<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tıbbi Veritabanı ve Arama Motoru &#187; uykusuzluk</title>
	<atom:link href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/uykusuzluk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.spitall.com</link>
	<description>İşimiz İnsan. Gücümüz Teknoloji</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Weil Hastalığı (Leptospirosiz/Leptospiroz/Leptospiroza)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/weil-hastaligi-leptospirosizleptospirozleptospiroza</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/weil-hastaligi-leptospirosizleptospirozleptospiroza#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 May 2011 11:02:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Organizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[dil kenarlarında kızarma]]></category>
		<category><![CDATA[dilde paslanma]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[genel halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kan basıncında düşme]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kas ve eklem ağnlan]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddetli baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli terleme]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli titreme]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzde kızarma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=17822</guid>
		<description><![CDATA[Bu hayvanlar leptospiraları idrar ve dışkıları ile 3-4 hafta boyunca çıkarırlar ve etrafa bulaşmasına neden olurlar Leptospiroz bazı hayvanlardan geçen bir enfeksiyondur ve etkeni leptospira adlı bakterilerdir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Ateş, şiddetli titreme, şiddetli baş ağrısı, uykusuzluk, kas ve eklem ağnlan, genel halsizlik, şiddetli terleme, iştahsızlık, bulantı, kusma, kan basıncında düşme, yüzde kızarma, dilde paslanma, dil kenarlarında kızarma<span id="more-17822"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35802</p>
<p>Tanım</p>
<p>Dünyanın her tarafında yaygın olarak bulunan bu bakteri spiral şeklinde bir yapıya sahiptir. Bu bakteri aslında bir zoonoz nedenidir. Ancak insanlarda da hastalık oluşturabilir. Bakterinin biriktiricileri fareler, yabani kemirgenler, köpekler gibi çok farklı hayvanlar olabilmektedir. Bu hayvanlar leptospiraları idrar ve dışkıları ile 3-4 hafta boyunca çıkarırlar ve etrafa bulaşmasına neden olurlar. Özellikle de durgun sularda bakteri birkaç hafta boyunca canlı kalır. İnsanlar bu suların içilmesi, içinde yürünmesi ya da yüzülmesi ile bu bakterileri alırlar. Bu nedenle bazı meslek grupları daha fazla risk altındadır. Pekçok tipi olan bakterinin ülkelere göre farklı tipleri hastalık oluşturmaktadır.</p>
<p>Korunma taşıyıcı hayvanların yok edilmesi ve gıda ve su temizliğine dikkat edilmesi iledir.</p>
<p>Leptospiroz bazı hayvanlardan geçen bir enfeksiyondur ve etkeni leptospira adlı bakterilerdir. İnsanda kan yoluyla yayılan bir enfeksiyona neden olur; bunu, değişik organlarda yerleşim gösteren ikinci evre izler. Böbrek, karaciğer, beyin zarı gibi yapılardaki yerleşimler, hastalığın değişik klinik tiplerini oluşturur.</p>
<p>Nedenleri<br />
Leptospira, çapı 0,1 mikron olan, uzunluğu ise yaşadığı ortamın koşullarına göre büyük değişiklikler gösterebilen (215 mikron ya da daha çok) bir mikroorganizmadır. Birbirine yakın çok sayıda ince kıvrımdan oluşur ve uçları tipik olarak çengel biçiminde kıvrılmıştır. Kıvrılma hareketleriyle ilerler.<br />
Leptospiranın fiziksel ve kimyasal etkenlere direnci azdır. Yaşadığı ortamın kuruması, 50°C sıcaklık, donma, hafif dezenfektanlar, ölmesi için yeterlidir. Hastalık yapıcı leptospiralar, dış ortamda su ve çamur gibi koşullarda bir ay ya da biraz daha uzun süre yaşayabilir. Ama çoğunlukla Ömürleri daha kısadır.</p>
<p>Bulaşma Yolları<br />
Yabanıl ve evcil hayvanlarda çeşitli sptospiroz biçimleri görülür. Hastalık, ısanlara her zaman hayvan enfeksi Dnlanndan bulaşır. Besin zinciriyleayvandan hayvana geçen enfeksiyon, ısanda rastlantı sonucu ortaya çıkar. Sptospiroz çok sayıda hayvan türünde jörülebilir. Ender olarak bazı hayvan ağır bir hastalık geçirdikten sonraşıyıcı olurlar. Bazıları ise hiçbir zarar görmeden tüm yaşamları boyunca lep spiralan taşıyabilir. Başlıca doğal taşyıcılar kemiriciler, özellikle fare ve yanlardır. Çoğunlukla evcil hayvanlar töpek, domuz, kedi, at, inek, öküz, koyun) ile birçok yabanıl hayvan türü de (tilki, kirpi, şempanze, kuyruksüren, bazı uçan hayvanlar) taşıyıcı olabilir. Böbrek havuzu ve idrar yolları, leptospiralann gelişimi için en uygun ortamdır. Vücuttan da idrar yoluyla atılırlar. Dış ortamda dirençleri azdır, uzun süre yaşayabilmeleri için bazı toprak, su ve iklim koşullan (sıcaknemli iklim, 25°C-30°C kadar sıcaklık, havada yüksek oksijen oranı) gereklidir. Leptospiralar genellikle bataklık sularda, bazı bitkilerin (pirinç, şekerkamışı, keten) yetiştirilmesine elverişli topraklardaki sularda ve madenlerdeki çamurda bulunur. Elleriyle ayaklan mikroplu suların içinde uzun süre kalarak pirinç tarlalarında çalışan işçiler, enfeksiyona kolayca yakalanır. Sağlıklı, ama sürekli su içinde kaldığından yumuşamış olan deriden ya da derideki küçük sıyrıklardan leptospiralar vücutla girebilir. Pirinç tarlalarında çalışanların dışında kanal ve kanalizasyonlarda çalışanlarda, tatlısu balıkçılannda ve akarsularda yıkananlarda da leptospiroz görülebilir. Hastalığın sıklıkla görüldüğü bir başka grup ise leptospira çıkaran hayvanlan, yani domuzlan yetiştirenlerdir. Köpeklerle ilişki sonucu bulaşma daha enderdir; at ve öküzlerden bulaşmaya ise yok denecek kadar az rastlanır. Leptospiralar çoğunlukla deriden vücuda girmekle birlikte, konjunktiva ve (ırmak sulan içildiğinde) ağız yoluyla da bulaşabilirler.<br />
Kazayla suya düşen insanlann solunum ve sindirim yollanna denetim dışında bol su girdiğinden mukoza yoluyla leptospira bulaşması kolaylaşır. Bu durumda hastalık kapma olasılığı yüksektir. Yüzücüler arasında da en çok serbest stilde, yani ağza su girmesine neden olacak biçimde yüzenlerde enfeksiyon görülür.</p>
<p>Belirtileri<br />
Hastalığın çok çeşitli belirtileri vardır; bazıları ağır, bazılan ise hafif ve iyi gidişli birçok klinik tablo bilinir. En iyi bilinen iki biçimi karaciğer ve böbrek hastalığıdır; bunlann bulunması tanıya götürücü değer taşır. Ama karaciğerin etkilenmesine bağlı sanlık ya da böbrek bozukluğu ile ilgili. Belirtilerin bulunmadığı pek çok olgu da vardır. Klinik belirtiler iki ana başlık altında toplanabilir: Sarılıklı leptospiroz (% 10-30) ve sarılıksız leptospiroz (% 70-90).<br />
Kuluçka süresi, enfeksiyon etkeninin üreme hızına, enfeksiyonun bulaşma yoluna ve hastayla ilgili etkenlere bağlı olarak değişir. Bu süre genellikle 5-15 gündür; en çok 320 gün arasında değişebilir.<br />
Kuluçka dönemi genellikle belirtisiz seyreder. Olgulann üçte birinde hafif bir genel kırıklık ve halsizlik görülebilir.</p>
<p>• Ateş  Hastalığın başlangıcı, etken olan bütün leptospira türlerinde aynıdır: Ani olarak ağır septisemi (kana bakteri yayılması) belirtileriyle başlar. Ateş birkaç saat içinde şiddetli titremeyle birlikte 39°C-40°C&#8217;ye yükselir. Buna şiddetli baş ağrısı, uykusuzluk, kas ve eklem ağnlan, genel halsizlik, şiddetli terleme, iştahsızlık, bulantı, kusma, kan basıncında düşme, yüzde kızarma, dilde paslanma ve kenarlarında kızarma gibi belirtiler eşlik eder.</p>
<p>Ateşin hastalığa özgü bir gidişi yoktur. Genellikle arada azalsa da belirli bir yükseklikte kan zehirlenmesi belirtileri geçici iyileşme gösterebilir. Beşinci ve yedinci günde ateşin nöbet biçiminde düşmesi, leptospiroz olasılığını düşündürmelidir. Bunu birkaç saat ile 1-2 gün arasında değişen kısa bir ateşsiz dönem izler. Sonraki dönemde ateş, başlangıçtaki kadar olmasa da yüksektir. Ama ateşin gidişi her olguda aynı değildir. Düşmesi bazen birkaç gün sürebilir. Olguların büyük bölümünde ateş 10-14 gün, hafif biçimlerde 2-3 gün sürer. Hastalık etkeni çok yavaş Ürediği ve ateş ha fif yükseldiği için gözden kaçabilen hafif olgular da vardır.<br />
