan ayağa kadar</p>
<p>8.) Suya bakınca veya su akışını duyunca yemek borusunun kasılması</p>
<p>9.) Ağız ve ağız mukozasında kuruma, dilin kuru ve derin yırtıklı olması</p>
<p>10.) Sürekli tepinmek ve her seferinde ayaklarını değiştiriyorsa</p>
<p>Yan tesirleri: Çok zehirli olması nedeni ile işin uzmanı olmayanlar için tehlikeli olabilir. Ban otu yapraklarının kurutularak toz haline getirilmiş olan tozundan bir defada en fazla 0,5 gr alınabilir ve bu bir günde 3×0,5grı geçmemelidir. Zehirlenmelerde kişiye tuzlu su içirilir, hemen doktora veya bir sağlık ocağına götürülür. Zehirlenmelerde kişide bulantı, kusma, kendinden geçme, nefes alamama, yutkunma ve konuşma zorlukları görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/banotu-bilsenhraut-hyoscyamus-niger-l-bat-bat-otu-bingildek-bang-otu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğalgaz Zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dogalgaz-zehirlenmesi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dogalgaz-zehirlenmesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 09:04:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[adale kasılması]]></category>
		<category><![CDATA[çene titremesi]]></category>
		<category><![CDATA[diş gıcırdaması]]></category>
		<category><![CDATA[durgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerde donuklaşma]]></category>
		<category><![CDATA[hafif huzursuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin yavaşlaması]]></category>
		<category><![CDATA[rehavet çökme]]></category>
		<category><![CDATA[Solunumun yavaşlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35716]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[uyuklama]]></category>
		<category><![CDATA[uyuma isteği]]></category>
		<category><![CDATA[vücut ısısında yükselme veya düşme]]></category>
		<category><![CDATA[yanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13702</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: hafif huzursuzluk, durgunluk, uyuklama, rehavet çökme, uyuma isteği, titreme, adale kasılması, diş gıcırdaması, çene titremesi, vücut ısısında yükselme veya düşme, gözlerde donuklaşma, halsizlik, solunumun yavaşlaması, kalbin yavaşlaması ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> hafif huzursuzluk, durgunluk, uyuklama, rehavet çökme, uyuma isteği, titreme, adale kasılması, diş gıcırdaması, çene titremesi, vücut ısısında yükselme veya düşme, gözlerde donuklaşma, halsizlik, solunumun yavaşlaması, kalbin yavaşlaması<span id="more-13702"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35716</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Bugüne kadar doğalgaz nedeniyle son dönemlerde yaşadığımız üzücü olaylar aslında şartnamelerle oluşturulmuş temel kontrollerin yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Son zamanlarda kontrollerin gevşemesi, kullanıcıların gerekli özeni göstermemesi, piyasaya giren basit ve niteliği düşük ürünler insan sağlığını tehdit etmektedir.</p>
<p>Doğalgazdan zehirlenme konusuna girmeden önce zehirlenmeye neden olan kombiler hakkında kısaca bilgi verelim.</p>
<p>Doğalgaz yanarken alev tam bir mavi renkte olmalıdır. Alev uçlara doğru sararıyor ise yanma istenilen şekilde gerçekleşmiyordur. Bu durum bazen oksijen fazlalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle ocak ve fırın kullanımı da dahil olmak üzere yanma ayarının uzman ekiplerce yapılması ve zaman zaman da kontrol ettirilmesi gerekir.</p>
<p>Tam yanmanın oluşabilmesi için yanma odasına uygun miktarda doğalgaz ve oksijenin girmesi orada tepkimeye girdikten sonra yanma odasını yine uygun zamanda terk etmesi gerekir. Yanma odasında yanma sonucu oluşan gazında uygun zamanda dışarı atılması baca yoluyla olur. Bu nedenle kombilerin bağlandığı bacalarda kontrol ettirilmelidir.</p>
<p>Evlerde kullanılan kombilerin bacalı ve hermetik olmak üzere iki tipi mevcuttur.</p>
<p>Bacalı kombilerde dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır; birincisi baca, ikincisi de kombinin bulunduğu mekandır.</p>
<p>Tam donanımlı kombiler, baca çekişi olmadan asla çalışmazlar. Bacaların çekişi basınç ve sıcaklık farkıyla termodinamik olarak sağlanır. Mekan ise sadece baca gazının geri tepmesiyle ilgili değildir. Bacalı kombiler yanma için sağlanan oksijeni de bulunduğu ortamdan sağladıkları için karbonmonoksit ile zehirlenme olmasa da düzgün olmayan baca çekişi olan bir sistemde oksijen azalması yüzünden de insan sağlığı tehdit altında olabilir. Bu nedenle bacalı kombilerin bulunduğu mekanlar alt ve üst havalandırma menfezleriyle havalandırılır.</p>
<p>Son zamanlarda genellikle hermetik kombi kullanımı artmakla birlikte bacalı cihazların yeterince dikkatli kullanılmadığı yaşadığımız örneklerde görülmektedir.</p>
