Kolelitiyazis (Kolelitiyasis)( Safra Taşı Hastalığı )

Belirtisi: karında devamlı ağrı, hazımsızlık, mide ekşimesi, mide yanması, boğazda yanma, karın ağrısı, ağrı, bulantı, kusma, ishal

Spitall Taxonomy Id: 35039

Tanım:

Dispepsi: karındaki devamlı ağrıdır. Devamlı ağrıya ilaveten hazımsızlık ve mide ekşimesi de vardır.

Retrosternal yanma: mide veya göğsün alt kısımlarından boyuna doğru yayılan bir yanma hissidir.

Kolelitiyazis, koroner arter hastalığı ile birlikte görülebilenyaygın bir hastalıktır. Önemli koroner arter hastalığı ve safrakesesi taşı olan hastalardaki major ilişki perioperatif miyokardenfarktüsüdür. Abdominal cerrahi esnasındaki miyokardenfarktüsü riski uygun koroner revaskülarizasyonla azaltılabilir. Kolesistektomi, koroner arter bypass cerrahisi (AKBG) esnasında veya hemen sonrasında yapılabilir. Şimdiye kadar koroner arter bypass cerrahisi ve kolesistektomininardışık cerrahisinin kolay olduğu bildirilmiştir ancak bunlarınhepsi vaka raporu olarak gündeme gelmiştir ve geniş çaplıçalışmalar yayınlanmamıştır. Bütün bu çalışmaların ışığıaltında, AKBG’yi hemen takiben aynı zamanda kolesistektomiuygulaması postoperatif komplikasyon riskini arttırmaz veseçilebilecek kolay bir girişimdir.

Safra taşı önemli morbidite nedenidir ve kolesistektomi birçok ülkede en yaygın yapılan abdominal operasyondur. Safra taşı prevalansı ülkeler arasında farklılıklar göstermektedir. Güneybatı Amerika ülkelerinde oldukça yüksek, üçüncü dünya ülkelerinde nadirdir. Yüksek taş prevalansı olan ülkelerde kolesterol safra taşlarının, düşük prevalansı olan ülkelerde pigment taşlarının baskın olduğu gösterilmiştir. Çalışmalarda erişkinlerin yaklaşık %10’unda safra taşı bulunduğu gösterilmiştir [3]. Prevalans yaşla artar ve 50-65 yaşlarda pik yapar. Erkek/Kadın/kadin-cinayetleri”title=”kadın” >kadın oranı 1/2’dir. Kadınlarda 20-50 yaşları arasında prevalans %5-20, 50 yaş sonrası ise %25-30’dur. Yetmişli yaşlardaki kadınların %50’sinde, erkeklerin %16’sında; 90’lı yaşlardaki kadın ve erkeklerinse %80’inde taş bulunduğu gösterilmiştir.

TAŞLARIN MORFOLOJİSİ VE BİLEŞİMİ

Morfoloji ve içeriklerine göre üç tür safra taşı mevcuttur:

1. Kolesterol taşları,

2. Siyah pigment taşları,

3. Kahverengi pigment taşları.

Kolesterol taşları en yaygın tiptir, tamamen kolesterolden oluşmuştur (pür kolesterol taşları) veya büyük kısmını kolesterol oluşturur (miksed kolesterol taşları). Siyah pigment taşları ya tamamen kalsiyum bilirubinattan ya da kalsiyum, bakır ve büyük miktarlarda müsin glikoproteinlerinin oluşturduğu polimer benzeri komplekslerden oluşur. En sık siroz ve kronik hemoliz durumlarında görülür. Kahverengi pigment taşları kalsiyum tuzları ve ankonjuge bilirubin ile değişen miktarlarda kolesterol ve proteinden oluşur, sıklıkla infeksiyonla birliktedir. Biliyer sistemdeki bakteri konjuge bilirubinden glukronik asidi hidrolize eden ß-glukronidaz enzimini salgılar ve bu da ankonjuge bilirubinin, dekonjuge safra asitlerinin ve doymuş yağ asitlerinin kalsiyum tuzlarının oluşumuna neden olur. Taşlar safra kesesinde, ana safra kanalında ya da intrahepatik safra kanallarında gelişebilir.

RISK FAKTÖRLERI

Kolesterol ve pigment taşları için risk faktörleri ve hangi mekanizmalarla taş oluşumuna katkıda bulundukları gösterilmiştir.