Kas ağrıları (miyalji) hastalığın başlangıcında ortaya çıkan kas ağrıları, şiddeti ve belirli kasları etkilemesi nedeniyle en önemli belirtilerden biridir; sağlıksız biçimlerde tanı açısmdan büyük Önem taşır. Hastalık etkeninin kana yayıldığı dönemde Özellikle önemli olan kas ağrıları, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması ve ateşin düşmesinden sonra geçer. Bütün vücuda yayılmakla birlikte en çok bel, ense ve karında şiddetlidirler. Hareket ve basınç da ağrıları artırır.</p>
<p>• Beyin zarı tahrişi belirtileri  Bütün olgularda başlangıçtan beri şiddetli baş ağrısı bulunur; tahlillerde belirlenmese de bu, beyin zarlarının etkilendiğini gösterir. Beyin zarında tahriş belirtileri her zaman tam olarak ortaya çıkmaz. Bazen hiç klinik belirti yoktur. O zaman hastalık, beyinomurilik sıvısından (BOS) leptospiraların ayrıştırılması ve sıvıdaki değişikliklerle saptanabilir. Belirtiler geçici ve hafif de olsa, seröz bir menenjit (beyin zarı iltihabı) tablosunu kanıtlamaya yeter.</p>
<p>• Karaciğerin etkilenmesi  Önceden sanılanın tersine, insandaki leptospirozda her zaman sarılık bulunmaz, olgularm yalnız küçük bir bölümünde görülür. Sarılık gelişme oranı, ülkenin koşullarına, etken olan leptospira türüne, hastanın yaşadığı ortama ve Özellikle iyi gidişli sanlıksız olgular içinde tanı koyulabilenlerin sayısına göre değişir. Karaciğerdeki değişiklikler ancak ayrıntılı incelemelerle kanıtlanabilecek kadar hafif de olsa, sanlıksız gidişil olguların büyük bir bölümünde karaciğer etkilenmiştir. Karaciğer elle muayenede genellikle hafif ağrılı ve biraz büyümüş bulunur.<br />
Olguların küçük bir bölümünde sarılık, hastalığın 5-6. gününde ortaya çıkar; başlangıcı genellikle ateşin düştüğü döneme denk gelir. Deri bu günlerde damar genişlemesi nedeniyle turuncu renk almıştır, bu durum genellikle alev ya da nar rengi olarak tanımlanır.</p>
<p>• Böbrek belirtileri  Böbreklerle ilgili belirtiler sıklık ve özellik açısından leptospira enfeksiyonunun temel bulguları olarak kabul edilir. Genellikle fazla şiddetli olmayan belirtilerle ortaya çıkan akut bir nefroz söz konusudur; bu durum çok seyrek olarak ağır ve ölümcüldür. Böbrek bozulmasının çeşitli derecelerde belirtileri gözlenebilir. Ödem ve yüksek tansiyon bulunmaması, hastalığın en önemli özelliğidir. Olguların büyük bir bölümünde böbreklerin etkilenmesi, birkaç gün içinde ortadan kaybolan bu belirtilerle kendini göstermeye başlar. Ağır biçimlerde ise idrar yoğunluğunda anlamlı bir azalma, ayrıca idrar miktarında azalma (olgun) ya da azoteminin artmasıyla birlikte tam bir idrar durması (amiri) görülür, İdrarda leptospira bulunması 6-7. günden başlayarak saptanabilir. İyi gidişli biçimlerde, değişken bir dönemden sonra idrar yeniden normale döner. Ağır olgularda ise hasta üremik komaya girerek birkaç gün içinde ölebilir.</p>
<p>• Kalpdolaşım sistemi belirtileri Leptospira enfeksiyonu az ya da çok belirgin bir kan basıncı düşmesine neden olur. Nabız yumuşaktır ve sıklığı ateşin gidişiyle uyum göstermez. Kalp kası da hafif biçimde etkilenir. Ek atımlarla (ekstrasistol) birlikte kalp atım düzeninde bozukluklar görülür. Zehirlenmenin önde olduğu enfeksiyon belirtileriyle seyreden bir miyokardi: (kalp kası İltihabı) tablosuna çok ender rastlanır. Yüksek tansiyon bütün hastalık donemi boyunca ve iyileşme döneminde de sürer. Olguların büyük bir bölümünde elektrokardiyografide önemli bir değişiklik saptanmaz.</p>
<p>• Kanama belirtileri  Hastalık özellikle Akdeniz bölgesinde sıklıkla konjunktiva ve ağtabaka kanamalan ile ortaya çıkar. Özellikle belirtilerin şiddetli olduğu ağır olgularda küçük odaksal kanamalar, derialtı ve derin dokularda hematomlar (kan oturması), makattan siyah kan gelmesi (melena), mideden kan gelmesi (hematemez), âdet dışı kanama düzensizlikleri (metroraji), beyni ve beyin zan (meninks) ya da solunum sistemi kanamalan gelişebilir.</p>
<p>• Göz değişiklikleri  Genellikle hafif, iyi huylu ve hastalığa özgü değişikliklerdir. Konjunktivanın küçük ve orta damarlarının genişlemesiyle gelişen kızarıklık, kılcal damarlar da genişlediğinde yüze tipik bir görünüm verir. Konjunktiva altı kızarıklık çok erken gelişir ve 5-7 gün içinde geriler. Hasta yanma duygusu, gözyuvarlarında hafif ağn, sulanma ve ışığa karşı aşırı duyarlılıktan yakımr. Ender olarak iridosiklit (iris ve kirpiksi cisim iltihabı), üveit (uvea iltihabı) ya da irit (iris iltihabı) gibi daha ağır enfeksiyonlar görülebilir.</p>
<p>• Derimukoza değişiklikleri  Leptospiralann salgıladığı zehirli maddelerin etkisiyle küçük damarlarda genişleme görülebilir. Hastanın yüzü kızarmıştır, mukozalarda hafif kanlanma artışı, konjunktivada şişme, deride ise kızarıklık bulunur. Genellikle olgulann yüzde 10&#8242;unda kızıl ya da kızamığa benzeyen yaygın bir döküntü ortaya çıkar; bu bazen sırt, omuzlar ve boyunda lekelerle sınırlı olabilir. Döküntü, hastalığın 2-3. gününde başlar ve birkaç saat içinde hızla geriler. En sık (olgulann yüzde 30&#8242;unda) görülen deri belirtilerinden biri de, dudaklardaki uçuk enfeksiyonudur.</p>
<p>• Solunum sistemi değişiklikleri olgulann yaklaşık yüzde 50&#8242;sinde yutakgırtlak bölgesinde kızarma, sıklıkla da belirli bir özelliği olmayan, sıradan mikroplara bağlı hafif bir bronşit görülür. Bronşakciğer enfeksiyonlan ender olarak gelişir ve bu enfeksiyonlann çok azında etken leptospiralardır. Leptospirozda gelişen akciğer değişikliklerinin önemli özelliği, solunum ağacından kan gelmesidir (hemoptizi).</p>
<p>• Sindirim sistemi değişiklikleri İştahsızlık, bulantı, kusma sık görülür. Dil genellikle düzleşmiş ve kenarları kızarmıştır. Bağırsak hareketlerindeki değişikliklerin belirli bir düzeni yoktur, bazen ishal, bazen de kabızlık görülür.</p>
<p>Klinik:<br />
Karaciğer, böbrek ve beyin zarlanndaki ilerleyici değişikliklere bağlı olarak leptospiroz karaciğerböbrek iltihabı, böbrek hastalığı, ya da lenfositer (lenfositlerin egemen olduğu) beyin zan iltihabı tablolan oluşturabilir. Çeşitli leptospira türleri, bölgeden bölgeye değişen üreme hızlan, iklim, ortam ve hastanın vücut koşullan, yalnızca hastalığın gidişini ve şiddetini değil, enfeksiyonun klinik belirtilerini saptamak açısından da önemlidir.</p>
<p>• Karaciğer  böbrek iltihabı biçimleri  Hastalık ağır bir enfeksiyon tablosu ve genel durumda şiddetli bozulmayla başlar. Şiddetli baş ve kas ağnlan görülür. Olguların yansında ateş iki aşamalı bir gidiş gösterir ve 10-14. güne doğru hafifleyerek düşer. Beşinci güne doğru değişken bir şiddette sanhk ortaya çıkar; gözaklarının hafif sararmasıyla sınırlı olabileceği gibi, 12 gün içinde hızla şiddetlenebilir. Böbrek değişiklikleri, olgulann büyük bölümünde idrar tahliliyle ortaya konabilen hafif bozukluklar ya da kan azot düzeyinde belirgin bir artış biçimindedir.</p>
<p>Kanama bozuklukları hafif burun kanamalan, konjunktiva ya da dişeti kanamaları ve hafif derialtı kanama odaklanyla sınırlıdır; daha ender olarak idrarda çıplak gözle saptanabilen kan görülebilir. Başlangıçtan beri şiddetli olan ağır sinirsel değişiklikler, tifo belirtileri, çılgınlık hali, ajitasyon, erken ve şiddetli sanlık, kan azot düzeyinin hızla artması, belirgin idrar azalması ya da tam idrar durması ile seyreden az sayıda olgu görülmüştür. Bunlar ölümcül sonuç veren kötü gidişil biçimlerdir. Ölüm, hastalığın ilk gününde kalp dolaşım sisteminin iflası sonucunda ya da 7-10. güne doğru üremi ile gerçekleşir.</p>