<p>Baca sisteminin kendi üzerinde bulunduğu kombiye &#8220;hermetik&#8221; kombi denilir. Hermetik kombiler uygun havayı kendisi alır, yanma odasında karışımı sağlayıp yakarak yine kendisi geri gönderir. Ortamla hiçbir organik bağlantısı bulunmaz, bu nedenle hermetik kombi daha güvenilirdir.</p>
<p>Kombilerin bulunduğu ortamda gaz sızmalarına ve karbonmonoksite karşı mutlaka karbonmonoksit ve doğalgaz dedektörü bulunmalıdır.</p>
<p>Doğru monte edilmiş ve gerekli uyarıcı aletleri takıldıktan sonra dedektörün alarm vermesi halinde hiçbir elektrikli cihazı çalıştırmayın, lamba ve çakmak yakmayın, elektrik düğmelerine kesinlikle dokunmayın. Gaz akışını sağlayan vanaları kapatın. Kapı ve pencereleri hemen açarak ortamı havalandırın. Ortamdaki gaz miktarı güvenli seviyeye düştüğünde alarm kendiliğinden kesilecektir. Çalmaya devam ediyorsa, ortamı terk edin ve gaz dağıtım şirketi, itfaiye gibi yerlere <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberlerhttp:/www.spitall.com/hastalik-belirtileri/category/guncel-haberler"rel="external"title="haber" >haber</a> verin.</p>
<p><strong>Peki, doğalgazdan zehirlenme nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>1. aşamada kişide hafif huzursuzluk, durgunluk ve uyuklama hissedilir. Biraz daha fazla karbonmonoksit gazı solunursa rehavet çöker ve uyuma isteği iyice artar.</p>
<p>2. aşamada, titreme, adale kasılması, diş gıcırdaması, çene titremesi olur ve vücut ısısı yükselir. Gözler donuklaşır. Halsizlik artar.</p>
<p>3. aşamada, solunum ve kalp yavaşlar. Vücut ısısı düşer ve ölüm gerçekleşebilir. Karbonmonoksit sonucu ölümlerde dudak rujla boyanmış gibi kızarır. Yüz tebessüm eder bir hal alır. Deri kiraz kırmızısı renge dönüşür.</p>
<p>1.aşamada kişi derhal açık havaya çıkarılmalı, diğer aşamalarda kişi vakit geçirilmeden mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dogalgaz-zehirlenmesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Plörezi (Akciğer Zarında Sıvı Birikmesi)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/plorezi-akciger-zarinda-sivi-birikmesi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/plorezi-akciger-zarinda-sivi-birikmesi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:59:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[değişen şiddette nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gece terlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[göğsün yan kısmında hissedilen batıcı tarzda ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[omuz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35437]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[Üşüme]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12821</guid>
		<description><![CDATA[Biri akciğerin dış yüzünü diğeri ise göğüs duvarının iç yüzünü saran 2 akciğer zarı (plevra) arasında kalan potansiyel boşlukta sıvı birikmesi olarak tanımlanan plörezi, birçok akciğer ve akciğer dışı hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar Plöreziye neden olan akciğer dışı hastalıklar ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong> göğsün yan kısmında hissedilen batıcı tarzda ağrı, değişen şiddette nefes darlığı, omuz ağrısı, karın ağrısı, yüksek ateş, üşüme, titreme, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri, öksürük<br />
<span id="more-12821"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35437</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Biri akciğerin dış yüzünü diğeri ise göğüs duvarının iç yüzünü saran 2 akciğer zarı (plevra) arasında kalan potansiyel boşlukta sıvı birikmesi olarak tanımlanan plörezi, birçok akciğer ve akciğer dışı hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar. Normalde bu 2 plevra yaprağı arasında kayganlığı sağlayacak çok küçük miktarda sıvı mevcuttur. Bu sıvı akciğerin dış zarından salınır ve esas olarak akciğerin dış yüzünü örten iç zardan geri emilir. Yani plevra boşluğunda sürekli bir sıvı hareketi olmakla beraber salınan ve geri emilen sıvı denge halinde olduğundan sıvı miktarı yaklaşık 20 mililitre(ml) düzeyinde sabit kalmaktadır. Birçok akciğer ve akciğer dışı hastalığa bağlı olarak salınan sıvı miktarında artma ya da geri emilimde bir blokaj meydana geldiğinde, bu denge bozularak plevra boşluğunda sıvı miktarı artar ve plörezi adı verilen klinik tablo ortaya çıkar.<br />
Plöreziye neden olan akciğer hastalıkları<br />