Asemptomatik taşlar

Safra kesesi taşlı çoğu hasta asemptomatiktir ve asemptomatik kalacaktır. Yapılan bir araştırmada 15 yıl izlenen safra taşlarında 5., 10. ve 15. yıllarda sırasıyla %10, %15 ve %18 oranında semptom geliştiği gösterilmiştir. Semptom gelişme riski 5-10 yılda daha yüksek -yılda %2-3-, daha sonra bu oran yılda %0.1- 0.3’e düşmektedir. Bu nedenle asemptomatik taşlara profilaktik olarak kolesistektomi önerilmemektedir. Bu hastalarda yapılması gereken tek şey izlemektir, herhangi bir tedavi önerilmemektedir. Semptomatik taşlar Doğal öykünün araştırıldığı çalışmalarda ciddi komplikasyonlardan önceki birkaç aylık dönemde olguların %90’ında kolelitiyazis spesifik semptomu olan biliyer koliğin geliştiği saptanmıştır. Biliyer kolik; sistik kanalın ya da koledokun obstrüksiyonu ile meydana gelir. Biliyer kolik ağrısı 5-15 dakikalık periyod boyunca şiddetini artırıp, 15 dakika-birkaç saat sabit şiddette kaldıktan sonra, 15 dakika ile 2 saatte ağrının şiddetinin azalarak kaybolduğu bir ağrı tipidir. Sağ üst kadran veya epigastriumda lokalize ağrı olarak tanımlanır, sağ omuza yayılabilir. Ağrıya bulantı, kusma, dispepsi, diyare ve retrosternal yanma gibi nonspesifik semptomlar eşlik edebilir. Kalsifiye taşlar, pigment taşları, birkaç yıl boyunca devam eden taşlar ve semptomatik taşların spontan olarak erimesi olası değildir. Fizik muayene genellikle normaldir. Sağ üst kadranda hassasiyet bulunabilir. Ateş akut kolesistitte progresyonu düşündürür. Laboratuvar olarak polimorfların artışıyla birlikte lökositoz da akut kolesistiti düşündürür; transaminaz ve alkalen fosfataz yüksekliği sistik kanal obstrüksiyonundan ziyade taşa bağlı akut koledok obstrüksiyonunu gösterir.

TANI

Tanıda en değerli tetkik ultrasonografi (USG)’dir. Sensitivitesi ve spesifisitesi oldukça yüksektir (%98) . Radyoopak taşlar düz karın grafisinde de görülebilmektedir. Eskiden sık kullanılan tanısal işlem oral kolesistografik inceleme hemen hiç kullanılmamaktadır. Hepatobiliyer sintigrafinin sensitivitesi %95, spesifisitesi %90 olarak tanımlanmıştır. Endoskopik retrograd kolanjiyo pankreatografi (ERCP)’nin sensitivitesi ve spesifisitesi %80 olarak bildirilmiştir.

Tedavi yöntemleri

Biliyer ağrı atağı geçiren safra kesesi taşlı hastaların tedavisinde laparoskopik veya açık kolesistektomi, altın standart tedavidir. Safra kesesi taşlarının benign bir seyir izlemesi, maliyeti ve hemen daima ciddi komplikasyonlardan önce uyarıcı biliyer kolik ataklarının olması nedeniyle asemptomatik taşlara profilaktik kolesistektomi tavsiye edilmemektedir. Ancak bazı durumlarda asemptomatik olgularda profilaktik kolesistektomi önerilmektedir:

1. Sickle cell hastalıkla birlikte olan safra taşlı hastalar (ciddi komplikasyon gelişme riski yüksek),

2. Safra kesesi duvar kalsifikasyonlu veya porselen safra kesesi olanlar,

3. Solid organ nakli yapılanlar. Oral safra asitleri ile taşların eritilme tedavisinin rolü oldukça sınırlıdır. Ursodeoksikolik asit ve kenodeoksikolik asidin safra taşlarını etkili bir şekilde erittiği gösterilmiştir. Kalsifiye ve pigment taşlarında etkili değildir,

taşlar yavaş erimekte, tedavi ile taşlar eridikten

sonraki beş yıl içinde taşların %50’si yeniden oluşmaktadır.

“Ekstracorporeal shock-wave litotripsi (ESWL)”: Hem safra kesesi hem de koledok içindeki taşları parçalayabilir. Bu tedavi, boşalma zamanı bozulmamış safra kesesinde yapılmalıdır. Hemen daima oral safra asit tedavisi ile birlikte uygulanmaktadır. Bu şekilde ESWL ile parçalanan taşların eritilerek atılması sağlanır. Komplikasyon oranı yüksektir, tedavi sonrası taş nüks oranı da yüksektir. Sonuçta, safra kesesi taşı hastalığı sık görülen bir hastalıktır, ancak gereksiz kolesistektomi ameliyatları nedeniyle ülke bütçesine önemli zarar getirmekte, morbidite ve mortaliteyi artırmaktadır. Hastalar değerlendirilirken özellikle bu nokta göz önünde bulundurulmalıdır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

İletinizi Girin

*

Bizi Sosyal Ağlarda Takip Edin