<p>• Beyin zarı iltihabı  Sekizon gün süren iyi gidişli bir hastalık gibi başlar. Leptospirozlara özgü genel enfeksiyon belirtileri, bazen de belirgin beyin zan iltihabı bulgularıyla ortaya çıkar. Bu belirtiler çok ender olarak hafif şiddettedir. Bazı olgular çok hafif ve kısa süreli olduğundan dikkati çekmeyebilir. Dalak genellikle büyük, karaciğer normal boyutlardadır. Genellikle böbrek işlevlerinde hafif bir bozulma vardır. Sanlık pek görülmez. Bu biçimlerin özelliği, ateşin düşmesi ve beyin zan iltihabı bulgulannm hafiflemesiyle birlikte vücut sıcaklığının iki aşamalı gidişi ve ateş yeniden yükselirken hastalığın da yeniden alevlenmesidir.</p>
<p>• Böbrek hastalığı  Yalnız böbrek bozukluklarının Ön planda olduğu leptospiroz olgulan ender görülür ve özellikle nedenlerine yönelik veri olmadığında tanı konması güçtür. Böbreklerdeki değişiklikler nefron boıtıcuklannı ve böbrek dokusunu etkiler. Buna doku içinde kanamalara yol açan bir böbrek iltihabı da eklenebilir. Hastalık tipik olarak zehirlenme ve enfeksiyon belirtileriyle başlar, birkaç gün sonra nefron borucuklan ve böbreklerdeki belirtilere İdrar ve kanama belirtileri de eklenir. Kan basıncı yükselmesi ve ödem, kural olarak yoktur. Çok ender olarak tedaviye dirençli idrar durması ile birlikte hasta ağırlaşır ve birkaç saat içinde üremi gelişir; iyileşmeye yüz tutan biçimlerde birkaç gün sonra aşamalı olarak yeniden idrar çıkarılır, kan azot düzeyi ve idrar normallesin Kural olarak kalıcı doku yıkımı olmadığından, böbrek işlevi de tümüyle normale döner.</p>
<p>• Sarılıksız ateşli biçimler  özellikle Avrupa&#8217;da en sık görülen biçimlerdir ve değişik ülkelerde değişik adlarla anılırlar. Çeşitli ülkelerde klinik tablo ve ana özellikleri aynı olmakla birlikte, enfeksiyon etkeni ve çevre koşullarına bağlı olarak bazı değişiklikler gösterebilirler.</p>
<p>Almanya&#8217;da hastalık etkeni Leptospıra grippotyphosa Feldfieber (tarla ateşi) ya da Schlommfieber (çamur ateşi) diye bilinir. Bunlar çamurlu topı aklarda çalışan köylüleri etkiler ve genellikle salgına neden olur. İtalya&#8217;da son yıllarda pirinç tarlalarında çalışan işçilerin aşılanması hastalığın sıklığını belirgin ölçüde azaltmışsa da, leptospiroz hemen hemen her zaman pirinç tarımıyla bağlantılı olmuştur. Türkiye&#8217;de leptospiroz olgulannın büyük bölümü Karadeniz Bölgesi&#8217;nde görülmektedir.</p>
<p>Sanlıksız ateşli biçimlerin özelliği karaciğer, böbrek ve beyin zan bozukluklan olmadan, gribe benzer belirtilerle ortaya çıkmalarıdır. Ateş aniden başlar; olağan çalışmasını sürdüren işçi bu duruma şaşırır. Ateş birkaç saatte en yüksek düzeye ulaşır ve kısa iyileşme dönemleri dışında hastalığın sonuna değin yüksek kalır. Daha hafif gidişli olgularda (yaklaşık % 25) ateş birkaç gün boyunca 38°C&#8217; nin biraz üstünde kalır.En yaygın belirti olan baş ağrısı erken başlar ve olguların % 25&#8242;inde beyin zarının belirgin biçimde etkilendiği görülür. Olguların yüzde 70&#8242; inde şiddetli kas ağrılarının bulunması tanıyı kolaylaştırır.</p>
<p>Hasta konjunktivalannda kızarma ve yanma duyusu tanımlar; çok tipik bir yüz görünümü vardır. İştahsızlık, yutakta kızarıklık, genellikle hafif bronş yakınmaları görülür. Karaciğer ve böbrek belirtileri kural olarak bulunsa da çok şiddetli değildir. Olguların yaklaşık yansında karaciğer hafifçe büyümüştür ve elle muayenede hafif ağrılıdır. Kanda bilirubin düzeyi hafifçe artar, idrarda ürobilin, albümin, silindir ve alyuvar görülür. Hastalık 8-12 gün içinde iz bırakmadan geçer. İyileşme dönemi uzundur ve yoğun bir halsizlik vardır. Son derece hafif gıdişli, çok kısa süreli belirtilerin muayenede fark edilmediği biçimler de sık görülebilir.</p>
<p>Tanı<br />
Karaciğerböbrek belirtileriyle ortaya çıkan ağır biçimlerin tanısı kolaydır. Ancak sarılık öncesi evrede, başka genel hastalıklardan (tifo ateşi, sepsis (kanda bakteri üremesine karşı tepki) vb) ayırt edilmesi güç olabilir, Daha az tipik belirtilerle ortaya çıkan biçimlerde ayırıcı tanı çok güçtür. Basit karaciğer iltihabıyla başlayan leptospirozda en büyük güçlük, viral hepatit ile ayırıcı tanı konmasıdır.</p>
<p>Sarılıksız biçimlerin en önemlilerinden olan leptospiroz kökenli beyin zarı iltihabı, beyinomurilik sıvısının berrak olmasıyla, özellikle viral ve başlangıç evresindeki verem kökenli beyin zan iltihaplanna benzer. Yalancı grip biçimini gripten, yalancı romatizmal belirtilen de gerçek romatizmal hastalıktan ayırt etmek gerekir. Kesin tanı doğrudan mikroskop ve kültür incelemeleri ile dolaylı testlere (bağışıklık testleri) dayanır. Doğrudan mikroskopik inceleme, kanda leptospira bulunan evrede kana, enfeksiyonun ikinci haftasından sonra da idrar ve beyinomurilik sıvısına uygulanır. Ama tanı açısından çok önemli değildir. Tanıya götürücü inceleme yöntemi, alman örneğin (kan, beyinomurilik sıvısı, idrar, böbrek biyopsi örneği) uygun besiyerlerine ekilmesidir. Hastalığın erken evresinde kesin tam sağladığından kan kültürünün büyük Önemi vardır. Bağışıklık testleri çok kullanılır ve önemli yararlar sağlar. Ama bu testlerle ancak hastalığın 7-8. gününden sonra tam konabilir. En yaygın olarak kullanılan serolojik tepkime, çökelti testidir (aglütinasyon). Aşamalı olarak sulandmlan hasta serumlan leptospira antijeniyle karşılaştınlır. En sulandınlmış örneklerde bile antijenantikor tepkimesinin görülmesi, hastada güçlü antikor yanıtı bulunduğunu, dolayısıyla bu hastalığı geçirmiş olduğunu gösterir.</p>
<p>Prognoz (Hastalığın Seyri)<br />
Leptospira enfeksiyonunun gidişi kural olarak olumludur. Ölüm oranı bölgeye, bulaşma yoluna, leptospira türüne ve özellikle hafif olgularda tam koyma süresine bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir. Sanlıksız ve beyin zarı İltihabıyla seyreden biçimlerde büyük oranda iyileşme sağlanır. Avrupa’da karaciğerböbrek iltihabı biçimlerinden kaynaklanan ölüm oram % 7-25 arasında değişir. Ölüm hastalığın ilk günlerinde akut zehirlenme, daha sonra da böbrek yetmezliği sonucunda gerçekleşir. Belirgin tansiyon düşmesiyle birlikte kalp atım hızının artması (taşikardi), her zaman kalp kası iltihabına (miyokardit) işaret eder. Kalp bulgulan karaciğer ve böbreklerde belirgin bir bozulmaya eşlik ediyorsa, sonlanma kötü olur.<br />
Hastalık beyin zarı, karaciğer ve böbreklerde kural olarak kalıcı iz bırakmaz, karaciğer sklerozu ya da sirozu ile kronik böbrek hastalığına dönüşmez. Hastalık kalıcı bir bağışıklık sağla artık hasta, aynı tür leptospıraların yo. açabileceği enfeksiyonlara karşı muştur.</p>
<p>Tedavi<br />
Hastalığın tedavisi erken ve geç olmak üzere iki aşamada ele alınır. Yaygır olarak kullanılan antibiyotikler, bütur leptospira türlerine karşı belirgin biçimde etkilidir. Ama etkileri, tedaviye hastalığın ilk 2-3. gününde ya da en geç 4-5. gününde başlanmasına bağlıdır. Bl kadar erken bir aşamada hastalığın nedenlerine dayanan kesin tanı konabilirse, tedaviye başlanır.<br />
Antibiyotik tedavisi daha geç dönemde, leptospiralar derin organlara yerleştikten sonra başlarsa, genellikle etkisiz kalır. Günümüzde hala en etkili <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> penisilindir. Tedaviye olabildiğince erken başlanır ve her 4-6 saatte bir, damar yolundan sürekli olarak yüksek dozlar verilir. Antibiyotik uzun bir süre olası yinelenmeleri de önleyecek biçimde verilmelidir.</p>
<p>Daha ileri evrelerde tedaviden amaç leptospirozun en korkutucu belirtilerim, yani böbrek yetmezliğini önlemektir. Bu nedenle hasta dikkatle izlenmeli ve kan dolaşımı düzeltilerek böbrekteki dolaşımın bozulması engellenmelidir. Kan basıncındaki düşme ve dolaşım yetmezliği merkez sinir sistemini uyarıcı (analeptik) <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar, kalp güçlendiriciler, böbreküstü bezi özütleri, kortizon grubu <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar ve olanak varsa noradrenalinle tedavi edilmelidir. Yeterli miktarda sıvı vererek vücudun aşın sıvı yitirmesi önlenir; beslenmede protein alımı kısıtlanmalı ve özellikle toplardamar yoluyla günde 160-200 gram glikoz verilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/weil-hastaligi-leptospirosizleptospirozleptospiroza/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorgunluk Sendromu</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/yorgunluk-sendromu</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/yorgunluk-sendromu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2011 07:07:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çene eklemi ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hafif ateş]]></category>