Verem, akciğer ve akciğer zarı kanseri, zatürre, pulmoner emboli, sarkoidoz, akciğer absesi gibi birçok akciğer hastalığı sıklıkla plöreziye neden olmaktadır. Ülkemizdeki gibi verem sıklığının yüksek olduğu bölge ve ülkelerde, plörezinin başlıca nedeni verem hastalığıdır. Verem hastalığı nedeniyle ortaya çıkan plöreziler her yaş grubunda görülmekle birlikte daha çok genç erişkinlerde karşımıza çıkar. Verem kontrolünde başarılı olmuş ülkelerde ve ileri yaş grubundaki hastalarda, plevrada sıvı birikimine yol açan başlıca hastalık akciğer kanseridir. Akciğer kanserinde kanser dokusunun doğrudan komşuluk yoluyla plevrayı istila etmesi ya da kan dolaşımına kaçan kanser hücrelerinin kan yoluyla plevraya yerleşmesi neticesinde ortaya çıkan plevral hastalık sıvı birikimine neden olmaktadır. Yine bakteri ve virüslere bağlı ortaya çıkan pnömoni hastalığında plörezi bir komplikasyon olarak gelişebilir. Ülkemizde olduğu gibi asbest ve doğada bulunan bazı minerallerle temasın yüksek olduğu bölgelerde, bu maddelere bağlı olarak gelişen akciğer zarı kanseri de çoğunlukla plevra boşluğunda sıvı birikmesine yol açmaktadır.<br />
Plöreziye neden olan akciğer dışı hastalıklar<br />
+ Kalp yetersizliği,<br />
+ Böbrek yetersizliği, üremi,<br />
+ Karın zarında batın içerisindeki hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan sıvının diyaframdan plevra boşluğuna kaçması,<br />
+ Troid hastalıkları,<br />
+ Akciğer dışı kanserlerin plevra ve akciğere metastazları (meme, over Ca gibi),<br />
+ Yemek borusu kanserlerinin plevraya yayılması,<br />
+ Lenfomalarda göğüs içi lenf bezlerine ya da doğrudan plevraya yayılma,<br />
+ Kardiak by-pass operasyonları sonrası,<br />
+ Kalp enfarktüsü sonrası,<br />
+ Yemek borusunda yırtılma olması,<br />
+ Karaciğer sirozu,<br />
+ Romatoid artrit, Sistemik Lupus eritematosus gibi konnektif doku hastalıkları,<br />
+ Ailevi akdeniz ateşi,<br />
+ Bazı <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>ların kullanılması,<br />
+ Göğüse radyo<a href="http://www.spitall.com/ses-terapi"rel="external"title="terapi" >terapi</a> uygulanması,</p>
<p>gibi birçok hastalık ve durumda plevra boşluğunda sıvı birikimi yani plörezi görülebilir.</p>
<p>Plörezinin belirti ve bulguları<br />
Plöreziye neden olan akciğer ya da akciğer dışı hastalığa ait belirtilerin dışında göğsün yan kısmında hissedilen batıcı tarzda ağrı, toplanan sıvının miktarına bağlı olarak değişen şiddette nefes darlığı en sık rastlanılan belirtilerdir. Ağrı bazı hastalarda omuz veya karında hissedilebilir. Sıvının ilk toplanmaya başladığı dönemlerde hastalar derin nefes alma esnasında, hasta tarafta bir gıcırtı sesi hissedebilirler. Bu ses 2 plevra yaprağının birbirine sürtünmesiyle oluşur ki hastaların muayenesi sırasında hekim tarafından da duyulabilir. Sıvı toplanmasına ait bu belirtilerin dışında altta yatan hastalığa ait şikayetlerin sorgulanması ayırıcı tanı yönünden önemli olabilir. Yüksek ateş, üşüme ve titreme ile başlayan hastalık tablosu daha çok akciğere ait bir enfeksiyon ve bunun komplikasyonu olarak gelişmiş plöreziyi düşündürürken, akciğer tüberkülozlu bir hasta ile teması olan ve iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri, öksürük gibi yakınmaları olan hastada plevra zarının tüberküloz hastalığı akla gelmelidir.<br />
Plörezide tanısal yaklaşımlar<br />
1. Görüntüleme yöntemleri<br />
Yukarıdaki yakınmalarla hekime başvuran hastada ayrıntılı bir anamnez sonrası yapılan muayenede, sıvı toplanan tarafta solunum seslerinde azalma ya da kaybolma saptanması ile plöreziden kuşkulanılır. İlk tanısal tetkik genellikle standart akciğer grafisinin çekilmesidir. Akciğer grafisinde birçok olguda sıvının oluşturduğu gölge görülebilmekle beraber minimal sıvı birikiminde akciğer grafisinde bulgu olmayabilir. Eğer hekim yine de plöreziden şüpheleniyorsa göğüs ultrasonografisi isteyerek az miktardaki sıvıyı saptayabilir. Gerek görülen olgularda bilgisayarlı tomografik tetkikle sıvının özellikleri ve akciğer dokusu hakkında daha detaylı bilgi edinilir.<br />
Akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografide plevra boşluğunda toplanan sıvının yanısıra sıvıya neden olan esas akciğer hastalığına (örneğin akciğer kanseri, verem vs.) ilişkin bulgular saptanabilir.<br />
2. Torasentez<br />
Torasentez bir enjektör yardımı ile göğüs duvarından plevra boşluğuna girilerek bu alanda biriken sıvının alınması işlemidir. Plörezide 2 amaçla torasentez yapılır. Hastada nefes darlığına neden olmayan az miktarda sıvı birikimi söz konusu olduğunda tanıya yönelik tahlillerin yapılması amacıyla gerçekleştirilen torasentez, gerektiğinde sıvıyı boşaltarak hastanın nefes darlığının giderilmesine yönelik olarak da uygulanır.<br />
Torasentezle elde edilen sıvının birçok özelliği sıvı birikimine neden olan asıl hastalığın ortaya konulmasında yol göstericidir. Bazen enjektöre çekilen sıvının görünümü bile daha hiçbir laboratuar yöntemine başvurmadan tanı koydurucu olabilir. Örneğin elde edilen bu sıvı sarı-yeşil iltihap görünümünde ve kötü kokulu ise hastada plevranın enfeksiyonu olan ampiyem tanısı konulabilir ve daha diğer tetkikler devam ederken antibiyotik tedavisi başlanılır. Bakteriyoloji laboratuarına gönderilen sıvıda bakteri varlığı araştırılırken biyokimyasal incelemede sıvının içerdiği protein, LDH (laktik dehidrogenaz enzimi), Ph gibi özellikleri değerlendirilir. Ayrıca patoloji laboratuarına gönderilen sıvıda kanser hücresi olup olmadığı incelenir.<br />
3. Açık plevra biyopsisi ve Torakoskopi<br />
Açık plevra biyopsisi genel anestezi altında göğüs duvarının küçük bir kesi ile açılıp doğrudan plevradan parça alınması anlamına gelmektedir. Torakoskopik yöntemlerin gelişmesi ile günümüzde sınırlı sayıda olguda uygulanmaktadır.<br />
Bugün için yaygın olarak uygulanan yöntem olan torakoskopide yine genel anestezi altında göğüs duvarından açılan küçük bir delikten endoskop ile plevra boşluğuna girilerek ve cihaza bir de kamera ilave edilerek tüm plevra boşluğu görülebilir hale getirilir. Bu görüntülü yöntem sayesinde, hasta olan bölgeden biyopsi alınmasıyla olguların çok büyük bir kısmında kesin tanıya ulaşılır.<br />
Tüm bu yöntemlerin elde mevcut olmasına rağmen çok az sayıda plörezi olgusunda plevrada sıvı birikimine neden olan hastalığın tanısına ulaşılamamaktadır. Bu tür olgularda hastanın uzun süre ile takibi gerekir.<br />
Tedavi<br />
Plörezide sıvı birikimine neden olan hastalığa yönelik olarak cerrahi veya tıbbi tedavi uygulanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/plorezi-akciger-zarinda-sivi-birikmesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pnömokok Pnömonisi (Streptococcus Pneumoniae)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/pnomokok-pnomonisi-streptococcus-pneumoniae</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/pnomokok-pnomonisi-streptococcus-pneumoniae#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 15:31:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Balgam]]></category>
		<category><![CDATA[dudakta yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[paslı çizgi şeklinde kanlı balgam]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sıklıkla ürperme]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35366]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[üst solunum yolları infeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Üşüme]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil balgam]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek akşam akşam ateşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12182</guid>
		<description><![CDATA[Akciğer parenkimasının iltihabına pnömoni veya pnömonitis denilmektedir Başlıca pnömoni türleri: En çok görülen Pnömokok pnömonisi 75'den çok türü vardır. Pnömoni kış aylarında daha çok izlenir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>üst solunum yolları infeksiyonu, ateş, yüksek akşam akşam ateşi, öksürük, paslı çizgi şeklinde kanlı balgam, balgam, sıklıkla ürperme, titreme, üşüme, göğüs ağrısı, dudakta yaralar, yeşil balgam</p>
<p><span id="more-12182"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35366</p>
<p>Pyojen streptokok, stafilokok, klepsiella, hemofilus inflüenza, antrasis, pertusis, brusellosis, enterobakter, E.koli Nadir görülen N.meningitidis, psödomonas, proteus, nokardia, diplococcus preumoniae<strong></strong></p>
<p>Tanım:</p>
<p>Akciğer parenkimasının iltihabına pnömoni veya pnömonitis denilmektedir. Pnömonitis pnömoniyle aynı anlama gelmekle beraber daha çok segment pnömonileri için veya yamalı intizamsız pnömoniler için kullanılır.</p>
<p>Toplum kökenli pnömoniler tüm pnömonilerin en sık izlenilenidir. Pnömokok pnömonileri toplum kökenli pnömonilerin %80&#8242;nini ve nosokomial pnömonilerin %10&#8242;unu kapsamaktadır.</p>
<p>Bakteri pnömonileri tüm pnömoniler içinde en sık görülenidir ve pnömokok pnömonisi aşağıda yazıldığı gibi bakteri pnömonilerinin en sık izlenilenidir. Başlıca pnömoni türleri:</p>
<p>En çok görülen Pnömokok pnömonisi</p>
<p>Oldukça sık görülen Pyojen streptokok, stafilokok, klepsiella, hemofilus inflüenza</p>
<p>Seyrek görülen B.antrasis, pertusis, brusellosis, enterobakter, E.koli Nadir görülen N.meningitidis, psödomonas, proteus, nokardia</p>
<p>Etyoloji</p>
<p>Pnömokok pnömonisinin etkeni diplococcus preumoniae&#8217;dır. Gram pozitiftir. 75&#8242;den çok türü vardır.</p>
<p>Patoloji</p>
<p>Pnömoninin 3 patolojik dönemi vardır.</p>
<p>1- Dolgunluk dönemi (engorgement) Başlangıçta ödem vardır. Kapilerler genişlemiş ve dolgundur. Alveollerin içine sıvı sızar, eksüdasyon oluşur.</p>
<p>2- Karaciğerleşme (hepatisation) Hastalığın 2-3. gününde akciğer karaciğer gibi koyu bir renk alır. Bu döneme kırmızı hepatizasyon adı verilir.</p>
<p>Akciğer 2-3 gün sonra sarı bir renge değişir, bu döneme sarı hepatizasyon adı verilir, bu dönem 3-4 gün sürer.</p>
<p>3- Erime (resolution) dönemi Pnömoni başlangıcından 7-10 gün sonra alveollerin patolojik materyelden arınmasıyla içine hava girer ve çıkar, ventilasyon başlar.</p>
<p>Patojenez</p>