		<category><![CDATA[hafif gece terlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kas ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[kas-eklem ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[lenf bezlerinde duyarlılık]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=17352</guid>
		<description><![CDATA[Kronik yorgunluk sendromu, en az 6 aydan beri devam eden ve dinlenmeyle kolay geçmeyen yorgunluk duygusudur Kronik yorgunluk sendromu neden olur? Yorgunluk, belirgin güç kaybına yol açar Kronik yorgunluk sendromu belirtileri ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Boğaz ağrısı, hafif ateş, kas-eklem ağrıları, hafif gece terlemeleri, baş ağrısı, lenf bezlerinde duyarlılık, çene eklemi ağrıları, kas ağrıları, uykusuzluk<span id="more-17352"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35792</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu, en az 6 aydan beri devam eden ve dinlenmeyle kolay geçmeyen yorgunluk duygusudur. Aslında sebepli yorgunluk, neredeyse her iki kişiden birinde dile getirilen bir histir. Bilinen yorgunlukların altında yetersiz dinlenme, tıbbi bir hastalık, depresyon ya da uykusuzluk gibi nedenler vardır. Oysa kronik yorgunluk sendromunda bunlardan hiçbiri yoktur.</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu neden olur?</p>
<p>Nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak psikolojik streslerin etkin olduğuna dair veriler hala günceldir. Vücut direnç düşüklüğü, hazırlayıcı bir etkendir.</p>
<p>Ne tür yakınmalara yol açar?</p>
<p>En önemli yakınma ani olarak başlayan yorgunluktur. Yorgunluk, belirgin güç kaybına yol açar. Günlük yaşam aktivitesini kısıtlar. Ev, iş ve sosyal ilişkiler ciddi olarak bozulur.</p>
<p>Boğaz ağrısı, hafif ateş, kas-eklem ağrıları, hafif gece terlemeleri, baş ağrısı, lenf bezlerinde duyarlılık dile getirilen diğer yakınmalardır. Bu yakınmalar çok kez fibromiyalji ile karışır.</p>
<p>Ayrıca çene eklemi ağrıları, kas ağrıları, uykusuzluk da dile getirilir.</p>
<p>En sık kimlerde görülür?</p>
<p>En sık, 30-45 yaşlarındaki <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>larda görülür. Gençlerde ve erkeklerde daha az görülmektedir.</p>
<p>Muayene bulgusu var mıdır?</p>
<p>Hayır, kronik yorgunluk sendromunda tanı koyduracak bir muayene bulgusu yoktur. Yalnızca yakınmalar değerlendirilir ve olası tıbbi hastalıklar dışlanır.</p>
<p>Nasıl tanı konur?</p>
<p>En temel tanı kriteri, nedeni bilinmeyen, inatçı ve sık aralıklarla tekrar eden kronik yorgunluk hissidir. Söz konusu yorgunluk istirahat ile yeterince rahatlamaz. Kronik yorgunluk sendromunda dile getirilen yakınmalar, en az 6 aydan beri devam eden <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>nlardır.</p>
<p>Nasıl tedavi edilir?</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu tedavisinde genel kabul görmüş bir <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> yoktur. Düşük dozlarda kortizona başlanabilir ancak uzman hekim nezaretinde kullanılmalıdır. En iyi rahatlama yöntemi spor yapmaktır.</p>
<p>Hangi hastalıklarla karışır?</p>
<p>Fibromiyalji, depresyon, bipolar hastalık, saplantı vb. durumlarla karışabilir. Ayırıcı tanı için psikiyatri konsültasyonu da gerekebilir.</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu belirtileri<br />
Boğaz ağrısı<br />
Boyun ve koltuk altı lenf bezlerinde hassasiyet<br />
Kas ağrısı<br />
Eklemlerde sebepsiz ağrı<br />
Baş ağrıları<br />
Dinlendirmeyen uyku<br />
Egzersiz sonrası<br />
24 saati geçen halsizlik</p>
<p>Ne yapılmalıdır?</p>
<p>Stresten uzak durun<br />
Dengeli beslenin<br />
Spor yapın<br />
Sigarayı ve -alkolü- bırakın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/yorgunluk-sendromu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benign Prostat Hiperplazi (BPH)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/benign-prostat-hiperplazi-bph</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/benign-prostat-hiperplazi-bph#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 19:06:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda]]></category>
		<category><![CDATA[BPH]]></category>
		<category><![CDATA[idrar akım gücünde azalma]]></category>
		<category><![CDATA[idrar sonu damlama]]></category>
		<category><![CDATA[işeme güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[işerken duraksama]]></category>
		<category><![CDATA[kesik kesik işeme]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[sık işeme]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35773]]></category>
		<category><![CDATA[TANI]]></category>
		<category><![CDATA[Terleme]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=14147</guid>
		<description><![CDATA[Benign Prostat Hiperplazi (BPH) , prostat patolojileri arasında en sık rastlanılan durumdur Benign Prostat Hiperplazisinde Belirti Ve Bulgular BPH, genellikle yavaş gelişir ve uzun süre önemli sorun yaratmayabilir BPH, üretra darlığı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>uykusuzluk, terleme, sık işeme, idrar sonu damlama, işeme güçlüğü, işerken duraksama, kesik kesik işeme, idrar akım gücünde azalma<strong></strong></p>
<p><span id="more-14147"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35773</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Prostatın malign &#8211; tumoral olmayan büyümesidir. Benign Prostat Hiperplazi (BPH) , prostat patolojileri arasında en sık rastlanılan durumdur. BPH genellikle 40 yaş üzerindeki erkeklerin hastalığıdır. 50 yaş üzerindeki erkeklerin %50&#8242;sinde 60-70 yaş arasında %65&#8242;şinde 80 yaş üzerinde %90&#8242;ınde BPH gelişmektedir. BPH&#8217;nin yaşlanmayla birlikte, östrojen hormon düzeylerinde görülen değişiklik nedeniyle geliştiği düşünülmekle beraber kesin nedeni belli değildir. Benign prostat büyümesi genellikle prostattaki hücrelerin büyümesi (Hipertrofisi) nedeniyle olmayıp hücre sayısının anormal artışı (Hiperplazi) nedeniyledir. Yaşlanmayla birlikte periüretral gladlarda (üretranın etrafındaki bezlerde) hiperplazi olur. Bu hiperplazik glandlar gerçek prostat dokusunu perifere doğru iterek yassılaştırır. Prostat bezi üretra mesane ve rektuma doğru büyür ve özellikle mesane boyunda yarattığı obstrüksiyonla üretra, mesane, üreterler ve böbreklerde patolojik değişikliklere neden olur.</p>
<p>Hiperplazik kitlenin yaptığı basıyla üretranın normal şekli bozulabilir ve bu kitle mesane boyunda obstriksiyona neden olarak mesanede trabekülasyon, selül (hücre, odalar), divertikül (dışarı doğru bombeleşme) ve taş oluşumuna neden olabilir. Daha sonra üreterlerde (hidroüreter), böbreklerde (hidronefroz) genişleme ile böbrek parankim dokusunda harabiyet gelişebilir.</p>
<p>Benign Prostat Hiperplazisinde Belirti Ve Bulgular</p>
<p>BPH, genellikle yavaş gelişir ve uzun süre önemli <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>n yaratmayabilir. Bu hastalarda alt üriner sistem obstriksiyon bulguları olan pollaküri, noktüri, disüri, hematüri, idrar projeksiyonu ve kalibresinde azalma görülebilir.</p>
<p>TANI:</p>
<p>1. Anamnez: Hastada obstrüktif işeme bulguları mevcuttur.</p>
<p>* Hesitancy: (Duraksama)</p>
<p>Hastanın idrarını, çıkışın zorlaştığı yöne doğru zorlaması için geçen süre</p>
<p>BPH, üretra darlığı</p>
<p>*Projeksiyon azalması: İdrar akım gücü ve kalibresinin azalması:</p>
<p>20 ml/sn</p>
<p>*Terminal dribbling: (İdrar sonu damlama)</p>
<p>*Akut üriner retansiyon-glob vesicale</p>