<p>Pnömoni kış aylarında daha çok izlenir. Üst solunum yolları infeksiyonları, sigara, alkol, diabetes mellitus, yaşlanma, bronş kanseri, immünosüpresif hastalıklar, immünosüpresif <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar ve cerrahi girişimler pnömoni insidensini ve ciddiliğini artırırlar.</p>
<p>Klinik Belirtiler</p>
<p>Yüzde elli vakada pnömoniden önce üst solunum yolları infeksiyonu vardır. Genellikle bir hafta içinde ciddi bir hastalık gelişir, ateş 38 &#8211; 39.5 dereceye yükselir, çok kez akşam ateşi daha yüksektir. Öksürük ve paslı çizgi şeklinde kanlı, bazan yeşil (pürülan) balgam vardır. Sıklıkla ürperme, titreme, üşüme, plöritik göğüs ağrısı oluşur. Bazı hastaların dudaklarında herpes görülür. Ateş 5-10 günden sonra birdenbire &#8220;kriz şeklinde&#8221; veya giderek azalarak &#8220;lizis şeklinde&#8221; düşer ve hasta nekahat dönemine girer.</p>
<p>Fizik incelemede hastanın akut bir görünümü izlenir, yüzü kızarmış ve syanozedir. Hızlı ve sığ bir solunum, yüksek ateş, taşikardi izlenir. Hasta hemitoraks özellikle inspirasyonda ve öksürükle ağrılıdır. Toraks hareketi kısıtlıdır. Vokal fremitus normal veya artmıştır. Plörezi komplikasyonu varsa vokal fremitus azalır. Perküsyonda matite veya sübmatite alınır. Oskültasyonda frotman, bronşiyal solunum, egofoni, bronkofoni, fısıldama pektoriloki&#8217;si ve krepitan railer duyulur. Yukarıda belirtilen fizik inceleme bulguları vakaların özelliklerine göre değişiklikler gösterir.</p>
<p>Radyoloji</p>
<p>Pnömoni tanısında en önemli yöntem akciğer radyografisi&#8217;dir. Hastalık periler hava boşluklarında başladığından, pnömoni yoğunlaşması viseral veya interlober plevraya komşudur. Hava bronkogramı izlenir. Buna karşın kanserin sebep olduğu atelektazide hava bronkogramı görülmez. Çok kez pnömoni bir lob veya segmentte loklalizedir. İki veya daha fazla lob pnömonilerinde prognoz daha ciddidir. Gerekli tedavi uygulanırsa pnömoni yoğunlaşması azalarak 10-14 günde kaybolur. Tedavi edilmeyen vakalarda radyolojik anormallik 6-8 hafta sürer.</p>
<p>Laboratuvar bulguları</p>
<p>Balgamda bol polimorf lökositler ve gram pozitif pnömokoklar görülür. Balgamın sık sık kültürü yapılarak bakterilerin cinsi, azalıp azalmadığı ve antibiyotik duyarlığı (antibiyogram) incelenir ve etkili antibiyotik seçilir.</p>
<p>Lökosit 10.000 &#8211; 30.000&#8242;e artar. Bazı vakalarda daha fazladır. Bazı vakalarda lökosit, normal veya normalden azdır. Lökopeni veya aşırı lökositoz olan hastalarda prognoz daha kötüdür. Lökosit formülünde polimorflar artmıştır. Sedimantasyon hızı artar. Ciddi vakalarda hipoksemi izlenir.</p>
<p>Komplikasyonlar</p>
<p>Pnömoninin başlıca komplikasyonları plörezi, ampiyem, akciğer absesi, süperinfeksiyon (nüks)&#8217;dür. Nadir olarak endokardit, menenjit, nefrit, artrit, otit, sinüsit ve şok oluşabilir. Erken ve etkili (etkene duyarlı) tedavi komplikasyonları önler veya azaltır. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, bronşektazi, kanser, malnütrisyon ve kontrol altına alınmayan diabetes mellitus hastalarında, alkol ve sigara içenlerde komplikasyonlar daha sıklıkla oluşur.</p>
<p>Pnömoni Tedavisi</p>
<p>Penisilin veya ampisilin çok kez pnömoni tedavisi için en uygun anti­biyotiklerdir. Penisilin streptokok ve penisiline duyarlı stafılokok pnömonile-rinde de etkilidir. 600.000-800.000 ünite prokain penisilin günde 1-2 kez İM enjekte edilerek veya günde 2-4 kez 300.000 ünite kristal penisilin İV tedavi­siyle 7-10 gün devam edilir. Birkaç günde penisiline cevap vermeyen vakalarda bir komplikasyonun bulunduğunu veya teşhisin yanlış olduğunu düşünmelidir. Yaşlılarda veya hastanede yatan hastalarda pnömoni etkeni daha çok gram negatif veya stafılokok aureus olduğundan geniş spektrumlu antibiyotikler örneğin bir üçüncü jenerasyon sefalosporin veya geniş spekrumlu penisilin ile te­davi yapılır. Özellikle alkoliklerde ve psikiatrik <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>nu olanlarda izlenen aspirasyon pnömonilerinde klindamisin veya yüksek doz penisilin kullanılır. Mikoplasma pnömonisinde (atipik pnömoni) tetrasiklin veya eritromisin antibiyotikleriyle tedavi yapılır.</p>
<p>Başarılı bir pnömoni tedavisi için antibiyogram yapılarak <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lara duyarlılık değerlendirilir.</p>
<p>Solunum yollarında oluşan sekresyonlara etkili <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar verilmelidir. İnfeksiyonun türüne göre bazı özellikleri göz önünde bulundurmak gerekir. Kullanılan antibiotik ve diğer <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>ların etkisiz olması veya yeterli doz ve sürede verilmemesi tedavi başarısını engeller. Özellikle gram negatif pnömoni infeksiyonlarında <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> türü ve dozu dikkatle değerlendirilmelidir.</p>