<p>*Kesik kesik işeme</p>
<p>*Rezidü idrar hissi</p>
<p><strong>Bunlara irritatif bulgular genellikle eşlik eder. </strong></p>
<p>*Frequency</p>
<p>*Noktüri</p>
<p>*Urgency</p>
<p>*Pollaküri</p>
<p>* Dizüri</p>
<p>2. Fizik muayene:</p>
<p>Genel durum: Uykusuzluk? Dehidratasyon?</p>
<p>Batın: Glob vezikale? Hidronefroz?</p>
<p>Parmakla rektal muayene: (DRE) En bilgi verici yöntemdir. Prostatın yeri, büyüklüğü, şekli, kıvamı, simetrisi ve kitle (nodül) varlığı değerlendirilir.</p>
<p>3. Laboratuar testleri:</p>
<p>Rutin testlerde: Böbrek fonksiyon bozukluğu? Anemi?</p>
<p>PSA: Prostata spesifik antijen: Semenin likefaksiyonundan <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>mlu bir asid proteazdır. Normalde prostat salgı hücrelerinden lümene atılır. Prostatın içinde salgı epiteli ile damar endoteli arasındaki <a href="http://www.spitall.com/anatomi"rel="external"title="anatomi" >anatomi</a>k yapı bozulursa, kan düzeyi artar. BPH’ da ılımlı yükselirken, prostat kanserinde ileri derecede yükselir.</p>
<p>4. İşemenin değerlendirilmesi:</p>
<p>Uluslararası prostat semptom skoru (IPSS): Görecelidir, kişisel farklılıklar içerir, tekrarlanabilirliği kısıtlıdır.</p>
<p>Üroflowmetri: İdrar akım hızının ve akımın zamana göre değişiminin ölçülmesidir. En hızlı akım (Qmax) ve ortalama akım (Qav) hızları ile toplam işeme zamanı, işeme eğrisi ve toplam işenen volüm değerlendirilir. 150 cc’nin altındaki volümlerde değerlendirme yapılmamalıdır.</p>
<p>Sistometri, Basınç-Akım ölçümleri: Mesaneye yerleştirilen bir basınçölçer ile işeme öncesi, sırası ve sonrasında basınç kayıtları yapılır. Eş zamanlı olarak üroflowmetri ve rektal basınç kaydı da yapılabilir.</p>
<p>5. Görüntüleme yöntemleri:</p>
<p>Direk batın grafisi: Prostat kalsifikasyonları? Mesane taşı?</p>
<p>Ultrasonografi: Abdominal ve transrektal olarak yapılabilir. Dolu mesane gerekir. Prostatın büyüklüğü, doku homojenitesi, kapsülün durumu, adenom veya tümör varlığı saptanabilir. Prostatın orta lobunun mesane içine doğru büyümesi gözlenebilir. Üst üriner ultrason ile hidronefroz, böbrek parankimi değişiklikleri, taş varlığı incelenir.</p>
<p>Ivp:</p>
<p>Üst üriner sistemde hidroüreter, hidronefroz, böbrek fonksiyon değişikliği, taş varlığı saptanabilir. Mesane fazında selül ve divertikül varlığı, mesanenin  kapasitesi, prostatın orta lobunun büyümesine bağlı “prostatik indentasyon” bulgusu,  yine mesane içine doğru büyümüş prostatın, üreter alt uçlarını yukarı doğru itmesiyle “balık oltası-fishook” görüntüsü saptanabilir.</p>
<p>Ayırıcı Tanı:</p>
<p>Prostat ca: PSA</p>
<p>Prostat absesi: Abse bulguları-Kültür AB</p>
<p>Prostatit: Enfeksiyon bulguları-Kültür AB</p>
<p>Üretra darlığı: Üretrogram</p>
<p>Tedavi:</p>
<p>BPH&#8217; de konservatif (koruyucu önlemler) ve tibbi tedavi yada cerrahi tedavi uygulanır. BPH&#8217;li hastaların bazılarında konservatif önlemlerle belirti ve bulgular azaltılabilir. BPH, prostatitle birlikte olduğunda antibiyotikler verilerek tedavi edilirse belirti ve bulgular azalır. Prostat hiperplazisini önlemek için androjenin etkisini kaldıran <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar (östrojenler ve antiandrojen olan flutamid) verilebilir. Periprostatik kasların kasılmasını engellemek için a-bloker <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar (prazosin, alfuzosin, terazosin, doksazosin) kullanılabilir. Ayrıca hastaya idrar yapma ihtiyacı duyduğunda beklemeksizin idrarını yapması, kısa sürede fazla miktarda sıvı alması alkol diüretik etkisiyle sıvı hacmini arttırarak mesane distansiyonuna neden olacağından, alkol almaması söylenir.</p>
<p>Cerrahi tedavi :</p>
<p>BPH&#8217;nin neden olduğu üriner obstrüksiyonu gidermek için en yaygın olarak uygulanan tedavi şekli cerrahidir. Büyüyen Prostat üretral yolla (transüretral rezaksiyon-üretradan geçerek prostatın çıkarılması) yada açık cerrahi girişimle çıkarılır. Cerrahi yöntem prostatın büyüklüğüne ve hastanın sağlık durumuna göre belirlenir. Prostatektomi terimi aslında yapılan işlemin tam karşılığı değildir. Yapılan işlem yani gelişen dokunun çıkarılması adenomektomidir (adonomların alınması). Gerçek prostat ve fibröz kapsül çıkarılmaz. Tüm prostatın çıkarılması (radikal prostatektomi) sadece bazı prostat kanserlerinde uygulanır.BPH nın cerrahi tedavisi için kullanılan temel yöntemler şunlardır:</p>
<p>Transüretral rezeksiyon (TUR-P): Üretradan endoskopik cihazlarla girilerek prostat dokusu kazınır.</p>
<p>Açık prostatektomi: Abdominal veya perineal insizyonla adenom dokusu çıkartılır.</p>
<p>Transüretral insizyon: Prostatın belli noktalarına kesi yapılır, kazıma işlemi yapılmaz.</p>
<p>Transüretral balon dilatasyon: Dar bölgede, uygun çaplı bir balon şişirilir.</p>
<p>Mikrodalga hipertermi: Prostat dokusu ısıtılarak harap edilir.</p>
<p>Yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason: Ultrason enerjisinin dokuda oluşturduğu ısı ile doku harap edilir.</p>
<p>Transüretral iğne ablasyonu: Prostat içine doku harabiyeti yapacak madde (alkol) enjeksiyonu</p>
<p>Açık cerrahi yöntem prostatın büyüklüğü ile ilgilidir. Genellikle 50 gr&#8217;dan büyük prostatlarda uygulanan bir yöntemdir. Retropubik prostatektomi, alt abdominal insizyonla mesaneye girilmeksizin prostata ulaşılır ve doku çıkarılır, perineal prostatektomi, anüs ve skrotumun arasından perineye yapılan bir insizyonla uygulanır. Suprapubik transvezikal prostatektonomi en sık uygulanan açık cerrahi yöntemdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/benign-prostat-hiperplazi-bph/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyabetik Ayak</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyabetik-ayak</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyabetik-ayak#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 18:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik Maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabıların ayağı sıkması]]></category>
		<category><![CDATA[el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma]]></category>
		<category><![CDATA[el ve ayaklarda kuvvet kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35772]]></category>
		<category><![CDATA[suyun sıcaklığını hissedememe]]></category>
		<category><![CDATA[uykudan uyanma]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=14145</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma, uykusuzluk, uykudan uyanma, ayakkabıların ayağı sıkması, suyun sıcaklığını hissedememe, el ve ayaklarda kuvvet kaybı Diyabetik ayak gelişiminin nedeni üç ana başlıkta değerlendirilebilir: ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma, uykusuzluk, uykudan uyanma, ayakkabıların ayağı sıkması, suyun sıcaklığını hissedememe, el ve ayaklarda kuvvet kaybı</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span id="more-14145"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35772</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Şeker hastalığı, yani diyabet, tarih boyunca toplumların en önemli sağlık <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlarından biri olmuştur. Yeni tedavi yaklaşımları ve geliştirilen <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar sayesinde kan şeker seviyesi kontrol altında tutulabildiğinden, diyabetin ölümcül olan komplikasyonlarından ketoasidoz ve hipoglisemi artık daha nadir görülmektedir. Diyabet tedavisi olmayan, ancak iyi bir bakımla kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalıktır. Kan şeker seviyesi ne kadar iyi kontrol altında tutulsa da, uzun dönemdeki komplikasyonlar genelde kaçınılmazdır. Hangi komplikasyonun daha belirgin ortaya çıkacağı kişiler arasında farklılık gösterir. Bunların çoğu kan dolaşımı ile ilgilidir. Damarlar adeta kolalanmış gibi sertleşmiş, kan elemanlarının fonksiyon kabiliyeti azalmıştır. Etkilenen organa göre farklı hastalık profilleri ortaya çıkar. Böbreklerde nefropati, gözlerde retinopati, el ve ayaklarda nöropati veya diyabetik ayak bunlardandır.</p>