<p>Hastada dispne, syanoz varsa oksijen verilir. Kardiyak hastalarda, şok olanlarda, diabet, astma, kronik bronşit, amfızem vakalarında ve direnç kırıcı kronik hastalıklarda pnömoni ciddi ve tehlikeli bir gidiş gösterir. Bu hastalarda iki veya üç antibiyotiği birlikte daha yüksek doz ve daha uzun süre uygulamalıdır.</p>
<p>Prognoz ve prevansiyon nedir</p>
<p>Etkili antibiyotik tedavisine rağmen pnömokok pnömonisinde %1 mortalite vardır. Tüm pnömonilerde ortalama mortalite %5&#8242;dir. Hastanın yaşı, infeksiyon derecesi, komplikasyonlar ve diğer hastalıkların birlikte bulunması prognozu etkiler.</p>
<p>Prevansiyon pnömokok ve inflüenza aşılarıyla sağlanır. Özellikle risk olasılığı fazla olan yaşlılara, kronik akciğer, karaciğer, böbrek, kalp hastalıkları olanlara, diabetiklere bu aşılar uygulanır.</p>
<p>Ölümlerin çoğu süperinfeksiyon veya pnömoniyle birlikte başka bir hastalığın bulunduğu vakalarda izlenir. Bakteriemi, lökopeni, şok, hastalığın birden fazla lobda bulunması mortaliteyi arttırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/pnomokok-pnomonisi-streptococcus-pneumoniae/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stafilokok Pnömonisi</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/stafilokok-pnomonisi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/stafilokok-pnomonisi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 15:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[abse]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Balgam]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35365]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12180</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: titreme, ateş, öksürük, balgam, göğüs ağrısı, nefes darlığı Spitall Taxonomy Id: 35365 Stafılokok pnömonisi ciddi bir akciğer inifeksiyonudur Ciddi bir infeksiyondur ve akciğerde abse oluşur. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>titreme, ateş, öksürük, balgam, göğüs ağrısı, nefes darlığı</p>
<p><span id="more-12180"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35365</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Stafılokok pnömonisi ciddi bir akciğer inifeksiyonudur. Etkeni gram positif stafılokok aureus&#8217;dur. Bu pnömoninin başlıca üç özelliği vardır.</p>
<p>1. Ciddi bir infeksiyondur ve akciğerde abse oluşur.</p>
<p>2. Bu bakteri kısa bir sürede kullanılan antibiotiğe direnç kazanır.</p>
<p>3. İnfeksiyon hastanın çevresindekilere yayıdır ve hastane kontaminasyonu oluşur.</p>
<p>Stafılokok pnömonisinde başlıca hastalık belirtileri, titreme, ateş, öksürük, balgam, göğüs ağrısı (plevra ağrısı), takipne, taşikardidir. Fizik inceleme bulguları pnömokok pnömonisine benzer.</p>
<p>Akciğer radyografisinde bir lobun, bir segmentin veya birden çok segmentin yoğunlaşması görülür. Bazan yaygın bronkopnömoni oluşur. Plörezi, pnömatosel ve abse sıklıkla izlenir.</p>
<p>Balgamda üzüm salkımı şeklinde gram pozitif stafılokoklar ve polimorf çekirdekli lökositler görülür. Kanda lökositler 15.000 &#8211; 25.000&#8242;e çıkar. Ciddi bir infeksiyonda lökopeni olabilir, kötü bir prognoz endike eder.</p>
<p>Hastalığın başlıca komplikasyonları akciğer absesi, beyin ve böbrek absesi, menenjit, endokardit, pnömotoraks ve ampiyemdir.</p>
<p>Stafilokok pnömonisi ciddi bir infeksiyon olduğundan hastalar hasta­neye yatırılarak tedavi edilmelidir. Etkili antibiotik yüksek dozda ve en az iki hafta kullanılır. Sık sık balgam kültürü yapılarak etkili antibiotik seçilir. Vakaların %50&#8242;sinde stafılokoklar penisiline duyarlıdır. Günde 5-20 milyon ünite İM veya İV verilir. Penisiline dirençli vakalarda balgam antibiogramı sonucu­na uygun diğer antibiotiklerden yararlanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/stafilokok-pnomonisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anaerob Bakteri Pnömonileri (Anaerob Bakteriler)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/anaerob-bakteri-pnomonileri-anaerob-bakteriler</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/anaerob-bakteri-pnomonileri-anaerob-bakteriler#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 15:17:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kanlı balgam]]></category>
		<category><![CDATA[kötü- kokulu balgam]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[plevra ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35363]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12175</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: kötü kokulu balgam, kanlı balgam, yüksek ateş, titreme, plevra ağrısı Başlıca etkenleri bakteroid grubu bakteriler, streptokoklar, stafilokok, aureus, klebsiella ve psödomonaslardır. Anaerob bakteri infeksiyonları akut veya sinsi başlar Bazan balgam kötü kokulu, bazan kanlıdır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>kötü kokulu balgam, kanlı balgam, yüksek ateş, titreme, plevra ağrısı</p>