<p>Ülkeler ve ırklar arasında diyabetin genel topluma oranı % 6-7 kadardır. Amerikan kızılderililerinde bu oran % 50-60&#8242;ı bulmaktadır. Diyabetli hastaların hastane başvurularının % 20&#8242;sinin nedeni ayak <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nları oluşturmaktadır. Genel toplumda uygulanan ayak kesme ameliyatlarının % 50-70 kadarının diyabetli hastalarda olduğu saptanmıştır. Parmağı kesilen bir diyabetlide, ikinci bir kesme ihtiyacı riski 2 yıl içinde % 50 olmaktadır. Diyabetlilerin sadece % 30&#8242;u tamamen ayak <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlarında uzaktır ve en azından % 15&#8242;inde ayaklarında yara açılmaktadır. Diyabetik ayak gelişiminin nedeni üç ana başlıkta değerlendirilebilir:</p>
<p>1- Damarsal yapılarda bozulmalar (Anjiopati)</p>
<p>2- Kan kimyasında değişimler (Hemoreolojik)</p>
<p>3- Periferik sinirlerde bozulmalar (nöropati)</p>
<p>1- Eskiden diyabetli hastaların kılcal damarlarında bozulma olduğu ve bu nedenle yara geliştiği ve gelişen yaraların ve kesi hatlarının iyileşmediği düşünülürdü. Yapılan çalışmalar bunun doğru olmadığını göstermiştir. Bu hastalarda damarsal <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>n vardır, ancak küçüklerde değil büyük çaplı damarlardadır. Diyabetik ayaklarda gelişen damar tıkanmaları genelde diz çukurunun hemen altındaki büyük damarlarda olmaktadır. O nedenle bu hastalarda bu seviyedeki damarların açıklığı renkli dopler ultrasonografi veya anjiografi ile değerlendirilmelidir. Eğer yeterli açıklık ve fonksiyon varsa, yaranın ana nedeni damarsal değildir demektir.</p>
<p>2- Diyabetli hastalarda tüm sistemlerde olduğu gibi kan ve bağışıklık hücrelerinde de kısmen fonksiyonlarda bozulma vardır. Kan hücreleri sertleşmiştir ve kılcal damarlardan geçmesi güçleşmiş, dolayısiyle oksijen taşıma sistemi bozulmuştur. Bağışıklık hücrelerinde fonksiyon zaafiyeti, enfeksiyonlara duyarlılığı artırmıştır.</p>
<p>3- Diyabetik nöropati. Tüm bu etkenlerin yanında bu hastaların ayaklarında yara gelişmesinin ana nedeni diyabetik nöropatidir.</p>
<p>Sinirler, omurga içindeki omurilikten başlayarak ayak ve parmak uçlarına doğru ilerlerler. İlerledikleri yol boyunca bazen dar <a href="http://www.spitall.com/anatomi"rel="external"title="anatomi" >anatomi</a>k yerlerden geçerler. Dirsek (kubital) ve bilek (karpal) tünelleri el sinirleri için örnektir. Bacaklarda ise ayak bileği (tarsal) tüneli en fazla sıkışmanın olduğu yerdir. Bazı kişiler, tünelleri doğuştan daha dar olduğundan veya tünel içinde fazladan kas dokusu gibi nedenlerle sinir sıkışmasına meyillidirler. Ancak diyabetikler, iki önemli nedenden dolayı bu tünellerde sinir sıkışmasına çok daha fazla maruz kalırlar.</p>
<p>Diyabetiklerde basıya duyarlılığın birinci önemli nedeni, sinirlerinin şişmesidir. Sinir dokusu içine giren bol miktarda glikoz şekeri bir başka şeker olan sorbitole dönüşür. Sorbitol kimyasal özelliğinden dolayı kendine su çeker ve sinir dokusu su ile şişer. Şişen bir sinirin zaten dar olan alanlarda kolayca basıya maruz kalabileceği hipotezi de eskiden beri bilinmektedir.</p>
<p>İkinci neden diyabetik sinirlerde taşıma sisteminin bozulmuş olmasıdır. Normalde sinir gövdesi ile ucu arasında bilgi alışverişi kimyasal maddelerin sinir içinde tubulin denilen yapılar vasıtasıyla taşınması ile olur. Diyabetiklerde bu taşıma sistemi bozulmuştur. Eğer sinir bir yerde sıkışmaya bağlı tahrifata uğramışsa, o yerin tamiri için bu taşıma sistemi ile gerekli materyallerin gelmesi gerekir. Taşıma sistemi  bozulursa artık sinir kendini onaramaz ve hafif bir bası bile ağır bulgulara sebep olabilir.</p>
<p>Diyabetik hastalarda nöropati çok farklı şekillerde ortaya çıkabilirse de, sıklıkla görülen şekli önce ayakların sonra da ellerin tutulmasıdır. Genellikle, el ve ayak parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma hissedilir. Başlangıçta bu şikayetler ara sıra ortaya çıkarken, zamanla sabit hale gelirler. Bu sıkıntılar artarak uykuları bozmaya, uykudan uyandırmaya başlar. Uzun zaman sonrasında ayaklardaki uyuşukluk o kadar artar ki, ayakkabıların ayağı sıktığı, suyun sıcaklık derecesi hissedilemez hale gelir. Ayrıca el ve ayaklarda kuvvet kaybı da olur.</p>
<p>Nöropati ilerledikçe ağrı ile birlikte duyu kayıplarının yanında, aldıkları uyarıların azalması nedeniyle kas erimesi de başlar. Bu durum belirgin deformitelerle sonuçlanır. Elde sinir yaralanmaları sonucunda oluşan pençe el deformitesine benzer şekilde ayaklarda pençe deformitesi oluşur. Bu deformite gelişince ayağa binen yük ayak parmaklarında, metakarp başlarında yoğunlaşır. Bu aşırı yük, bu bölgelerde yara açılmasıyla sonuçlaşır. Son dönemlerinde ise, adele desteğinden yoksun kalan ayak tabanı çöker ve sallanan koltuğa benzer bir ayak oluşur. Bu hale gelmiş ayakta artık her an yara açılabilir ve geri dönüşü de imkansızdır.</p>
<p>Diyabetik ayağın tedavisinde iki cerrahi yaklaşım vardır: Birincisi, yara açılmasını önlemek için profilaktik (koruyucu) cerrahi, ikincisi açılmış yaraların kapatılması, yani onarılmasıdır. Profilaktik cerrahi oldukça yani bir kavramdır. Diyabetik sinirlerin dar yerlerde kolayca sıkışabildiğini &#8220;double crush phenomenon&#8221; olarak adlandıran Prof. A. Lee Dellon, bunları serbestleştirmenin diyabetik ayak gelişimini önleyeceğini düşünerek iyimser bir hava yaratmıştır. Geliştirdiği duyu değerlendirme cihazı ile diyabetik nöropatiyi çok erken evrede tespit ederek sinirleri serbestleştirme cerrahisi uygulamıştır. Gerek kendisinin, gerek se diğer cerrahların takiplerinde, cerrahi tedavi uyguladıkları diyabetli hastaların hemen hiç birinde parmak veya ayak kesme ihtiyacı oluşmamıştır.</p>
<p>İkinci cerrahi yaklaşım ise yara gelişen ayakların tedavisine yöneliktir. Bu olgularda öncelikle iyi biri yara bakımı gerekir. Burada destek tedavi olarak hiperbarik oksijenin yararı olduğu iddia edilmektedir. En azından yarayı küçültür ve granülasyon dokusunun gelişimini sağlar. Yara zemininde sağlıklı doku varsa deri yaması ile (greft) onarım yeterli olabilir. Yara derinse ve zemin kötüyse saplı veya serbest doku aktarımları gerekir. Çok ileri olgularda dokular çürümüşse, yani nekroz olmuşsa, organizmayı korumak için bir an önce uzvun kesilmesi (amputasyon) işlemi yapılmalıdır. Yaraların ameliyatla kapatılması sırasında sinirlerin serbestleştirilmesi işleminin yara iyileşmesini hızlandırdığı ve yeni yaraların gelişmesini engellediği saptanmıştır.</p>
<p>Son zamanlarda diyabetik ayak yarası tedavisinde destekleyici tedavi yöntemi olarak MicroVas damarsal tedavi sistemi de uygulamaktayız. Uzuvlara elektrodlar vasıtasıyla verilen elektrik akımlarıyla kan akımı artırılmakta ve yara iyileşmesi hızlandırılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/diyabetik-ayak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflama İlaçlarının Zararları</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/zayiflama-ilaclarinin-zararlari</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/zayiflama-ilaclarinin-zararlari#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 19:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=13963</guid>
		<description><![CDATA[Zayıflama ilaçlarının bitkisel adı verilerek doğal olarak üretildiği ve bu yüzden sağlıklı olduğuna inandırılan bu ilaçlar anlatılanların aksine kimyasal bir yapıya sahip olup sizleri ölüme kadar sürükleyebilir bölgesel zayıflama bölgesel zayıflama ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çevrenizde duymuşsunuzdur zayıflamak istiyorum “ zayıflama hapları kullanayım faydası oluyormuş “ diye. Şimdi sizlere bu hapların ne kadar zararı olduklarını sıralayacağız.<span id="more-13963"></span><br />