<p><span id="more-12175"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35363</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Alkoliklerde, debilitan hastalarda ve oral sağlık bakımı iyi olmayanlarda (enfekte diş, gingivitis, vb.) ve üst solunum yolları infeksiyonu örneğin sinüsitis olanlarda bu pnömoniler daha sıklıkla oluşurlar.</p>
<p>Başlıca etkenleri bakteroid grubu bakteriler, streptokoklar, stafilokok, aureus, klebsiella ve psödomonaslardır.</p>
<p>Anaerob bakteri infeksiyonları akut veya sinsi başlar. Bazan balgam kötü kokulu, bazan kanlıdır. Yüksek ateş, bazan titreme olur. Sıklıkla plevra ağrısı vardır.</p>
<p>Fizik incelemede akciğer yoğunlaşması belirtileri, plörezi, bazı vakalarda dağınık infeksiyon odaklarıyla ilgili bulgular izlenir.</p>
<p>Akciğer radyografisinde başlıca görünüm pnömonitis, pnömoni, abse ve ampiyemle ilgilidir. Bu bulgular ayrı ayrı veya ikisi, üçü birlikte izlenir. Abselerde homojen bir yoğunlaşma (kitle görünümü), nekroz (intizamsız kalın duvarlı kavern) görünümü hastalığın önemli radyolojik bulgularıdır. Bu kavernlerde hava-sıvı düzeyi ve çevresindeki akciğer parenkimasında bir yoğunlaşma vardır. Hastalık hızla ilerler. Hemen her vakada ampiyem oluşur.</p>
<p>15.000 &#8211; 25.000 lökositoz özellikle polimorf çekirdekli lökositlerin artışıyla ilgilidir. Anaerob akciğer infeksiyonlarında ortalama üç değişik mikroorganizma, örneğin anaerob bakteriler, diğer bakteriler ve spiroketler vardır.</p>
<p>Anaerob bakteri pnömonilerinde etkili antibiotik penisilindir. Günde 5-10 milyon ünite İV veya İM verilir. Penisiline dirençli vakalarda sefoperazon (2-3 gm/gün İV veya İM), kloranfenikol (2-3 gm/gün, oral), klindamisin (300-600 rag/gün, oral) ve tetrasiklin (2-3 gm/gün, oral) antibiyotikleri verilir.</p>
<p>Tedaviye 4 hafta kadar devam edilir. Bu infeksiyonlarda mikroorganizmalar <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lara kolay direnç kazanırlar. Sık sık balgam kültürü yapılarak etkin tedavi uygulanır. Diabet, anemi gibi hastalıklar varsa bunların tedavisi başarıyı arttırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/anaerob-bakteri-pnomonileri-anaerob-bakteriler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikoplasma Pnömoni</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/mikoplasma-pnomoni</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/mikoplasma-pnomoni#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 15:16:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[inatçı kuru bir öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35362]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[Üşüme]]></category>
		<category><![CDATA[Yaklaşık 38 derece ateş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın kas ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12173</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Yaklaşık 38 derece ateş, inatçı kuru bir öksürük, baş ağrısı, yaygın kas ağrıları, nezle, boğaz ağrısı, titreme, üşüme, yüksek ateş Bu pnömoni çocuklarda ve gençlerde daha sıklıkla görülür ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>Yaklaşık 38 derece ateş, inatçı kuru bir öksürük, baş ağrısı, yaygın kas ağrıları, nezle, boğaz ağrısı, titreme, üşüme, yüksek ateş</p>
<p><span id="more-12173"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35362</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Atipik pnömonilerin en çok görülen türüdür ve tüm pnömonilerin %20&#8242;sini kapsar. Bu pnömoni çocuklarda ve gençlerde daha sıklıkla görülür. Etkeni mycoplasma pneumoniae küçük bir bakteridir. Ancak akciğerde oluşan patolojik değişim virüs pnömonisine benzer. Hastalık sinsi veya akut başlar. Yaklaşık 38 derece ateş, inatçı kuru bir öksürük, baş ağrısı, yaygın kas ağrıları, nezle, boğaz ağrısı, titreme-üşüme hastalığın başlıca belirtileridir.</p>
<p>Muayenede ince-orta yaş railer duyulur. Hastalık ilerledikçe submatite ve matite alınır ve railer artarak daha kaba bir nitelik kazanır. Sibilan, ronflan railerde duyulur.</p>
<p>Radyografide yer yer nodüler, parçalı veya perihiler infıltrasyonlar, bazı vakalarda lober veya lobüler yoğunlaşma görülür.</p>
<p>Hastalığın ilk haftasından sonra %75 vakada kanda soğuk aglütünasyon oluşur. Soğuk aglütünasyon virüs, bakteri pnömonilerinde ve bazı kan hastalıklarında da pozitif olabilir. Mikoplasma pnömonisinde perifer ve santral nörolojik anormallikler, trombositopeni, deride eritem gibi komplikasyonlar gelişebilir.</p>