Sağlık bakanlığı tarafından onaylı olarak tv, internet vb. yerlerde <a href="http://www.spitall.com/reklam"title="reklam" >reklam</a>ları yapılan bu <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar çok ilgi gördüğü için sürekli yenileri üretilmekte ve aynı tür <a href="http://www.spitall.com/reklam"rel="external"title="reklam" >reklam</a>lar ile insanları ikna etmeye çalışmaktadırlar.</p>
<p>Hiç düşündünüz mü zayıflamak isterken sağlığınızın bozulacağını. Zayıflama <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>larının bitkisel adı verilerek doğal olarak üretildiği ve bu yüzden sağlıklı olduğuna inandırılan bu <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar anlatılanların aksine kimyasal bir yapıya sahip olup sizleri ölüme kadar sürükleyebilir. Bu <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>lar kullanılmaya başladığında içindeki maddeler nedeni ile beyninize yeme emrini azaltıp iştahsızlığa yol açmaktadır.<br />
bölgesel zayıflama</p>
<p>bölgesel zayıflama</p>
<p>Ayrıca bir çok yan etkileri olmaktadır ve bu yan etkiler dolayısı ile bir çok kişi kullanmayı bu yüzden terk etmiştir. Yan etkileri arasında; Tansiyon dengesizliğine yol açması, kabızlık, bağırsak düğümlenmesi, uykusuzluk problemleri ve kalp krizlerine yol açtığı tespit edilmiştir. Zayıflamak için mutlaka <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/diyet"title="diyet" >diyet</a> yapılmalıdır ancak sağlık olarak doktor kontrolunda olmalıdır.</p>
<p>Doktorunuzun size vereceği <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/diyet"title="diyet" >diyet</a> listeleri ile sağlıklı ve düzenli bir şekilde zayıflayabilirsiniz. Zayıflama <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>larının zararları hakkında bilgi edinmeniz doktora gidip sağlıklı bir <a href="http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/tag/diyet"rel="external"title="diyet" >diyet</a> uygulamanıza sizi ikna edicektir. Fazla kalorilerinizi atmak için yeme düzeninizi ayarlarak, düzenli bir şekilde egzersizler yapmanız fayda sağlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/zayiflama-ilaclarinin-zararlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dissomnia</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dissomnia</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dissomnia#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 16:31:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Belirtisi Dinlendirici]]></category>
		<category><![CDATA[Dinlendirici olmayan uyku]]></category>
		<category><![CDATA[hiç uyuyamama]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall taxonomy id]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35413]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Uykuya dalma güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[uykuyu sürdürme güçlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12285</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: Dinlendirici olmayan uyku, uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü, hiç uyuyamama Uykuyu başlatma, sürdürme, uykunun miktarı ve kalitesine ilişkin bozukluklara “dissomnia” adı verilir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi:</strong> Dinlendirici olmayan uyku, uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü, hiç uyuyamama<strong></strong></p>
<p><span id="more-12285"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35413</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Uykuyu başlatma, sürdürme, uykunun miktarı ve kalitesine ilişkin bozukluklara “dissomnia” adı verilir. Kişi yeterli sürede kendisini ertesi gün iyi, dinlenmiş hissettiği bir uyku kalitesinde uyuyamamaktadır. Bu duruma Primer İnsomnia (Dinlendirici olmayan uyku) adı verilmiştir.</p>
<p>Yapılan araştırmalar, dünyanın her yerinde insanların %50’sinin yaşamlarının bir döneminde uykusuzluk çektiğini göstermektedir. Türkiye nüfusunun %22’sinin uyku bozukluğu yaşadığı saptanmıştır. Bunların %50’si uykuya dalma, %44’ü uykuyu sürdürme güçlüğü, %6’sı da hiç uyuyamamaktan şikayet etmişlerdir.</p>
<p>Uyku <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>nu <a href="http://www.spitall.com/kadin-cinayetleri"rel="external"title="kadın" >kadın</a>larda, yaşlılarda ve günlük yaşam içinde pek çok güçlük çeken insanlarda daha sık görülmektedir. Yaşam enerjisini ve kalitesini düşüren bu durum, bazen yerleşerek kalıcı hale dönüşebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/dissomnia/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Narkolepsi (Uyuma Hastalığı)</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/narkolepsi-uyuma-hastaligi</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/narkolepsi-uyuma-hastaligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 14:44:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[aniden uykuya dalma]]></category>
		<category><![CDATA[aniden uyuma]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[kaslar]]></category>
		<category><![CDATA[REM]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli uyuma arzusu]]></category>
		<category><![CDATA[Spitall Taxonomy Id: 35338]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=12100</guid>
		<description><![CDATA[Belirtisi: aniden uykuya dalma, aniden uyuma, gündüz uykusu, uykusuzluk, stres, şiddetli uyuma arzusu Narkolepsi beynin ilginç ve ender görülen bir hastalığı “narkolepsi”, her 2 bin kişiden birinde ortaya çıkıyor ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirtisi: </strong>aniden uykuya dalma, aniden uyuma, gündüz uykusu, uykusuzluk, stres, şiddetli uyuma arzusu</p>
<p><span id="more-12100"></span></p>
<p>Spitall Taxonomy Id: 35338</p>
<p>Tanım:</p>
<p>Narkolepsi beynin ilginç ve ender görülen bir hastalığı “narkolepsi”, her 2 bin kişiden birinde ortaya çıkıyor. İnsanın gün içinde çok kolay uykuya girmesine yol açan ve hipersomnianın bir türü olan bu hastalık, REM evresini kontrol eden merkezlerdeki <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlardan kaynaklanıyor. Bu kişiler gün içinde çok hızlı bir şekilde REM uykusuna dalıp rüya görmeye başlayabiliyorlar. Oturdukları yerde, ayakta ya da araba kullanırken rüya görüyorlar. Bu durum çok ciddi sosyal ve yaşamsal <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"title="soru" >soru</a>nlara yol açıyor. Narkolepsi hastalığı olanların gün içinde uyanıkken bile kasları aniden REM uykusundaki gibi gevşeyebiliyor. Tüm kasların bu ani ve geçici felç durumuna “katapleksi” deniliyor. Oldukça tehlikeli olan bu durum, gülmek, üzülmek gibi herhangi bir duygusal anda ya da yürürken olabiliyor.</p>
<p>Narkolepsinin diğer bir bulgusuysa uyurken görülen rüyalara benzer halusinasyon görülmesi. Gün içinde çok kısa süreli dalmalarda bile bu kişiler rüya görebiliyor. Uyku felci denen durum da bir narkolepsi belirtisi. Kişi, uyandığında tüm vücudunu felç olmuş gibi hissediyor. Nefes alıp verme devam ediyor ve gözler oynayabiliyor. Kısa süren bu durum kişiye ölecekmiş hissi veriyor. Narkolepsi hastaları, gün içinde sık sık uykuya daldıkları için gece uykuları düzensizleşiyor. Bu kişilerde görülen diğer bir belirtiyse otomatik hareketlerin sıklığı. İnsanlar gün içinde bazı hareketleri düşünmeden, yalnızca bir alışkanlık olarak yapabiliyorlar. Örneğin, iş çıkışında bir konu üzerinde düşünürken hiç farketmeden arabanızın olduğu yöne gitmek, elinizdeki sütün kalan kısmını hiç düşünmeden buzdolabına koymak gibi hareketler, otomatik olarak yapılıyor. Bu tip davranışlar, narkolepsi hastalığında oldukça belirgin oluyor. Bu kişiler gün içerisinde yaptıkları birçok hareketi, farkında olmadan otomatik olarak yapıyorlar.</p>