<p>Mikoplasma pnömoni tetrasiklin veya eritromisin (1.5-2 gm/gün, oral) ile tedavi edilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/mikoplasma-pnomoni/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Riketsia Pnömonileri (Q Ateşi-pnömonisi)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/riketsia-pnomonileri-q-atesi-pnomonisi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/riketsia-pnomonileri-q-atesi-pnomonisi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 15:14:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kas ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kuru deri]]></category>
		<category><![CDATA[kuru öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[sabit bakışlar]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak deri]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli olabilen baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[soluk almada güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35360]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[ürpermeler]]></category>
		<category><![CDATA[uykuya meyil]]></category>
		<category><![CDATA[vücut ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12169</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: kas ağrısı, kuru öksürük, burun tıkanıklığı, soluk almada güçlük, burun akıntısı, ateş, titreme, şiddetli olabilen baş ağrısı, iştahsızlık, yorgunluk, yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık, ürpermeler, baş ağrısı,  yorgunluk, vücut ağrıları,  uykuya meyil,  burun kanaması,  karın ağrısı, sıcak deri, kuru deri, kabızlık, ishal, sabit bakışlar ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>kas ağrısı, kuru öksürük, burun tıkanıklığı, soluk almada güçlük, burun akıntısı, ateş, titreme, şiddetli olabilen baş ağrısı, iştahsızlık, yorgunluk, yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık, ürpermeler, baş ağrısı,  yorgunluk, vücut ağrıları,  uykuya meyil,  burun kanaması,  karın ağrısı, sıcak deri, kuru deri, kabızlık, ishal, sabit bakışlar</p>
<p><span id="more-12169"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35360</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Etkeni coxiella burnetti&#8217;dir. Hastalık bir riketzia infeksiyonudur. Grip veya tifoya benzeyen belirtiler izlenir. Nadir olarak virüs pnömonisine benzer infeksiyon gelişebilir. Hastalık tetrasiklin (2-3 gm/gün, oral) ile tedavi edilir. Tedavi süresi 2 haftadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/riketsia-pnomonileri-q-atesi-pnomonisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lejyonellosis (Lejyon hastalığı)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/lejyonellosis-lejyon-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/lejyonellosis-lejyon-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 15:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[birdenbire yükselen ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kas ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[mental bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35359]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12167</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: halsizlik, kas ağrıları, göğüs ağrısı, baş ağrısı, titreme, birdenbire yükselen ateş, mental bozukluklar, karın ağrısı, ishal Spitall Taxonomy Id: 35359 Tanım: Hastalığın ilk günlerinde halsizlik, kas ağrıları, göğüs ağrısı, baş ağrısı, titreme ile birdenbire yükselen ateş, daha sonra mental bozukluklar, karın ağrısı, ishal vardır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>halsizlik, kas ağrıları, göğüs ağrısı, baş ağrısı, titreme, birdenbire yükselen ateş, mental bozukluklar, karın ağrısı, ishal</p>
<p><span id="more-12167"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35359</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Etkeni legionella pneumophilia bakterisidir. Bu bakteri gram negatiftir. İlk kez asker birliklerinde teşhis edildiğinden lejyon hastalığı adı verilmiştir (lejyon=kıt&#8217;a). Ciddi bir pnömonidir. Hastalığın ilk günlerinde halsizlik, kas ağrıları, göğüs ağrısı, baş ağrısı, titreme ile birdenbire yükselen ateş, daha sonra mental bozukluklar, karın ağrısı, ishal vardır.</p>
<p>Akciğer radyografisinde lober yoğunlaşma, parçalı infiltrasyonlar veya nodul şeklinde lezyonlar görülür.</p>
<p>Başlıca laboratuvar bulguları 10.000 civarında lökositoz, lenfopeni, hiponatremi, albüminüri, mikroskopik hematüri, anormal karaciğer fonsiyonlarıdır.</p>
<p>Hastalık balgam, plevra sıvısı veya bronş lavajının immünofloresan boyanmasıyla teşhis edilir.</p>
<p>Lejyon pnömonisi eritromisin (0.5-1 gm, 4 kez/gün oral) ile tedavi edilir. Tetrasiklin de etkilidir. Tedavi süresi 2-3 haftadır. Bu tedaviye cevap vermeyen vakalar ciprofloxacin (750 mg X 2/gün, oral) ile tedavi edilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/lejyonellosis-lejyon-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