<p>Narkolepsi hastalarındaki temel <a href="http://www.spitall.com/visionary-ideas"rel="external"title="soru" >soru</a>n, uyku ve uyanıklık arası ndaki sınırın kaybolması. Bu kişilerde sıklıkla görülen otomatik davranış şekli, NREM uykusuyla uyanıklık durumun bir karışımı olarak kabul ediliyor. Narkolepsi hastasında, karmaşık işleri yapmaya yetecek kadar uyanıklık durumu olsa da, bu uyanıklık düzeyi, yapılan hareketleri bilinç düzeyinde değerlendirmeye ve hatırlamaya yeterli olmuyor. Örneğin, kişi odasını toplayarak kitabını kaldırıyor, ancak bunun farkında olmadığı için daha sonra nereye kaldırdığını hatırlayamıyor. Narkoleptiklerde REM uykusu ve uyanıklık birbirine karıştığı için uyku felci sıklıkla görülüyor. Bu durum normal insanlarda aşırı yorgunluk, uykusuzluk ve stres durumlarında da görülebiliyor. Ancak, narkolepsi hastalarında sık belirtilerden birisi. Araştırmacılar, uyku felcinin temelinde yatan bozukluğun, REM uykusunda görülen, genel vücut kaslarındaki gevşemeyle uyanıklık durumunun aynı anda yaşanması olduğunu düşünüyorlar.</p>
<p>Narkolepsi hastalığının temelinde genetik etkenler bulunuyor. Bu kişilerin %90’ından fazlasında HLA-DR15 ve DQ6 geni bulunuyor. Bu gen, altıncı kromozom üzerinde bulunuyor ve bu geni taşıyanların çocuklarında narkolepsi olma riski %2, yani toplumda görülme sıklığının yaklaşık 40 katı. Yapılan yeni bir çalışma narkolepsi hastalığının mekanizmasını bir ölçüde aydınlattı. California Üniversitesi’nde yapılan bu çalışmada narkolepsi hastalarının beyninde “hipokretin1” denen bir mesajcı molekülün düzeyinin normale göre %85 oranında daha az olduğu bulundu. Hipokretin-1, hipotalamusta bulunan az miktardaki hücreden salgılanıyor. Normal insan beyninde hipokretin salgılayan yaklaşık 70 bin hücre bulunuyor. Narkoleptiklerdeyse bu hücrelerin sayısı 3-10 bine kadar düşüyor. Narkolepsi hastalarından alınan omurilik sıvısında hipokretin1 ölçülemeyecek kadar azalıyor. Narkolepsi dışında hiçbir hastalık omurilik sıvısındaki hipokretin1 düzeyini sıfırlamadığı için, bu durum hastalığın teşhisinde önem taşıyor. Hipokretin-1 salgılayan hücrelerin neden azaldığı tam olarak bilinmiyor. Çeşitli çevresel etkenler ya da vücudun kendi ürettiği bir zehirli madde bu hücreleri yok etmiş olabilir. Diğer bir olasılıksa bu hücrelerin vücudun kendi bağışıklık sistemi hücreleri tarafından öldürülmesi. Bu hastalığın tedavisinde değişik yöntemler olmasına karşın, son yıllarda hipokretin-1 içeren <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>ların şikayetleri azalttığı ya da yok ettiği tespit edildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/narkolepsi-uyuma-hastaligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alkaloitler</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/alkaloitler</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/alkaloitler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Etken Maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alkaloitler]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=11888</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle bitkisel kökenli, heterosiklik yapıda kimyasal bileşikler Moleküllerinde bir ya da daha çok NH2 grubu bulunduğundan bütün alkaloitler ortak bir alkali özelliği gösterirler Zaten alkaloit adı alkali sözcüğünden türer ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-11888"></span></p>
<p>Genellikle bitkisel kökenli, heterosiklik yapıda kimyasal bileşikler. Moleküllerinde bir ya da daha çok NH2 grubu bulunduğundan bütün alkaloitler ortak bir alkali özelliği gösterirler. Zaten alkaloit adı alkali sözcüğünden türer. Anlamı alkali benzeri demektir.</p>
<p>Alkaloitlerin birçoğu tıpta kullanılır. Bunlardan başlıcaları kafein, teobromin ve teofillindir. Bunlardan kafein kahve taneciklerinde, teobromin kakaoda, teofillin isa çay yapraklarında bulunur.</p>
<p>Bütün bu alkaloitler merkezi sinir sistemi, kalpteki kan dolaşımı ve böbreklerin sidik salgılama fonksiyonu üzerinde uyarıcı etki yaparlar. Striknin, morfin, papaverin, kodein gibi afyonda bulunan bazı alkaloitler ağrı, öksürük ve uykusuzluk gibi birçok rahatsızlıklara karşı iyi birer <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a> olarak kullanılırlarsa da bu maddeler uzun zaman yüksek dozlarda alındıklarında uyuşturucu etkiler bırakırlar.</p>
<p>Kokain, atropin gibi birçok alkaloitler küçük dozlarda alındıklarında çeşitli tedavi özellikleri gösteren iyi birer <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a> olarak kullanılırlar. Bununla birlikte bunların fazla alınması ölümle sonuçlanabilen şiddetli zehirlenmeler meydana getirebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/alkaloitler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bromür</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/bromur</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/bromur#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:11:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Etken Maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bromür]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[sara]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=11826</guid>
		<description><![CDATA[Brom tuzu; potasyum bromür, sodyum bromür gibi brom içeren bir tuz Bromürlerin merkezi sinir sistem, üzerinde uyuşturucu etkileri vardır Bu nedenle, uzun yıllar yatıştırıcı olarak kullanılmışlardır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-11826"></span></p>
<p>Brom tuzu; potasyum bromür, sodyum bromür gibi brom içeren bir tuz. Bromürlerin merkezi sinir sistem, üzerinde uyuşturucu etkileri vardır. Bu nedenle, uzun yıllar yatıştırıcı olarak kullanılmışlardır. Fazlası refleksleri bile bozacak kadar uyuşukluk yapar. Aşırı tasalanmanın yol açtığı uykusuzluk, bromürlü <a href="http://www.spitall.com/farma"title="ilaç" >ilaç</a>larla giderilir.</p>
<p>Bromürlerin fazla miktarlarda alınması midenin mukoza zarını azdırır. Yan etkileri, zayıflık hissi, uyku hali, konuşma güçlüğüdür. İlaç bırakılınca bunlar geçer.</p>
<p>Bromürün merkezi sinir sistemine etkisi, kimyasal olarak klorüre benzemesinin sonucudur. Klor, sinir hücrelerince önemli bir rol oynar. Brom etkisini klorürün yerini alarak gerçekleştirir. Eskiden sara tedavisinde de kullanılan bromür, bugün bu hastalığı daha etkili bir şekilde iyileştiren <a href="http://www.spitall.com/farma"rel="external"title="ilaç" >ilaç</a>lar bulunduğundan kullanılmamaktadır.</p>
<p>Bromür zehirlenmesi: Bromun ya da bileşiklerinin uzun süre alınması sonucu ortaya çıkan belirtiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/bromur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efedrin</title>
		<link>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/efedrin</link>
		<comments>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/efedrin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Spitall Ekibi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Etken Maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Efedrin]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.spitall.com/?p=11800</guid>
		<description><![CDATA[Adrenaline benzeyen ve çeşitli kullanımları olan bir ilâç Ephedra equisetina isimli bir bitkiden elde edilen efedrin, başlıca etkisini sempatik sinir sistemi üzerinde gösterir. Astım tedavisinde tablet şeklinde kullanılır ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-11800"></span></p>
<p>Adrenaline benzeyen ve çeşitli kullanımları olan bir ilâç. Ephedra equisetina isimli bir bitkiden elde edilen efedrin, başlıca etkisini sempatik sinir sistemi üzerinde gösterir.</p>
<p>Astım tedavisinde tablet şeklinde kullanılır. Kriz sırasında bronşları genişleterek kasılmaları hafifletir. Saman nezlesi ve burunla ilgili diğer allerjiler, burun damlaları şeklindeki efedrinle tedavi edilir. Efedrin ayrıca kan damarlarını büzer, kan basıncının yükselmesini sağlar. Yan etkileri uykusuzluk ve sinirliliktir, fakat bunlar bir barbitürat kullanılarak giderilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.spitall.com/hastalik-belirtileri/efedrin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

